(AİHS. m. 6, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 125, 168, 169) (3713 S. K. m. 5) (ÇIRAKLAR - TÜRKİYE DAVASI)
(Adil Yargılanma Hakkı İhlali İddiası)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Üçüncü Daire Kararı
Başvuru No: 52661/99
Karar Tarihi: 13 Kasım 2003
Kararı Fransızca aslından çeviren: Fikret TİREN, Komiser, İnterpol Daire Başkanlığı
PROSEDÜR VE OLAYLAR
1-6. Davanın temelinde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti uyruğuna tabi, 1963 doğumlu Kenan Yavuz isimli şahsın, anılan ülke aleyhine verdiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 52661/99 sayılı başvuru dilekçesi bulunmaktadır. Başvuru sahibi, 28 Şubat 1994 tarihinde, yasadışı PKK örgütü üyesi olduğu ve örgüte yardım ve yataklık ettiği gerekçesiyle Tatvan Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince yakalanarak göz altına alınmıştır.
7-38. 17 Mart 1994 tarihinde geçici olarak tutuklanması emrini veren, Tatvan Sulh Ceza Mahkemesine çıkartılmıştır. 18 Mart 1994 günü, Cumhuriyet Savcısı yetkisizlik açıklamasında bulunarak, davayı Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesine sevk etmiştir. 28 Mart 1994 tarihinde, DGM Cumhuriyet Savcısı, başvuru sahibinin, yasadışı örgüt üyesi olmak, örgüte yardım ve yataklık etmek, patlayıcı kullanmak ve adam öldürmek suçlarından, TCK'nun 125. 168. ve 169. maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5. maddesi uyarınca, bir asker ve iki sivil hakimden oluşan Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde yargılanmasını istemiştir. 5 Nisan 1994 tarihli duruşmasında, DGM şahsın gözetim süresinin uzatılmasına, şahsa isnat edilen suçlamalar ve soruşturma dosyaları hakkında daha ayrıntılı bilgi talebinde bulunulmasına karar vermiştir. 31 Mayıs 1994 tarihinde başvuru sahibinin yokluğunda yapılan duruşmada, DGM, müdafaanın savunmasını dinlemiş, müdafaanın iddialarına cevap verilmesi amacıyla istinabe yoluyla toplanacak bilgiler için duruşmayı başka bir tarihe tehir etmiştir. 17 Haziran 1994 tarihindeki duruşmada, başvuru sahibi dinlenmiştir. Başvuru sahibi göz altında iken polis tarafından baskı altında tutulduğunu ve aleyhinde kullanılan ifadesinin zorla alındığını ve imzalattırıldığını beyan etmiştir. 19 Ağustos 1994 tarihli duruşmada, üç yeni hakimden oluşan mahkeme heyeti, dava dosyasının yeniden okunmasına ve mahkemede mevcut olan dört sanığın dinlenmesine karar vermiştir. DGM, başvuru sahibinin yargılandığı oturumlarda, dosyadaki eksikliğin giderilmesi, ekspertiz raporlarının dosyaya girmesi ve dosyanın tekamüle ermesi amacıyla duruşmaları tehir edilmiştir. 10 Ekim 1996 tarihli duruşmada, başvuru sahibinin "Pişmanlık Yasası"ndan yararlanma talebini incelemiş ve bu talebi İçişleri Bakanlığı'nın da değerlendirilmesi amacıyla göndermiştir, 9 Temmuz 1997 tarihli duruşmada, İçişleri Bakanlığından gelen cevap dava dosyasına koyulmuş ve sanıklar bir kez daha dinlenilmişlerdir. 31 Mayıs 1994 ve 18 Haziran 1998 tarihleri arasındaki toplam 30 duruşmada, 27 kez mahkeme heyetinde değişiklik yapılmıştır. 18 Haziran 1998 tarihli duruşmada, Devlet Güvenlik Mahkemesi başvuru sahibini yasadışı PKK örgütüne yardım ve yataklık etmek suçundan suçlu bulmuş ve Türk Ceza Kanununun 169.maddesine istinaden 3 yıl 9 ay ağır hapis cezasına çarptırmıştır. 8 Mart 1999 tarihinde Yargıtay, ilk mahkemenin verdiği kararı onamıştır.
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
41-42. Başvuru sahibi, kendisini yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin bünyesinde bulunan Askeri Hakimden dolayı bağımsız ve tarafsız bir Mahkeme olmadığını, bu mahkeme önünde yapılan yargılamasının hakkaniyete uygun olmadığını, savunmanın hazırlanması için gerekli yardım ve zamanın kendisine verilmediğini belirtmiş, ayrıca, adli yargılamanın makul bir zaman içerisinde tamamlanmadığını da ifade ederek, Sözleşmenin 6. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
A. Kabul edilebilirlik üzerine
43-45. Hükümet, başvuru sahiplerinin, Sözleşmesinin 35. maddesine uygun olarak müracaatlarını 6 ay içerisinde yapmadıkları iddiasıyla müracaatın reddedilmesini talep etmiştir. Mahkeme, Hükümetin bu talebini reddederek, Mahkeme içtihatlarından doğan kriterlerin ışığında (Çıraklar v. Türkiye davasına bakınız) ve elindeki verilerden hareketle bu davanın esasının incelenmesi gerektiğine kanaat getirmiştir.
B. Esas üzerine
1. DGM'nin bağımsızlık ve tarafsızlığı üzerine
46-48. Mahkeme dava konusu olaylarla ilgili Hükümetin önceki davalardan farklı bir karar verilmesini gerektirecek hiçbir argüman sunmadığını ifade etmiştir. Mahkeme bu sebeplerle davacıyı yargılayıp mahkum ettiği esnada Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığını belirterek, Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine hükmetmiştir.
2. Adli prosedürün hakkaniyeti üzerine
49-51. Hükümet her hangi bir ihlal olduğunu reddetmektedir. Mahkeme, daha önceki benzer davalarda, bağımsız ve tarafsız bir yargılamanın eksikliği bulunan her hal ve şartta yargılamaya tabi insanlara hakkaniyete uygun bir muhakeme sunamayacağına hükmettiğini hatırlatmıştır. Ancak, başvuru sahibinin bağımsız ve tarafsız bir muhakemeye tabi tutulmadığı iddiasının kabul edilmesiyle birlikte bu hakkaniyetsizlik iddiasının incelenmesine lüzum olmadığına karar vermiştir.
3. Yargılama süresi üzerine
52-63. Hükümet, mevcut davadaki şartlar göz önüne alındığında, davanın süresinin Sözleşmeye ve Mahkemenin içtihadına uygun olmadığı kanısına varılamayacağı değerlendirmesinde bulunmuştur. Hükümet, davanın karmaşıklığının ve başvuru sahibine isnat edilen suçlamaların niteliğinin altını çizmiştir. Başvuru sahibinin de yargılandığı davada 21 sanığın bulunduğu, bunlardan çoğunun birden fazla suç işlediği ve bazılarının da pişmanlık yasasından yararlanmak istemelerinin davanın süresinin uzamasına sebep olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca, 27 oturumun yalnızca, sanıklara isnat edilebilen suçların niteliğinin belirlenmesi için yapıldığını belirtmiştir. Bunun yanında, başvuru sahibinin, 28 Kasım 1995 ve 6 Haziran 1996 tarihindeki duruşmalara katılmayı reddetmesinin davanın yavaşlamasına sebebiyet verdiğinin de altını çizmiştir.
Başvuru sahibi ise, davanın karmaşıklığının ve sanıkların çokluğunun davanın uzamasını gerektirecek bir sebep olarak değerlendirmenin mümkün olamayacağını belirtmiş, dava sırasında, mahkeme heyetinin 27 kez değişmesinin davanın uzamasına sebep verdiğini vurgulamıştır. Ayrıca, davanın çoğu bölümünde tutuklu olduğunu ve davaya iştirak edemediği 28 Kasım 1995 ve 6 Haziran 1996 tarihli durumlara iştirak edememesinin sebebinin de ulusal makamlar olduğunu ifade etmiştir.
Mahkeme, davanın uzamasının, davada 21'in üzerinde sanığın bulunmasına ve başvuru sahibinin aralarında PKK örgütü mensubu üyeliği de dahil olmak üzere çok sayıda suç işlediği gerekçesiyle, davayı yürüten mahkemenin konuyu çok hassas bir şekilde ele alması gerektiğine bağlamıştır. Davanın uzamasına başvuru sahibinin bazı duruşmalara katılmamasından kaynaklandığını söylemenin de mümkün olamayacağını, zira, 6 Haziran 1996 tarihli duruşmada, başvuru sahibi bulunmasa da, duruşmayı avukatının takip ettiğini, duruşmanın tehir edilmesine de ağır ceza mahkemesine gönderilen dava dosyasının geri gelmesi ve bazı sanıkların son savunmalarını almanın gerekliğinin gösterildiği vurgulanmıştır.
Netice olarak, Mahkeme, Sözleşmenin 6/1. maddesinde belirtilen davanın makul bir sürede sonuca ulaştırılması ilkesinin ihlal edilmediğine kanaat getirmiştir.
II. SÖZLEŞMENİNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
64-73. Başvuru sahibi, maddi ve tazminat olarak 168.421 Euro talep etmiş olmasına rağmen, Mahkeme, maddi tazminat ödenmesine gerek olmadığına ve Sözleşmenin ihlal edildiğinin ortaya çıkarılmasının da haddi zatında tazminat yerine kabul edilebileceğine hükmetmiştir.
Başvuru sahiplerine, masraflar için 1.272 Euro ödenmesine karar vermiş ve bu tutara uygulanacak faiz oranının Avrupa Merkez Bankasının borç faiz oranının % 3 fazlası olarak tespit edilmesini uygun bulmuştur.
TÜM BU NEDENLERLE MAHKEME;
1- Oybirliğiyle davanın kabul edilebilirliğine,
2- Oybirliğiyle, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve tarafsızlık niteliklerinin eksikliğinden dolayı Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine,
3- Mevcut kararın, talep edilen manevi tazminat yerine geçen hakkaniyete uygun bir tazmin olduğuna,
4- Bire karşı altı oy ile, ceza davasının süresi sebebiyle Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlalinin mevcut olmadığına,
5-Ayrıca;
a) Davalı Devletin Sözleşmenin 44 & 2. Maddesine göre, kararın kesinleşeceği tarihten itibaren 3 ay içinde, mahkeme masrafları için başvuru sahibine ödemesi gereken 1.272 Euro'nun ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek kaydıyla başvuru sahibine ödemesine;
b) Bu tutara belirtilen sürenin bitiminden itibaren ödeme yapılıncaya kadar Avrupa Merkez Bankasının borç faiz oranının % 3 fazlasıyla faiz uygulanmasına,
6- Hakkaniyete uygun olmayan ilave tazminat talebinin reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy