(AİHS. m. 6, 14, 35) (2709 S. K. m. 125) (ALLENET DE RIBEMONT - FRANSA DAVASI) (ALİ RIZA SÖZEN V. - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No. 30310/13)
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Çiçek / Türkiye Kararı
16 Eylül 2014 tarihinde,
Başkan,
Guido Raimondi,
Yargıçlar,
Işıl Karakaş,
Andras Sajö,
Neboja Vucinic,
Helen Keller,
Robert Spano,
Jon Fridrik Kjolbro,
ve Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismithin katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölümü), Daire olarak toplanarak, 20 Eylül 2012 tarihinde yapılan başvuruya ilişkin yukarıda belirtilen tarihte gerçekleştirilen müzakerelerin ardından, aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY
1. Başvuran Dursun Çiçek, T.C. vatandaşı olup 1960 doğumludur ve İstanbulda ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde, İstanbulda görev yapan Avukat İ. Çiçek tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
2. Başvurunun kendine özgü koşulları, başvuran tarafından ifade edildiği şekilde aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Başvuran, olayların meydana geldiği tarihte, Deniz Kuvvetlerinde Albay olarak görev yapmaktadır ve hakkında açılan iki ceza davası çerçevesinde tutuklu bulunmaktadır. Dosyada yer alan belgelere göre, bu davalar, ulusal mahkemeler önünde halen derdesttir.
4. Yüksek Askeri Şura, 1 Ağustos 2011 tarihli bir kararla, kadrosuzluk nedeniyle başvuranın ve diğer birçok askerin 30 Ağustos 2011 tarihinden itibaren emekliye sevkedilmelerine karar vermiştir.
5. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Savunma Bakanı, 4 Ağustos 2011 tarihinde, bu kararı onaylamışlardır.
6. Başvuran, 10 Ağustos 2011 tarihinde, emekliye sevkedilmesiyle ilgili kararın iptaline yönelik dava açmak için Askeri Yüksek İdare Mahkemesine başvurmuştur. Ayrıca başvuran, 4 Ağustos 2011 tarihli karara karşı yürütmenin durdurulmasını da talep etmiştir. Başvuran emekliye sevkedilmesinin hakkında açılan ceza davalarının varlığı sebebine dayandığı ve bu nedenle masumiyet karinesi ilkesiyle uyumlu olmadığı kanaatindedir. Başvuran ayrıca, orduda görev yapan bazı generallerin Balyoz davasında sanık olmalarına rağmen, emekliye sevkedilmediklerini, kendisinin emekliye sevkedilmesinin ayrımcılık teşkil ettiğinden şikayet etmektedir.
7. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 8 Eylül 2011 tarihli bir kararla, yürütmeyi durdurma talebini reddetmiştir.
8. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 3 Mayıs 2012 tarihli bir kararla, da kararın iptaline ilişkin başvuranın talebini reddetmiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, ordunun ihtiyacına göre gerekli albay kadrosunun Yüksek Askeri Şura tarafından her yıl belirlendiğini ve başvuranın emekliye sevkedilmesi nedeninin uygun kadro bulunmamasından kaynaklandığını değerlendirmiştir.
9. Başvuranın karar düzeltme talebi, 13 Eylül 2013 tarihli bir kararla reddedilmiştir.
B. İlgili İç Hukuk
10. Anayasanın 125. maddesi aşağıdaki şekildedir:
İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır (...).
Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askeri Şuranın kararları yargı denetimi dışındadır. Ancak, terfi ve emekliye ayrılma kararlan haricinde uygun makam bulunmaması nedeniyle, Askeri Yüksek Şuranın verdiği işten çıkarılma kararlan adli denetime tabi tutulabilir.
(...)
ŞİKAYETLER
11. Başvuran, Sözleşmenin 6. maddesinin 2. fıkrasını ileri sürerek, emekliye sevkedilmesinin masumiyet karinesi ilkesini ihlal ettiğini iddia etmektedir.
12. Başvuran, Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrası ve 13. maddesini ileri sürerek, mahkemeye erişim hakkının Anayasanın 125. maddesiyle engellenmesi nedeniyle, etkin başvuru yolundan yoksun bırakılmasından şikayet etmektedir.
13. Ayrıca başvuran, Sözleşmenin 14. maddesini ileri sürerek, kendisi ile aynı durumda bulunan generallerin hemen emekliye sevkedilmedikleri gerekçesiyle, ayrımcılığa tabi tutulmasından şikayet etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşmenin 6. maddesinin 2. fıkrasına İlişkin Şikayet Hakkında
14. Başvuran, aşağıda öngörüldüğü gibi Sözleşmenin 6. maddesinin 2. fıkrasının ihlal edilmesi suretiyle emekliye sevkedilmesinden şikayet etmektedir.
Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.
15. Mahkeme, eğer suçluluğu daha önce yasal olarak sabit olmayan bir şüpheli hakkında verilen adli bir karar o kişinin suçlu olduğu hissini uyandırıyorsa masumiyet karinesine aykırı davranılmış olacağını hatırlatmaktadır. Kesin bir tespit bulunmasa bile, hakimin ilgilinin suçlu olduğunu değerlendirdiğini düşündürecek bir gerekçenin var olması yeterlidir. Her ne kadar Sözleşmenin 6. maddesinin 2. fıkrasında yer alan masumiyet karinesi ilkesi, aynı hükmün 1. fıkrası ile koruma altına alınan cezai alanda adil yargılanma hakkındaki unsurları arasında bulunuyor ise de, bu ilke ceza yargılaması alanında basit bir usuli güvence olarak ortaya çıkmamaktadır. Bu ilkenin kapsamı daha geniştir ve devletin herhangi bir temsilcisinin veya bir kamu makamının, bir kişinin suçlu olduğuna mahkeme tarafından karar verilmedikçe onu suçlu ilan etmemeleri gerekir. (bk, özellikle, Allenet de Ribemont/Fransa, 10 Şubat 1995, §§ 35-36, Seri A No. 308, Daktaras/Litvanya, No. 42095/98, §§ 41-42, AİHM 2000X, Butkevicius/Litvanya, No. 48297/99, §§ 50-52, AİHM 2002II (özetler), ve Lavents/Letonya, No. 58442/00, § 126, 28 Kasım 2002).
16. Somut olayda Mahkemenin görevi öncelikle, başvuranın emekliliğe sevk edilmesinin ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeki yargılamanın Sözleşmenin 6.maddesinin 1. fıkrası anlamında başvuran hakkında cezai alanda bir suçlama ya mahal verip vermediğini araştırmak olacaktır. Aksi durumda Mahkeme, bu suçlamanın bununla birlikte Sözleşmenin 6. maddesinin 2. fıkrasının uygulama alanına girecek biçimde ceza yargılamasına bağlı olup olmadığını araştıracaktır (Sözen/Türkiye (kabul edilebilirlik kararı), No. 53329/12, § 18, 12 Şubat 2013).
17. Mahkeme, başvuranın ne Yüksek Askeri Şura ne de Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından açık bir şekilde suçun faili olarak gösterilmediğini tespit etmektedir. Nitekim Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin 3 Mayıs 2012 tarihli kararında, ordunun ihtiyacı bulunduğu albay sayısının sınırlı kalması ve başvurana uygun kadro bulunmamasını kararına esas aldığı dosyadan anlaşılmaktadır. Söz konusu mahkeme, başvuran hakkında açılan ceza yargılaması olgusundan bir sonuç çıkartmaktan kaçınmıştır. Başka bir deyişle, somut olayda ulusal makamların kararı başvuranın ileri sürdüğü masumiyet karinesiyle ilgili olan adli alandan farklı olarak münhasıran idari alanda verilmiştir.
18. Bununla birlikte ceza yargılaması ile başvuranın emekliliğe sevk edilmesi arasında, bu sevk edilme durumunun Sözleşmenin 6. maddesinin 2. fıkrasının uygulama alanına girebileceğini haklı gösterecek bir ilişkinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
19. Halbuki Mahkeme, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi önündeki yargılama sonucunun, ceza yargılaması için hiçbir şekilde belirleyici olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca Mahkeme, başvuranın emeklilikten doğan bütün haklardan yararlanarak, normal emekliliğe ayrıldığını dikkate almaktadır.
20. Dolayısıyla Mahkeme, Sözleşmenin 6. maddesinin 2. fıkrasının somut olaya uygulanamayacağı sonucuna varmaktadır.
21. Sonuç olarak bu şikayet, Sözleşmenin 35. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
B. Bir Mahkemeye Erişim Hakkı ve Etkin Başvuru Yolunun Bulunmamasına İlişkin Şikayetler Hakkında
22. Başvuran, Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasını ve 13. maddesini ileri sürerek, emekliye ayrılmasına karşı ulusal mahkemelere başvurma imkanı bulunmadığını savunmaktadır ve bu durumun Anayasanın 125. maddesinden kaynaklandığı kanaatindedir.
23. Mahkeme, 10 Ağustos 2011 tarihinde, başvuranın emekliliğe sevk edilmesiyle ilgili kararın iptali için Askeri Yüksek İdare Mahkemesine başvurduğunu ve 3 Mayıs 2012 tarihinde söz konusu mahkemenin başvuranın taleplerinin esası hakkında açıklamada bulunarak karar verdiğini tespit etmektedir. Ardından, söz konusu mahkeme 13 Eylül 2013 tarihli bir kararla, başvuran tarafından sunulan karar düzeltme talebini reddetmiştir.
24. Sonuç olarak bu şikayetler, açıkça dayanaktan yoksundur ve Sözleşmenin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ile 4. fıkrası uyarınca kabul edilemez olduklarına karar verilmelidir.
C. Sözleşmenin 14. maddesine İlişkin Şikayet Hakkında
25. Başvuran, Sözleşmenin 14. maddesini ileri sürerek, kısacası kendisi gibi aynı ceza yargılaması çerçevesinde tutuklu bulunan bazı generallerin emekliliğe sevk edilmemesi gerekçesiyle ayrımcılığa uğradığından şikayet etmektedir.
26. Mahkeme, dosyada bulunan unsurların bütünü ışığında ve belirtilen iddiaları değerlendirmekle yetkili olduğu ölçüde, Sözleşme ile korunan hak ve özgürlüklerin hiçbir şekilde ihlal edilmediğini tespit etmiştir.
27. Sonuç olarak başvurunun bu kısmı, Sözleşmenin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkrası uyarınca, açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy