(AİHS. m. 6, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 168)
Başvuru No: 47296/99
Karar Tarihi: 27 Kasım 2003
PROSEDÜR VE OLAYLAR
1-6. Davanın temelinde, Türkiye Cumhuriyeti uyruğuna tabi, 1977 doğumlu Tunay Günel isimli şahsın, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne sunduğu 47296/99 sayılı başvuru dilekçesi bulunmaktadır. Başvuru sahibi, 20 Ekim 1997 günü yapılan bir ihbar üzerine, sahte kimlik bulundurduğu iddiasıyla Jandarma tarafından yakalanmıştır. Müracaat sahibiyle aynı araç içerisinde bulunan başka bir şahıs kaçmaya yeltenmiş ve Jandarma ile girdiği silahlı çatışma sonucunda ölü olarak ele geçirilmiştir. Araç içerisinde yapılan aramada çok sayıda ateşli silah ve patlayıcı madde ele geçirilmiştir. Jandarma tarafından yapılan sorgulamasında, yasadışı TKP/ML-TİKKO örgütünün iletişimini sağlayan şahıs olduğunu itiraf etmiştir.
7-13. 27 Aralık 1997 tarihinde Taşova Cumhuriyet Savcılısı tarafından dinlenilmiş ve akabinde de tutuklanması emrini veren Taşova Asliye Ceza Mahkemesi hakimi önüne çıkartılmıştır. Burada yapılan yargılamasında, Jandarmaya verdiği ifadesini reddetmiştir. 5 Kasım 1997 tarihinde, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, başvuru sahibinin, biri askeri hakim olmak üzere üç hakimden oluşan DGM önünde, yasadışı örgütün yöneticilerinden olmak suçundan Türk Ceza Kanununun 168/1. maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5. maddesi kapsamında yargılanmasını talep etmiştir. DGM önünde yapılan duruşmasında, başvuru sahibi kendisine isnat edilen suçlamaları reddetmiş ve arabasında bulunan şahsın TKP/ML-TİKKO örgütü üyesi olduğunu bilmediğini iddia etmiştir. Cumhuriyet Savcısı mahkemeye sunduğu ek iddianamesinde, şahsın yasadışı örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 168/2. maddesi kapsamında yargılanmasını talep etmiştir. Devlet Güvenlik Mahkemesi, 3 Mart 1998 tarihinde, başvuru sahibini, yasadışı silahlı örgüte üye olmak suçundan Türk Ceza Kanununun 168/2. maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay ağır hapis cezasına mahkum etmiştir. Yargıtay, 18 Kasım 1998 tarihinde, ilk mahkemenin verdiği kararı onamıştır.
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
16-. Başvuru sahibi kendisini yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin bünyesinde bulunan Askeri Hakimden dolayı bağımsız ve tarafsız bir Mahkeme olmadığını ve savunmanın hazırlanması için gerekli zamanın ve kolaylıkların sağlanmadığını belirterek, Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrası ile 3. fıkrasının b) bendinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
A. Kabul edilebilirlik üzerine
17-20. Hükümet iki açıklamayla müracaatın kabul edilmemesi gerektiğini savunmuştur. İlk olarak, Hükümet, başvuru sahibinin iç müracaat yollarını tüketmeden konuyu Mahkemeye intikal ettirildiğini belirterek başvurun reddini talep etmiştir. İkinci olarak ise, Sözleşmenin 35&1. maddesinde zikredilen 6 aylık süreye uyulmadığı gerekçesiyle Mahkemeden başvurun reddini istemiştir. (
)
21-22. Mahkeme, Hükümetin yukarıda belirtilen iddialarını reddederek, daha önceki içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Çıraklar v. Türkiye davasına bakınız) ve elindeki veriler kapsamında bu davanın esasının incelenmesi gerektiğine kanaat getirmiştir.
B. Esas üzerine
1. DGM'nin bağımsızlık ve tarafsızlığı üzerine
23-25. Mahkeme dava konusu olaylarla ilgili Hükümetin önceki davalardan farklı bir karar verilmesini gerektirecek hiçbir argüman sunmadığını ifade etmiştir. Başvuru sahibinin yargılandığı ve mahkum edildiği Mahkemedeki hakimlerden birinin askeri hakim olması münasebetiyle, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinin tarafsız ve bağımsız olmadığına ve Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine hükmetmiştir.
2. Adli prosedürün hakkaniyeti üzerine
26-28. Hükümet herhangi bir ihlal olduğunu reddetmiştir. Mahkeme, daha önceki benzer davalarda bağımsızlık ve tarafsızlık eksikliği bulunan mahkemelerin her hal ve şartta yargısına tabi insanlara hakkaniyete uygun bir muhakeme sunamayacağına hükmettiğini hatırlatmıştır. Ancak başvuru sahibinin bağımsız ve tarafsız bir muhakemeye sahip olmadığı iddiasının kabul edilmesiyle birlikte bu hakkaniyetsizlik iddiasının incelenmesine lüzum olmadığına karar vermiştir.
II. SÖZLEŞMENİNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
29-38. Başvuru sahibi maddi tazminatı Mahkemenin takdirine bırakmış, manevi tazminat olarak da toplam 50.000 Euro talep etmiştir. Mahkeme, maddi tazminat ödenmesine gerek olmadığını, Sözleşmenin ihlal edildiğinin ortaya çıkarılmasının da haddi zatında manevi tazminat yerine kabul edilebileceğini ifade etmiştir,
Mahkeme müracaat sahibine masraflar için 760 Euro avukatlık ücreti düşülmek kaydıyla, 2.000 Euro ödenmesini ve bu miktarlara uygulanacak faiz oranının Avrupa Merkez Bankasının borç faiz oranının % 3 fazlası olarak tespit edilmesini uygun bulmuştur.
TÜM BU NEDENLERLE MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE;
1- Davanın kabul edilebilirliğine,
2- Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve tarafsızlık niteliklerinin eksikliğinden dolayı Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine,
3- Sözleşmenin 6. Maddesinden doğan diğer iddiaların incelenmesine lüzum olmadığına,
4- Mevcut kararın, talep edilen manevi tazminat yerine geçen hakkaniyete uygun bir tazmin olduğuna
5- Ayrıca,
a) Davalı Devletin Sözleşmenin 44 & 2. Maddesine göre, kararın kesinleşeceği tarihten itibaren 3 ay içinde masraflar için öngörülen 2000 Euro'nun ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek kaydıyla ödemesine;
b) Bu tutara belirtilen sürenin bitiminden itibaren ödeme yapılıncaya kadar Avrupa Merkez Bankasının borç faiz oranının % 3 fazlasıyla faiz uygulanmasına,
6- Hakkaniyete uygun tazminat talebinin dışındaki taleplerin reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy