(Başvuru no. 55955/00)
KARAR
STRAZBURG
2 Şubat 2006
Bu karar AÎHS'nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, üzerinde şekle ilişkin değişiklik yapılabilir.
OLAYLAR
Lahiye Biç, Resul Biç, Zehra Biç ve Hamdiye Biç isimli başvuranlar, sırasıyla 1962, 1982, 1984 ve 1993 doğumludur ve Diyarbakır'a bağlı Yukarı harım Köyü'nde ikamet etmektedirler. 13 Ekim 1993 tarihinde, İhsan Biç, PKK tarafından askeri konvoya düzenlenen saldırıya karıştığı şüphesiyle Bismil'de güvenlik güçleri tarafından yakalanmıştır. İhsan Biç, 8 Kasım 1993 tarihinde Cumhuriyet Savcısı huzuruna çıkarılmıştır. 1 Aralık 1993 tarihinde, Cumhuriyet Savcısı, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde İhsan Biç'e yönelik cezai işlemleri başlatmıştır. 19 Eylül 1995 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi, İhsan Biç'in bir silahlı saldırıya katıldığı sonucuna varmak için yetersiz kanıt bulunduğu kanısına varmış, ancak Biç'i yasadışı örgüt mensubu olmaktan suçlu bulmuştur. İhsan Biç, Türk Ceza Kanunu'nun 168 § 2. maddesi uyarınca on iki yıl altı ay hapse mahkûm edilmiştir. İhsan Biç, 25 Eylül 1995 tarihinde temyize gitmiştir. 2 Ekim 1996 tarihinde, Yargıtay, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını bozmuştur. Yargılama, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde tekrar başlamıştır. Birinci derece mahkemesi, yargılama süresince İhsan Biç'in tutuklu bulundurulmasına karar vermiştir. Bu süre zarfında İhsan Biç, bir mide rahatsızlığı nedeniyle iki defa ameliyat olmuştur. Daha sonra kendisine Hepatit-B teşhisi konulmuş ve 9 Ekim 1999 tarihinde hastanede karaciğer sirozu nedeniyle vefat etmiştir. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi, ölümünden sonra İhsan Biç'e yönelik cezai işlemlere devam edilmemesine karar vermiştir.
HUKUK
AİHS'NİN 5. VE 6. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar, AİHS'nin 5. maddesi kapsamında, İhsan Biç'in tutuklu yargılanma süresi hakkında şikâyette bulunmuşlardır. Ayrıca, AİHS'nin 6. maddesi çerçevesinde İhsan Biç'in bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanmadığını ve kendisine yönelik yargılamanın makul süreyi aştığını ileri sürmüşlerdir.
AİHM, 34. madde çerçevesinde başvuruda bulunabilmek için, bir kişinin, sivil toplum örgütünün ya da kişi gruplarının "AİHS'de yer alan hakların... ihlalinin mağduru olduğunu" iddia etmesi gerektiğini hatırlatır. 35. madde ile öngörülen kabuledilebilirlik kurallarının, belli bir esneklikle ve aşırı şekilcilik olmadan uygulanması gerektiği doğrudur; bunun yanı sıra, 34. madde, başvuranın iddia edilen ihlalden zarar görmüş olduğunu iddia etmesi gereklidir (bkz. Kamer - Avusturya, no. 40016/98, § 25, AİHM 2003-IX ve Fairfıeld ve Diğerleri - İngiltere, 24790/04, 8 Mart 2005). İnsan haklarının uygulanması çerçevesinde bir anlaşma teşkil etmesi açısından, genel olarak, AİHS'nin konusunun ve amacının da dikkate alınması; AİHS teminatlarını uygulanabilir ve etkili kılmak için temel hürriyetlerin yorumlanması ve uygulanması gereklidir.
AİHM, AİHS'nin 34. maddesi kapsamında sunulmuş olan bireysel başvuru sisteminin, action popularis başvuruları kapsamadığını hatırlatır. Mağdur kavramının, teoride, bağımsız olarak yorumlanması gereklidir. Dolayısıyla, bir başvuranın, bir AİHS ihlali mağduru olduğunu iddia edebilmesi için, şikayetçi olunan tedbirden direkt olarak zarar görmüş olduğunu ortaya koyması gereklidir (bkz. Sanles ve Sanles - İspanya (karar), no. 48335/99, 26 Ekim 2000).
Davanın kendine özgü şartlarına bakıldığında, AİHM, İhsan Biç'in 9 Ekim 1999 tarihinde vefat ettiğini ve mevcut başvurunun, akrabaları tarafından, Biç'in ölümünden yaklaşık olarak üç ay sonra, 17 Ocak 2000 tarihinde, AIHM'ye yapıldığını gözlemler. Bu bağlamda, AİHM, yargılama sırasında bir başvuranın vefat ettiği çeşitli davalarda, başvuranın, AİHM'de yargılamaya devam edilmesini istediğini dile getiren varisçi ya da yakın aile fertlerinin ifadelerini dikkate aldığını hatırlatır (bkz. bu bağlamda, yukarıda anılan Kamer ve Dalban - Romanya, (BD), no. 28114/95, § 39, AİHM 1999-VI). Ancak, AİHM, bu davanın, başvuranlar tarafından başlatılan ve ancak ölümleri sonucunda akrabaları tarafından takip edilen davalardan ayrı tutulması gerektiğini not eder.
AİHM, başvuranların iddia edilen ihlallerden (ne İhsan Biç'in tutukluluk halinin uzunluğundan ne de kendisine yönelik işlemlerin uzunluğundan) kişisel olarak zarar gördüklerini ileri sürmediklerinin, kendi ifadelerinden açıkça anlaşıldığını not eder. 5. ve 6. maddeler kapsamındaki şikâyetler, 1999'da karaciğer sirozundan ölen İhsan Biç adına yapılmıştır.
AİHM, AİHS'nin 2. maddesinde yer alan hususların ortaya çıkmasına neden olan şartlarda ölen kişilerin yakın akrabaları olan bireylerin, başvuruda bulunabileceklerini; bunun, iddia edilen ihlalin niteliği ve AİHS sistemindeki en temel maddelerden birisinin etkili uygulanmasına ilişkin mütalaalar ile düzenlenen özel bir durum olduğunu hatırlatır. Ancak, AİHS'nin 5. ve 6. maddesi kapsamındaki şikâyetler bu kapsama girmemektedir. Ayrıca, (yukarıda anılan) Sanles ve Sanles kararında, AİHS'nin 5. maddesi ile teminat altına alınan hakların, başkasına geçmeyen haklar kategorisine girdiği açıkça belirtilmiştir. Aynı şekilde, Georgia Makri ve Diğerleri (Georgia Makri ve Diğerleri - Yunanistan (karar), no. 5977/03, 24 Mart 2005) kararında, AİHM, bir merhumun akrabalarının, yargılamanın uzunluğu (6. madde) ve etkili hukuk yolu bulunmamasına (13. madde) ilişkin şikâyetlerin mağdurları olarak görülemeyeceğine karar vermiştir. Komisyon tarafından geçmişte benzer kararlar alınmıştır (Kofler - İtalya, no. 8261/78, 9 Ekim 1982 tarihli Komisyon kararı, DR 30, s.5 ve Nölkenbockhoff ve Bergman - Federal Almanya Cumhuriyeti, no. 10300/89, 12 Aralık 1984 tarihli Komisyon kararı, DR 40, s. 9).
Bu davada, İhsan Biç, yasadışı bir örgüte mensup olduğu şüphesiyle tutuklu yargılanmış ve daha sonra Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde kendisine yönelik cezai işlemler başlatılmıştır. Dolayısıyla, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'ndeki cezai işlemler, bu kişiyle çok yakından bağlantılıdır. Dava dosyasında, başvuranların, İhsan Biç'in tutuklanmasından ya da cezai işlemlerin uzunluğundan zarar gördükleri sonucuna varmak için hiçbir kanıt bulunmamaktadır. AİHM, bu davada, bu şikâyetlerin dikkate alınmasını gerektirecek hiçbir genel çıkar bulunmadığı kanısındadır.
Sonuç olarak, AİHM, bu davadaki başvuranların, AİHS'nin 34. maddesi çerçevesinde uygun bir durumlarının bulunmadığı ve davanın, 35 §§ 3. ve 4. maddeler uyarınca AİHS maddelerine ratione personae olarak uygun olmadığından reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
BU SEBEPLERDEN DOLAYI, AİHM OYBİRLİĞİYLE
Başvurunun kalan kısmının kabuledilmez olduğuna karar vermiştir.
İngilizce hazırlanmış, Mahkeme İç Tüzüğü'nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 2 Şubat 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy