(AİHS m. 6, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 168, 264) (3713 S. K. m. 5)
Başvuru No: 53895/00
PROSEDÜR VE OLAYLAR
1-7. Davanın temelinde Türkiye Cumhuriyeti uyruğuna tabi, 1975 doğumlu Mesut Erdoğan isimli şahsın, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne sunduğu 53895/00 sayılı başvuru dilekçesi bulunmaktadır. 11 Nisan 1996 yılında Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde görevli memurlar tarafından, DHKP-C örgüt mensubu olduğu şüphesiyle gözaltına alınmıştır. Göz altında iken 16 Nisan 1996 tarihinde alınan ifadesinde, örgüt mensubu olduğunu itiraf etmiştir.
8-18. 22 Nisan 1996 tarihinde, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı önünde verdiği ifadesinde ise, gözaltında iken verdiği ifadesinin baskı altında alındığını iddia ederek, hakkında yapılan suçlamaları reddetmiştir. Aynı gün, şahıs geçici olarak tutuklanması emrini veren Devlet Güvenliği Mahkemesi nöbetçi hakimliği önüne çıkartılmıştır. 21 Mayıs 1996 günü yapılan duruşması sırasında, Cumhuriyet Başsavcısı, sanığın yasadışı örgüt mensubu olmak ve patlayıcı madde koymak suçlarından dolayı Türk Ceza Kanununun 168/2, 264/6,8. maddelerinin ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5. maddesinin uygulanmasını istemiştir. 27 Temmuz 1996 tarihli duruşmasında, müracaat sahibi göz altında bulunduğu sırada alınan ifadesinin baskı altında alındığı iddiasıyla reddetmiş ve 4 Şubat 1997 tarihli duruşmada da hakkında yapılan tüm suçlamaları reddederek, yasadışı bir örgüt ile ilişkisinin olmadığını beyan etmiştir. 27 Mayıs 1997 tarihli ilam ile Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuru sahibini, Ceza Kanununun 168/2 ve 264/6. ve 8. maddeleri ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5. maddesi gereğince 19 yıl 4 ay ağır hapis cezasına mahkum etmiştir. 16 Mart 1998 tarihinde Yargıtay, ilk mahkemenin kararını, usuldeki eksiklik sebebiyle yeniden incelenmek üzere DGM'ye göndermiş ve Devlet Güvenlik Mahkemesi 4 Ağustos 1998 tarihinde müracaat sahibini 18 yıl 20 gün ağır hapis cezasına mahkum etmiştir. 15 Mart 1999 günü Yargıtay ilk mahkemenin verdiği bu kararı onamıştır.
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
21. Başvuru sahibi kendisini yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin bünyesinde bulunan Askeri Hakimden dolayı bağımsız ve tarafsız bir Mahkeme olmadığını belirtmiş ve gözaltında bulunduğu esnada, avukat hakkını kullanamadığını, zorla imzalatılan ifadelerinin hakkında delil olarak kullanıldığından Yargının kendilerine hakkaniyete uygun bir yargılama sağlamadığını ifade ederek Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrası ile 3. fıkrasının c) bendinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
A. Kabul edilebilirlik üzerine
22. Hükümet, Sözleşmenin 35&1. maddesinde zikredilen 6 aylık süreye uyulmadığı gerekçesiyle Mahkemeden davayı reddetmesini talep etmiştir.
23-24. Mahkeme, daha önceki içtihatlarından doğan kriterlerin ışığında (Çıraklar v. Türkiye davasına bakınız) ve elindeki verilerin ışığında bu davanın esasının incelenmesi gerektiğine kanaat getirmiştir.
B. Esas üzerine
1. DGM'nin bağımsızlık ve tarafsızlığı üzerine
25-27. Mahkeme dava konusu olaylarla ilgili Hükümetin önceki davalardan farklı bir karar verilmesini gerektirecek hiçbir argüman sunmadığını ifade etmiştir. Mahkeme bu sebeplerle davacıyı yargılayıp mahkum ettiği esnada Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığını belirterek Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine hükmetmiştir.
2. Adli prosedürün hakkaniyeti üzerine
28-30. Mahkeme, daha önceki benzer davalarda bağımsızlık ve tarafsızlık eksikliği bulunan mahkemelerin her hal ve şartta yargısına tabi insanlara hakkaniyete uygun bir muhakeme sunamayacağına hükmettiğini hatırlatmıştır. Buna karşılık, başvuru sahibinin bağımsız ve tarafsız bir muhakemeye sahip olmadığı iddiasının kabul etmekle birlikte, bu hakkaniyetsizlik iddiasının incelenmesine lüzum olmadığına karar vermiştir.
II. SÖZLEŞMENİNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
31-40. Başvuru sahibi maddi ve manevi tazminat olarak toplam 62.000 Euro talep etmiş olmasına rağmen, Mahkeme, maddi tazminat ödenmesine gerek olmadığına, Sözleşmenin ihlal edildiğinin ortaya çıkarılmasının da haddi zatında manevi tazminat yerine kabul edilebileceğine hükmetmiştir.
Mahkeme, mahkeme masrafları için başvuru sahibine 1 290 Euro ödenmesine karar vermiş ve bu miktarlara uygulanacak faiz oranının Avrupa Merkez Bankasının borç faiz oranının % 3 fazlası olarak tespit edilmesini uygun bulmuştur.
TÜM BU NEDENLERLE MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE;
1- Davanın kabul edilebilirliğine,
2-Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve tarafsızlık niteliklerinin eksikliğinden dolayı Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine,
3- Sözleşmenin 6. Maddesinden doğan diğer iddiaların incelenmesine lüzum olmadığına,
4- Mevcut kararın, talep edilen manevi tazminat yerine geçen hakkaniyete uygun bir tazmin olduğuna,
5- Ayrıca
a)Davalı Devletin Sözleşmenin 44 & 2. Maddesine göre, kararın kesinleşeceği tarihten itibaren 3 ay içinde, mahkeme masrafları için ödemesi gereken 1.290 Euro'yu ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek kaydıyla başvuru sahibine ödemesine;
a) Bu tutara belirtilen sürenin bitiminden itibaren ödeme yapılıncaya kadar Avrupa Merkez Bankasının borç faiz oranının % 3 fazlasıyla faiz uygulanmasına,
6- Hakkaniyete uygun ilave tazminat talebinin reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy