(Adil Yargılanma Hakkı İhlali İddiası)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi,
Başkan, G. Ress; Üyeler, P. Kuris, B. Zupancic, J. Hedigan, M. Tsatsa-Nikolovska, K. Traja ve F. Gölcüklü
Başvuru No: 32981/96
Karar Tarihi: 7 Mayıs 2002
Çeviren, Özetleyen ve Yorumlayan: M. Bedri ERYILMAZ, Yard. Doç. Dr., Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi
Başvuru sahipleri, 1981 yılında yasa dışı bir örgüt olan Dev-Sol üyesi olmaktan dolayı polis tarafından yakalanarak gözaltına alınır ve daha sonra tutuklanırlar. Bununla beraber, yargılama devam ederken, farklı tarihlerde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırlar. Başvuru sahiplerinin ikisi hakkındaki yargılama 1995 yılında bitirilirken diğer ikisi hakkındaki yargılama, karar tarihinde hala devam etmektedir.
Başvuru sahipleri, kendilerine karşı yürütülen yargılamanın çok uzun sürdüğünü ileri sürerek Sözleşmenin 6. Maddesinin 1. Fıkrasının ihlal edildiği iddiasından bulunmuşlardır. Hükümet ise iddiayı reddeder.
Hükümet, başvuru sahiplerine yöneltilen suçun kompleksliğini ve hakkında dava açılan 723 kişinin Dev-Sol örgütünün faaliyetleri ile irtibatlandırılmasını içeren bir yargılamanın organize edilmesinin zorluğu savunmasını ileri sürer. Suçun kompleksliğinin yargılamanın bu kadar uzun sürmesini haklı kılamayacağın-dan bahisle, olayda,
Mahkeme oybirliğiyle,
1. Sözleşmenin 6. Maddesinin 1. Fıkrasının ihlaline,
2. (a) Aşağıdaki rakamların, her bir başvuru sahibine Sözleşmenin 44/2. Maddesine göre, kararın verilme tarihinden itibaren 3 ay içerisinde ödeme günündeki TL üzerinden ödenmesine,
(i). 15.250 Euro maddi tazminat
(ii). 1.200 Euro ücret ve masraflar
(b) Üç ay içerisinde ödeme yapılmaması halinde, ödeme gününe kadar geçecek süre için %4.26'lık gecikmemizi oranının uygulanmasına
3. Başvuru sahiplerinin diğer taleplerinin reddine, karar vermiştir.
1. Madde 6- Adil Yargılanma Hakkı
Mahkemenin yetki alanı (ratione temporis), sadece Türkiye'nin bireysel başvuru hakkını tanıdığı tarih olan 28 Ocak 1987 tarihinden sonra geçen süreyi dikkate alınmasına müsaade etmektedir. Bu durumda, Kumral ve Zabcı hakkında yürütülen soruşturmanın yaklaşık 8 yıl 11 aylık kısmı, Dede ve Dirik hakkında yürütülen soruşturmanın ise 15 yıl 2 aylık kısmını değerlendirmeye alınması gerekmektedir. (Bkz. Cankoçak v Türkiye, Başvuru No 25182/94 ve 26956/95, 20 Şubat 2001, par.26) Bununla beraber, Mahkeme, başvuru konusu olan davaların söz konusu tanıma işleminin yapıldığı andaki durumu ve geçirdiği aşamalarını da dikkate almalıdır, (ibid, par.25) Bireysel başvuru hakkı tanındığında Kumral ve Zabcı hakkında soruşturma (yargılama) 5 yıl 11 ay ve 13 gün, Dede ve Dirik hakkında ise yaklaşık 6 yıldır devam etmektedir. [par.21]
Mahkemeye göre, Sıkıyönetim Mahkemesinin kararını verme süreci yaklaşık yedi yıl beş ay almıştır. Askeri Yargıtay'daki temyiz süreci ise dört yıldan fazla sürmüştür. Yargıtay'ın karar verme süreci, dosyanın kendisine gönderilmesinden sonra, yaklaşık bir yıl sürmüştür. Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Dede ve Dirik hakkındaki davalar ise 21 yıldır devam etmektedir. Mahkemeye göre, ilk derece mahkemesinde ve temyiz sürecinde yargılamalar gereğinden çok uzun sürmüştür. Bu gecikme, görülmekte olan davaların kompleksliği ile açıklanamaz. Gecikme, ulusal yetkililerden kaynaklanmaktadır. [par.22]
2. Madde 41'in Uygulanması
Mahkeme, başvuru sahiplerinin tabi olduğu toplam yargılama süresini göz önünde bulundurarak, belirli bir dereceye ulaşan stres ( a certain amount of dist-ress) altında kaldığı sonucuna ulaşarak, her bir başvuru sahibi için 15.250 Euro tazminata ve masraflar için 1 .200 Euro ödenmesine ve %4.26 lık aylık faize hükmetmiştir. [par.28-32]
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER DAVALAR
1. Cankoçak v. Türkiye, Başvuru No 25182/94 ve 26956/95, 20 Şubat 2001
DAVANIN ESASI
PROSEDÜR
1. Başvuru sahipleri, dört Türk vatandaşı, Atalay Dede, Mehmet Kumral, Hüseyin Hakkı Zabcı ve M. Akin Dirik, Sözleşmenin eski 25. Maddesi uyarınca 30 Mayıs, 14 ve 18 Haziran 1996 tarihlerinde Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna başvuruda bulunurlar.
3. Başvuru sahipleri, Sözleşmenin 6. Maddesi uyarınca kendileri hakkında yürütülen davanın uzunluğu nedeni ile Sözleşmenin 6. Maddesinin ihlal edildiği düşüncesindedirler.
4. Başvuru, 1 Kasım 1998 tarihinde, 11. Protokolün yürürlüğe girmesi üzerine Mahkemeye havale edilmiştir.(Madde 5/2, 11. Protokol)
6. 17 Ekim 2000 yılında Mahkeme başvuruyu kabul edilir bulmuştur
OLAYLAR
I. DAVANIN ÖZEL ŞARTLARI
A. Başvuru Sahiplerinin Yakalanması ve Gözaltına Alınması
9. Başvuru sahipleri, 1981 Ocak ve Şubatında polis tarafından yakalanarak gözaltına alınır. Kendilerine yasa dışı bir örgüt olan Dev-Yol üyesi olduktan suçlaması yöneltilir.
10. Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi, 15 Nisan, 11 Mayıs ve 9 Temmuz 1981 tarihlerinde başvuru sahiplerinin tutuklanmasına karar verir.
B. Ankara Sıkıyönetim Mahkemesindeki Yargılama
11. 26 Şubat 1982 tarihinde, Askeri Savcı, başvuru sahiplerinin de arasından bulunduğu 723 sanık hakkında TCK m. 146 uyarınca anayasal düzeni yıkarak yerine Mancist-Leninist bir düzen getirmek suçlaması ile kamu davası açar.
12. Başvuru sahipleri, yargılama devam ederken, farklı tarihlerde serbest bırakılırlar.
14. 19 Temmuz 1989 tarihinde, Askeri Mahkeme başvuru sahiplerini hapis cezası ile cezalandırır. Bunun üzerine, başvuru sahipleri kararı temyiz eder ve dosya Askeri Yargıtay'a gönderilir.
15. Sıkıyönetim mahkemelerinin görev ve yetkilerinde yapılan değişiklik sonrası dosyalar Askeri Yargıtay'dan Yargıtay'a transfer edilir.
16. 28 Aralık 1995 tarihinde, Yargıtay, Mehmet Kumral ve Hüseyin Hakkı Zabcı'nin mahkumiyetini onaylarken Atalay Dede ve M. Akın Dirik'in mahkumiyet kararını bozmuştur. Bozma kararlan Ankara Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. Karar tarihinde söz konusu dosyalar bu mahkemede hala görüşülmektedir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
17. TCK'nun 146. Maddesine göre,
'Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye Kanunun tamamım veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük Millet Meclisini İskata veya vazifesini yapmaktan mene cebren teşebbüs edenler, idam cezasına mahkum olur."
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
18. Başvuru sahipleri, kendilerine karşı yürütülen yargılamanın çok uzun sürdüğü yolunda şikayette bulunmuşlardır. Bu nedenle, Sözleşmenin 6. Maddesinin 1. Fıkrasının ihlal edildiği iddiasından bulunmuşlardır. Söz konusu maddeye göre,
"Her şahıs....cezai sahada kendisine karşı serd edilen bir isnadın esası hakkında ....makul bir süre içerisinde dinlenilmesini (yargılanmasını) isteme hakkı vardır."
19. Hükümet iddiayı reddeder. Hükümet, başvuru sahiplerine yöneltilen suçun kompleksliğini ve hakkında dava açılan 723 kişinin Dev-Sol örgütünün faaliyetleri ile irtibatlandırılmasını içeren bir yargılamanın organize edilmesinin zorluğu savunmasını ileri sürmüştür. Hükümete göre, suçun kompleksliği ve yargılanan sanık sayısının fazlalığı yargılamanın uzun sürmesinin sebebi olup bu noktada adli mercilerin bir ihmali söz konusu değildir. Hükümet ilave olarak, Sözleşmenin eski 25 Maddesine göre, Türkiye'nin Mahkemenin yargılama yetkisini 22 Ocak .1990 sonrası cereyan eden olaylar için kabul ettiğini hatırlatmıştır.
A. Göz önüne alınması gereken süre
20. Mahkemenin tespitlerine göre başvuru sahiplerinden Kumral ve Zabcı hakkındaki soruşturma 22 Ocak, 15 ve 16 Şubat 1981 tarihlerinde başlamış ve 28 Aralık 1995 tarihinde sona ermiştir. Dede ve Dirik hakkındaki soruşturma ise hala devam etmektedir. Bu durumda Kumral ve Zabcı hakkındaki dava 14 yıl 10 ay ve 13 gün sürmüştür. Dede ve Dirik hakkındaki dava ise 21 yıldan fazla bir süredir sürmektedir.
21. Mahkemenin yetki alanı (ratione temporis), sadece Türkiye'nin bireysel başvuru hakkını tanıdığı tarih olan 28 Ocak 1987 tarihinden sonra geçen süreyi dikkate alınmasına müsaade etmektedir. Bu durumda, Kumral ve Zabcı hakkında yürütülen soruşturmanın yaklaşık 8 yıl 11 aylık kısmı, Dede ve Dirik hakkında yürütülen soruşturmanın ise 15 yıl 2 aylık kısmını değerlendirmeye alınması gerekmektedir. (Bkz. Cankoçak v. Türkiye, Başvuru No 25182/94 ve 26956/95, 20
Şubat 2001, par.26) Bununla beraber, Mahkeme, başvuru konusu olan davaların söz konusu tanıma işleminin yapıldığı andaki durumu ve geçirdiği aşamalarını da dikkate almalıdır, (ibid, par.25) Bireysel başvuru hakkı tanındığında Kumral ve Zabcı hakkında soruşturma (yargılama) 5 yıl 11 ay ve 13 gün, Dede ve Dirik hakkında ise yaklaşık 6 yıldır devam etmektedir.
B. Soruşturmanın (Yargılamanın) Uzunluğunun Makul Olması
22. Mahkemeye göre, Sıkıyönetim Mahkemesinin kararını verme süreci yaklaşık yedi yıl beş ay almıştır. Askeri Yargıtay'daki temyiz süreci ise dört yıldan fazla sürmüştür. Yargıtay'ın karar verme süreci, dosyanın kendisine gönderilmesinden sonra, yaklaşık bir yıl sürmüştür. Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Dede ve Dirik hakkındaki davalar ise 21 yıldır devam etmektedir. Mahkemeye göre, ilk derece mahkemesinde ve temyiz sürecinde yargılamalar gereğinden çok uzun sürmüştür. Bu gecikme, görülmekte olan davaların kompleksliği ile açıklanamaz. Gecikme, ulusal yetkililerden kaynaklanmaktadır.
23. Söz konusu bütün deliller ve bu konudaki Mahkemenin içtihat hukuku değerlendirildiğinde yargılama süresinin "makul" olduğu söylenemez.
24. Bu nedenle, m. 6/1 'in ihlali söz konusudur.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
25. Sözleşmenin 41. Maddesine göre,
"Mahkeme işbu Sözleşme veya protokollerin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili yüksek taraf devletin iç hukuka bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa. Mahkeme, gerektiği takdirde hakkaniyete uygun bir surette zarar gören tarafın tatminine hükmeder."
A. Zarar
26. Başvuru sahiplerinden Zabcı, Kumral ve Dirik, sırası ile, 185. 781, 167.515 ve 500.000 Fransız Frangı maddi ve manevi zarara uğradığını iddia ederken Dede belirli bir miktar belirtmeksizin uğradığı zararın tazminini istemiştir. Başvuru sahipleri, dayanak olarak, senelerce keyfi olarak mahkum edildiklerini ve neticede işlerini kaybettiklerini dile getirmiştir.
27. Hükümet başvuru sahiplerinin iddialarına karşı herhangi bir yorumda bulunmamıştır.
28. Mahkeme, başvuru sahiplerinin tabi olduğu toplam yargılama süresini gözönünde bulundurarak, belirli bir dereceye ulasan stres ( a ceratin amount of distress) altında kaldığı sonucuna ulaşarak, her bir başvuru sahibi için 15.250 Euro tazminata hükmetmiştir.
B. Ücretler ve Masraflar
29. Başvuru sahiplen ödenmesi gereken ücret ve masrafları belirtmemiş, Mahkemenin takdirine bırakmışlardır.
30. Hükümet bu konuda herhangi bir görüş belirtmemiştir.
31. Mahkeme, Sözleşme sürecinin işlediği süreçte bazı masrafların yapılmış olduğu varsayımına dayanarak her bir başvuru sahibine 1.200 Euro ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
32. Mahkemenin elindeki bilgilere göre, kararın verilme tarihinde Fransa'da uygulanmakta olan faiz oranı %4.26 dır.
BU SEBEPLERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİ İLE,
4. Sözleşmenin 6. Maddesinin 1. Fıkrasının ihlaline,
5. (a) Aşağıdaki rakamların, her bir başvuru sahibine Sözleşmenin 44/2. Maddesine göre, kararın verilme tarihinden itibaren 3 ay içerisinde ödeme günündeki TL üzerinden ödenmesine,
(i). 15.250 Euro maddi tazminat
(ii). 1.200 Euro ücret ve masraflar
(b) Üç ay içerisinde ödeme yapılmaması halinde, ödeme gününe kadar geçecek süre için %4.26'lık gecikme faizi oranının uygulanmasına
6. Başvuru sahiplerinin diğer taleplerinin reddine, karar vermiştir.
Yorum
Aynı zamanda "Geciken adalet, adalet değildir" prensibinin bir yansıması olan, Sözleşmenin 6. Maddesinin 1. Fıkrasına göre, yargılamanın makul bir süre içerisinde bitirilmesi, adil yargılama hakkının olmazsa olmaz şartlarındandır.
Sözleşme organlarının yerleşmiş içtihatlarına göre, yargılamanın hangi süre içerisinde bitirilirse makul olacağı konusunda konulmuş maksimum veya minimum bir süre oluşmamıştır. Mahkeme, her olayın özel şartlarına göre yargılamanın makul süre içerisinde bitirilip bitirilmediği konusunda ayrı bir değerlendirme yapmaktadır. Ceza davaları açısından kişinin suçla itham edildiği an sürenin başlangıcı, kararın kesinleştiği an da sürenin sonu olarak algılanmaktadır.
Sürenin makullüğünü değerlendirmede belirleyici olan, yargılamanın uzunluğunun devlet adına yetki kullanan kişilerin tutum ve davranışlarından kaynaklanıp kaynaklanmadığıdır. Başvuru sahibinin kendi tutum ve davranışları ile yargılamanın uzun sürmesine sebep olması halinde ise Mahkemenin, yargılamanın uzamasını bir hak ihlali olarak telakki etmesi mümkün olmamaktadır.
Söz konusu olayda, hükümet, sanık sayısının çokluğundan kaynaklanan suçun kompleksliğini yargılamanın uzun sürmesini sebep olarak göstermişse de Mahkeme 21 yıllık bir dava sürecinin bu sebeple açıklanabileceğine kanaat getirmemiş ve başvuru sahiplerini haklı olarak haklı bulmuştur.
Bu karar, aynı sebeple 2002 yılı içerisinde Türkiye'nin mahkumiyet aldığı 9. karardır ve son olmayacaktır. Türkiye'de yargılamaların gereğinden uzun sürdüğü bir sır değildir. Sosyal problemlerin çokluğu, buna karşın mahkemelerin ve personelinin azlığı, mahkeme bürokrasisinin yavaşlığı dikkate alındığında, günümüz Türkiye'sinde adil yargılama hakkının bir parçası olarak görülen, kişilerin yargılamaların makul süre içerisinde tamamlanmasını isteme hakkı, belki de sistemin en zor ve en son çözüm üretebileceği hak ihlallerinden birisi gibi gözükmektedir.
Full & Egal Universal Law Academy