(AİHS m. 6, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 168, 169) (ÇIRAKLAR - TÜRKİYE DAVASI)
Başvuru No: 38389/97
PROSEDÜR VE OLAYLAR
1-6. Davanın temelinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti uyruğuna tabi, 1973 doğumlu Mahmut Can isimli şahsın, anılan ülke aleyhine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne sunduğu 38389/97 sayılı başvuru dilekçesi bulunmaktadır. Başvuru sahibi, yasadışı PKK örgütüne yardım ettiği ve desteklediği iddiasıyla, 12 Ağustos 1996 tarihinde, Bitlis Polisi tarafından yakalanarak göz altına alınmıştır.
7-8. Göz altında tutulduğu esnada, pişman olmuş iki PKK eski militanıyla yüzleştirilmiş ve söz konusu militanlar, anılan örgüt mensuplarına yardım eden ve evinde barındıran şahıs olarak başvuru sahibini teşhis etmişlerdir. 15 Ağustos 1996 tarihinde, Savcı önüne çıkartılmış ve poliste verdiği ifadesini reddetmiştir. Polis tarafından kendisine kötü muamelede bulunulmadığını da beyan etmiştir. Aynı gün, geçici olarak tutuklanması emrini veren Bitlis Sulh Hakimi önüne çıkartılmıştır.
9-12. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı'nın 21 Ağustos 1996 tarihli iddianamesinde, başvuru sahibinin örgüt mensuplarına yardım ve yataklık ettiği iddiasıyla, Türk Ceza Kanununun 169. maddesi uyarınca yargılanmasını talep etmiştir. Bir asker ve iki sivil hakimden oluşan Diyarbakır DGM'de yapılan 4 Ekim 1996 tarihli duruşmada, başvuru sahibi sulh hakimi ve savcı önünde verdiği ifadeleri kabul etmiş, ancak Poliste alınan ifadesinin baskı altında alındığını ve imzalattırıldığını beyan etmiştir. 22 Aralık 1997 tarihinde, DGM başvuru sahibini isnat edilen suçlardan dolayı suçlu bulmuş ve 3 yıl 9 ay ağır hapis cezasına çarptırmıştır. Yargıtay, 5 Temmuz 1999 tarihinde kararı onamıştır.
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
15. Başvuru sahibi kendisini yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin bünyesinde bulunan Askeri Hakimden dolayı bağımsız ve tarafsız bir Mahkeme olmadığını, savunmasını hazırlaması sırasında gereken kolaylığın ve zamanın da gösterilmediğini belirterek, Sözleşmenin 6. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
A. Kabul edilebilirlik üzerine
1. Devlet Güvenlik Mahkemesinin Bağımsızlık ve Tarafsızlığı ile Ali Prosedürün hakkaniyeti üzerine,
16. Mahkeme, daha önceki içtihatlarından doğan kriterler (Çıraklar v. Türkiye davasına bakınız) ve elindeki verilerin ışığında bu davanın esasının incelenmesi gerektiğine kanaat getirmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın görüşünün bildirilmemesi üzerine,
17-18. Mahkeme, başvuru sahibi tarafından yapılan bu şikayetin yeni bir şikayet olduğunu, 19 Mart 2001 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas üzerine verdiği açıklamasında ilk kez değinildiğini ifade etmiş. Bu şikayetin yapıldığı tarih göz önüne alındığında ve iç hukukta kararın kesinleştiği tarih olan 5 Temmuz 1999 tarihi hesaba katıldığında, Sözleşmenin 35. maddesinin 1. ve 4. fıkralarına istinaden bu talebin reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
B. Esas üzerine
1. DGM'nin bağımsızlık ve tarafsızlığı üzerine
19-21. Mahkeme dava konusu olaylarla ilgili Hükümetin önceki davalardan farklı bir karar verilmesini gerektirecek hiçbir argüman sunmadığını ifade etmiştir. Mahkeme, müracaat sahibinin yargılandığı ve mahkum edildiği Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığını belirterek, Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
2. Prosedürün hakkaniyeti üzerine
22-24. Hükümet herhangi bir ihlal olduğunu reddetmektedir. Mahkeme, daha önceki benzer davalarda bağımsızlık ve tarafsızlık eksikliği bulunan mahkemelerin her hal ve şartta yargısına tabi insanlara hakkaniyete uygun bir muhakeme sunamayacağına hükmettiğini hatırlatmıştır. Ancak başvuru sahiplerinin bağımsız ve tarafsız bir muhakemeye sahip olmadıkları iddialarının kabul edilmesiyle birlikte bu hakkaniyetsizlik iddiasının incelenmesine lüzum olmadığına karar vermiştir.
II. SÖZLEŞMENİNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
25-33. Başvuru sahibi maddi ve manevi tazminat olarak toplam 35.000 Euro talep etmiş olsa da, Mahkeme, maddi tazminat ödenmesine gerek olmadığına, Sözleşmenin ihlal edildiğinin ortaya çıkarılmasının da haddi zatında manevi tazminat yerine kabul edilebileceğine hükmetmiştir,
630 Euro avukat ücreti düşülmek kaydıyla masraflar için 2.000 Euro tazminat ödenmesini ve bu miktarlara uygulanacak faiz oranının Avrupa Merkez Bankasının borç faiz oranının % 3 fazlası olarak tespit edilmesini uygun bulmuştur.
TÜM BU NEDENLERLE MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE;
1- Davanın kabul edilebilirliğine,
2- Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve tarafsızlık niteliklerinin eksikliğinden dolayı Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine,
3- Sözleşmenin 6. Maddesinden doğan diğer iddiaların incelenmesine lüzum olmadığına,
4- Mevcut kararın, talep edilen manevi tazminat yerine geçen hakkaniyete uygun bir tazmin olduğuna,
5- Ayrıca;
a) Davalı Devletin, Sözleşmenin 44 & 2. Maddesine göre, kararın kesinleşeceği tarihten itibaren 3 ay içinde, 630 Euro avukat ücreti düşülerek, ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek kaydıyla masraflar için başvuru sahibine 2000 Euro ödemesine;
b) Bu tutara belirtilen sürenin bitiminden itibaren ödeme yapılıncaya kadar Avrupa Merkez Bankasının borç faiz oranının %3 fazlasıyla faiz uygulanmasına,
6- Hakkaniyete uygun olmayan ilave tazminat talebinin reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy