(Başvuru No: 45733/99)
22 ARALIK 2004
Başvuru sahibi Metin Yılmaz, yasadışı TDKP terör örgütüne üye olmak şüphesi ile yakalanmış ve İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından yargılanarak hapis cezasına mahkum edilmiştir. Başvuru sahibi bunun üzerine bünyesinde askeri bir hakim bulunduran bir mahkemede yargılanmasının Sözleşme'nin 6. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur.
Mahkeme oybirliğiyle;
1. Başvurunun kısmen kabul edilebilir olduğuna;
2. Sözleşme'nin 6§1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Sözleşme'nin 6. maddesinden kaynaklanan diğer şikayetlerin incelenmesinin gerekli olmadığına;
4. Mevcut ihlal kararının, kendi başına, yeterli bir manevi tazmin oluşturduğuna;
5. a) Davalı Devletin, davanın kesinleşeceği günden sonraki 3 ay içerisinde, Sözleşme'nin 44§ 2. maddesi gereğince, başvuru sahibine, 2.000 Euro (iki bin Euro) ödemesine;
b) Gecikme faizleri oranın, Avrupa Merkez Bankası tarafından uygulanan faiz oranın % 3 oranında artırılarak uygulanmasına;
6. Hakkaniyete uygun diğer taleplerin reddine karar vermiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER KARARLAR
1. Özel v. Türkiye, no 42739/98.
2. Gençel v. Türkiye, no 53431/99.
3. Papachelas v. Yunanistan, no 31423/96.
4. Haralambidis ve Diğerleri v. Yunanistan, no 36706/97.
5. Seher Karataş v. Türkiye, no 33179/96.
6. Z. Y. v. Türkiye, no 27532/95.
7. Kalan v.Türkiye, başvuru no. 73561/01.
8. Özdemir v. Türkiye, no 59659/00.
9. Çıraklar v. Türkiye, 28 Ekim 1998.
10. İncal v. Türkiye, 9 Haziran 1998.
11. Findlay v. Birleşik Krallık, 25 Şubat 1997.
PROSEDÜR
1. Davanın temelinde, Türkiye Cumhuriyeti'ne yöneltilmiş olan bir başvuru mevcuttur (45733/99 sayılı). Türk vatandaşı olan Metin Yılmaz (başvuru sahibi), Temel Özgürlük ve İnsan Haklarının Korunması Sözleşmesinin eski 25. maddesine dayanarak, 11 Haziran 1998 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na (Komisyon) dava açmıştır.
2. Başvuru sahibi, İzmir'de avukatlık yapan M. N. Terzi tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (Hükümet) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
4. Başvuru, Mahkemenin birinci Dairesine verilmiştir (tüzüğün 52 § 1. maddesi). Başvuruyu inceleyecek heyet (Sözleşmenin 27 § 1. hükmü), tüzüğün 26 § 1. maddesine uygun olarak oluşturulmuştur.
5. 28 Kasım 2000 tarihinde, Mahkeme başvurunun kısmen kabul edilemez olduğunu açıklamıştır ve başvurunun kalan kısmını Hükümete iletmeye karar vermiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
9. Başvuru sahibi Metin Yılmaz Türk vatandaşı olup doğum tarihi 1957'dir. Başvurunun yapıldığı esnada İzmir'de işçi olarak çalışmakta ve ikamet etmektedir.
10. 2 Kasım 1994 tarihinde, başvuru sahibi, evinde yapılan bir arama sonucu, İzmir Emniyet Müdürlüğü'nün, Terörle Mücadele birimi tarafından yakalanarak gözaltına alınmıştır. Aynı gün içerisinde, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı tarafından dinlendikten sonra yargılanmak üzere tutukluluğuna karar veren yargıcın önünde ifade vermiştir.
11-12. 7 Aralık 1994 tarihli bir iddianame ile Savcı, Ceza Kanunun 168. maddesi gereğince yasadışı iki örgüte mensup olmaktan, (TDKB (Türkiye Devrimci Komünistler Birliği) ve MLKP-K (Komünist - Marksist - Leninist Partisi)), cezalandırılmasını talep etmiştir.
13. 6 Şubat 1997 tarihli kararla, Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuru sahibini, kendisine yöneltilen eylemlerden dolayı suçlu bulmuş ve 3 yıl müddetle kamu hizmetlerine katılma yasağıyla, 3 yıl 9 ay hapse mahkum etmiştir.
14. Başvuru sahibi ve avukatının yokluğunda, 26 Kasım 1997 tarihinde açıklanan 18 Kasım 1997 tarihli kararla, Yargıtay, ilk görüşmede kararı onamıştır.
15. 17 Aralık 1997 tarihinde, Yargıtay'ın karar metni, Devlet Güvenlik Mahkemesinin kaleminde bulunan dosyaya eklenmiş ve dava dosyası kapanmıştır.
16. 10 Ocak 1998 tarihinde, başvuru sahibi tutuklanmış ve alınan kararla hapishaneye konmuştur.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMASI
17. İlgili iç hukuk ve uygulaması Özel v. Türkiye ( no 42739/98, §§ 20 - 21, 7 Kasım 2002) ve Gençel v. Türkiye (no 53431/99, §§ 11 - 12, 23 Ekim 2003) kararında anlatılmıştır.
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞME'NİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
18. Başvuru sahibi, kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin, bünyesinde askeri bir yargıç bulundurması nedeniyle, kendisine adil bir yargılanma sağlayamadığını ve mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığını ileri sürmektedir. Başvuru sahibi, ayrıca, bu mahkemenin yargılama usulündeki uygulamalardan da şikayetçi olmuştur. Bu anlamda, ön soruşturma, süresince bir avukatla görüştürülmediğinden, aynı zamanda, cezasının ön soruşturma sırasında alınan ifadelerine dayandırıldığından şikayetçi olmuştur.
Aşağıda bir kısmı verilen, Sözleşme'nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddelerinin ihlal edildiğini savunmaktadır:
"1. Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir."
3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:
a) Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;
b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;
c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek;
d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında çağırılmasının ve dinlenmesinin sağlanmasını istemek;
e) Duruşmada kullanılan dili anlama dışı veya konuşma dışı takdirde bir tercümanın yardımından para ödemeksizin yararlanmak."
A. Kabul edilebilirlik üzerine
19. Hükümet, Sözleşmenin 35. maddesindeki altı aylık zaman aşımı süresine uyulmadığını ileri sürmüştür.
20. İlk etapta, Hükümet, iç hukuktaki nihai kararın, Yargıtay tarafından 18 Kasım 1997'de onaylanan ve 26 Kasım 1997'den açıklanan karar, olduğunu savunmuştur. Buradan, başvurunun, bu son tarihten itibaren altı aylık süre içerisinde yapılmış olması gerektiğini, fakat 11 Haziran 1998 tarihinde yapılmış olduğunu saptamıştır.
21. Mahkeme, Yargıtay'ın 18 Kasım 1997 tarihli tam metninde, başvuru sahibinin ve avukatının yokluğundan dolayı kesin karar bildirisinin 26 Kasım 1997'de gerçekleştiğinin ifade edildiğini belirtmiştir. Daha sonra, 17 Aralık 1997'de bu kararın tam metni, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin kalemindeki dosyaya eklenmiştir.
22. Mahkeme, Türk hukukunun Yargıtay'ın kararlarının tebliğ edilmesini öngörmediğini ve bildiri eksikliğinin yaşanması halinde, başvuru sahibinin, taraflara kararın açıklandığı tarih olan 17 Aralık 1997 tarihinde, karar hakkında bilgi edinebilme imkanının olduğunu belirttiğini hatırlatmıştır (mutatis mutandis, Papachelas v. Yunanistan, no 31423/96, §§ 30 - 31, CEDH 1999 - II ve Haralambidis ve Diğerleri v. Yunanistan, no 36706/97, CEDH 2001; Seher Karataş v. Türkiye, no 33179/96, 9 Temmuz 2002, ve Z. Y. v. Türkiye, no 27532/95, 9 Nisan 2002). Başvuru, 11 Haziran 1998'de, yani, 6 aylık süre zarfı içerisinde yapılmıştır.
23. Böylece, Mahkeme bu alandaki iddiayı reddetmiştir.
24. İkinci olarak, Hükümet, altı aylık süre kuralına riayet edilmediğini ileri sürmektedir. Hükümet, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı yönündeki şikâyete dair nihai hükmün, aynı içtihat tarafından verildiğine dikkat çekmektedir. Bu doğrultuda, Temyiz Mahkemesi'nin söz konusu şikayet konusunda karara vermede hiçbir surette salahiyetli olmadığını ve dolayısıyla, temyiz yoluna gidilmesinin bahsi geçen durumun telafisinde iç hukuka başvurmak sayılmayacağı fikrini savunmaktadır. Netice itibarıyla da, başvuru sahibinin, altı ay içinde yani, 6 Şubat 1997 tarihine kadar başvuruda bulunmuş olması gerektiğine dikkat çekmektedir. Hükümet, başvurunun ancak 11 Haziran 2000 tarihinde yapıldığının altını çizmektedir. Bu tezini güçlendirmek için de, Kalan v.Türkiye (başvuru no. 73561/01, 2 Ekim 2001) davasına atıfta bulunmaktadır.
25. Mahkeme, yukarda bahsi geçen Özdemir v.Türkiye (başvuru no. 59959/00, § 26, 6 Şubat 2003) davasında benzer bir itirazı reddettiği hatırlatmasında bulunmuştur. Mahkeme, davaya esas teşkil eden olaylar ve hukuki durum açısından iki durum arasında bir fark bulunmadığı tespitinden hareketle, bir önceki kararına aykırı şekilde hüküm vermesi için hiçbir sebep bulunmadığı sonucuna varmış ve Hükümet'in ön itirazını reddetmiştir.
26. Mahkeme, içtihadının ortaya koyduğu kıstasları uyarınca (özellikle bkz. Çıraklar v. Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar, Recueil, 1998- VII) ve elindeki delil ve bilgiler doğrultusunda, başvurunun esastan incelenmesine karar vermiş, ayrıca, söz konusu başvurunun, kabul edilemez oluşuna gerekçe oluşturabilecek herhangi bir unsur içermediği görüşünü bildirmiştir.
B. Esas hakkında
1. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve tarafsızlığına dair
27. Mahkeme, söz konusu duruma benzer pek çok vakaya bakmış ve Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğini gözlemiştir (bkz. Özel, §§ 33-34 ve Özdemir, §§ 35-36).
28. Mahkeme hali hazırdaki davayı incelemiş ve Hükümet'in mevcut durumda farklı bir sonuca varmaya götürebilecek herhangi somut örnek veya kanıt sunamadığına karar vermiştir. Ceza yasasına aykırı hareketten yargılanmak üzere, Devlet Güvenlik Mahkemesinde dinlenen başvuru sahibinin, içlerinde yüksek askeri mevkisi olan bir yargıcın da bulunduğu yargıçların karşısına çıkmaktan korkmasının anlaşılır olduğuna kanaat etmiştir. Bu sebeple, Devlet Güvenlik Mahkemesinin tarafsızlık ve bağımsızlıktan yoksun olduğuna dair başvuru sahibinin korkularının nesnel olarak savunulabilir olduğu ifade edilmiştir (İncal v. Türkiye, 9 Haziran 1998tarihli karar, 1998 IV Kitap, sayfa 1573 § 72).
29. Mahkeme, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin başvuru sahibini yargılayıp cezalandırdığında, 6§ 1. maddeye göre, bağımsız ve tarafsız bir yargılama gerçekleştirmediği sonucuna varmıştır.
2. Cezai Yargılama Usulünün Adilliği Üzerine
30. Hükümet bir ihlalin varlığını reddetmiştir.
31. Mahkeme, bağımsız ve tarafsız olmadığı tespit edilen bir mahkemenin, huzuruna çıkan kişilere hiçbir surette adil bir yargılanma sağlayamadığı yönünde hüküm verdiği benzer davalara atıfta bulunmuştur.
32. Başvuru sahiplerinin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde yargılanma haklarının ihlali tespitinden hareketle, Mahkeme, bu şikayeti ayrıca incelemeye lüzum görmemektedir (diğer davaların yanı sıra, bkz. Çıraklar v. Türkiye, a.g.d., s. 3074, §§ 44-45).
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
33. Sözleşme'nin 41. maddesi aşağıdaki hükmü ihtiva etmektedir:
"Mahkeme, bu Sözleşme veya protokollerin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili yüksek taraf devletin iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, mahkeme, gerektiği takdirde hakkaniyete uygun bir surette zarar gören tarafın tazminine hükmeder."
A. Maddi ve Manevi Tazminat
34. Başvuru sahibi, maddi ve manevi açıdan zarar gördüğünü ileri sürerek, 5.134 EUR ve 10.000 EUR talep etmiştir.
35. Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
36. İleri sürülen maddi tazminat ile ilgili olarak, eğer Devlet Güvenlik Mahkemesi Sözleşme'ye aykırı bir davranış göstermişse, Mahkeme, yargılama usulünün sonuçları üzerinde düşünmez. Bu durumda, başvuru sahibine, herhangi bir tazminat ödenmesi söz konusu olmaz (Findlay v. Birleşik Krallık, 25 Şubat 1997 tarihli karar, 1997 - I sayfa 284§ 85).
37. Manevi zarara gelince, Mahkeme, dava koşulları dâhilinde bir ihlal kararının tespitinin manevi zarar için yeterli olacağına karar vermiştir (Çıraklar, sayfa 3074§ 49).
38. Eğer Mahkeme bir başvuru sahibinin cezasının, 6§1. madde bağlamında, bağımsız ve tarafsız olmayan bir mahkeme tarafından yargılandığı sonucuna varırsa, temelde en uygun düzeltme şeklinin, başvuru sahibinin zamanında, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından tekrar yargılanması olacağı kanısındadır (Gençel, par. 27).
B. Mahkeme Harcı ve Masrafları
39. Başvuru sahibi, aynı zamanda, Mahkeme ve ulusal mahkemelerde ödenen harç ve masraflar için, 3.750 EUR talep etmiştir. Başvuru sahibi en ufak bir ispatlayıcı belge göstermemiştir.
40. Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
41. Elindeki bilgiler ışığında Mahkeme, hakkaniyete uygun bir biçimde, başvuru sahibine 2.000 Euro ödenmesini uygun görmüştür.
C. Gecikme Faizi
42. Mahkeme, gecikme faizi oranın, Avrupa Merkez Bankası tarafından uygulanan faiz oranın % 3 oranında artırılarak tespit edilmesinin uygun olacağına karar vermiştir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME OY BİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kısmen kabul edilebilir olduğuna;
2. Sözleşme'nin 6§1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Sözleşme'nin 6. maddesinden kaynaklanan diğer şikayetlerin incelenmesinin gerekli olmadığına;
4. Mevcut ihlal kararının, kendi başına, yeterli bir manevi tazmin oluşturduğuna;
5. a) Davalı Devletin, davanın kesinleşeceği günden sonraki 3 ay içerisinde, Sözleşme'nin 44§ 2. maddesi gereğince, başvuru sahibine, 2.000 Euro (iki bin Euro) ödemesine;
b) Gecikme faizleri oranın, Avrupa Merkez Bankası tarafından uygulanan faiz oranın % 3 oranında artırılarak uygulanmasına;
6. Hakkaniyete uygun diğer taleplerin reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy