(AİHS m. 5, 6, 35) (2709 S. K. m. 36) (765 S. K. m. 61, 147) (ÇETİN DOĞAN - TÜRKİYE DAVASI) (CEM AZİZ ÇAKMAK V. - TÜRKİYE DAVASI)
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
(Başvuru No. 11920/13)
Guido Raimondi,
Yargıçlar
Işıl Karakaş,
Andras Sajö,
Helen Keller,
Paul Lemmens,
Robert Spano,
Jon Fridrik Kjelbro
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismithin katılımıyla, 13 Kasım 2014 tarihinde, Daire olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), yukarıda belirtilen 29 Kasım 2012 tarihinde sunulan başvuruyu dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Ayhan Türker Koçpınar, 1969 doğumlu bir Türk vatandaşı olup İstanbulda ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde, İstanbulda görev yapan Avukat İ.N. Tezel tarafından temsil edilmektedir.
1. Başvuranlara Karşı Açılan Ceza Davası
2. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 2010 yılında, tümü Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu general veya subaylardan oluşan, Balyoz (Fransızcası "la masse" veya İngilizcesi "sledgehammer") olarak adlandırılan bir suç örgütüne üye olduğu iddia edilen birçok kişi hakkında ceza soruşturması başlatmıştır. Savcılık, söz konusu kişileri, 2002 ve 2003 yıllarında, olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan eski Türk Ceza Kanununun 147. maddesi ile cezalandırılan bir eylem olan, seçilmiş Hükümeti zorla devirmeyi amaçlayan askeri bir darbe planına katılmakla suçlamıştır (Balyoz Davası hakkında daha fazla ayrıntı ve bu davaya ilişkin eylem planları için bk. Doğan/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 28484/10, 10 Nisan 2012 ve Çakmak/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 58223/10, 19 Şubat 2013).
3. İstanbul Savcılığı, 11 Kasım 2011 tarihli iddianameyle, Eski Ceza Kanunu'nun (Bakanlar Kurulunu zorla devirme teşebbüsünü cezalandıran) 61. maddesiyle birlikte aynı kanunun 147. maddesine dayanarak, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi önünde birçok kişi hakkında ceza davası açmıştır.
4. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 21 Eylül 2012 tarihinde, Balyoz Davası ile ilgili kararını açıklamış ve Bakanlar Kurulunu zorla devirmeye teşebbüs nedeniyle, Eski Ceza Kanununun 61. maddesi ile birlikte 147. maddesi gereğince, diğer sanıklar arasında başvuranı, on altı yıl ağırlaştırılmış hapis cezasına mahkum etmiştir.
5. Başvuran, 27 Eylül 2012 tarihinde, cezaevine konulmuştur.
6. Yargıtay, 9 Ekim 2013 tarihli kararıyla, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına karşı yapılan temyiz başvurusunu reddetmiştir.
2. Anayasa Mahkemesi'ne Sunulan Başvuru
7. Başvuran, belirtilmeyen bir tarihte, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
8. Anayasa Mahkemesi, 18 Haziran 2014 tarihli kararıyla, Anayasanın 36. maddesinde öngörülen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, öncelikle savunma makamı tarafından sunulan karşı bilirkişi raporlarının Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dikkate alınmadığının ve bu hususta gerekçe gösterilmediğinin altını çizmiştir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, H.Ö. ve A.Y. isimli davanın iki kilit isminin tanık olarak Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dinlenmesi gerektiğini tespit etmiştir.
9. Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin kararına dayanarak, 19 Haziran 2014 tarihinde başvuranın serbest bırakılmasına karar vermiştir. Ayrıca Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi, 21 Eylül 2012 ve 9 Ekim 2013 tarihli kararların sonuçlarını ortadan kaldırarak ilgili aleyhinde açılan ceza davasının yenilenmesine, bu yargılamaya ilişkin ilk duruşmanın 3 Kasım 2014 tarihinde gerçekleştirilmesine karar vermiştir.
ŞİKAYETLER
10. Başvuran, Sözleşmenin 5. maddesinin 1. fıkrasını ileri sürerek, kendisine göre, ceza gerektiren bir suç işlediği gerekçesiyle suçlanması için makul nedenler bulunmaksızın, Sözleşmeye aykırı olarak yakalanarak tutuklanmasından şikayet etmektedir.
11. Ardından başvuran, Sözleşmenin 5. maddesinin 3. fıkrası ve Sözleşmenin 6. maddesinin 2. fıkrasını ileri sürerek, kendisine göre, tutukluluk süresinin aşırı uzun olduğunu iddia etmektedir. Ayrıca başvuran, yerel mahkemeler tarafından verilen tutukluluk halinin devamı kararını haklı gösteren gerekçelerin yetersizliğinden şikayet etmektedir.
12. Başvuran, Sözleşmenin 5. maddesinin 4. fıkrası açısından, tutukluluk halinin devamına ilişkin karara itiraz etmek için etkin bir başvuru yolunun bulunmamasından şikayet etmektedir.
13. Başvuran, Sözleşme'nin 6. maddesini ileri sürerek, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde adil yargılanma hakkını kullanamadığını iddia etmektedir. Bu bağlamda başvuran, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesini, savunma haklarına riayet etmeksizin davayı yürütmekle suçlamaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşmenin 5. Maddesinin 1, 3 ve 4. Fıkralarının İhlal Edildiği İddiası Hakkında
14. Başvuran, yakalandığı ve tutuklandığı sırada, ceza gerektiren bir suç işlediği gerekçesiyle suçlanması için makul nedenler olduğuna dair hiçbir delil unsurunun bulunmadığını ileri sürmektedir. Başvuran, kendisine göre hakkaniyete uygun olmayan bir ceza davası çerçevesinde tutuklu bulundurulmasının, özgürlük ve güvenlik haklarına ihlal teşkil ettiğini eklemektedir. Ayrıca başvuran tutukluluk süresinden ve yerel mahkemelerin ileri sürdüğü, tutuklu bulundurulmasını haklı gösteren gerekçelerin yetersizliğinden şikayetçidir. Son olarak başvuran, tutukluluk halinin devamına ilişkin karara itiraz etmek için etkin bir başvuru yolunun bulunmamasından şikayet etmektedir. Bu bağlamlarda başvuran, Sözleşmenin 5. maddesinin 1, 3, 4. fıkralarını ve Sözleşmenin 6. maddesinin 2. fıkrasını ileri sürmektedir.
Mahkeme, davaya ilişkin olay ve olguların hukuki değerlendirilmesi konusunda takdir yetkisine sahip olup (Glor/İsviçre, No. 13444/04, § 48, AİHM 2009), bu şikayetlerin, Sözleşmenin 5. maddesinin 1, 3, 4. fıkraları açısından incelenmesi gerektiği kanısındadır.
15. Öncelikle Mahkeme, başvuranın, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından mahkum edilmeden önce cezaevine konulmadığını gözlemlemektedir.
16. Mahkeme, mahkumiyet kararının genellikle, 5. maddenin 3. fıkrası açısından göz önünde bulundurulacak dönemin sonunu -ki söz konusu dönem Sözleşmenin 5. maddesinin 1. fıkrasının c) bendi için de geçerlidir-teşkil ettiğini hatırlatmaktadır; ilgililerin tutukluluğu bu tarihten itibaren, Sözleşmenin 5. maddesinin 1. fıkrasının a) bendi alanına girmektedir (I.A./Fransa, 23 Eylül 1998, § 98, Karar ve Hüküm Derlemeleri 1998-VII).
17. Mahkeme, başvuranın 21 Eylül 2012 tarihinde, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından suçlu bulunduğunu ve aynı mahkeme tarafından Eski Ceza Kanununun 61. maddesi ile birlikte 147. maddesi gereğince on altı yıl ağırlaştırılmış hapis cezasına mahkum edildiğini tespit etmektedir. Mahkeme, bu bağlamda, başvuranın yetkili bir mahkeme tarafından verilmiş mahkumiyet kararı sonrasında yasaya uygun olarak tutuklandığını gözlemlemektedir.
18. Mahkeme, dava konusu olayları göz önüne alarak, başvuranın tutukluluğunun, Sözleşmenin 5. maddesinin 1. fıkrasının a) bendi bakımından haklı olduğu ve Sözleşmenin 5. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının somut olaya uygulanamayacağı kanaatindedir.
19. Sonuç olarak, bu şikayetler açıkça dayanaktan yoksundur ve Sözleşmenin 35. maddesinin 3. fıkrası ile 4. fıkrasının a) bendi uyarınca reddedilmelidir.
B. Sözleşmenin 6. Maddesinin İhlal Edildiği İddiası Hakkında
20. Diğer taraftan başvuran, Sözleşmenin 6. maddesinin de birçok bağlamda ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Başvuran öncelikle, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi hakimlerinin bağımsız ve tarafsız olduklarını ispatlamadıklarından şikayet etmektedir. Ardından ise başvuran, savunmasını hazırlaması için gerekli olan zamanın ve kolaylıkların kendisine tanınmadığını ve lehinde delil unsuru sunma olanağından mahrum edildiğinden şikayet etmektedir.
21. Mahkeme, Anayasa Mahkemesi ve Anadolu Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararların ardından, başvuran hakkında açılan ceza davasının, ilk derece mahkemesi önünde yeniden derdest olduğunu tespit etmektedir. Mahkeme, başvuran hakkında verilmiş nihai bir mahkumiyet kararı bulunmadığından, başvuran hakkında açılan davayı tamamıyla inceleyecek durumda değildir.
22. Dolayısıyla, başvuran, yerel mahkemeler önünde sürdürülen davanın mevcut aşamasında Sözleşmenin 6. maddesinin hükümlerinin ihlal edildiğinden şikayetçi olamaz. Bununla birlikte, şayet başvuran, hakkında açılan ceza davası sonucunda halen iddia ettiği ihlallerden mağdur olduğu kanısındaysa, Mahkemeye yeniden başvurma imkanı bulunmaktadır. Dolayısıyla başvurunun bu kısmı, vaktinden önce sunulmuştur (diğerleri arasında bk., Çakmak/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 58223/10, § 70, 19 Şubat 2013).
23. Dolayısıyla başvurunun bu kısmının da, Sözleşmenin 35. maddesinin 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy