(AİHS. m. 2, 3, 6, 8, 9, 10, 11, 13, 14, 35) (AKDIVAR VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (MCCANN VE DİĞERLERİ - BİRLEŞİK KRALLIK DAVASI) (HASAN UZUN V. - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No: 64200/13)
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başkan
Guido Raimondi,
Yargıçlar
Işıl Karakaş,
Andras Sajö,
Neboja Vucinic,
Helen Keller,
Egidijus Küris,
Robert Spano,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismithin katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölümü), Daire olarak, 10 Ekim 2013 tarihinde yapılan ve yukarıda belirtilen başvuruyu göz önünde bulundurarak 25 Mart 2014 tarihinde gerçekleştirdiği müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuranlar, Şehap Korkmaz ve Gürkan Korkmaz ile Emel Korkmaz, Melike Çakırkaya ve Aylin Taktuk T.C. vatandaşları olup sırasıyla 1957, 1986, 1962, 1989 ve 1985 doğumludurlar. Antakyada ikamet etmektedirler. Başvuranlar, 10 Temmuz 2013 tarihinde hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmazın yakınlarıdırlar ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde, Eskişehirde görev yapan Avukat A. Kumaş tarafından temsil edilmektedirler.
2. Başvurunun kendine özgü koşulları, başvuranlar tarafından ifade edildiği şekilde aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Yaklaşık yüz kişi, 27 Mart 2013 tarihinde, Gezi Parkının bir bölümünde ağaçların kesilmesini ve İstanbuldaki Taksim Meydanında alışveriş merkezi yapılmasını protesto etmek amacıyla Gezi Parkında çadırlar kurarak barışçıl bir gösteri düzenlemiştir.
4. 30 Mart 2013 tarihinde, saat 05:00 te polisin müdahale etmesinin ardından çatışmalar yaşanmıştır. Takip eden haftalar boyunca, Türkiyenin önemli şehirlerinde Hükümet aleyhine birçok gösteri patlak vermiştir.
5. Ali İsmail Korkmaz, 3 Haziran 2013 tarihinde, saat 01:00 de Eskişehirde meydana gelen gösteriler sırasında tekmeli-sopalı saldırıya uğramıştır. İlgili, aynı gün hastaneye gitmiştir. Hastanede ilgili hakkında düzenlenen sağlık raporunda vücudunda birçok lezyonun bulunduğu belirtilmiştir. İlgili, kranial tomografi için başka bir hastaneye yönlendirilmiştir.
6. İlgili, aynı gün sabah saat 03.00 sularında yeniden muayene edilmiş ve sağ omzundaki kemik kırığı nedeniyle tedavi edilmiştir.
7. İlgili, ikinci hastaneden, dosyasının tamamlanması için bu kez de karakola sevk edilmiştir. İlgili saat 18.30da şikayette bulunduktan sonra, yeniden hastaneye gelmiştir. Hastanede ilgiliye beyin kanaması teşhisi konulmuştur; Ali İsmail Korkmaz saat 22.41de acilen Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesine sevk edilmiş ve burada beyin ameliyatı geçirmiştir.
8. Eskişehir savcısı tarafından soruşturma açılarak, olayların meydana geldiği sokakta bulunan dükkanların güvelik kamerası kayıtlarının toplanmasına karar verilmiştir.
9. Aynı zamanda pek çok tanık ifade vermiştir. 11 Haziran 2013 tarihinde Ali İsmail Korkmazın babasının ifadesi alınmıştır; ilgilinin babasının, oğluna ilişkin tıbbi ihmalin bulunduğu yönündeki şikayeti esas soruşturma dosyasından ayrılmıştır.
10. Bozulan harddisklere daha önce kaydedilmiş olan veya bir kısmı silinen söz konusu görüntü kayıtlarına ilişkin birçok bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Kayıtların silinmesi konusunda delillerin yok edilmesi ya da tahrip edilmesine ilişkin soruşturma da esas soruşturmadan ayrılmıştır.
11. Ali İsmail Korkmaz, 10 Temmuz 2013 tarihinde aynı hastanenin yoğun bakım ünitesinde yaşamını yitirmiştir. Aynı gün düzenlenen otopsi raporunda, kafa travmasına bağlı beyin kanamasının meydana geldiği sonucuna varılmıştır.
12. Görüntü kayıtlarından teşhis edilen S.K. isimli şahıs, 11 Temmuz 2013 tarihinde gözaltına alınmış ve daha sonra 15 Temmuz 2013 tarihinde tutuklanmıştır.
13. Bir otel ile bir ekmek fırınının güvenlik kameralarından silinen kayıtların geri alınmasına imkan veren 21 Haziran 2013 tarihli bilirkişi raporu pek çok kişinin teşhis edilmesine de olanak sağlamıştır. Olay günü sivil giyimli olan dört polis memuru ve dört kişi sorgulanmıştır.
14. Söz konusu polislerden biri ve dört kişi 7 Ağustos 2013 tarihinde tutuklanmıştır.
15. Dört polis memuru ve dört kişi hakkında kasten adam öldürme nedeniyle düzenlenen iddianame 9 Eylül 2013 tarihinde Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesine sunulmuştur. Savcı, S.K. ve diğer üç şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir (bu belge dosyada yer almamaktadır).
16. Başvuranlar, ayrıca soruşturmalar süresince gerçekleştirilen birçok işlemle ve tıbbi ihmale ilişkin tamamı reddedilen şikayetlerle ilgili olarak, yukarıda belirtilen ikinci hastanedeki doktorların yargılanmasına yer olmadığı yönünde verilen karara itiraz etmişlerdir.
17. Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi, yapılacak duruşmalar için 24 Eylül 2013 tarihinde güvenlik tedbirlerinin alınmasına karar vermiştir.
18. Emniyet Genel Müdürlüğünün sitesinde ve basında yer alan bilgilere göre ilk duruşma ertelenmiştir. Ardından da dava güvenlik gerekçeleriyle, bilinmeyen bir tarihte, Kayseri Ağır Ceza Mahkemesine nakledilmiştir. Bu mahkemede, Kasım 2013 ve 3 Şubat 2014 tarihlerinde duruşma yapılmıştır; Kayseri Valisi, 3 Şubat 2014 tarihinde, adliye çevresindeki gösterilerin yasaklanması yönündeki kararını duyurmak amacıyla basın açıklaması yayımlamıştır.
19. Bu arada, birçok işlem de güvenlik gerekçeleriyle farklı Ağır Ceza Mahkemeleri önünde yeniden başlatılmıştır. Eskişehirde 6 Ocak tarihinde yirmi dört tanık ifade vermiştir; mağdur yakınlarının ifadeleri ise Antakyada 13 Ocak tarihinde alınmıştır. Belirtilmeyen bir tarihte, Ankarada, bir polis memuru tanık olarak dinlenmiştir.
20. Bir sonraki duruşmanın Kayseride 12 Mayıs 2014 tarihinde yapılması öngörülmektedir. Olay yerindeki dükkanların görüntü kayıtlarının silinmesine ilişkin yürütülen soruşturma da devam etmektedir.
ŞİKAYETLER
21. Başvuranlar, Sözleşme'nin 10. ve 11. maddelerini ileri sürmekte ve olaylar sırasında, baskı ve zorbalığa karşı direnme hakkına uzun bir süre boyunca makamlar tarafından güç kullanılarak ve haksız olarak müdahale edilmesinden şikayet etmektedirler.
22. Başvuranlar ayrıca, Sözleşmenin 2, 3, 6, 8, 9 ve 14. maddelerini ileri sürerek, özellikle soruşturmayı yürüten makamların ve mahkemelerin tarafsız olmaması sebebiyle, baskıcı bir adli ve idari uygulama bulunduğunu, dolayısıyla söz konusu yargılamaların sonucunu beklemenin veya başvuru yollarının etkin olmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuruda bulunmanın da gerekli olmadığını iddia etmektedirler.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
23. Başvuranlar, özellikle Sözleşmenin 11. ve 2. maddeleri açısından, makamların gösterilere müdahalesinden, yakınlarının yaşam hakkının ihlal edilmiş olmasından ve söz konusu yargılamaların etkin bir şekilde yürütülmediğinden şikayet etmektedirler.
24. Mahkeme öncelikle, başvurunun esasında bulunan olayların, Haziran 2013 tarihinde meydana geldiğini ve Ali İsmail Korkmazın ölümüne ilişkin olarak sanık polis memuru aleyhinde yürütülen ceza davasının halen derdest olduğunu tespit etmektedir.
25. Sözleşme tarafından oluşturulan koruma mekanizmasının, ulusal sistemler için insan haklarının güvencesiyle ilgili olarak destekleyici bir nitelik teşkil etmesi en öncelikli hususlardan birisidir. Mahkemenin görevi, Sözleşmeci Devletlerin, Sözleşme bağlamında yükümlülüklerini yerini getirip getirmediğini denetlemektir. Mahkeme, Sözleşme tarafından ele alınan temel hak ve özgürlüklere, yerel düzeyde riayet edilmesi ve bu özgürlüklerin korunması görevini yerine getirmesi gereken Sözleşmeci Devletler yerine kendisini koyamaz ve koymamalıdır. Dolayısıyla bu mekanizmanın işleyebilmesi için, iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralı söz konusu mekanizmanın kaçınılmaz bir kısmıdır. Devletler, ulusal hukuki düzenlerinde mevcut durumu düzeltme imkanına sahip olmadan önce, uluslararası bir kuruluş önünde eylemlerini açıklamak zorunda değillerdir. Dolayısıyla, bir Devlet aleyhinde yöneltilen şikayetlerle ilgili olarak, Mahkemenin denetim yetkisinden faydalanmak isteyen kişiler, öncelikle kendi ülkelerinin hukuk sisteminin sunduğu başvuru yollarını kullanmakla yükümlüdürler. (diğer birçok dava arasında bk., Demopolous / Türkiye (Kabul Edilebilirlik Hakkında Karar) (BD), No. 46113/99, 3843/02, 13751/02, 13466/03, 10200/04, 14163/04, 19993/04 ve 21819/04, § 69, AİHM-2010, Akdıvar ve diğerleri / Türkiye, 16 Eylül 1996, §§ 65-69, Kararlar ve Hükümler Derlemesi 1996-IV).
26. Somut olayda başvuranların yakınının ölümüne sebep olan olaylar Haziran 2013 tarihinde meydana gelmiştir. Dolayısıyla makamların tepki göstermeleri için, bugüne kadar yaklaşık olarak dokuz aylık bir süre geçmiştir. Bu süreç boyunca, somut olayda yürütülen esas soruşturma, hiçbir şekilde durdurulmamıştır (bk. 7 - 20 arasındaki paragraflar).
27. Bazı durumlarda soruşturma süresinin, Sözleşmenin 2. maddesinin usul yönü (Nikolova ve Velitchkova / Bulgaristan, No. 7888/03, § 59, 20 Aralık 2007) bakımından veya 13. maddesi açısından bir sorun teşkil edebileceği doğrudur. Bu sebeple, ne buraya kadar yargılamanın gidişatı ne de geçen zaman, soruşturmanın erken etkisizlik belirtileri gösterdiği sonucuna varmaya imkan vermemektedir.
28. Mahkeme ayrıca bu vesileyle, mevcut davanın bu konuyla direk olarak ilgili olmamasına rağmen, kitle hareketleri sırasında yapılan polis operasyonlarına ilişkin içtihadını hatırlatmak ister. Bu yüzden Mahkemenin, sadece, etkin olarak güce başvuran Devlet görevlilerinin eylemlerini değil aynı zamanda görevlileri çevreleyen koşulların tümünü, özellikle bu konudaki hazırlıklarını ve eylemleri üzerinde sağladıkları denetimi dikkate alması gerekmektedir. (Makaratzis / Yunanistan (BD), No. 50385/99, §§ 58-59, AİHM 2004-XI). Özellikle kanun uygulayıcılarının, ölümcül silah kullanımının kesinlikle gerekli olup olmadığını değerlendirebilmek için, sadece ilgili yönetmelikleri takip ederek değil aynı zamanda temel değer olan insan hayatına riayetin önceliğini dikkate alarak eğitilmeleri gerekmektedir (bk. Giuliani ve Gaggio / İtalya (BD), No. 23458/02, §§ 244-251 ve 310, AİHM 2011 (özetler) ve Natchova ve diğerleri / Bulgaristan Kararında yer alan atıflar (BD), No. 43577/98 et 43579/98, § 97, AİHM 2005-VII, ayrıca öldürmek için ateş etmek talimatını alan askeri görevlilerin eğitimine ilişkin olarak Mahkeme tarafından ileri sürülen eleştiriler için bk. McCann ve diğerleri / Birleşik Krallık, 27 Eylül 1995, §§ 211-214 Seri A No. 324, ayrıca bk., mutatis mutandis, Finogenov ve diğerleri / Rusya, No. 18299/03 ve 27311/03, §§ 217-282, AİHM 2011 (özetler) ve Maiorano ve diğerleri / İtalya, No. 28634/06, §§ 123-132, 15 Aralık 2009).
29. Mahkeme, bir şahsın ölümüyle sonuçlanan polis operasyonunun hazırlık ve denetim aşamalarını incelemenin, somut olayın kendine özgü koşullarında, makamların planlamayla, uygun emirlerin verilmesiyle ve denetim yapılmasıyla hayati tehlikeyi en aza indirgemek için istenilen dikkati gösterip göstermediklerini, önlem, araç ve yöntemlerin seçiminde ihmalkar davranıp davranmadıklarını değerlendirmek amacıyla önemli olduğunu hatırlatmaktadır (daha önce anılan McCann ve diğerleri, §§ 194 ve 201, Andronicou ve Constantinou / Kıbrıs, 9 Ekim 1997, § 181, Derleme 1997-VI, Moussaïev ve diğerleri / Rusya, No. 57941/00, 58699/00 ve 60403/00, §§ 153-155, 26 Temmuz 2007, ayrıca Mahkemenin yaklaşımı için bk. Stanculescu ve Chitac / Romanya (Kabul Edilebilirlik Hakkında Karar ), No. 22555/09 ve 42204/09, §§ 28-33 ve 71-74, 3 Temmuz 2012, kararda başvuranlar, özellikle cinayet ve ayaklananların şiddet kullanılarak bastırılmasına ilişkin emirler vermek suçları sebebiyle mahkûm edilen yüksek askeri rütbeli şahıslardır).
30. Dolayısıyla, mevcut davanın koşullarına dönülecek olursa Mahkeme, başvuru ile ilgili incelemesini daha ileriye taşımayacaktır, zira AİHM önüne açıkça erken sunulmuştur. Son olarak, başvuranların Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuruya ilişkin olarak iç hukuk yollarının tüketilmesi yükümlülüğünden muaf tutulmalarına imkan verecek herhangi bir unsurun halihazırda bulunmadığının da altını çizmek gerekmektedir (Uzun / Türkiye (Kabul Edilebilirlik Hakkında Karar), No. 10755/13, §§ 68-71, 30 Nisan 2013).
31. Bununla birlikte, şayet ulusal yargılamalar, içtihatlar anlamında yürütülme biçimleri ve süreleri açısından etkisiz bulundukları noktada, herhangi bir netice vermemişse, başvuranların öngörülen sürelerde Mahkemeye yeniden başvurmalarına izin verilmektedir (soruşturma konusu hakkında bazı şartlar için bk. Daha önce anılan Nikolova ve Velitchkova, § 59, Yabansu ve diğerleri / Türkiye, No. 43903/09, § 110, 12 Kasım 2013).
32. Dolayısıyla, Sözleşmenin 35. maddesinin 1. fıkrası gerektirdiği şekilde, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermek uygundur.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy