(Adil Yargılanma Hakkı İhlali İddiası)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 3. Daire Kararı
Başkan; G. Ress, Üyeler: I. Cabral Barreto, L. Caflisch, R. Türmen, B. Zupancic, K. Traja, A. Gyumlan
Başvuru No: 53530/99
Karar Tarihi: 15 Temmuz 2004
(Kararı Fransızca aslından çeviren: Zeynep ARIKANLI, Araş. Gör., Galatasaray Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü.)
Başvuru sahibi 1973 doğumlu Lale Çolak, 15 Temmuz 1996'da bir otobüs durağına yapılan molotof kokteyli saldırısının ardından, olay yerinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ekipleri tarafından gözaltına alınmıştır. TİKB'nin (Türkiye İşçi ve Komünist Birliği) gençlik kolu "Genç Komünarlar" mensubu olduğundan şüphelenilen Çolak, sorgu sırasında polislerin sorularını, sadece yargıç önünde cevap vereceğini söyleyerek cevaplamayı reddetmiştir. Polislerle giriştiği çatışma esnasında yaralandığı belirtilen Lale Çolak, 24 Temmuz 1996'da İstanbul Güvenlik Mahkemesi'nde Cumhuriyet Başsavcısı önünde ifade vermiş, bu ifadesinde de kendisine yöneltilen suçlamaları reddetmiştir. Başvuru sahibi, Dünya Barış Günü dolayısıyla 1 Eylül 1996 tarihinde düzenlenen bir toplantıda Ankara Demokrasi Platformunun temsilcisi olarak bir konuşma yapmıştır. Bunun üzerine 21 Ekim 1997 tarihinde Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuru sahibini 1 yıl hapis ve 420 000 Türk Lirası para cezasına çarptırmıştır. Bunun sonucu olarak başvuru sahibi Sözleşmenin 10. maddesinin ihlali iddiasıyla Mahkemeye başvurmuştur.
Mahkeme oybirliğiyle
1- Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2- İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığının ve tarafsızlığının olmadığı gerekçesiyle Sözleşmenin 6§1. maddesinin ihlal edildiğine;
3- Sözleşmenin 6. maddesi çerçevesindeki diğer şikayetleri incelemeye gerek olmadığına;
4- a- Sözleşmenin 44§2 maddesine göre, kararın kesinleşeceği tarihten itibaren 3 ay içinde, bu miktarlar üzerinden gereken tüm vergileri ödemek şartıyla, davalı Devlet'in davacıya karar tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası olarak 2000 Euro (iki bin Euro) ödemesine;
b- 3 aylık sürenin bitiminden itibaren bu ödemenin yapıldığı ana kadar geçen süre için, bu miktarlara, Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan oranda faizin, %3 oranında artırılarak uygulanmasına;
5- Hakkaniyete uygun daha fazla tazminat isteminin reddine karar vermiştir.
DAVADA ATIF YAPILAN DİĞER KARARLAR
1. Dalban v. Romanya [GC], başvuru no. 28114/95, AİHM 1991- VI.
2. Ahmet Sadık v.Yunanistan, 15 Kasım 1996 tarihli karar, Recueil (Recueil) des arrêts et décisions, 1996-V.
3. Findlay v. Birleşik Krallık, 25 Şubat 1997 tarihli karar, Recueil 1997-I, s. 284.
4. İncal v. Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Recueil, 1998-IV, s. 1573.
5. Çıraklar v. Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar, Recueil, 1998- VII.
6. İrfan Kalan v.Türkiye, başvuru no. 73561/01, 2 Ekim 2001.
7. Özel v. Türkiye, başvuru no. 42739/98, §§ 20-21, 7 Kasım 2002.
8. Gençel v. Türkiye, başvuru no. 53431/99, §§ 11-12, 23 Ekim 2003.
9. Özdemir v.Türkiye, başvuru no 59659/00, 6 Şubat 2003.
PROSEDÜR
1. Davanın esasını Türkiye Cumhuriyeti'ne (T.C.) karşı T.C. vatandaşı Lale Çolak'ın -ki metinde "başvuru sahibi" olarak anılacaktır- 53530/99 başvuru no'su ile 14 Temmuz 1999 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması'na ilişkin Sözleşmenin -ki metinde "Sözleşme" olarak anılacaktır- 34. maddesine istinaden yaptığı başvuru oluşturmaktadır.
2. Lale Çolak 8 Ocak 2002'de vefat etmiştir. Mirasçıları (mevtanın yakınları)-annesi ve babası (Dursun Çolak ve Sosun Gürbüz) ile erkek ve kız kardeşleri (Yılmaz Çolak ve Dilek Çolak)- 5 Eylül 2002 tarihinde gönderdikleri bir mektupla mirasçı olarak mahkeme nezdinde soruşturma başlatılması taleplerini ifade etmişlerdir.
3. Lale Çolak, bu sıfatı anne-babası ve kardeşleri için kullanmak icab etse de, pratik nedenlerden ötürü işbu metinde "davacı" olarak anılacaktır (bkz. Dalban v. Romanya (GC), başvuru no 28114/95, AİHM 1991- VI).
4. Başvuru sahibi İstanbul'da avukatlık yapan O.E. Ataman tarafından temsil edilmektedir. Türk Hükümeti -ki metinde "Hükümet" olarak anılacaktır- hükümet ajanı tarafından temsil edilmektedir.
5. Mahkeme I. Dairesi, 13 Şubat 2001'de başvurunun kısmî olarak kabul edilemezliğini beyan etmiş ve başvurunun geri kalan kısmını Hükümet'e havale etmiştir.
6. Mahkeme 1 Kasım 2001'de (İç Tüzüğün25. maddesi, § 1 uyarınca) hüküm verecek dairelerin oluşumunu değiştirmiştir. Halihazırdaki başvuru bu şekilde görevlendirilen (52. madde, § 1) Üçüncü Daireye havale edilmiştir.
7. Mahkeme, 29 Temmuz 2002 tarihli ihbarnamesinde taraflara, Sözleşmenin 29. maddesinin 1. ve 3. kısımlarını dikkate alarak başvurunun kabul edilebilirliği ve içeriği hususlarındaki kararlarını hükme bağlayacağını tebliğ etmiştir.
OLAYLAR
I. DAVAYA YOL AÇAN OLAYLAR
8. 1973 doğumlu Başvuru sahibi Lale Çolak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Başvuru yapıldığında Ümraniye Cezaevi'nde tutuklu bulunmaktadır (İstanbul).
9. 15 Temmuz 1996'da bir otobüs durağına Molotof kokteyli saldırısında bulunulmuştur. Olay yerinde yakalanarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi'nde göz altına alınan Çolak'ın, yasadışı Türkiye Devrimci İşçi ve Komünistler Birliği (TİKB) örgütüne bağlı "Genç Komünarlar"a mensup olduğundan şüphelenilmektedir.
10. 22 Temmuz 1996'da yapılan sorgulama sırasında polislerin sorularına cevap vermeyi reddeden başvuru sahibi, sadece Cumhuriyet Başsavcısı huzurunda ifade vereceğini bildirmiştir. Davada, başvuru sahibinin, polisle girdiği çatışmada yaralanmış olması da dikkate alınmıştır.
11. 24 Temmuz 1996'da Başvuru sahibi önce İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi -ki metinde "Devlet Güvenlik Mahkemesi" olarak anılacaktır- savcısı -ki metinde "savcı" olarak anılacaktır- önünde ifade vermiş, aynı mahkemede görev yapan nöbetçi hakim tarafından yargılanmak üzere tutuklanmasına karar verilmiştir. Başvuru sahibi, gerek savcı, gerekse hakim önünde kendisine yönelik suçlamaları reddetmiştir.
12. Aynı gün, başvuru sahibi, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi ve savcının talebi üzerine İstanbul Mediko-Sosyal Enstitüsü'ne sevk edilmiş, Enstitü, başvuru sahibinin vücudunun çeşitli bölgelerinde darp izi ve çürüklere rastlandığı yönünde rapor vermiştir.
13. 25 Temmuz 1996'da Başvuru sahibi, savcılık tarafından Devlet Güvenlik Mahkmesinde biri askeri olmak üzere, üç kişilik yargıç kurulunun görev yaptığı mahkemede yargı önüne çıkarılmış ve (kamuya açık yerlere Molotof kokteyliyle saldırı düzenlemek dahil olmak üzere) terörist eylemlere katıldığı iddiasıyla Ceza Kanunu'nun 168/2, 3713 sayılı Terörizmle Mücadele Kanunu'nun da 5. maddesi uyarınca cezalandırılması talebinde bulunmuştur.
14. Başvuru sahibi, Devlet Güvenlik Mahkemesindeki ilk duruşmada beraatını talep etmiştir.
15. Devlet Güvenlik Mahkemesi, 6 Mayıs 1997 tarihli kararında başvuru sahibini suçlandığı eylemlerden Ceza Kanunu'nun 169. maddesi uyarınca, silahlı örgüt mensubu olmaktan suçlu bulmuştur.
16. Temyiz Mahkemesi 20 Ekim 1997 sayılı kararında 6 Mayıs 1997 tarihli kararı bozmuştur.
17. Temyiz Mahkemesi'nce alınan gerekçeli kararı dikkate alan Devlet Güvenlik Mahkemesi, 6 Ekim 1998'de, başvuru sahibini, Ceza Kanunu'nun 168/2, 3713 sayılı Terörizmle Mücadele Kanunu'nun da 5. maddesi uyarınca yasadışı bir örgüte mensup olmaktan 12 yıl, 6 ay hapis cezasına çarptırmıştır. Mahkeme, başvuru sahibinin, mensubu olduğu yasadışı örgüt namına şiddet eylemlerinde bulunduğuna, özellikle bombalama eylemlerine karıştığına hükmetmiş ve yapılan tatbikat ve teşhisler ile başvuru sahibinin bir işbirlikçisinin ifadesinin başvuru sahibi aleyhine somut deliller olduğunu belirtmiştir.
18. Başvuru sahibi davayı temyize götürmüştür.
19. Başvuru sahibinin avukatı, Başsavcı'nın söz konusu temyizle ilgili Yargıtay nezdinde görülen davada verdiği görüşü dikkate sunmuştur.
20. Yargıtay, 19 Şubat 1999'da görülen duruşmada 6 Ekim 1998 tarihli kararı onamıştır.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMASI
21. İç hukuktaki durum Özel v. Türkiye (başvuru no. 42739/98, §§ 20-21, 7 Kasım 2002) ve Gençel v. Türkiye (başvuru no. 53431/99, §§ 11-12, 23 Ekim 2003) kararlarında tarif edilmiştir.
HUKUKİ BOYUTU
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİALARI
22. Başvuru sahibi, kendisini yargılayan ve mahkûm eden Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin, bünyesindeki askerî yargıcın varlığı sebebiyle, kendisine adil bir yargılanma temin edebilecek "bağımsız ve tarafsız bir mahkeme" olmadığını iddia etmektedir. Başvuru sahibi, aynı zamanda, Başsavcı'nın ihbarnamesinin tarafına ulaştırılmamış olması sebebiyle bu ihbarnameye cevap veremediğini, bu yüzden de Temyiz Mahkemesi'nde savunma hakkını kullanamadığı öne sürmektedir. Burada, başvuru sahibi, Sözleşmenin, aşağıda ilgili bölümleri nakledilen 6. maddesinin 1 ve 3 b kısımlarının ihlal edildiğini öne sürmektedir.
"1. Herkes, kendisine yapılan suçlamaların haklı gerekçelere dayanıp dayanmadıklarına karar verecek (...) ve adil bir şekilde yürütülecek halka açık (...) ve bağımsız ve tarafsız bir mahkemede (...) yargılanma hakkına sahiptir.
3- b. Her zanlı aynı zamanda:
(...)
b) savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkına sahiptir."
A. Davanın kabul edilebilirliği üzerine
23. Hükümet iki itirazda bulunmaktadır.
24. İlk olarak, Hükümet, Mahkeme'den, Sözleşmenin 35. maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması sebebiyle ilgili başvuruyu reddetmesini talep etmektedir.
Bu doğrultuda, başvuru sahibinin, davanın hiçbir aşamasında Sözleşmenin 6. maddesinden doğan şikayetlerini ulusal mahkemeler nezdinde dile getirmemiş olduğunu ileri sürmektedir. Bu husustaki savını sağlamlaştırmak için Ahmet Sadık v. Yunanistan (15 Kasım 1996 tarihli karar, Recueil, 1996-V) örneğine atıfta bulunmaktadır.
25. Mahkeme, yukarda bahsi geçen Özel v. Türkiye davası kararının 25. kısmına atfen, benzer bir istisna talebini reddettiği hatırlatmasında bulunmuştur. Bir önceki hükmüne aykırı hiçbir sebep bulunmadığı gerekçesiyle, Mahkeme, Hükümet'in bu itirazlarını reddetmiştir.
26. İkinci olarak, Hükümet, altı aylık süre kuralına riayet edilmediğini ileri sürmektedir
27. Hükümet, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı yönündeki şikayete dair nihai hükmün, aynı içtihat tarafından verildiğine dikkat çekmektedir. Bu doğrultuda, Temyiz Mahkemesi'nin söz konusu şikayet konusunda karara vermede hiçbir surette salahiyetli olmadığını, ve, dolayısıyla, temyiz yoluna gidilmesinin bahsi geçen durumun telafisinde iç hukuka başvurmak sayılmayacağı fikrini savunmaktadır. Netice itibarıyla da, başvuru sahibinin, 6 Ekim 1998 tarihli Devlet Güvenlik Mahkemesi kararını müteakip altı ay içinde başvuruda bulunmuş olması gerektiğine dikkat çekmektedir. Hükümet, başvurunun ancak 14 Temmuz 1999'da yapıldığının altını çizmektedir. Bu tezini güçlendirmek için de, İrfan Kalan v.Türkiye (başvuru no. 73561/01, 2 Ekim 2001) davasına atıfta bulunmaktadır.
28. Mahkeme, yukarda bahsi geçen Özel v. Türkiye davası kararının 26. kısmına atfen, benzer bir itirazı reddettiği hatırlatmasında bulunmuştur. Mahkeme, davaya esas teşkil eden olaylar ve hukuki durum açısından iki durum arasında bir fark bulunmadığı tespitinden hareketle, bir önceki hükmüne aykırı hiçbir sebep bulunmadığı sonucuna varmıştır.
29. Buradan hareketle Mahkeme, Hükümet'in bu itirazı da reddetmiştir.
30. Mahkeme, içtihadının kıstasları uyarınca (özellikle bkz. Çıraklar v. Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar, Recueil, 1998- VII) ve elindeki delil ve bilgiler doğrultusunda, başvurunun derinlemesine incelenmesine karar vermiş, ayrıca, söz konusu başvurunun, kabul edilemez oluşuna gerekçe oluşturabilecek herhangi bir unsur içermediği görüşünü bildirmiştir.
B. Esas hakkında
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsızlığı ve tarafsızlığına dair
31. Mahkeme, söz konusu duruma benzer pek çok vakaya bakmış ve Sözleşmenin 6. maddesinin 1. kısmının ihlal edildiğini gözlemlemiştir (bkz. Özel, a.g.d, §§ 33-34 ve Özdemir, a.g.d., §§ 35-36).
32. Mahkeme hali hazırdaki davayı incelemiş ve Hükümet'in mevcut durumda farklı bir sonuca varmaya götürebilecek herhangi bir kanıt göstermediğine kanaat getirmiştir. Mahkeme, başvuru sahibinin, Ceza Kanunu'nda öngörülen ve yasaklanan yasaya aykırı davranışlar konusundaki suçlamalara cevap vermek üzere, aralarında askeri mahkemede görev yapmış bir yargıcın bulunduğu hakimlerin önüne çıkmak hususunda tereddüt etmiş olmasını anlaşılır bulmaktadır. Dolayısıyla, başvuru sahibinin, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin, haksız yere davasının doğasına tamamıyla yabancı mülahazalar doğrultusunda karar vermesinden endişe etmesi son derece meşrudur. Buradan hareketle, başvuru sahibinin söz konusu mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığına dair kuşkuları nesnel olarak yerinde bulunmuştur (Incal v. Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Recueil, 1998-IV, s. 1573, § 72).
33. Mahkeme, başvuru sahibini yargılandığında, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 6. maddenin 1. kısmında anlaşıldığı gibi bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmıştır.
2. Cezai prosedürün hakkaniyeti üzerine
34. Hükümet bir ihlal söz konusu olduğu iddiasına karşı çıkmaktadır.
35. AİHM, bağımsız ve tarafsız olmadığı tespit edilen bir mahkemenin, huzuruna çıkan kişilere hiçbir surette adil bir yargılanma sağlayamadığı yönünde hüküm verdiği benzer davalara atıfta bulunmuştur.
36. Başvuru sahiplerinin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde yargılanma haklarının ihlali tespitinden hareketle, Mahkeme şikayetin haklılığını sorgulamaya lüzum görmemektedir (diğer davaların yanı sıra, bkz. Çıraklar v. Türkiye, a.g.d., s. 3074, §§ 44-45).
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
37. Sözleşmenin 41. maddesi uyarınca;
"Eğer Mahkeme Sözleşme yahut Protokol maddelerinin ihlal edildiğine hükmederse ve Yüksek Akit Taraf'ın iç hukuku sözkonusu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme mağdur tarafa hakkaniyetli bir tazmin temin eder."
A. Maddi ve manevi zarar
38. Başvuru sahibi sırasıyla 21 120 Euro (Euro) ve 60 bin Euro tutarında tazminat belirlediği maddi ve manevi zarara uğradığını iddia etmektedir.
39. Hükümet bu iddiaları reddetmektedir.
40. Tazmini talep edilen maddi zarar hususunda, Mahkeme, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde görülen davanın Sözleşmenin ihlali söz konusu olmasaydı varabileceği Kararlar hususunda fikir beyanında bulunamamaktadır Dolayısıyla başvuru sahibine maddi tazminat ödenmesi söz konusu değildir (Findlay v. İngiltere, 25 Şubat 1997 tarihli karar, Recueil 1997-I, s. 284, § 85).
41. Manevi zarara gelince, Mahkeme, söz konusu davanın şartları ışığında, tatmin edici hakkaniyetli bir tazmin gerektiren bir ihlal olduğunu teslim etmektedir (Çıraklar, a.g.d., s. 3074, §85).
42. Mahkeme, bir başvuru sahibinin Sözleşmenin 6. maddesinin 1. kısmında tarif edildiği anlamıyla bağımsız ve tarafsız olmadığına bir mahkeme tarafından mahkûm edildiğine karar verdiğinde, prensip olarak, başvuru sahibinin mümkün mertebe en uygun zamanda ve manada bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yeniden yargılanması gerektiğine hükmeder (Gençel, a.g.d., § 27).
B. Masraf ve harcamalar
43. Başvuru sahibi daha önce bahsi geçen tazminat talebi dışında, Türkiye'de ve AİHM'de görülen davalarının masraf ve harcamalarına istinaden 7018,75 Euro talep etmektedir.
44. Hükümet bu talepleri reddetmektedir.
45. Mahkeme, elindeki veriler ve içtihadı uyarınca başvuru sahibine masraf ve harcamalar için 2000 Euro ödenmesini uygun bulmuştur.
C. Gecikme faizleri
46. Mahkeme, gecikme faizleri oranının, Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan orandaki faizin %3 oranında artırılarak uygulanmasının uygun olacağına hükmeder.
TÜM BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE
1- Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2- İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığının ve tarafsızlığının olmadığı gerekçesiyle Sözleşmenin 6§1. maddesinin ihlal edildiğine;
3- Sözleşmenin 6. maddesi çerçevesindeki diğer şikayetleri incelemeye gerek olmadığına;
4- a- Sözleşmenin 44§2 maddesine göre, kararın kesinleşeceği tarihten itibaren 3 ay içinde, bu miktarlar üzerinden gereken tüm vergileri ödemek şartıyla, davalı Devlet'in davacıya karar tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası olarak 2000 Euro (iki bin Euro) ödemesine;
b- 3 aylık sürenin bitiminden itibaren bu ödemenin yapıldığı ana kadar geçen süre için, bu miktarlara, Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan oranda faizin, %3 oranında artırılarak uygulanmasına;
5- Hakkaniyete uygun daha fazla tazminat isteminin reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy