(AİHS. 1 NOLU EK PROTOKOL m. 1)
(Başvuru no. 52895/99)
KARAR STRAZBURG
2 Şubat 2006
Söz konusu karar AIHS'nin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak,şekle ilişkin değişiklik yapılabilir.
OLAYLAR
I. DAVA OLAYLARI
Başvuran, 1954 doğumludur ve İstanbul'da yaşamaktadır.
14 Aralık 1995 tarihinde Kocaeli İl Özel İdare Müdürlüğü, başvurana ait bir parsel toprağı kamulaştırmıştır. Bir bilirkişi komitesi, parsel değerini tayin etmiş ve ilgili meblağ, kamulaştırma gerçekleştirildiğinde başvurana ödenmiştir.
Başvuranın, tazminat miktarının yükseltilmesine ilişkin talebini müteakiben, 20 Şubat 1998 tarihinde Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi başvurana, 3.189.159.368 Türk Lirası ek tazminat ve ayrıca Mahkeme'nin kararını verdiği gün uygulanan oran üzerinden faiz verilmesine karar vermiştir.
24 Kasım 1998 tarihinde Yargıtay, kararı onamıştır.
2 Mart 1999 tarihinde Yargıtay, başvuranın kararın düzeltilmesine ilişkin talebini reddetmiştir.
6 Ekim 1999 tarihinde Kocaeli İl Özel İdare Müdürlüğü başvurana, içerisine faiz de dahil olmak üzere 7.049.472.900 Türk Lirası tazminat ödemiştir.
13 Eylül 1999 tarihinde başvuran, AİHM'ye başvuruda bulunmuştur.
Başvurunun Hükümet'e bildirilmesi ardından başvurandan, 9 Eylül 2004 tarihine kadar davanın esaslarına ilişkin görüşlerini ve ayrıca adil tazmin taleplerini sunması istenmiştir.
29 Mayıs 2005 tarihli kayıtlı bir mektupla başvurana, AİHM'nin görüşlerini ve adil tazmin taleplerini almamış olduğu ve koşulların, başvuranın başvurusunu takip etmeyi amaçlamadığı sonucuna varılmasına neden olduğu takdirde, AİHM'nin davayı kayıttan düşürme ihtimali bulunduğu bildirilmiştir.
7 Temmuz 2005 tarihinde başvuran, davanın esaslarına ilişkin görüşlerini sunmuştur. Ancak, adil tazmin taleplerini sunmamıştır.
HUKUK
I. 1 NO.LU PROTOKOL'ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, yetkili makamlardan kamulaştırma için Mahkeme işlemleri üzerinden iki yıl iki aydan fazla süre geçtikten sonra almış olduğu ek tazminatın, ödenebilir gecikme faizi, Türkiye'de yükselmekte olan enflasyon ile orantılı olmadığı için değer kaybettiği hususunda şikayette bulunmuştur. Şikayetini 1 No.lu Protokol'ün, ilgili kısmı aşağıda kaydedilmiş olan 1. maddesine dayandırmıştır:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir."
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, başvuranın Borçlar Kanunu'nun 105. maddesi uyarınca mevcut yolları uygun şekilde kullanmamış olması nedeniyle AİHS'nin 35. maddesince öngörülen iç hukuk yollarını tüketmemiş olduğunu ileri sürmüştür. Sözkonusu madde uyarınca başvuran, uğramış olduğu kaybın gecikme faizi miktarından fazla olduğunu tespit etseydi, ek tazminatın ödenmesindeki gecikmeden dolayı uğramış olduğunu iddia ettiği kaybın tazminine hak kazanmış olurdu. Hükümet ayrıca başvuran tarafından uğramış olduğu iddia edilen zarara, yasal faiz oranlarının neden olduğunu ileri sürmüştür. Yerel Mahkemeler huzurundaki davalar sırasında başvuranın, yasal faiz oranlarının kendi davasına uygulanması hususunda mutabık kaldığını ve bu nedenle, AİHS hususundaki kaygılarını yerel Mahkemeler huzurunda sunmuş olduğunun söylenemeyeceğini ileri sürmüştür.
Hükümet'in görüşlerinin ilk kısmı hususunda AİHM, Aka davasında benzer bir itirazı reddetmiş olduğunu gözlemler (§§ 34-37). Sözkonusu davada aksi bir karar vermek gerekçe görmemektedir ve bu nedenle, Hükümet'in itirazını reddeder.
Hükümet'in görüşlerinin ikinci kısmı hususunda AIHM, Devlet borçlarına uygulanan yasal faiz oranlarının kanunlarca öngörüldüğünü belirtir. Sonuç olarak, durum açıktır ki başvuran yasal faiz oranlarına dair şikayetini, yerel Mahkemeler huzurunda sunmuş olsaydı bile kendisine tazminat verilmeyecekti (bkz. Çiloğlu ve Diğerleri/Türkiye, no. 50967/99, § 19, 28 Ekim 2004).
AİHM, sözkonusu davaya benzer Türkiye davalarında varmış olduğu sonuçlar (bkz., Aka kararı) ve huzurunda sunulan deliller ışığında, sözkonusu başvurunun esaslara ilişkin bir inceleme gerektirmediği ve kabuledilemez olduğu sonucuna varmak için gerekçe olmadığı kanısındadır.
B. Esaslar
AİHM, sözkonusu davada ortaya çıkan meselelere benzer meselelerin açığa çıktığı birçok davada 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edilmiş olduğunu tespit etmiştir (bkz. Aka, sayfa 2682, §§50-51).
Hükümet tarafından sunulan olayları ve görüşleri değerlendiren AİHM, önceki davalarda varmış olduğu sonuçlardan farklı bir sonuca varmasına neden olacak bir gerekçe görmemektedir. Yerel Mahkemelerce ödenmesine karar verilen ek tazminatın ödenmesindeki gecikmenin, kamulaştırmadan sorumlu makama atfedilebilir olduğu ve başvuranın, kamulaştırılan toprağı yanında ayrıca bir zarara uğramasına neden olduğu kanısındadır. Genel olarak sözkonusu gecikme ve dava işlemlerinin uzunluğu sonucunda, AİHM başvuranın umumi menfaat talepleri ve mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkının korunması arasında korunması gereken hassas dengenin bozulmasına yol açan kişisel ve haddinden fazla bir yüke maruz bırakıldığı kanısındadır.
Sonuç olarak, 1 no.lu Protokol'ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHS'nin 41. maddesi aşağıda kaydedilmiştir:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."
AİHM, Mahkeme İç Tüzüğünün 60. maddesi uyarınca, adil tazmin taleplerinin, ayrıntılı olarak belirtilmesi, başvuranın esaslara ilişkin görüşlerini sunması için belirlenen zaman içerisinde destekleyici belgelerle birlikte yazılı olarak sunulması gerektiğini ve sözkonusu gereklere uyulmaması durumunda, Heyet'in talebi tamamen ya da kısmen reddedebileceğini belirtir.
Sözkonusu davada, 12 Temmuz 2004 tarihinde, Hükümet'in başvurunun kabuledilebilirliği ve esaslarına ilişkin görüşlerinden haberdar olmasını müteakiben başvuran, 9 Eylül 2004 tarihinde görüşlerini ve adil tazmin taleplerini sunmak üzere davet edilmiştir. 29 Mayıs 2005 tarihinde başvurana görüşlerinin ve adil tazmin taleplerinin, AİHM'ye sunulmadığı ve koşulların, başvuranın başvurusunu takip etmeyi amaçlamadığı sonucuna varılmasına neden olduğu takdirde, AİHM'nin davayı kayıttan düşürme ihtimali bulunduğu bildirilmiştir. 7 Haziran 2005 tarihinde yalnızca davanın esaslarına ilişkin görüşlerini sunmuş, adil tazmin taleplerini sunmamıştır. Bu koşullar altında AİHM, AİHS'nin 41. maddesi uyarınca tazminat ödenmesine karar vermez.
YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna,
2. 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edilmiş olduğuna karar vermiş,
3. Başvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmını reddetmiştir.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğü'nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 2 Şubat 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy