(Başvuru No: 49655/99)
9 ARALIK 2004
Başvuru sahipleri 19 Ağustos 1996 günü güvenlik güçlerince gözaltına alınmışlardır. İçişleri Bakanlığı bilgilerine göre her ikisi de PKK'nın askeri kanadı olan ERNK'ya bağlı UPP adlı örgütün il ve bölge sorumlularıdır. Başvuru sahipleri yasadışı bir terör örgütüne üye olmaktan Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesince mahkum edilmişlerdir. Bunun üzerine başvuru sahipleri kendilerini yargılayan mahkemenin bağımsızlıktan uzak olduğu ve kendilerine adil bir yargılama sunmadığı gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuşlardır.
Mahkeme de oybirliğiyle;
1. Başvurunun kısmen kabul edilebilir olduğuna;
2. Sözleşme'nin 6§1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Mevcut ihlal kararının, kendi başına, yeterli bir manevi tazmin biçimi oluşturduğuna;
4. a) Davalı Devletin, davanın kesinleşeceği günden sonraki 3 ay içerisinde, Sözleşme'nin 44§ 2. maddesi gereğince, başvuru sahibine, 2.500 Euro (iki bin Euro) ödemesine;
b) Gecikme faizleri oranın, Avrupa Merkez Bankası tarafından uygulanan faiz oranın % 3 oranında artırılarak uygulanmasına;
5. Hakkaniyete uygun diğer taleplerin reddine karar vermiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER KARARLAR
1. Özel v. Türkiye, no 42739/98.
2. Gençel v. Türkiye, no 53431/99.
3. Özdemir v. Türkiye, no 59659/00.
4. Çıraklar v. Türkiye, 28 Ekim 1998.
5. İncal v. Türkiye, 9 Haziran 1998.
6. Findlay v. Birleşik Krallık, 25 Şubat 1997.
PROSEDÜR
1. Davanın temelinde, Türkiye Cumhuriyeti'ne yöneltilmiş olan bir başvuru mevcuttur (49655/99 sayılı). Türkiye Cumhuriyeti uyruklu, Kadri Gökdere ve Taha Gül (başvuru sahipleri), Temel Özgürlükler ve İnsan Haklarının Korunması Sözleşmesinin 34. maddesine dayanarak, 9 Haziran 1999 tarihinde, dava açmışlardır.
2. Başvuru sahipleri, Diyarbakır'da avukatlık yapan Meral Bektaş ve Mesut Bektaş tarafından temsil edilmişlerdir. Türk Hükümeti (Hükümet) yargılama usulünde, mahkeme önünde, bir görevli tayin etmemiştir.
3. 27 Mayıs 2004 tarihinde, Mahkeme, başvurunun, kısmen kabul edilebilir olduğunu açıklamıştır.
4. 1 Kasım 2004'te Mahkeme, dairelerinin oluşumunda değişiklikler yapmıştır. (Tüzük 25§ 1.madde) Mevcut başvuru, değişiklik yapılarak, üçüncü Daireye aktarılmıştır (52§ 1. madde).
OLAYLAR
I.DAVANIN KOŞULLARI
5. Başvuru sahiplerinden birinin doğum tarihi 1964, diğerininki ise 1957'dir.
6. 19 Ağustos 1996'da saat 17:00'de, T. Gül, Meriç (Edirne) Jandarması tarafından gözaltına alınmıştır.
7. Aynı gün içerisinde, saat 18:00'de, K. Gökdere, terörle mücadele birimine mensup, Uzunköprü (Edirne) Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polisler tarafından gözaltına alınmıştır.
8. 21 Ağustos 1996'da T. Gül'ün, Meriç Jandarması'na bağlı jandarmalar tarafından ifadesi alınmıştır.
9. 22 Ağustos 1996'da Meriç Jandarması T. Gül'ü Diyarbakır Jandarmasına sevk etmiştir.
10. 8 Eylül 1996'da, başvuru sahipleri ve "Arteş" kod adlı Ergin Karadağ, arasında yüzleştirme tutanağı hazırlanmıştır.
11. 9 Eylül 1996 tarihinde, başvuru sahiplerinin, polisler tarafından ifadeleri alınmıştır.
12. 11 Eylül 1996'da, Cumhuriyet Savcısı ve Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Yargıcı tarafından dinlenmişlerdir. Başvuru sahipleri, gözaltına alındıkları süre içerisindeki ifadelerine, E. Karadağ ile yapılan karşılaştırma tutanağına ve M.D, A.A, E.S adlı tanıkların ifadelerine itiraz etmişlerdir. T. Gül suçsuz olduğunu dile getirerek, ifadesini okumadan imzaladığını belirtmiştir. Yargıç, başvuru sahiplerinin, yargılanmak üzere tutukluluğuna karar vermiştir.
13. 25 Eylül 1996 tarihinde, sunulan bir iddianame ile Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı, başvuru sahiplerini, Ceza Yasasının 168§ 1. maddesi gereğince, yasadışı bir örgüte mensup olmakla suçlamıştır. Onları, PKK'ya bağlı olduğu kabul edilen Yurtsever Emekçiler Birliği (UPP) örgütünü kurmak ve yönetmekle suçlamıştır.
14. 4 Kasım 1996 tarihli oturumda, Devlet Güvenlik Mahkemesi, tanık E. Karadağ'ı dinlemiştir. Tanık, UPP sorumlusu K. Gökdere ile ilk defa, Diyarbakır'da, kendisine bilgi vermek için görüştüğünü açıklamıştır. İkinci defa ise, kendisiyle, T. Gül'ün arkadaş grubunda, yine UPP hakkında bilgi vermek için bir araya geldiğini belirtmiştir. K. Gökdere'nin, merkezi Avrupa'da olan, ERNK ile bağlantıları olduğunu ve UPP'nin faaliyetlerinin çoğunun Avrupa'da gerçekleştiğini bildirmiştir. Aynı oturum esnasında, K. Gökdere, tanığın ifadelerine itiraz ederek, sendika hareketlerinden dolayı televizyona çıktığını ve tanığın kendisini oradan tanıdığını olayla alakası olmadığını belirtmiştir. Ayrıca, sendika faaliyetlerinde bulunduğunu, PKK ile en ufak bir bağının olmadığını ve yurtdışına kaçmak gibi bir düşüncesinin olmadığını da eklemiştir.
15. Aynı oturum sırasında, T. Gül, K. Gökdere'yi tanıdığını, çünkü aynı sendikaya üye ve meslektaş olduklarını belirtmiştir. Kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmediğini ve ne UPP ile ne de PKK ile herhangi bir faaliyetinin olmadığını açıklamıştır. Halen, aynı oturum esnasında ve savcının sorusu üzerine, tanık E. Karadağ, T. Gül'ün K. Gökdere ile birlikte faaliyetler gösterdiğini ve UPP'ye onunda üye olduğunu ve PKK'nın düşüncelerini yansıtan faaliyetler sergilediğini belirtmiştir. Daha önce verdiği ifadeleri ve karşılaştırma tutanağını onaylamıştır. Başvuru sahiplerinin yaptığı gibi temsilcileri de bu tanığın ifadesine itiraz etmişlerdir.
16. 2 Aralık 1996 tarihli oturumda, başvuru sahiplerinin temsilcileri, müvekkillerinin birer sendikacı olduklarını ve yaptıkları eylemlerin yasal olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, başvuru sahipleri ve tanık E. S. arasında bir yüzleşme yapılmasını talep etmiştir. Mahkeme, böyle bir yüzleşmenin başvuru sahiplerinin gözaltında oldukları süre içersindeki ifadelerinde herhangi bir değişikliğe neden olamayacağını, çünkü hemen ardından itiraza uğradıklarını öne sürerek, talebi reddetmiştir.
17. Savcı, bu talepleri, tarihi belirlenmemiş bir zamana ertelemiştir. Ayrıca, UPP'nin ERNK'ya bağlı bir örgüt olduğunu, hedeflerinin, memurların ve işçilerin bağlı oldukları sendikaların ve bütün demokratik kuruluşların kontrolünü ellerine almak ve başlarına, Kürt milliyetçiliğini ve PKK düşüncelerini geliştirmek için, UPP'ye bağlı bir lider geçirmek olduğunu belirtmiştir. Yani hedefleri, Türkiye Cumhuriyeti'ne, PKK ile ilişki kurması ve anlaşma yapması hususunda baskı yapmak için, yasal ve demokratik yollarla savaşmaktır.
18. 23 Aralık 1996 tarihli kararla, iki sivil yargıç ve albay rütbesine mensup olan bir askeri yargıçtan oluşan mahkeme, başvuru sahiplerini yapılan isnatlardan dolayı suçlu bulmuş ve Ceza Yasasının 168§ 1. ve 3713 sayılı Terörle Mücadele kanununun 5. maddesine dayanarak, 24 yıl 6 ay ağır hapis cezasına çarptırmıştır. Hafifletici nedenlerden ötürü, mahkeme, cezayı 6'da 1 oranında azaltarak suçluları 18 yıl 9 ay hapse mahkum etmiştir.
19. 27 Ağustos 1997'de açıklanan, 19 Ağustos 1997 tarihli kararla Yargıtay, UPP'nin organize edilmiş bir silahlı gücünün olup olmadığı hakkında bilgi edinmek için İçişleri Bakanlığına bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün, Terörle Mücadele Daire Başkanlığı'ndan ek bilgi edinmeyi talep ederek kararı hükümsüz kılmıştır.
20. 8 Aralık1997 tarihli oturumda, Devlet Güvenlik Mahkemesi, İçişleri Bakanlığından gelen UPP örgütü ve faaliyetleri ile ilgili ek bilgiyi, dosyaya eklemiştir. Söz konusu bilgi incelendikten sonra, başvuru sahiplerinin temsilcileri, bu konu hakkındaki itirazlarını sunacaklarını açıklamıştır.
21. 9 Şubat 1998 tarihli oturumda, Devlet Güvenlik Mahkemesi, bu ek bilgiyi okumuştur. Başvuru sahiplerinin temsilcileri, UPP adı altında bir örgüt olmadığını, Ceza Yasasının 168§ 1. maddesinde belirtilen, yasaya aykırı davranış oluşturan unsurların ve gerçekleştirilen herhangi bir askeri fraksiyonunun olmadığını ekleyerek, ek bilgiye itiraz etmiştir.
22. 9 Mart 1998 tarihli oturumda, başvuru sahiplerinin talebi üzerine, Devlet Güvenlik Mahkemesi, kendilerine, savunmalarını yapabilmeleri için zaman tanımıştır.
23. 18 Mayıs, 15 Haziran ve 29 Temmuz 1998 tarihli oturumlarda, talepleri üzerine, Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuru sahiplerine, savunmalarını yapabilmeleri için, ek bir süre daha tanımıştır.
24. Tarihi belirtilmemiş bir oturumda başvuru sahiplerinin temsilcileri, İçişleri Bakanlığı'nın ek bilgisine itirazlarını sunmuş ve içeriğine karşı çıkmıştır.
25. 23 Kasım 1998 tarihli kararla, Devlet Güvenlik Mahkemesi, ek bilgiye ve Ceza Yasasının 168§ 1. ve 3713 sayılı kanunun 5. maddesine dayanarak, başvuru sahiplerini, 18 yıl 9 ay hapse mahkûm etmiştir. Gerekçe olarak, İçişleri Bakanlığının gönderdiği rapora göre, UPP'nin ERNK'ya (PKK askeri kanadının bir kolu) bağlı bir terör örgütü olmasını, öne sürmüştür. Buradan, suçluların, silahlı bir örgüt olan UPP'nin birer üyesi olduğu sonucuna varılmaktadır. Terör eylemleri ve silahlı eylemler gerçekleştirmek için kurulan PKK örgütünün hedefi, ülkenin Doğu ve Güneydoğuda kalan topraklarını parçalamaktır. UPP, ERNK'ya bağlı bir örgüttür ve her ikisinin de ortak bir amacı vardır. UPP, silahlı bir terör örgütüne bağlı faaliyetler sürdürmektedir. Suçlanan her iki taraf da, bu örgütün bölge ve il sorumlularıdır.
26. 28 Nisan 1999'da açıklanan 15 Nisan 1999 tarihli kararla, Yargıtay kararı onamıştır.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMASI
27. İlgili iç hukuk ve uygulamaları Özel v. Türkiye ( no 42739/98, §§ 20 - 21, 7 Kasım 2002) ve Gencel v. Türkiye (no 53431/99, §§ 11 - 12, 23 Ekim 2003) kararlarında belirtilmiştir.
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
28. Başvuru sahipleri, kendilerini yargılayan ve hüküm giydiren Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin, bünyesinde askeri bir yargıç bulundurması nedeniyle, kendilerine adil bir yargılama sağlayamadığını ve mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığını ileri sürmektedirler. Aşağıda bir kısmı verilen, Sözleşmenin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğini savunmaktadırlar:
"1. Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir."
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı Üzerine
29. Mahkeme, birçok kez, bu özel durumdaki aynı sorunları içeren davaları ele almıştır ve Sözleşmenin 6§ 1. maddesinin ihlal edildiğini ortaya koymuştur. (Özel, §§ 33 - 34 ve Özdemir v. Türkiye, no 59659/00, §§ 35 - 36, 6 Şubat 2003).
30. Mahkeme, mevcut davayı incelemiş ve Hükümetin mevcut durumda, farklı bir sonuç doğurabilecek en ufak bir olgu ya da kanıt göstermediğini saptamıştır. Devlet Güvenlik Mahkemesinde dinlenen başvuru sahibinin, içlerinde yüksek askeri mevkisi olan bir yargıcın da bulunduğu yargıçların karşısına çıkmaktan korkmasının, anlaşılır olduğuna kanaat etmiştir. Bundan dolayı başvuru sahibinin, yargılamanın bağımsızlığından ve tarafsızlığından şüphe duymasının, tarafsız olarak açığa kavuşturulduğu kabul edilebilir (İncal v. Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, 1998 IV Kitap, sayfa 1573 § 72).
31. Mahkeme, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin başvuru sahibini yargılayıp cezalandırılmasının, Sözleşme'nin 6§1. maddesine göre, bağımsız ve tarafsız bir yargılama sağlamadığı sonucuna varmıştır.
2. Cezai Yargılama Usulünün Adilliği Üzerine
32. Mahkeme, daha önce benzer davaları kararlaştırdığını ve bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun bir mahkemenin, bütün varsayımları göz önüne alarak, yargı yetkisi altındaki şahıslara, adil bir yargılama sunamayacağını hatırlatmıştır.
33. Mahkeme, başvuru sahibinin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından dinlenme hakkının ihlal edilmesi sonucu göz önünde bulundurulduğunda, bu şikayeti incelemeye gerek olmadığı kanaatine varmıştır (Bkz. diğerleri arasında, 28 Ekim 1998 tarihli Çıraklar v.Türkiye kararı, s.3074, §§ 44-45).
II. SÖZLEŞME'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
34. Sözleşme'nin 41. maddesi aşağıdaki hükmü ihtiva etmektedir:
"Mahkeme, bu Sözleşme veya protokollerin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili yüksek taraf devletin iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, mahkeme, gerektiği takdirde hakkaniyete uygun bir surette zarar gören tarafın tazminine hükmeder."
A. Maddi ve Manevi Tazminat
35. Başvuru sahipleri, maddi ve manevi açıdan zarar gördüklerini ileri sürerek, Gökdere için 16.000 EUR ve Gül için de 15.000 EUR talep etmişlerdir.
36. Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
37. İleri sürülen maddi tazminat konusunda, eğer Devlet Güvenlik Mahkemesi Sözleşme'ye aykırı bir davranış göstermişse, Mahkeme, yargılama usulünün sonuçları üzerinde düşünmez. Bu durumda, başvuru sahibine, herhangi bir tazminat ödenmesi söz konusu olmaz (Findlay v. Birleşik Krallık, 25 Şubat 1997 tarihli karar, 1997 - I sayfa 284§ 85).
38. Manevi zarara gelince, Mahkeme, dava koşulları dâhilinde bir ihlal kararının tespitinin manevi zarar için yeterli olacağına karar vermiştir (Çıraklar, sayfa 3074§ 49)
39. Eğer Mahkeme bir başvuru sahibinin cezasının, 6§1. madde bağlamında, bağımsız ve tarafsız olmayan bir mahkeme tarafından yargılandığı sonucuna varırsa, temelde en uygun düzeltme şeklinin, başvuru sahibinin zamanında, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından tekrar yargılanması olacağı kanısındadır.
B. Mahkeme Harcı ve Masrafları
40. Başvuru sahipleri, aynı zamanda, Mahkeme harcı ve masrafları için 6.675 EUR talep etmişlerdir. Başvuru sahipleri en ufak bir ispatlayıcı belge göstermemişlerdir.
41. Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
42. Elindeki bilgiler ışığında Mahkeme, hakkaniyete uygun bir biçimde, başvuru sahibine 2.500 Euro ödenmesini uygun görmüştür.
C. Gecikme Faizi
43. Mahkeme, gecikme faizi oranın, Avrupa Merkez Bankası tarafından uygulanan faiz oranın % 3 oranında artırılarak tespit edilmesinin uygun olacağına karar vermiştir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME OY BİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kısmen kabul edilebilir olduğuna;
2. Sözleşme'nin 6§1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Mevcut ihlal kararının, kendi başına, yeterli bir manevi tazmin biçimi oluşturduğuna;
4. a) Davalı Devletin, davanın kesinleşeceği günden sonraki 3 ay içerisinde, Sözleşme'nin 44§ 2. maddesi gereğince, başvuru sahibine, 2.500 Euro (iki bin Euro) ödemesine;
b) Gecikme faizleri oranın, Avrupa Merkez Bankası tarafından uygulanan faiz oranın % 3 oranında artırılarak uygulanmasına;
5. Hakkaniyete uygun diğer taleplerin reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy