(AİHS m. 6, 35, 41) (765 S. K. m. 168, 264) (3713 S. K. m. 5)
Başvuru No: 49517/99
PROSEDÜR VE OLAYLAR
1-5. Davanın temelinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti uyruğuna tabi, 1958 doğumlu Hüseyin Taşkın isimli şahsın, anılan ülke aleyhine verdiği 49517/99 sayılı başvuru dilekçesi bulunmaktadır. 25 Temmuz 1996 tarihinde, İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlileri, başvuru sahibini yasadışı silahlı THKP-C örgütü üyesi olduğu şüphesiyle göz altına almışlardır. Aynı gün, ikametgahında yapılan aramada, kırmızı ve siyah renkte boya kutuları, boya fırçası, fotoğraf makinesi çeşitli gazete, dergi ve kitaplar ele geçirilmiştir.
6-13. Başvuru sahibi, gözaltında tutulduğu sırada verdiği ifadesinde, Polis tarafından yöneltilen sorulara cevap vermemiş ve hiçbir belgeyi de imzalamamıştır. 6 Ağustos 1996 tarihinde İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenilmiş ve buradaki ifadesinde THKP-C örgüt mensubu olduğu ve örgüt adına eylemlere iştirak ettiği yönündeki suçlamaları reddetmiştir. Ayrıca, göz altında tutulduğu, 3 günlük süre zarfında, Polis tarafından kendisine kötü muamelede bulunulduğunu iddia etmiştir. Aynı gün, başvuru sahibinin tutuklanması emrini veren DGM Nöbetçi Hakimi önüne çıkartılmıştır. Burada da bahse konu örgüt üyeliğini inkar etmiştir. Cumhuriyet Savcısı 21 Ekim 1993 tarihli iddianamesinde, başvuru sahibinin, yasadışı THKP-C örgütünün İzmir Sorumluğunu yapmak ve bu ilde anılan örgütün eylemlerine yön vermek suçlarından bir asker ve iki sivil hakimden oluşan İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde, TCK'nun 168/2. maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5. maddesi uyarınca yargılanmasını istemiştir.
Başvuru sahibi, DGM önünde kendisine isnat edilen tüm suçlamaları reddetmiştir. İzmir DGM, 26 Mart 1998 tarihinde yapılan duruşmada, bahse konu şahsı isnat edilen suçlardan dolayı Türk Ceza Kanununun 168/1. maddesine istinaden 18 yıl 9 ay ağır hapis cezasına çarptırmış ayrıca, patlayıcı madde kullanılması emrini verdiği gerekçesiyle de TCK'nun 264/6. maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay ağır hapis cezasına mahkum etmiştir. Yargıtay, 10 Kasım 1998 tarihli kararda, şahsın çarptırıldığı cezayı onamış ve 18 Kasım 1998 tarihinde başvuru sahibinin gıyabında kararını açıklamıştır.
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
15. Başvuru sahibi kendini yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin bünyesinde bulunan Askeri Hakimden dolayı bağımsız ve tarafsız bir Mahkeme olmadığını belirtmiş, ayrıca, bu mahkeme önünde yapılan yargılamasının hakkaniyete uygun olmadığını, gözaltında tutulduğu sırada, avukat bulundurma hakkını kullanamadığını, savunmasının hazırlaması için gereken yardım ve zamanın kendisine sağlanmadığı ve savunmanın şahitlerini çağırmasına imkan verilmediğini, yargılamanın hazırlık soruşturmasındaki delillere dayandırıldığını ifade ederek, Sözleşmenin 6. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
A. Kabul edilebilirlik üzerine
16. Hükümet, Sözleşmenin 35&1. maddesinde zikredilen 6 aylık süreye uyulmadığı gerekçesiyle Mahkemeden davayı reddetmesini talep etmiştir.
17-21. Mahkeme, benzer dava olan Özdemir v. Türkiye kararına atıfta bulunarak Hükümetin bu talebini reddetmiş ve önceki içtihatlarından doğan kriterlerin ışığında (Çıraklar v. Türkiye davasına bakınız) elindeki verilerden hareketle bu davanın esasının incelenmesi gerektiğine kanaat getirmiştir.
B. Esas üzerine
1. DGM'nin bağımsızlık ve tarafsızlığı üzerine
22-24. Mahkeme, dava konusu olaylarla ilgili Hükümetin önceki davalardan farklı bir karar verilmesini gerektirecek hiçbir argüman sunmadığını ifade etmektedir. Mahkeme, bu sebeplerle davacıları yargılayıp mahkum ettiği esnada İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığına ve Sözleşmenin 6. maddesinin 1. Fıkrasının ihlal edildiğine hükmetmiştir.
2. Adli prosedürün hakkaniyeti üzerine
25-27. Mahkeme, daha önceki benzer davalarda bağımsızlık ve tarafsızlık eksikliği bulunan mahkemelerin her hal ve şartta yargısına tabi insanlara hakkaniyete uygun bir muhakeme sunamayacağına hükmettiğini hatırlatmıştır. Ancak başvuru sahiplerinin bağımsız ve tarafsız bir muhakemeye tabi olmadıkları iddialarının kabul edilmesiyle birlikte bu şikayetin incelenmesine lüzum olmadığına karar vermiştir.
II. SÖZLEŞMENİNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
28-37. Başvuru sahibi maddi ve manevi tazminat olarak 30.000 Euro talep etmiş olmasına rağmen, Mahkeme maddi tazminat ödenmesine gerek olmadığına, Sözleşmenin ihlal edildiğinin ortaya çıkarılmasının da haddi zatında manevi tazminat yerine kabul edilebileceğine hükmetmiştir.
Mahkeme masraflar için başvuru sahibine 2.000 Euro ödenmesine karar vermiştir. Bu tutara uygulanacak faiz oranının Avrupa Merkez Bankasının borç faiz oranının % 3 fazlası olarak tespit edilmesini uygun bulmuştur.
TÜM BU NEDENLERLE MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE;
1-Davanın kabul edilebilirliğine,
2-İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve tarafsızlık niteliklerinin eksikliğinden dolayı Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine,
3-Sözleşmenin 6. Maddesinden doğan diğer iddiaların incelenmesine lüzum olmadığına,
4-Mevcut kararın, talep edilen manevi tazminat yerine geçen hakkaniyete uygun bir tazmin olduğuna,
5- Ayrıca,
a) Davalı Devletin Sözleşmenin 44 & 2. maddesine göre, kararın kesinleşeceği tarihten itibaren 3 ay içinde, mahkeme masrafları için başvuru sahibine ödemesi gereken 2.000 Euro'nun ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek kaydıyla başvuru sahiplerine ödemesine,
b) Bu tutara belirtilen sürenin bitiminden itibaren ödeme yapılıncaya kadar Avrupa Merkez Bankasının borç faiz oranının % 3 fazlasıyla faiz uygulanmasına,
6- Hakkaniyete uygun olmayan ilave tazminat talebinin reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy