(AİHS. m. 6, 25, 27, 41, 44) (765 S. K. m. 146)
Bir Türk vatandaşı olan başvuru sahibi 26 Haziran 1979 tarihinde İzmir Emniyet Müdürlüğü emrinde görevli polis memurları tarafından, yasadışı ve bölücü terör örgütü DHKP/C'ye aktif üye olmak iddiasıyla gözaltına alınmış ve 29 Haziran 1979'da tutuklu olarak yargılanmaya başlamıştır. Askeri Savcı, başvuru sahibi hakkında; DHKP/C örgütüne üye olmak ve aralarında yabancı askeri görevlileri öldürme suçlarından, TCK'nun 146. maddesi uyarınca idam cezası talebinde bulunmuştur.
Başvuru sahibinin dosyası önce Askeri Yargıtay'da, Askeri Mahkemelerin görevlerinin sona erdirilmesinden sonra ise Yargıtay nezdinde toplam 15 yıl, 9 ay ve 3 hafta sürer. Yargıtay verilen hükmü 18 Nisan 1995 tarihinde onaylar ve başvuru sahibi ömür boyu hapisle cezalandırılır.
Başvuru sahibi, yargılama süresinin gereğinden fazla uzun olduğu ve maddi-manevi zarara uğratıldığı iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur.
Kendisine ulaştırılan bilgi ve belgeler ışığında, oy birliğiyle
Mahkeme,
1- Makul dava sürelerini belirleyen Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının Türk Hükümeti tarafından ihlal edildiğine,
2- Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, başvuru sahibine maddi-manevi zararlar, ücret ve masraflar dahil toplam 16,450 Euro nakdi tazminat ödemesine ve,
3- Başvuru sahibinin diğer tüm taleplerinin reddine,
karar vermiştir.
1- Madde 6 - Yargılama esnasında makul sürenin aşılması iddiası
Mahkeme, Sözleşmenin 6. maddesinde yer alan, yakalanan ve tutuklanan kişilerin makul olan en kısa sürede hakim önüne çıkartılmasına ve yargılamanın da makul bir sürede sonuçlandırılması hükmüne dikkat çekmektedir.
Söz konusu başvuru da, Ertuğrul Dinleten, Türkiye'nin kişisel başvuru hakkını henüz tanımadığı 1979 yılında tutuklanmış, Sıkıyönetim Mahkemesinde yargılanmış, verilen kararı Askeri Yargıtay'a, Sıkıyönetim Mahkemelerinin kaldırılmasıyla da Yargıtay'a götürmüş ve nihai kararı 15 yıl sonra alabilmiştir.
Hükümet ise söz konusu gecikmenin kasti olmadığını başvuru sahibi dahil toplam 128 kişinin aynı suçlamalarla yargılandığından adil ve yeterli bir yargılamanın yapılabilmesi için bu sürenin makul karşılanabileceğini ileri sürmüşse de Mahkeme kişisel başvuru hakkının kabul edildiği tarih kadar ki süreyi makul görse de akabinde geçen 8 yıllık süreyi Sözleşmenin 6. maddesine aykırı bulmuştur.
2- 41. Maddenin Uygulanması
Mahkeme, Ertuğrul Dinleten'in yargılanması sürecini Sözleşmenin 6. maddesine yapılmış bir ihlal olarak kabul etmiştir. Bu sebeple sorumlu devletin başvuru sahibine 16.450 Euro nakdi tazminat ödemesine hükmetmiştir.
DAVANIN ESASI
PROSEDÜR
1. Dava, Türk vatandaşı olan Sayın Ertuğrul Dinleten'in Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Koruma Sözleşmesi'nin (Sözleşme) eski 25. maddesi uyarınca, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu (Komisyon)na 21 Kasım 1995 tarihinde yapmış olduğu 29699/96 bir başvuru ile açılmıştır.
2. Başvuru sahibi, İzmir'de (Türkiye) avukatlık yapan Sami Alptekin tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti ise Mahkeme işlemleri sırasında kendisini temsil etmek üzere kimseyi görevlendirmemiştir.
3. Başvuru sahibi, Sözleşmenin mahkeme süreleri ile ilgili düzenlemeleri içeren, 6. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen sınırların aşıldığından şikayet etmiştir.
4. Başvuru, Sözleşmenin 11 Numaralı Protokolün yürürlüğe konulduğu 1 Kasım 1998 tarihinde (1 Numaralı Protokolün 5. maddesinin 2. fıkrası) Mahkemeye intikal ettirilmiştir.
5. Bahse konu başvuru, Mahkemenin Birinci Kısmına havale edilmiştir (Mahkeme Kurallarının 52. kuralının 1. fıkrası). Mahkemenin Birinci Kısmında davaya bakacak heyet (Sözleşmenin 27. maddesinin 1. fıkrası), Mahkeme Kurallarının 26. kuralın 1. fıkrasına uygun olarak oluşturulmuş, Türkiye adına seçilen Hakim Sayın Rıza Tütmen davadan çekilmiştir (28. Kural). Türk Hükümeti de Sayın Feyyaz Gölcüklü'yü bu davaya onun yerine ad hoc hakim olarak atamıştır (Sözleşmenin 27. maddesinin 1. fıkrası ve 29. kuralın 1. fıkrası).
6. Heyet Başkanı, adaletin tam olarak tecelli etmesi amacıyla mevcut başvurunun, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine aynı nitelikte iddiaları içeren diğer başvurular ile birleştirilmesinin uygun olacağına karar vermiş ve aşağıda başvuru numaraları yazılı dava talepleri aynı dava altında birleştirilmişlerdir. (Başvuru No: 28291/95, 29280/95, 26700/96, 29701/96, 29702/96, 29703/96, 29911/96, 29912/96, 29913/96, 31831/96, 31834/96, 31853/96, 31880/96, 31891/96, 31960/96, 32964/96, 32987/96, 32900/96, 33362/96, 33369/96, 33645/96, 34591/96, 34687/96, 39428/96 ve 43362/96) (43. kuralın 2. fıkrası).
7. Tarafların konu ile ilgili iddialarını dinledikten sonra, Mahkeme, 31 Ağustos 1999 tarihli bir kararla başvurunun kabul edilebilir olduğunu açıklamıştır.
8. Başvuru sahibi ve Hükümet, dava konusu ile ilgili görüşlerini belirtmişlerdir (59. kuralın 1. fıkrası).
9. 1 Kasım 2001 tarihinde Mahkeme, Kısımlarının oluşumunu değiştirmiş (25. kuralın 1. fıkrası) ve bu dava yeni kurulmuş olan Üçüncü Kısıma intikal ettirilmiştir (52. kuralın 1. fıkrası).
OLAY
I. DAVA İLE İLGİLİ KONULAR
A. Başvuru Sahibinin Yakalanıp Alıkonulması
10. 26 Haziran 1979 tarihinde başvuru sahibi, İzmir Emniyet Müdürlüğü'nde çalışan polis memurları tarafından, yasadışı DHKP-C örgütüne (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi) üye olmak iddiası ile yakalanmıştır.
11. 29 Haziran 1979 tarihinde başvuru sahibi, tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir.
B. İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesinde Yargılanması
12. 4 Mart 1981 tarihinde, Askeri Savcı, başvuru sahibinin de aralarında bulunduğu 128 sanık hakkında hazırladığı fezlekesini İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesine iletmiştir. Savcı başvuru sahibini, diğer suçlamalarla birlikte, amacı anayasal düzeni yıkıp yerine Marksist-Leninist bir rejim getirmek olan yasadışı silahlı bir örgüt olan DHKP/C'ye, üyesi olmakla suçlamış ve aralarında, yabancı askeri görevlileri öldürmek, güvenlik kuvvetlerine ateş açmak, yasadışı toplantılara katılmak ve organize etmek gibi farklı suçları da işlemekle itham etmiştir.
13. Savcılılık, Ceza Kanununun 146. maddesinin 1. fıkrası uyarınca başvuru sahibi hakkında idam cezası talebinde bulunmuştur.
14. 8 Kasım 1984 tarihinde yapılan duruşmada başvuru sahibi, İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesince DHKP/C örgütüne üye olmak ve isnat edilen suçlardan bazılarına katılmaktan suçlu bulunmuştur. Mahkeme, Ceza Kanununun 146. maddesinin 1. fıkrası gereği, başvuru sahibini ömür boyu hapis cezasına çarptırmıştır.
C. Temyiz İşlemleri
15. Başvuru sahibinin aldığı ceza 15 yıl hapis müddetini geçtiğinden, mevzuat gereği, dava otomatik olarak Askeri Yargıtay'a gönderilmiştir.
16. 12 Nisan 1988 tarihinde Askeri Yargıtay, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu mahkumiyet kararını, başvuru sahibinin iddia edilen suçları işlediğinin tam olarak ispat edilemediği gerekçesi ile bozmuş ve davayı İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesine göndermiştir.
17. 17 Ağustos 1990 tarihinde İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi, Ceza Kanununun 146. maddesinin 1. fıkrası gereği başvuru sahibinin; ömür boyu hapsine, süresiz olarak kamu hizmetlerinde çalışmaktan menine ve adli gözetim altında tutulmasına ve henüz karara bağlanmamış yargılamalarından beraatine karar vermiştir. Başvuru sahibi temyize gitmiştir.
18. 27 Aralık 1993 tarihli Sıkıyönetim Mahkemelerinin görevlerine son veren Kanunun yürürlüğe girmesi ile dosya Yargıtay'ın inceleme alanına girmiş ve 4 Ocak 1994 tarihinde Yargıtay'a havale edilmiştir.
19. 18 Nisan 1995 tarihinde Yargıtay başvuru sahibi hakkında verilen cezai hükmü onaylamıştır.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
20. Ceza Kanununun 146. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında:
'Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük Millet Meclisini İskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüs edenler, idam cezasına mahkum olur."
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN 1. FIKRASININ İHLALİ İDDİALARI
21. Başvuru sahibi, hakkındaki suçlarla ilgili hukuki sürecin uzunluğundan şikayette bulunmuş ve "cezai müeyyideleri olan suçlamalar esnasında, istisnasız herkes, haklarındaki iddiaların mahkemelerde makul bir surede sonuçlandırılması hakkına sahiptir" ilkesini içeren Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
22. Türk Hükümeti başvuru sahibinin iddialarını ret etmiştir. Hükümet, başvuru sahibine isnat edilen suçların kompleks özelliğini ön plana çıkartarak, başvuru sahibinin da aralarında bulunduğu 128 sanığın DHKP/C örgütünün çeşitli aktivitelerine katıldıkları iddialarının sağlıklı bir şekilde ispat edilebilmesi için yürütülmesi gereken mahkeme işlemlerinin genişliğine dikkatleri çekmiştir. Hükümet, bu türden faktörlerin mahkemelerin sürelerinin uzamasında etkili olduğunu, ayrıca ilgili mahkemelerin, kasti olarak, konu ile ilgili ne bir geciktirmelerinin ne de bir savsaklamalarının bulunmadığını iddia etmiştir.
A. Dikkate alınması gereken süreç
23. Mahkeme; işlemlerin, başvuru sahibinin göz altına alınma tarihi olan 26 Haziran 1979'da başladığını ve Yargıtay'ın nihai karar tarihi olan 18 Nisan 1995'de sona erdiğini belirtmiştir. Böylece, başvuru sahibi ile ilgili yasal sürecin tam olarak on beş yıl, dokuz ay ve üç hafta sürdüğü anlaşılmaktadır.
24. Mahkemelerin yetki sınırlarını belirleyen ratione temporis; Türkiye'nin bireysel başvuru hakkını kabul ettiği 28 Ocak 1987 tarihli deklarasyondan önce, yaklaşık sekiz sene ve üç ay süren mahkeme süresini makul saymayı uygun görmektedir (bakınız Cankoçak v. Türkiye (1. Kısım), No: 25182/94 ve 26956/95, 20 Şubat 2001 duruşması, 26. paragraf). Bununla birlikte, yine de, yukarıda anılan deklarasyonun kabul edildiği esnada yürütülmekte olan davaların durumları da dikkate alınmalıdır (Age., § 25).Başvuru sahibi ile ilgili işlemler, deklarasyonun açıklandığı tarihte bile, zaten yedi sene, yedi aydır devam etmektedir.
B. İşlemlerin uzamasının kabul edilebilirliği
25. Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemesi'nin ilk kararını vermesinin neredeyse beş yıl ve beş ay aldığını gözlemlemiştir. Askeri Yargıtay' m ilk temyiz hakkında karar vermesi üç yıldan fazla bir süre almıştır. Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemesi'nin ikinci kararını, davanın tekrar kendilerine havale edilmesinden yaklaşık iki yıl sonra, 17 Ağustos 1990 tarihinde açıkladığına da dikkatleri çekmiştir. Dahası, Yargıtay'ın davayı üzerini alması ve dava evrakını temin etmesi neredeyse üç yıl, beş ay sürmüştür. Sonuç olarak Mahkeme, gerek ilk yargılama gerekse temyiz işlemleri sırasında meydana gelen önemli gecikmelerin, ulusal yetkililerce, davanın karışık özelliklerinin işlemleri yavaşlatmasında kabul edilebilir olduğu düşüncesi çerçevesinde açıklanamayacağına karar vermiştir.
26. Kendisine iletilen tüm deliller ve konu ile ilgili önceki bir dava kararı ışığında (bkz. Şahiner v. Türkiye (Birinci Daire), No:29279/95, 4 Eylül 2001 tarihli dava, ECHR 2001-...'de yayınlanacak), Mahkeme bahse konu yargılama işlemlerinde geçirilen sürenin "makul süre" şartına uymadığına karar vermiştir.
27. Dolayısıyla, Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlali vuku bulmuştur.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
28. Sözleşmenin 41. maddesinde aşağıdaki hüküm mevcuttur:
" Eğer Sözleşmenin veya Protokollerin ihlal edildiğine kanaat getirilir ise ve eğer, Yüksek Akit Tarafın iç hukukunda sadece kısmi tazminat verilmesi öngörülüyor ise, Mahkeme, gerekli gördüğü durumlarda mağdur tarafa nakdi tazminat ödenmesine karar verebilir".
A. Zarar
29. Başvuru sahibi, yaşadığı maddi-manevi zararların karşılığı olarak, toplam 628.870 Amerikan Doları talep etmiştir. Başvuru sahibi, hakkındaki yargılama sürelerinin uzunluğunu gündeme getirerek, kendi iddiasına göre, diğer görüşleri ile birlikte, keyfi bir şekilde on bir sene hapiste yatırılması, böylesine uzun bir sürede işsiz kalması ve sosyal güvenlik haklarından yararlanamamasından dolayı maddi-manevi tazminat istemiştir.
30. Hükümet başvuru sahibinin iddialarına cevap olarak herhangi bir görüş bildirmemiştir.
31. Mahkeme, yargılama sürecinin uzunluğuna bakarak ve başvuru sahibinin belirli bir oranda maddi-manevi zarara uğratıldığını varsayarak kendisine toplam 15,250 Euro nakdi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
B. Masraf ve Harcamalar
32. Başvuru sahibi, mahkeme masraf ve harcamalarını karşılamak üzere karşı taraftan herhangi bir para talebinde bulunmamış ve bu miktarın belirlenmesini Mahkemeye bırakmıştır.
33. Davalı Hükümet bu konuda da herhangi bir görüş bildirmemiştir.
34. Başvuru sahibi, Sözleşme işlemleri sırasında belli bir miktarda parasal harcamada bulunmuştur. Mahkeme 1,200 Euro'nun başvuru sahibinin işlemler süresince yapmış olduğu masraf ve harcamaları karşılayacağına karar vermiştir.
C. Gecikme faizi
35. Mevcut bilgilere dayanarak Mahkeme, konu ile ilgili kararın verilmesi anında Fransa'da yürürlükte olan yasal yıllık faizi %4,26 olarak belirtmiştir.
BU SEBEPLERDEN DOLAYI MAHKEME OY BİRLİĞİ İLE,
1. Başvurunun, 43. kuralın 1. fıkrasına göre katılan diğer davalardan ayrılmasına;
2. Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine;
3. Ayrıca
(a) Sözleşmenin 44. maddesinin 2. fıkrası gereği, kararın nihai olarak ilan edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, davalı ülkenin başvuru sahibine;
(i) 15,250 Euro'nun (on beş bin iki yüz elli Euro) başvuru sahibinin manevi zararlarını karşılamak üzere;
(ii) 1,200 Euro'nun da (bin iki yüz Euro) başvuru sahibinin işlemler esnasında yapmış olduğu masraf ve harcamaları, tahakkuk eden vergileriyle beraber karşılamak üzere Türk Lirasına çevirerek ödemesine;
(b) ve yasal faiz miktarı olan %4,26'nin yukarıda belirtilen üç aylık sürenin geçirilmesinden itibaren ödenmesi gereken miktara eklenmesine;
4. Başvuru sahibinin diğer tüm tazminat taleplerinin reddine;
karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy