(Adil Yargılanma Hakkı İhlali İddiası)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Üçüncü Daire Kararı
Başvuru No: 56021/00
Karar Tarihi: 15 Ocak 2004
PROSEDÜR VE OLAYLAR
1-5. Davanın temelinde Türkiye Cumhuriyetine karşı verilen 56021/00 sayılı başvuru dilekçesi bulunmaktadır. Söz konusu Devletin uyruğuna tabi başvuru sahipleri Mehmet Hanefi Erolan, Ziya Yüce, Fevzi Üzüm ve İdris Koluman sırasıyla 1956, 1966, 1945 et 1965 doğumlu olup olaylar esnasında M. Hanefi Erolan şoför, Ziya Yüce garson, diğer iki davacı ise işçi olarak çalışmaktaydılar. Başvuru sahipleri 16 Temmuz 1996 tarihinde Antalya Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi görevlileri tarafından gözaltına alınmışlardır.
6-8. 23 Temmuz 1996 günü Antalya Sulh Mahkemesinin tek Hâkiminin huzuruna çıkarılan başvuru sahipleri geçici olarak tevkif edilmişlerdir. 12 Ağustos 1996 tarihli iddianameyle İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinde, Cumhuriyet Savcısı, yasadışı bir örgüte üye olmak iddiasıyla başvuru sahiplerinin, Ceza Kanununun 168 ve 169. maddeleri ile terörle mücadeleye ilişkin 3713 sayılı yasanın 5. maddesine istinaden mahkum edilmelerini talep etmiştir. Başvuru sahipleri DGM'nin 19 Ağustos 1997 tarihli kararıyla kendilerine atfedilen suçlardan dolayı muhtelif hapis cezalarına mahkûm edilmişlerdir. Başvuru sahiplerinin temyize başvurmaları üzerine Yargıtay, 2 Haziran 1998 tarihli kararıyla usul eksikliğinden dolayı DGM'nin kararını bozmuştur.
9-10. Devlet Güvenlik Mahkemesi davayı yeniden inceleyerek 2 Aralık 1998 tarihli kararıyla M. Hanefi Erolan ve Ziya Yüce'yi 12 yıl 6 ay, Fevzi Üzüm ve İdris Koluman'ı ise 3 yıl 9 ay hapis cezalarına mahkûm etmiştir. Bu karar üzerine başvuru sahiplerinin temyizdeki yeni başvuruları ise Yargıtay'ın 13 Eylül 1999 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
12. Başvuru sahipleri kendilerini yargılayıp mahkûm eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin, bünyesinde bulunan Askeri Hâkimden dolayı bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığını iddia etmektedirler. Başvuru sahipleri ayrıca temyiz safahatında Savcının kararının kendilerine bildirilmemesinden dolayı Yargının kendilerine hakkaniyete uygun bir yargılama sağlamadığını ifade etmişlerdir. Bu sebeplerle Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrası ve 3 (b) bentlerinin ihlal edildiğini iddia etmektedirler.
A. Kabul edilebilirlik üzerine
13-15. Hükümet, Sözleşmenin 35. maddesinde zikredilen 6 aylık süreye uyulmadığı gerekçesiyle Mahkemeden davayı reddetmesini talep etmektedir. Mahkeme, Özdemir v. Türkiye (no..59659/00, § 26, 6 Şubat 2003) davasında buna benzer bir talebi reddettiğini ve bu ret kararına engel teşkil eden herhangi bir sebep bulunmadığından Hükümetin talebini bu defa da reddetmektedir. Mahkeme, içtihadından doğan kriterler ışığında (Bakınız, 28 Ekim 1998 tarihli Çıraklar v. Türkiye davası) ve toplanan verilerin yardımıyla davanın esasının incelenmesi gerektiğine ve ayrıca davanın herhangi bir reddedilme gerekçesinin bulunmadığına kanaat getirmiştir.
B. Esas üzerine
1. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve tarafsızlığı üzerine
16-18. Mahkeme, Hükümetin dava konusu olaylarla ilgili önceki davalardan farklı bir karar verilmesini sağlayacak herhangi bir argüman sunmadığını ifade etmektedir. Mahkeme bu sebeplerle başvuru sahiplerini yargılayıp mahkûm ettiği esnada Devlet Güvenlik Mahkemesinin Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasında zikredildiği şekliyle bağımsız ve tarafsız olmadığına hükmetmektedir.
2. Adli prosedürün hakkaniyeti üzerine
19-21. Hükümet herhangi bir ihlal olduğu hususunda sessiz kalmıştır. Mahkeme, daha önceki benzer davalarda bağımsızlık ve tarafsızlık eksikliği bulunan mahkemelerin her hal ve şartta yargısına tabi insanlara hakkaniyete uygun bir muhakeme sunamayacağına hükmettiğini hatırlatmıştır. Bunun üzerine başvuru sahiplerinin bağımsız ve tarafsız bir muhakemeye tabi tutulmadıkları iddialarının Mahkeme tarafından kabul edilmesiyle birlikte mevcut iddiaların incelenmesine lüzum olmadığına karar vermiştir (bakınız, diğerleri arasında, Çıraklar ve Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar, s. 3074, §§ 44-45).
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
22-31. Başvuru sahipleri, manevi zarara uğradıklarını iddia etmekte ve tazminat olarak M. Hanefi Erolan ve Ziya Yüce 40.000 Euro, Fevzi Üzüm 85.000 Euro, İdris Koluman ise 30.000 Euro talep etmektedirler. Masraflar içinse her biri 7.920 Euro talep etse de Mahkeme, bu davada Sözleşmenin ihlal edildiğinin kabul edilmesinin haddi zatında manevi tazminat olarak kabul edilebileceğini ifade etmektedir. Haddi zatında, bir sanığın bağımsız ve tarafsız olmayan bir mahkeme tarafından mahkûm edildiğine karar vermesi durumunda en doğru tarziyenin sanığın bağımsız ve tarafsız bir mahkemede en uygun süreçte yeniden yargılanması olacağını Mahkeme prensip olarak ifade etmektedir.
TÜM BU NEDENLERLE MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE;
1- Davanın kabul edilebilirliğine,
2- İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve tarafsızlık eksikliğinden dolayı Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine,
3- Sözleşmenin 6. maddesinden doğan diğer iddianın incelenmesine lüzum olmadığına,
4- Mevcut kararın, talep edilen manevi tazminat yerine geçen hakkaniyete uygun bir tazminat olduğuna,
5- Ayrıca
a) Davalı Devletin Sözleşmenin 44 & 2. maddesi gereğince, kararın kesinleşeceği tarihten itibaren 3 ay içinde, ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek kaydıyla başvuru sahiplerinin her birine masrafları için 2000 Euro ödemesine;
b) Bu tutara, belirtilen sürenin bitiminden itibaren ödeme yapılıncaya kadar, Avrupa Merkez Bankasının borç faiz oranının % 3 fazlasıyla uygulanmasına,
6- Hakkaniyete uygun ilave tazminat talebinin reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy