(AİHS. m. 6, 29, 34, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 169) (ÖZDEMİR - TÜRKİYE DAVASI) (VURAL - TÜRKİYE DAVASI) (ÇIRAKLAR - TÜRKİYE DAVASI) (İNCAL - TÜRKİYE DAVASI) (SÜLEYMAN YILDIRIM - TÜRKİYE DAVASI) (GENÇEL - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 45907/99)
KARAR
STRAZBURG
20 Ekim 2005
Sözkonusu karar AİHSnin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak ,şekle ilişkin değişiklik yapılabilir.
Tanrıkolu ve Diğerleri/Türkiye davasında,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Üçüncü Daire),
Sn. B.M. ZUPANCIC, Başkan,
Sn. J. HEDIGAN,
Sn. L. CAFLISCH,
Sn. R. TÜRMEN,
Sn. C. BÎRSAN,
Sn. M. TSATSA-NIKOLOVSKA,
Sn. R. JAEGER, yargıçlar,
Ve Bölüm Sekreteri Sn. V. BERGERin katılımı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Heyeti olarak toplanmış,
29 Eylül 2005 tarihindeki gizli görüşme sonucunda,
Yukarıda anılan tarihte benimsenmiş olan aşağıdaki karara varmıştır:
USULİ İŞLEMLER
1. Davanın nedeni, on yedi Türk vatandaşı Temer Tanrıkolu, İbrahim Bağdu, M. Emin Tanrıkolu, Mehmet Tayşun, A. Menaf Akyol, M. Emin Tayşun, Lokman Akyol, Hamo Tayşun, Ramazan Atak, Hıdır Şengil, Methi Tayşun, Abdurrahman Mungan, M. Sait Çek, Faruk Dilek, Ramazan Tanrıkolu, Hasan Arsu ve Abdulaziz Arsunun (başvuranlar), 4 Ekim 1997 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptığı başvurudur (başvuru no. 45907/99).
2. Başvuranları, görevini Diyarbakırda ifa etmekte olan avukat T. Elçi temsil etmiştir. Türk Hükümet (Hükümet), AİHM huzurundaki davalar için bir Ajan tayin etmemiştir.
3. 22 Ekim 2002 tarihinde AİHM, başvurunun kısmen kabuledilemez olduğuna ve başvuranların bağımsız ve tarafsız bir Mahkeme tarafından adil yargılanma ve polis tarafından gözaltında tutuldukları sürece yasal yardım alma haklarına ilişkin şikayetleri, Hükümete bildirmeye karar vermiştir. 28 Eylül 2004 tarihli bir kararla AİHM, başvurunun esaslarını ve kabuledilebilirliğini, AİHSnin 29 § 3. maddesinin hükümleri uyarınca birlikte incelemeye karar vermiştir.
OLAYLAR
I. DAVA OLAYLARI
4. Başvuranlar Temer Tanrıkolu, İbrahim Bağdu, M. Emin Tanrıkolu, Mehmet Tayşun, A. Menaf Akyol, M. Emin Tayşun, Lokman Akyol, Hamo Tayşun, Ramazan Atak, Hıdır Şengil, Methi Tayşun, Abdurrahman Mungan, M. Sait Çek, Faruk Dilek, Ramazan Tanrıkolu, Hasan Arsu ve Abdulaziz Arsu sırasıyla 1977, 1948, 1960, 1956, 1950, 1953, 1971, 1950, 1960, 1977, 1973, 1975, 1964, 1974, 1975, 1949 ve 1973 doğumlu Türk vatandaşlarıdır. Türkiyenin güneydoğu bölgesindeki Silopi ilçesinde yaşamaktadırlar.
5. 1992 Kasım ve 1993 Şubat ayları arasında başvuranlar, PKK isimli yasadışı bir örgüte yardım ve yataklık ettiklerinden şüphe edildiği için polis tarafından Silopide gözaltına alınmışlardır.
6. Gözaltı sürelerinin bitiminde başvuranlar, Şırnak Sulh ve Ceza Mahkemesi huzuruna çıkarılmış ve müteakiben tutuklu yargılanmalarına karar verilmiştir.
7. 1993 senesinde belirsiz bir günde Diyarbakır DGM Başsavcısı, bir iddianame sunmuştur. Başvuranları, yasadışı bir örgüte yardım ve yataklık etmekle suçlamış ve Türk Ceza Kanununun 169. maddesi uyarınca mahkum edilmelerini talep etmiştir.
8. Başvuranlar, yargılanmaları devam ettiği halde serbest bırakılmıştır.
9. 6 Şubat 1996 tarihinde bir askeri hakim de dahil olmak üzere üç hakimden oluşan Diyarbakır DGM, başvuranları itham edildikleri gibi suçlu bulmuş ve onları, iki yıl altı ay ile üç yıl dokuz ay arasında değişen farklı hapis cezalarına mahkum etmiştir.
10. 9 Haziran 1997 tarihinde Yargıtay, Diyarbakır DGMnin delilleri değerlendirmesini onaylayarak, başvuranların temyiz talebini reddetmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
11. İç hukukun tam bir tanımı, Özel/Türkiye kararında bulunabilir (no. 42739/98, §§ 20-21, 7 Kasım 2002).
HUKUK
I. AİHSNİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
12. Başvuranlar öncelikle Diyarbakır DGMde kendilerini yargılayan ve mahkum eden askeri bir hakim bulunmasından dolayı bağımsız ve tarafsız bir Mahkeme tarafından adil olarak yargılanmadıkları hususunda şikayette bulunmuştur. Ayrıca gözaltında tutuldukları süre içerisinde bir avukata danışma hakkından mahrum bırakıldıkları hususunda da şikayetçi olmuşlardır. Bu bağlamda şikayetlerini, ilgili kısmı aşağıda kaydedilen AİHSnin 6 §§ 1. ve 3. (c) maddelerine dayandırmışlardır.
1. Herkes
cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından
hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.
3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:
c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek;
A. Hükümetin itirazları
1. DGMnin bağımsızlığı ve tarafsızlığı
a) Altı ay kuralı
13. Hükümet, AİHSnin 35. maddesi uyarınca başvuranların Diyarbakır DGMnin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hususundaki şikayetlerinin, altı ay kuralına uyulmaması nedeni ile reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Bu hususta, başvuranlar DGMnin bağımsız ve tarafsız olmadığına dair şikayette bulundukları için Mahkemenin kararını vermiş olduğu 6 Şubat 1996 tarihinden itibaren altı ay içerisinde AİHMye başvurularını yapmış olmaları gerektiğini belirtmiştir.
14. AİHM, daha önce de Hükümetin altı ay kuralına uyulmamasına ilişkin benzer itirazlarını incelemiş ve reddetmiş olduğunu yineler (bkz. Özdemir/Tükiye, no. 59659/00, § 29, 6 Şubat 2003, ve Doğan ve Keser/Türkiye, no. 50193/99 ve 50197/99, § 17, 24 Haziran 2004). AİHM, sözkonusu davada yukarıda anılan davalarda verdiği kararlardan farklı bir karara varmak için gerekçe görmemektedir.
15. Dolayısıyla AİHM, Hükümetin itirazının sözkonusu kısmını reddetmiştir.
b) İç hukuk yollarının tüketilmemesi
16. Hükümet ayrıca AİHSnin 35. maddesi uyarınca başvuranların, Diyarbakır DGMnin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin şikayetlerinin, iç hukuk yollarını tüketmemiş oldukları için de reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Başvuranların, şikayetlerini yerel Mahkemeler hususunda sunmadıklarını ileri sürmüştür. Bu hususta, AİHM içtihadına değinmiştir (özellikle Ahmet Sadık/Yunanistan, 15 Kasım 1996 tarihli karar, Hüküm ve Karar Raporları 1996-V).
17. AİHM daha önce de Hükümetin, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması hususunda benzer itirazlarını reddetmiş olduğunu yineler (bkz. Vural/Türkiye, no. 56007/00, § 22, 21 Aralık 2004, Çolak/Türkiye (no. 1), no. 52898/99, § 24, 15 Temmuz 2004, ve Özel, § 25). AİHM, sözkonusu davada yukarıda anılan davalarda verdiği kararlardan farklı bir karara varmak için gerekçe görmemektedir.
18. Dolayısıyla AİHM, Hükümetin itirazının sözkonusu kısmını reddetmiştir.
2. Başvuranların, polis tarafından gözaltında tutuldukları süre içerisinde yasal yardım alamadıklarına ilişkin şikayetleri
19. Hükümet başvuranların, polis tarafından gözaltında tutuldukları süre içerisinde yasal yardım alamadıklarına ilişkin şikayetlerinin, altı aylık süre limitini aştığı için kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Bu hususta sözkonusu şikayetin, başvuranların polis tarafından gözaltında tutulmalarının bitiminden itibaren altı ay içerisinde yapılması gerektiğini belirtmişlerdir. Ancak başvuranlar şikayetlerini, gözaltı durumlarının bitiminden yaklaşık beş yıl sonra, 4 Ekim 1997 tarihinde AİHMye sunmuşlardır.
20. AİHM, 6. maddenin polis tarafından yapılan ön soruşturma aşamasında dahi uygulanabileceğini ve 3. paragrafın, 1. paragrafta belirtilen cezai takibat sırasındaki adil yargılama kavramının bir unsuru olduğunu ve bir davanın yargılama işlemleri başlamadan önce, hükümlerine uyulmaması nedeniyle yargılamanın ciddi biçimde tarafsızlıktan yoksun olması durumunda sözkonusu 3. paragrafın uygun olabileceğini yineler (bkz., bu hususta Imbrioscia/İsviçre, 24 Kasım 1993 tarihli karar, A Serisi no. 275, sayfa 13, § 36; John Murray/İngiltere, 8 Şubat 1996 tarihli karar, Hüküm ve Karar Raporları 1996-I, sayfa 54, § 62).
21. AİHMnin yukarıda kaydedilen kararlarda belirttiği gibi 6 § 3. (c) maddenin ön soruşturma sırasında uygulanma şekli, ilgili cezai takibatların özelliklerine ve dava olaylarına bağlıdır; 6. maddenin amacının - hakkaniyete uygun yargılama - gerçekleştiğine karar vermek için, dava sırasında yürütülen cezai takibatın bütünlüğüne dikkat edilmelidir (ibid., sırasıyla sayfa 13-14, § 38 ve sayfa 54-55, § 63).
22. Yukarıda kaydedilenler ışığında, başvuranların yasal yardımdan mahrum bırakılmalarının cezai takibatın tarafsızlıktan yoksun olmasına yol açıp açmadığına karar vermek için AİHM, cezai takibatı bütünlüğü içinde değerlendirmelidir.
23. Sonuç olarak, Hükümetin itirazlarının sözkonusu kısmı onanamaz.
B. Kabuledilebilirlik
24. İçtihadı ışığında (bkz. diğer içtihatlar yanında, Çıraklar/Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar, Hüküm ve Karar Raporları 1998-VII) ve kendisine sunulan delilleri gözönüne alan AİHM, davanın AİHS bağlamında, karara bağlanması esasların incelenmesine bağlı olan dava olaylarına ve hukuka ilişkin karmaşık konuları günışığına çıkardığı kanısındadır. Bu nedenle AİHM, başvurunun geri kalan kısmının, AİHSnin 35 § 3. maddesi bağlamında temelden yoksun olmadığı sonucuna varmıştır. Başvurunun kabuledilemez olduğuna karar vermek için başka bir gerekçe bulunmamaktadır.
C. Esaslar
1. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı
25. Hükümet, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin, Devletin güvenliği ve bütünlüğüne yöneltilen tehditleri bertaraf etmesi için kanunca kurulduğunu ileri sürmüştür. Sözkonusu davada, başvuranların Diyarbakır DGMnin bağımsızlığı hususunda meşru şüpheler taşıyabilecekleri sonucuna varmak için gerekçe bulunmadığını belirtmiştir. Hükümet ayrıca, askeri hakimlerin artık Devlet Güvenlik Mahkemeleri kürsülerinde yer alamayacağına ilişkin 1999 tarihli Anayasa değişikliğine değinmiştir.
26. AİHM, daha önce benzer davaları incelemiş ve AİHSnin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmiş olduğu sonucuna varmış olduğunu belirtmiştir (bkz. Özel, § 33-34, ve Özdemir/Türkiye, no. 59659/00, § 35-36, 6 Şubat 2003).
27. AİHM sözkonusu davada farklı bir sonuca varmak için gerekçe görmemektedir. Yasadışı bir örgüte mensup olmaları nedeniyle bir Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanan başvuranların, askeri hizmet mensuplarının bulunduğu bir kürsü tarafından yargılanmaktan rahatsızlık duymaları anlaşılmaz değildir. Bu nedenle Diyarbakır DGMnin, davanın niteliği ile ilgisi olmayan görüşlerden etkilenebileceğine dair endişe duyabilirler. Diğer deyişle, başvuranların DGMnin bağımsız ve tarafsız olmadığı hususundaki endişelerinin haklı olduğu kabul edilebilir (bkz. Incal/Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Raporlar 1998-IV, sayfa 1573, § 72 in fine).
28. Yukarıda kaydedilenler ışığında AİHM, bu hususta AİHSnin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmiş olduğuna karar vermiştir.
2. 6. maddeye dayandırılan şikayetlerin kalan kısmı
29. Başvuranların bağımsız ve tarafsız bir Mahkeme tarafından hakkaniyete uygun şekilde yargılanma haklarının ihlal edildiği sonucuna varan AİHM, başvuranların şikayetlerinin AİHSnin 6 § 3. (c) maddesi uyarınca incelenmesinin gerekli olmadığı kanısındadır (Epözdemir/Türkiye, no. 43926/98, § 24, 28 Ekim 2004, ve Süleyman Yıldırım/Türkiye, no. 40518/98, § 39, 29 Temmuz 2004).
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
30. AİHSnin 41. maddesi aşağıda kaydedilmiştir:
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Zarar
31. Başvuranların her biri, maddi zarar için 4,000 Euro, manevi zarar için 4,000 Euro tazminat talep etmiştir.
32. Hükümet, sözkonusu taleplerin haddinden fazla ve kabuledilemez olduğunu belirtmiştir.
33. Manevi zarar hususunda AİHM öncelikle, 6 § 1. madde bağlamındaki cezai takibatın sonuçlarının ne olacağı hususunda spekülasyon yapamayacağı kanısındadır. Ayrıca, başvuranların maddi zarara ilişkin talepleri, delillerle desteklenmemektedir. Bu nedenle, AİHM sözkonusu taleplere müsaade edemez.
34. AİHM, 6. maddenin ihlal edildiği bulgusunun, başvuranların maruz kaldığı manevi zarar için yeterli tazmin teşkil ettiği kanısındadır (bkz. Incal, sayfa 1575, § 82, ve Çıraklar, § 45).
35. Başvuranların, 6 § 1. madde bağlamında bağımsız ve tarafsız bir Mahkeme tarafından mahkum edildiğini tespit ettiği durumlarda AİHM, uygulanabilecek en doğru yöntemin başvuranların, gerekli zaman içerisinde bağımsız ve tarafsız bir Mahkeme tarafından yargılanmasını sağlamak olduğu kanısındadır (Gençel/Türkiye, no. 53431/99, § 27, 23 Ekim 2003).
B. Mahkeme Masrafları
36. Başvuranlar ayrıca yerel Mahkemeler ve AİHM huzurunda maruz bırakıldıkları masraf ve harcamalar için toplam 47,683 Euro tazminat talep etmiştir.
37. Hükümet, Mahkeme masrafları hususundaki taleplerin usulüne uygun olarak belgelenmediğini belirtmiştir.
38. AİHM, gerekli olduğu için yapıldıkları ve meblağın makul olduğu sürece Mahkeme masrafları için tazminat ödenmesi kararını verebilir (bkz., örneğin, Sawicka/Polonya, no. 37645/97, § 54, 1 Ekim 2002).
39. Mevcut bilgiler ışığında ve içtihadında belirtilen kriterleri gözönüne alarak değerlendirme yapan AİHM (bkz., diğer içtihatlar yanında, Vural, § 45), masraf talepleri için başvuranların hepsine toplam 1,000 Euro ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
40. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın benimsenmesinin uygun olduğu kanısındadır.
YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM OYBİRLİĞİYLE
1. Başvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna,
2. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin şikayet hususunda AİHSnin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmiş olduğuna,
3. Başvuranların şikayetinin, AİHSnin 6 § 3. maddesi bağlamında değerlendirilmesinin gerekli olmadığına,
4. AİHSnin ihlal edildiğinin tespit edilmesinin, manevi zarar için başlıbaşına adil tazmin teşkil ettiğine,
5. (a) Sorumlu Devletin, başvurana, AİHSnin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, her türlü vergiden muaf olmak ve ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilmek üzere 1.000 Euro (bin Euro) maddi tazminat ödemesi gerektiğine,
(b)Yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre içerisinde Avrupa Merkez Bankasının gecikme süresince uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faizin yukarıda kaydedilen miktarlara uygulanmasına karar vermiş,
6. Başvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmını reddetmiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77 § 2. ve 3. maddeleri uyarınca 20 Ekim 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy