(AİHS. m. 3, 6, 11, 35)
(Başvuru no. 25963/14)
Denis SCHMICK / Türkiye davasında,
Başkan,
Paul Lemmens
Yargıçlar,
Robert Spano,
Jon Fridrik Kjolbro
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Abel Camposun katılımıyla 7 Nisan 2015 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), yukarıda belirtilen 17 Nisan 2014 tarihli başvuruyu göz önünde bulundurarak,
Yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
Başvuran Denis Schmick 1985 doğumlu Betzdorfda ikamet eden bir Alman vatandaşıdır.
Davaya konu olaylar, başvuran tarafından ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
Başvuran 3 Ağustos 2013 tarihinde bir Erasmus öğrencisi olarak eğitim gördüğü İstanbulda yakalanmıştır.
Başvuran yakalanmasının ardından iki gün süreyle tutulacağı emniyete götürülmüştür. Sağlık durumu iyi olmayan başvuran, günlük ilaç alması gerektiğini belirtmiştir. Ancak, kendisine yalnızca gözaltında tutulduğunun ikinci günü doktora erişimi için izin verilmiştir.
Gözaltında tutulduğu süre boyunca, başvuran tuvaleti, su alanı ya da yatağı olmayan bir hücrede diğer dokuz tutukluyla birlikte kalmıştır. Hücre sadece dört sıra ve dokuz minderle donatılmıştır. Başvuran iddia edildiğine göre polis memurları tarafından aşağılanmıştır.
ŞİKAYETLER
Başvuran Sözleşmenin 3. maddesi kapsamında polis tarafından gözaltında tutulduğu süre boyunca kötü muameleye maruz kaldığını iddia etmiştir. Başvuran, ayrıca 6. madde kapsamında kendisine yöneltilen suç hakkında bilgilendirilmediğinden ve avukat tutma imkanı olmadığından şikayetçi olmuştur. Son olarak, başvuran Sözleşmenin 11. maddesine dayanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Mahkemeye ulaşan bilgiye göre, başvuranın ileri sürülen Sözleşmenin ihlaliyle ilgili olarak herhangi bir iç hukuk yolu tükettiği gözükmemektedir. Mahkeme, ayrıca Anayasa Mahkemesi önünde yeni hukuk yolunu incelemesinin ardından, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen tüm kararlara ilişkin olarak ilgili mahkemeye, ilke olarak, Sözleşme tarafından korunan hak ve özgürlüklerin ihlallerine yönelik dolaysız ve hızlı bir şekilde tazmin sağlamasına olanak veren yetkiler vermiş olduğunu kaydetmiş ve bunun başvurulması gereken bir hukuk yolu olduğunu beyan ettiğini hatırlatmaktadır (Uzun / Türkiye (k.k.), no. 10755/13, 30 Nisan 2013, §§ 68-71). Dolayısıyla, başvuranın 6216 sayılı kanunda öngörülen Anayasa Mahkemesi önündeki yeni hukuk yoluna başvurması gerekmektedir (ibidem).
Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olmasından dolayı, bu başvurunun Sözleşmenin 35 §§ 1 ve 4 maddeleri uyarınca reddedilmesi gerektiği görüşündedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğunu beyan eder.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 30 Nisan 2015 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy