(AİHS. m. 6, 41, 44) (765 S. K. m. 146, 168) (İNCAL - TÜRKİYE DAVASI) (ÇIRAKLAR - TÜRKİYE DAVASI)
Başvuru No: 32984/96
Karar Tarihi: 30 Ekim 2003
Dava, Türk Hükümeti aleyhine on altı Türk vatandaşı tarafından Sözleşmenin 6/1. maddesinin gerektirdiği adil, tarafsız ve bağımsız bir mahkemece yargılamanın ihlal edildiği iddiası ile açılmıştır. Daha sonra başvuru sahiplerinden Mahmut Memduh Uyan dışındaki tüm başvuru sahiplerinin başvurusu dostane çözüm çerçevesince sonuçlandırılmıştır. Mahmut Memduh Uyan (başvuru sahibi), sıkıyönetim mahkemesinin bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun olduğu ve davanın makul bir süreden çok fazla uzun sürdüğünü ve bununda adil yargılanma hakkını zedelediği iddiası ile davaya devam etmiştir. Hükümet sıkıyönetim mahkemesinin askeri üyelerinin bağımsızlıklarının ve tarafsızlıklarının anayasa ile güvence altına alındığını ve başvuru sahibinin iddiasının yersiz olduğunu ileri sürmüştür. Mahkeme son olarak sıkıyönetim mahkemelerinin askeri üyelerinin mahkemenin tarafsızlık ve bağımsızlığına gölge düşürdüğünü ve başvuru sahibinin iddialarının haklı sebeplere dayandığına karar vermiştir.
Neticede Mahkeme oybirliğiyle;
1. Adli tahkikatın uzunluğu nedeniyle Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;
2. Bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun Sıkıyönetim mahkemesince başvuru sahibinin yargılanmasının yapılması nedeniyle Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;
3.
(a) Sorumlu Hükümetin, başvuru sahibine Sözleşmenin 44/2. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinde sonra üç ay içinde aşağıda belirtilen meblağı Türk Parasına çevrilmek suretiyle;
(i) Manevi zarar karşılığı olarak 11.000 Euro ödemesine;
(ii) Masraflar ve harcamalar için 2.000 Euro ödemesine;
(b) Yukarıda belirtilen üç ayın geçmesinden itibaren faiz olarak, Avrupa Merkez Bankası tarafından uygulanan faiz oranın % 3 oranında artırılarak uygulanmasına;
4. Başvuru sahibinin diğer iddiaların reddine karar vermiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER DAVALAR
1. Şahiner v. Türkiye, 4 Eylül 2001
2 Cankoçak v. Türkiye, no. 25182/94 ve 26956/95, 20 Şubat 2001
3. Finlandiya v. Birleşik Krallık, 25 Şubat 1997
4. Bulut v. Avusturya, 22 Şubat 1996
5. Thomann v. İsviçre, 10 Haziran 1996
6. Langborger v. İsveç, 22 Haziran 1989
7. Incal v. Türkiye, 9 Haziran 1998
8. Çıraklar v. Türkiye, 28 Ekim 1998
9. Hauschildt v. Danimarka, 24 Mayıs 1989,
10. Sramek v. Avusturya, 22 Ekim 1984
11. Demicoli v. Malta, 27 Ağustos 1991
PROSEDÜR
1-2. Dava, Türk Hükümeti aleyhine on altı Türk vatandaşı, Ali Alfatlı, Haşim Aydıncak, Nusrat Safa Akyürek, Ahmet Asena, Mahmut Memduh Uyan, İbrahim Levent Saçılanateş, Mehmet Kaplandur, Nevzat Cömert, Özgür Şahin, Bülent Forta, Hüseyin Cihan, Hasan Yorulmaz, Ahmet Kirami Kılınç, Mehmet Engin Höke, Mustafa Aslan ve Sedat Göçmen ("başvuru sahipleri") tarafından 7 8, 12, 18, 24 ve 25 Haziran 1996 tarihinde açılmıştır. Başvuru sahiplerinin hepsi kendileri aleyhine açılan adli tahkikatın Sözleşmenin 6/1. maddesi açısından makul bir süre içinde bitirilmediğini iddia etmişlerdir.
3-4. Başvuru sahipleri, Hasim Aydıncak, Nusrat Safa Akyürek, Ahmet Asena, Mahmut Memduh Uyan, İbrahim Levent Saçılanateş, Hüseyin Cihan, Hasan Yorulmaz, Ahmet Kirami Kılınç, Mehmet Engin Höke, Mustafa Aslan ve Sedat Göçmen, tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından yargılandıkları için Sözleşmenin 6/1. maddesinde belirtilen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvuru sahiplerinin tamamı, polis baskısı altında verdikleri ifadeler temelinde kendilerinin mahkum edilmesinin Sözleşmenin 6/1. maddesine aykırılık oluşturduğunu ileri sürmüşlerdir.
5-6. Başvuru sahibi Sedat Göçmen ayrıca Sözleşmenin 6/3 (b) maddesi gereğince savunmasının hazırlanması için gereken zaman ve imkanlardan mahrum edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru sahipleri Hasim Aydıncak, Nusrat Safa Akyürek, Ahmet Asena, Mahmut Memduh Uyan, İbrahim Levent Saçılanateş, Hüseyin Cihan, Hasan Yorulmaz, Ahmet Kirami Kılınç, Mehmet Engin Höke, Mustafa Aslan ve Sedat Göçmen, göz altı süresince çeşitli işkencelere maruz kaldıklarından şikayetçi olmuşlardır. Gözaltı süresince maruz kaldıklarını iddia ettikleri eziyet verici davranışlarla ilgili olarak Sözleşme'nin herhangi bir maddesine atıfta bulunmamışlardır.
7-14. 23 Kasım 1999 tarihinde, Mahkeme, Hasim Aydıncak, Nusrat Safa Akyürek, Ahmet Asena, Mahmut Memduh Uyan, İbrahim Levent Saçılanateş, Hüseyin Cihan, Hasan Yorulmaz, Ahmet Kirami Kılınç, Mehmet Engin Höke, Mustafa Aslan ve Sedat Göçmen, tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından yargılandıkları için Sözleşmenin 6/1. maddesinde belirtilen adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi ve başvuru sahibi Sedat Göçmen ayrıca Sözleşmenin 6/3 (b maddesi gereğince savunmasının hazırlanması için gerekli zaman ve imkanlardan mahrum edilmesi ile ilgili sorumlu Hükümetten mütalaa istemiş ve diğer tüm şikayetleri reddetmiştir. 27 Haziran 2002 tarihli kararında Mahkeme başvuruyu kısmı olarak, başvuru sahiplerinin makul bir süre içinde davalarının sonuçlandırılması hakkının ihlali ile ilgili şikayetleri ile Mahmut Memduh Uyan, İbrahim Levent Saçılanateş, Hüseyin Cihan, Hasan Yorulmaz, Ahmet Kirami Kılınç, Mehmet Engin Höke ve Mustafa Aslan'ın tarafsız ve bağımsız bir mahkemede adil yargılanma ile ilgili şikayetleri kabul etmiştir. Daha sonra Mahkeme tarafları Sözleşmenin 38/1 (b) maddesi gereğince dostane çözüm çerçevesinde anlaşmaya davet etmiştir. 11 Eylül 2003 tarihinde Mahkeme oybirliği ile başvuru sahipleri Ali Alfatlı, Haşim Aydıncak, Nusrat Safa Akyürek, Ahmet Asena, Mahmut Memduh Uyan, İbrahim Levent Saçılanateş, Mehmet Kaplandur, Nevzat Cömert, Özgür Şahin, Bülent Forta, Hüseyin Cihan, Hasan Yorulmaz, Ahmet Kirami Kılınç, Mehmet Engin Höke, Mustafa Aslan ve Sedat Göçmen'i ilgilendirdiği ölçüde, taraflar arasında ulaşılan dostane çözüm çerçevesinde listeden çıkarılmasına karar vermiştir. Bununla birlikte, başvuru sahibi Mahmut Memduh Uyan ilgilendirdiği derecede başvurunun ve kendisince sunulan şikayetlerin incelenmesinin ertelenmesinin tebliğine karar verilmiştir. Mevcut karar, 7 Haziran 1996 tarihinde Mahmut Memduh Uyan ("başvuru sahibi") tarafından sunulan şikâyetleri incelemektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN ÖZEL ŞARTLARI
15-16. 2 Şubat 1985 tarihinde başvuru sahibi yakalanmış ve polis merkezine götürülmüştür. Yasa dışı örgüt olan Dev-Yol (Devrimci Yol) üyesi olmakla suçlanmıştır. 18 Mart 1985'de Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi, başvuru sahibinin tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. 26 Şubat 1982 tarihinde Askeri Savcı, başvuru sahibi ile birlikte yedi yüz yirmi üç sanık hakkında bir iddianame sunmuştur. Askeri savcı, başvuru sahibini Türk Ceza Kanununun 146/1. ve 168/2. maddesine aykırı olarak, anayasal düzeni yıkmayı ve yerine Marksist-Leninist rejim kurmayı amaçlayan bir örgüte üye olmakla suçlamıştır.
17-21. Sıkıyönetimin bitmesi ile Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi, Sıkıyönetim Mahkemesi ismini alarak 4. Kolorduya bağlanmıştır. 19 Temmuz 1989'da Sıkıyönetim Mahkemesi başvuru sahibini suçlu bulmuş ve ölüm cezasına çarptırmıştır. Başvuru sahibi kendisi aleyhine verilen kararı Askeri Yargıtay'a temyize götürmüştür. Sıkıyönetim Mahkemelerinin yargı yetkisini kaldıran, 26 Aralık tarihli kanunun yürürlüğe girmesiyle yargı yetkisini alan Yargıtay'a yetki çerçevesindeki davalar ve dosyalar gönderilmiştir. 6 Şubat 1995 tarihinde başvuru sahibi duruşma sırasında serbest bırakılmıştır. 27 Aralık 1995 tarihinde Yargıtay başvuru sahibinin mahkûmiyetini onaylamıştır.
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
1. Tahkikatın Süresi
24. Başvuru sahibi kendi aleyhine açılan adli tahkikatın uzunluğundan şikâyetçi olmuştur. Sözleşmenin 6/1 maddesine aykırılık oluşturduğunu ileri sürmüştür.
25. Hükümet iddiaları reddetmiştir. Başvuru sahibinin karşı karşıya olduğu suçlamaların niteliği açısından davanın çok karmaşık olmasından ve başvuru sahibinin de içinde bulunduğu yedi yüz yirmi üç sanığın yargılanmasının çok büyük bir organizasyon gerektiğini belirtmiştir Bu sanıkların tamamının Dev-Yol faaliyetlerine katıldığının kanıtlanması gerekmekte olduğu ileri sürülmüştür. Açıklanan bu etkenlerin tahkikatın uzamasını açıkladığını ve adli otoritelerin herhangi bir ihmali ve geciktirmesinin olmadığını kanıtladığı belirtilmiştir.
(a) İncelemeye Alınma Süreci
26-27. Mahkeme, tahkikatın başvuru sahibinin yakalanma tarihi 2 Şubat 1985'de başladığını ve 27 Aralık 1995 tarihinde Yargıtay'ın başvuru sahibinin mahkumiyet kararını onaylaması ile sona erdiğini belirtmiştir. Mahkemenin yetki alanı kendisine sadece, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na bireysel başvuru hakkını kabul ettiği tarih olan 28 Ocak 1987'den sonraki sekiz yıl on bir aylık süreyi ele almasına izin vermektedir (bkz. Cankoçak v. Türkiye, no. 25182/94 ve 26956/95, §§ 25-26, 20 Şubat 2001). Bu sebeple
(b) Tahkikatların süresinin makullüğü
28-30. Mahkeme, ilk yargılama ile temyiz yargılamasının her ikisininde de önemli gecikmeye uğradığını belirtmiştir. Başvuru sahibine ve çok sayıdaki sanığa karşı açılan davanın karmaşıklığı kabul edilmiştir. Ancak bu durum, tahkikatın on bir yıldan fazla sürmesini açıklayamamaktadır. Bu süre davanın karmaşıklığı sebebi ile haklı gösterilemez. Mahkemeye göre tahkikatların uzunluğu ancak yerel mahkemenin davayı bitirmek için gayretle çalışmaması ile açıklanabilir (bkz., yukarda belirtilen Cankoçak v. Türkiye davası). Mahkeme mevcut tüm delilleri göz önünde bulundurarak tahkikatın süresinin "makul süre" kavramının gereklerini yerine getiremediğine karar vermiştir. Bu nedenle Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine karar verilmiştir.
2. Sıkıyönetim Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı
(a)Tarafların sunumları
31. Başvuru sahibi, iki askeri hakim, iki sivil hakim ve bir askeri görevliden oluşan Sıkıyönetim Mahkemesince yargılanıp, mahkum edilmesinin Sözleşmenin 6/1. maddesi bağlamında bağımsız ve tarafsız bir mahkemede "adil yargılanma" hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Herhangi bir hukuk eğitimi olmayan ordu mensubu Sıkıyönetim Komutanına karşı sorumludur. Diğer askeri hâkimler ise yetkililerden emir alan ve orduya bağlı görevlilerdir. Bunlar askeri disipline bağlıdırlar ve değerlendirme raporları bu amaç için ordu tarafından derlenmektedir.
32-33. Sorumlu Hükümet, cevap olarak, Sıkıyönetim Mahkemesine dahil olan iki askeri hakim ve iki sivil hakimin Anayasal olarak yargısal bağımsızlıktan ve bağışıklıktan yararlandıklarını ileri sürmüştür. Mahkemedeki askeri görevlinin görevi sadece yargılamanın tam olarak işlemesini temin etmektir ve herhangi bir yargısal yetkisi bulunmamaktadır. Hükümet ayrıca, Sıkıyönetim Mahkemesinde yer alan askeri hakimlerin atanması ve değerlendirilmesi ile ilgili yöntem ve yargısal görevlerinin ifasında yararlandıkları teminatların Mahkeme'nin konu ile ilgili içtihatlarını karşıladığını ileri sürmüştür.
(b) Mahkemenin değerlendirmesi
34. Mahkeme, Sözleşmenin 6/1. maddesi gereğince bir mahkemenin bağımsızlığından söz edebilmek için, diğerleri ile birlikte, üyelerinin atanma usulü ve görevlerinin süresinin belirli olması, dış baskılara karşı teminatlarının olması ve bağımsız görünüp görünmediği şüphesinin olmaması gerektiğini tekrarlamıştır. (bkz., birçok içtihat arasından, Finlandiya v. Birleşik Krallık, 25 Şubat 1997, Raporlar 1997-I, p. 281, § 73).
35. Mahkeme, Sözleşmenin 6/1. maddesi altında düzenlenen "tarafsızlığın" mevcudiyetinin, belli bir davadaki bir hakimin kişisel kanaat ve davranışlarının baz alındığı sübjektif bir değerlendirme ve hakimin bu bağlamda yasal herhangi bir şüpheyi ortadan kaldıracak teminatları sağlayıp sağlamadığının ölçüldüğü objektif bir değerlendirme ile tespit edilebileceğini hatırlatmaktadır (bkz., birçok içtihat arasından, Bulut v. Avusturya, 22 Şubat1996, Raporlar 1996-II, p. 356, § 31, ve Thomann v. İsviçre, 10 Haziran 1996, Raporlar 1996-III, p. 815, § 30). Mahkeme önünde, bu testlerden sadece ikincisinin bu dava ile ilgili olduğu tartışılmamıştır.
36. Başvuru sahibi tarafından mahkemenin hem tarafsızlığı hem de bağımsızlığı ile ilgili olarak yapılan iddiaların aynı düşüncelere dayanması, bu davada bağımsızlık ve tarafsızlığın birbirinden ayırt edilmesini zorlaştırmaktadır. Mahkeme, bu sebeple her iki konuyu beraber ele almaya karar vermiştir (bkz., Langborger v. İsveç, 22 Haziran 1989, Series A no. 155, p. 16, § 32).
37. Mahkemeye göre, Anayasanın 145. maddesi ile 13 Mayıs 1971 tarihli 1402 sayılı kanun yasal alanı ve sıkıyönetim mahkemelerinin çalışmasını düzenlemiştir. Bu mahkemeler iki sivil hâkim, iki askeri hakim ve bir askeri görevliden oluşmaktadır. Mahkeme, bağımsızlık ve tarafsızlık açısından iki sivil hâkimin taraflar arasında herhangi bir çelişmeye neden olmadığını belirtmiştir. Bu nedenle, Mahkeme, kendisini sıkıyönetim mahkemelerinin üyesi olan askeri hâkimler ile askeri görevlinin konumunun incelenmesi ile sınırlandırılmıştır.
38. Mahkeme, bu mahkemelerde görevlendirilen iki askeri hâkimin, Kurmay Başkanlığa bağlı personel şube müdürü ve hukuk danışmanından, söz konusu hâkimin bağlı olduğu Kolordunun personel şube müdürü ve hukuk danışmanından ve Savunma Bakanlığı Askeri Hukuk Bölümünün başkanından oluşan bir kurul tarafından seçilmekte olduğunu belirtmiştir. Ancak seçilen hâkimler Kurmay Başkanın uygun görmesinden sonra Savunma Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanının imzası ile atanmaktadırlar. Dava anında kıdemli albay olan askeri görevli Kurmay Başkanın önerisi ve askeri hâkimlerin atanmasını düzenleyen kurallara göre atanmaktadırlar.
39. Sıkıyönetim mahkemesi üyelerinin dış baskılardan korunması için teminatın bulunmasına gelince, Mahkeme, askeri hâkimlerin, sivil meslektaşlarına göre aynı profesyonel eğitimi gördüklerini belirtilmiştir. Bununla birlikte askeri hâkimler sivil hâkimlerle aynı anayasal teminattan yararlanmaktadırlar. Rızaları olmadıkça görevlerinden alınamamakta ve erken emekliye sevk edilememektedirler. Anayasaya göre, bağımsızdırlar ve hiçbir kamu otoritesi davaları ile ilgili telkinde veya görevlerinin yerine getirmede etkide bulunamaz (bkz., İncal v. Türkiye, 9 Haziran 1998, Raporlar 1998-IV, pp. 1571-72, § 67, ve Çıraklar v. Türkiye, 28 Ekim 1998, Raporlar 1998-VII, p. 3073, § 39).
40. Ancak, diğer açılardan bakılınca, ilgili hâkimlerin bağımsızlıkları ve tarafsızlıkları şüphe doğurmuştur. İlk olarak, söz konusu mahkemede yöneticilerden emir alan ve orduya bağlılıkları devam eden askeri hakimler görevlidirler. İkinci olarak, başvuru sahibinin haklı olarak belirttiği gibi, askeri disipline bağlı ve değerlendirme raporları bu bakımdan derlenmektedir. Bununla birlikte yükselmek için gerekli idari görevleri ve yargısal görevlerinin raporda iyi gösterilmesi gerekmektedir. Son olarak, atanmaları ile ilgili kararların çok fazla idari otoritelerce ve ordu tarafından irdelenmesi gerekmektedir. Mahkeme, sıkıyönetim mahkemesinde bulunan ordu mensubu ile ilgili olarak ise, bu kişinin hiyerarşik olarak sıkıyönetim komutanının ve/veya kolordu komutanını astı olduğunu gözlemlemektedir.
41. Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemelerinin, anayasal düzen ve demokratik rejimi yıkmaya yönelik suçları ele almak amacı ile kurulduklarını gözlemlemektedir. Bu mahkemeler olağanüstü yetkilerle donatılmışlar ve sıkıyönetim süresince faaliyet göstermektedirler.
42. Bununla birlikte, Sözleşmeye üye devletlerin bazı mahkemeleri kurmasının gerekip gerekmediğini araştırmak Mahkemenin görevi olmasa bile bu mahkemelerin yargılamalarının başvuru sahibinin adil yargılanma hakkını ihlal edip etmediğini araştırmak Mahkemenin görevleri arasındadır (bkz., birçok içtihat arasından, yukarda belirtilen İncal kararı).
43. Mahkemenin görüşlerine göre, mahkeme önüne çıkmak oldukça önemlidir. Önemli olan, demokratik toplumlardaki mahkemelerin, her şeyden öte kamuya vereceği güven duygusudur. (bkz., birçok içtihat arasından, Hauschildt v. Danimarka, 24 Mayıs 1989, Series A no. 154, p. 21, § 48). Bir başvururda, bir mahkemenin bağısızlığı ve tarafsızlığı konularında endişe edilmesini gerektirecek yasal bir sebep olup olmadığına karar verirken sanığın bakış açısı kat'i olmamakla beraber önemlidir. Kesin karara varmayı sağlayan nokta ise sanığın şüphelerinin tarafsız olarak haklılığının olup olmadığının tespitidir(bkz., yukarda belirtilen Incal kararı).
44. Mahkeme, mevcut davada, sıkıyönetim mahkemelerinin üyelerinin bağlı konumu ve çalıştıkları birimindeki görevleri bağlamında, bu üyelerin bağımsızlıklarının sanıklarda yasal bir şüphe oluşturabileceğini belirtmiştir. Bunun gibi durumlar, demokratik toplumlarda uyandırılması gereken güveni ciddi olarak zedelemektedir. (bkz., mutatis mutandis, Sramek v. Avusturya, 22 Ekim 1984, Series A no. 84, p. 20, § 42). Bununla birlikte, Mahkeme kısmen askeri görevlilerden oluşan bir mahkemenin önüne sivillerin çıkarılmasına büyük önem vermektedir (bkz., yukarda belirtilen Incal kararı).
45. Yukarda belirtilenlerin ışığında, Mahkeme, -Sıkıyönetim Mahkemesi önünde, Devletin anayasal düzeninin yıkmaya çalışmakla suçlanan- başvuru sahibinin, iki askeri hakim ve sıkıyönetim mahkemesi başkanı gibi davranan askeri görevlinin bulunduğu mahkeme önünde yargılanmasının kendisinde yasal bir endişe yaratabileceğini belirtmiştir. Bağımsızlıklarının ve tarafsızlıklarının şüphe altında bulmadığı iki sivil hakim bu bakımdan mahkemede herhangi bir farklılık yaratmamıştır (bkz., yukarda belirtilen Langborger kararı).
46. Sonuç olarak, başvuru sahibinin sıkıyönetim mahkemesinin bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun olduğuna dair endişelerinin tarafsız bir şekilde haklı olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenlerle Sözleşmenin 6/1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Zarar
48. Başvuru sahibi maddi ve manevi zararları için 20.000 ila 30.000 Euro arasında tazminat talep etmiştir.
49. Hükümet, başvuru sahibinin maddi zarara uğradığını destekleyen herhangi bir kanıtının olmadığını ve başvuru sahibinin iddialarının reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Hükümet ayrıca, eğer Mahkeme maddi zararın olduğu ve tazminin gerektiği kararına varırsa, başvuru sahibinin herhangi bir kanıt ve belge sunmadığını göz önünde bulundurarak hakkaniyetli bir meblağın belirlenmesini talep etmiştir. Manevi zarara gelince, Hükümet, başvuru sahibinin iddia ettiği meblağın çok fazla ve kabul edilemez olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca, Hükümet, başvuru sahibinin iddialarının kanıttan yoksun olduğu göz önüne alınarak sembolik bir meblağ olması gerektiğini belirtmiştir.
50-52. Mahkeme, bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun bir mahkeme önünde yargılanmanın ihlal olduğunun tespitinin kendi başına manevi zararı doğurmaya yeterli olduğunu belirtmiştir (bkz., yukarda belirtilen İncal ve Çıraklar kararı). Mahkeme bu çerçevede başvuru sahibine 11.000 Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.
B.Masraflar ve Harcamalar
53-55. Başvuru sahibi masraflar ve harcamalar için makbuz ve fatura ibraz etmemiş ve bunu Mahkemenin değerlendirmesine bırakmıştır. Hükmet ancak gerçek masrafların ödenebileceğini belirtmiştir. Bu bağlamda, başvuru sahibinin masraf ve harcamalarını belgelendirmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Hakkaniyet temelinde Mahkeme başvuru sahibine 2000 Euro ödenmesine karar vermiştir (bkz., birçok içtihat arasından, Demicoli v. Malta, 27 Ağustos 1991, Series A no. 210, p. 20, § 49 ve yukarda belirtilen Şahiner kararı).
C. Gecikme Faizi
56. Mahkeme, gecikme faizleri oranın, Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan faiz oranın % 3 oranında artırılarak uygulanmasının uygun olacağına karar vermiştir.
BU NEDENLE MAHKEME OYBİRLİĞİ İLE,
1. Adli tahkikatın uzunluğu nedeniyle Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;
2. Bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun Sıkıyönetim mahkemesince başvuru sahibinin yargılanmasının yapılması nedeniyle Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;
3.
(a) Sorumlu Hükümetin, başvuru sahibine Sözleşmenin 44/2. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinde sonra üç ay içinde aşağıda belirtilen meblağın Türk Parasına çevrilmek suretiyle;
(iii) Manevi zarar karşılığı olarak 11.000 Euro ödemesine;
(iv) Masraflar ve harcamalar için 2.000 Euro ödemesine;
(b) Yukarda belirtilen üç ayın geçmesinden itibaren faiz olarak, Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan faiz oranın % 3 oranında artırılarak uygulanmasına;
4. Başvuru sahibinin diğer iddiaların reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy