(AİHS m. 2, 3, 5, 11, 13, 14, 35, 41, 44, 1 Nolu Protokol) (765 S. K. m. 168, 169) (KEKLİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (SAKIK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (BROGAN VE DİĞERLERİ - BİRLEŞİK KRALLIK DAVASI)
Başvuru No: 71844/01
Strazburg
20 Mayıs 2008
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuranlar Mehmet Dilsiz, Bedurhan Dilsiz, Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve Ömer Tunç sırasıyla 1949, 1970, 1978, 1948, 1944 ve 1954 doğumlu olup Cizrede ikamet etmektedir. Başvuranlar olayların meydana geldiği dönemde Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) yerel teşkilatının yöneticileriydi.
A. Başvuran Mehmet Dilsizin silahlı bir çeteye yardım suçundan yakalanması
Cizre Emniyet Müdürlüğü polisleri 7 Mayıs 2000 tarihinde PKKya karşı düzenlediği operasyon kapsamında başvuranı yakalayarak gözaltına almıştır.
15 Mayıs 2000 tarihinde Şırnak Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenen başvuran Sulh Hakimi karşısına çıkarılmış, hakim başvuranın tutuksuz yargılanmasını kararlaştırmıştır.
9 Haziran 2000 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı TCKnın 169. maddesi gereğince başvuranı silahlı bir çeteye yardım etme suçu ile itham etmiştir.
30 Ekim 2001 tarihinde DGM delil yetersizliğinden başvuranı serbest bırakmıştır.
B. Başvuran Mehmet Dilsizin silahlı bir çeteye katılma suçundan yakalanması
Başvuran Mehmet Dilsiz yine PKK mensubu olma suçu ile iki ayrı ceza davasının sanığı olmuştur.
1. İlk süreç
15 Ekim 2000 tarihinde başvuranın evinde yapılan aramalar sonucunda PKK propagandasını yapan yayınlar ve haberleşme amaçlı bir telsiz ele geçirilmiş, başvuran yakalanarak gözaltına alınmıştır. Başvuran tutuklama tutanağını imzalamamıştır.
18 Ekim 2000 tarihinde başvuran ifade vermediğinden polisler ifadesini alamamıştır.
Başvuran 19 Ekim 2000 tarihinde Silopi Cumhuriyet Savcısı ve ardından Sulh Hakimi karşısına çıkarılmış, Sulh hakimi hakkında tutukluluk kararı vermiştir.
Başvuran bu karara karşı 24 Ekim 2000 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesinde itiraz etmiştir. DGM 8 Kasım 2000de başvuranın itirazını kabul ederek serbest bırakılmasına karar vermiştir.
Cumhuriyet Savcısı 24 Kasım 2000 tarihli bir iddianame ile DGM önünde başvuranı TCKnın 168/2 maddesi uyarınca silahlı bir çete mensubu olma suçu ile itham etmiştir.
Devlet Güvenlik Mahkemesi 28 Mart 2002 tarihinde kamu davasının zamanaşımından düştüğüne karar vermiştir.
2. İkinci süreç
Başvuran 2 Ekim 2001 tarihinde sorgulanmış, Şırnak Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine ertesi gün serbest bırakılmıştır.
Başvuran 4 Ekim 2001de yakalanarak yeniden gözaltına alınmıştır.
Başvuran 6 Ekim 2001 tarihinde Şırnak Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenmesinin ardından Sulh Hakimi karşısına çıkarılmış, hakim hakkında tutukluluk kararı vermiştir.
Belirtilmeyen bir tarihte Cumhuriyet Savcısı DGM önünde yasadışı örgüt PKKya yardım ve yataklık etme suçundan başvuran hakkında kamu davası açmıştır.
Başvuran 28 Aralık 2001 tarihinde serbest bırakılmıştır.
DGM 21 Kasım 2002 tarihli bir karar ile delil yetersizliğinden başvuranı serbest bırakmıştır. Temyize gidilmediğinden bu hüküm nihai hale gelmiştir.
C. Başvuranların uyuşturucu madde kaçakçılığından ve silahlı bir çete mensubu olma suçundan tutuklanması
Güvenlik güçleri 1 Nisan 2001 tarihinde başvuran Mehmet Dilsizin evinde yeniden arama yapmıştır. Arama tutanağına göre uyuşturucu madde içeren iki paket ile PKK teröristlerinin bir Jandarma karakoluna düzenlediği saldırının görüntülerinin yer aldığı bir videokaseti ele geçirilmiştir. Mehmet Dilsiz ve Bedurhan Dilsiz bu tutanağı imzalamayı reddetmiştir, bunun üzerine adı geçenler gözaltına alınmıştır.
2 Nisan 2001 tarihinde başvuranlar Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve Ömer Tunç yakalanarak gözaltına alınmışlardır.
7 Nisan 2001de Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenmelerinin ardından Mehmet Dilsiz, Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve Ömer Tunç Sulh Hakimi karşısına çıkarılmışlardır. Hakim Mehmet Dilsizin tutuklanmasına, diğer başvuranların serbest bırakılmasına karar vermiştir.
Cumhuriyet Savcısı 25 Nisan 2001 tarihinde Bedurhan Dilsiz, Halil Zeyrek, Ali Güven ve Ömer Tunç hakkında takipsizlik kararı almış, buna karşın uyuşturucu madde kaçakçılığı suçundan Mehmet Dilsiz ve Muhsin Gasır hakkında ceza davası açmıştır.
PKK mensubu olma ve propagandasını yapma suçlarından tutuklu bulunan Mehmet Dilsiz hakkında Cumhuriyet Savcısı TCKnın 169. maddesi uyarınca silahlı bir çete mensubu olma suçundan 10 Mayıs 2001 tarihinde ikinci bir ceza davası açmıştır.
DGM 18 Eylül 2001 tarihli bir karar ile başvuranın bu son davadan beraatına karar vermiştir.
Uyuşturucu madde kaçakçılığı ile ilgili olarak, DGM 1 Haziran 2005 tarihinde Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi lehine yetkisizlik kararı vermiştir.
Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi 8 Haziran 2006 tarihinde Mehmet Dilsizi uyuşturucu madde kaçakçılığından dört yıl hapis cezasına çarptırmıştır.
Yargıtay 20 Ekim 2006 tarihinde bu kararı onamıştır.
D. Başvuranlar Ali Güven ve Muhsin Gasırın silahlı bir çete mensubu olma suçundan tutuklanması
Ali Güven ve Muhsin Gasır 8 Kasım 2000 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıştır.
Sulh Hakimi 15 Kasım 2000de başvuranların tutuklanmalarına karar vermiştir.
25 Aralık 2000 tarihinde başvuranlar 4616 sayılı Yasa «Af Yasası» uyarınca serbest bırakılmışlardır. Yine bu yasanın uygulanmasına istinaden Savcı 26 Aralık 2000 tarihinde açılan davaların beş yıl süreyle ertelenmesine karar vermiştir.
E. Başvuran Mehmet Dilsizin Jandarmaların tehdit ettiği ve mallarına el koyduğuna ilişkin şikayeti
Başvuran 21 Şubat 2001 tarihinde ulusal yetkililere yazmış olduğu mektuplarla keyfi olarak tutuklandığını, siyasi faaliyetleri nedeniyle kendisini engelleyen jandarmaların topraklarını ekip biçmesine engel olduklarını dile getirmiştir. Başvuran topraklarını terk etmesi halinde kendisini öldürmekle tehdit eden jandarmalar hakkında cezai kovuşturma açılması şikayetinde bulunmuştur.
Öne sürülen suç ile ilgili, 3 Nisan 2001 tarihinde davacı taraf olarak başvuranı dinleyen Cizre Cumhuriyet Savcısı takipsizlik kararı vermiştir.
20 Eylül 2001 tarihinde HADEPin Cizre teşkilatında bir bomba patlamış, patlamada ölen ya da yaralanan olmazken teşkilatın olduğu binada ve çevre binalarda önemli maddi hasar meydana gelmiştir.
19 Ekim 2001 tarihinde Siirt Ağır Ceza Mahkemesi başkanı takipsizlik kararına karşılık başvuranın şikayetini değerlendirmeye almış ve dosyayı yeniden incelemesi için Cizre Cumhuriyet Savcılığına göndermiştir.
5 Haziran 2002 tarihinde Cumhuriyet Savcısı bir kez daha takipsizlik kararı vermiştir.
2 Temmuz 2002 tarihinde Siirt Ağır Ceza Mahkemesi 5 Haziran 2002 tarihli takipsizlik kararını iptal etmiştir.
Cumhuriyet Savcısı 11 Eylül 2002 tarihinde söz konusu jandarmalar hakkında Cizre Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davası açmıştır.
Mahkeme 26 Aralık 2003 tarihli bir karar ile delil yetersizliğinden jandarmaların serbest bırakılmasına karar vermiştir. Temyize başvurulmadığından-başvuran müdahil taraf olarak bulunmadığından- bu hüküm nihai hale gelmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 5/ 1 c) ve 3. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
A. Kabuledilebilirlik hakkında
AİHSnin 5/1 c) ve 3. maddelerine atıfta bulunan başvuranlar birçok kez, makul bir gerekçe olmadan aşırı uzun sürelerle gözaltına alındıklarından şikayetçi olmaktadır.
Hükümet iç hukuk yolları tüketilmediğinden AİHMyi 5/3 maddesine yönelik şikayetleri reddetmeye davet etmektedir. Hükümete göre başvuranlar 466 sayılı Kanun gereğince tazminat talebinde bulunabilirlerdi.
AİHM Hükümet tarafından sözü edilen 466 sayılı Kanun ile ortaya konulan başvuru şeklinin AİHSye veya yasalara aykırı olarak özgürlükten yoksun bırakma hallerine karşı bir tazminatı öngördüğünü hatırlatmaktadır. Oysa bu başvuruda böyle değildir, söz konusu gözaltı sürelerinin uzunluğu ilgili dönemde yürürlükte bulunan yasal mevzuata uygundur (Bkz. Keklik vd.-Türkiye kararı, no: 77388/01, 3 Ekim 2006).
AİHM başvuranların gözaltı süresinin aşırı uzunluğundan ve tutukluluk haline karşı telafi yollarının bulunmayışından şikayetçi oldukları saptamasını yapmaktadır. Bu şikayetler AİHSnin 5/3 maddesi alanına girmektedir, oysa Hükümet tarafından öne sürülen başvuru yolu yalnızca 5/5 maddesine yöneliktir. Yapılan ön itirazın bu kısmı dayanaktan yoksun bulunmaktadır.
Hükümetin itirazı bu durumda reddedilmektedir.
Başvuran Mehmet Dilsizin 7 Mayıs 2000 tarihli ilk tutuklanması ile ilgili olarak altı ay süresi başvuruda yer alan suç unsuru eylemden, gözaltından itibaren başlamakta ve 15 Mayıs 2000 tarihinde sona ermektedir (Bkz. Sakık vd.-Türkiye kararı 1997-VII). Başvuru bu çerçevede gecikmeli olarak 5 Nisan 2001 tarihinde yapılmıştır.
AİHM işlendiği ileri sürülen suçlardan itham edilecek makul gerekçelerin yer almadığına yönelik şikayetler ile ilgili, gözaltına alınmalarının ardından başvuranların silahlı bir çeteye yardım ve yataklıktan ve uyuşturucu madde kaçakçılığından ceza soruşturması kapsamında yer aldıklarını (savcılık iddianamesi ile itham edip, hakim kararı ile tutuklama) tespit etmektedir. Başvuranların bu durumda makul suçlanma gerekçeleri olmadan gözaltına alındıkları söylenemez. Yapılan bu şikayetler dayanaktan yoksun bulunmaktadır (Bkz. Rahat ve Tuş-Türkiye kararı, no:39865/02, 18 Mart 2004; Mürsel OKAY-Türkiye kararı, no: 6283/02, 1 Haziran 2006).
AİHM, Mehmet Dilsizin gözaltı süresi ile ilgili sırasıyla 15-19 Ekim 2000, 2-3 Ekim 2001 ve 4-6 Ekim 2001 tarihlerine uzanan üç dönemi dikkate almaktadır. Başvuran Bedurhan Dilsizin gözaltı süresi 1 Nisan 2001de başlayıp 4 Nisan 2001de sona ermektedir. Bu süre AİHMnin bu yöndeki yerleşik içtihadına uygun bulunmaktadır (Bkz. Brogan vd-Birleşik Krallık, 29 Kasım 1988). Başvurunun bu kısmı dayanaktan yoksun bulunmaktadır ve AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmelidir.
AİHM, aynı şekilde yapılan başvuruda Mehmet Dilsizin 1-7 Nisan 2001 tarihleri arasındaki gözaltına (altı gün), Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve Ömer Tunçun 2-7 Nisan 2001 tarihleri arasındaki gözaltı süresine (beş gün) ve 8 Kasım 2000den 15 Kasım 2000e dek (yedi gün) süren Ali Güven ve Muhsin Gasırın tutukluluk sürelerine ilişkin yerleşik içtihadını göz önüne almakta (Bkz. diğer birçokları arasında sözü edilen Öcalan kararı) ve gözaltı sürelerine yönelik şikayetlerin AİHSnin 35/3 maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olmadığına kanaat getirmektedir. Başvurunun kabuledilemez olarak nitelendirilmesi için hiçbir gerekçe yer almamaktadır. Başvuru kabuledilmelidir.
B. Esasa dair
Başvuranlar Mehmet Dilsiz, Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve Ömer Tunç gözaltı sürelerinin uzunluğundan şikayetçi olmakta, AİHSnin 5/3 maddesine atıfta bulunmaktadırlar.
Hükümet bu iddialara karşı çıkmakta, başvuranların gözaltı sürelerinin AİHMnin yerleşik içtihatlarına uygun olduğunu savunmaktadır.
AİHM, Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve Ömer Tunçun gözaltı sürelerinin 2 Nisan 2001de başlayıp 7 Nisan 2001 tarihinde (sulh hakimi önüne çıktıkları tarih) sona erdiğini gözlemlemektedir. Bu süre beş gündür. Başvuran Mehmet Dilsizin gözaltı süresi 1 Nisan 2001de başlayıp 7 Nisan 2001de sona ermektedir. Bu süre altı gündür. Ali Güven ve Muhsin Gasırın gözaltı süreleri 8 Kasım 2000de başlayıp 15 Kasım 2000 tarihinde sona emektedir. Bu süre ise yedi gündür.
AİHM, Brogan vd.-Birleşik Krallık kararında -ki bu kararı müteakip içtihat birçok kez teyit edilmiştir- genel olarak terör amaçlı kolektif işlenen suçların önlenmesi gözetilse dahi, 5/3 maddesinde yer alan sınırlamaların haricinde bir kişinin yetkili bir hakim karşısına çıkarılmaksızın gözaltında tutulma süresinin dört gün olduğuna itibar etmektedir.
Hükümetin bu gerekçenin dışına çıkılmasını teyit edecek herhangi bir argüman sunmaması ışığında, AİHM bahse konu gözaltı sürelerinin AİHSnin 5/3 maddesinde yer alan ivedilik koşulunu karşılamadığı sonucuna varmaktadır.
Bu nedenle bu hüküm ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 2, 3, 11, 13, 14 VE EK 1 NOLU PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİALARI HAKKINDA
Mehmet Dilsiz HADEP bünyesindeki işinden istifa etmesi için jandarmaların kendisini ölümle tehdit ettiklerini ileri sürmektedir. Başvuran partisinin bulunduğu binanın sahibinin de ölüm korkusuyla kira sözleşmesini uzatmayı reddettiğini öne sürmektedir. Başvuran ayrıca 20 Eylül 2001de meydana gelen patlamadan dolayı maddi zarara uğradığını belirtmekte, AİHSnin 2. maddesini öne sürmektedir.
AİHM, Mehmet Dilsizin HADEPin yerel teşkilatı başkanı olarak kira sözleşmesinin yenilenmesinde karşılaştığı zorluklar ve parti binasında 20 Eylül 2001 tarihinde meydana gelen patlamada oluşan maddi hasar ile ilgili bu şikayetlerin ulusal mahkemeler nezdinde hiçbir surette dile getirilmediğini ifade ederek, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle bu şikayetlerin reddedilmesi gerektiğini kaydetmektedir.
Ek 1 nolu Protokolün 1. maddesini hatırlatan başvuran Mehmet Dilsiz silahlı yerel güvenlik güçlerinin arazilerini ekip, kiralamaya engel olduklarını iddia etmektedir.
AİHM Türk hukukuna göre normal, etkili ve yeterli bir başvuru yolu ile istihkak davası açılarak tazminat elde etmenin mümkün olduğuna itibar etmektedir. Başvuran böyle bir dava açmayı ihmal etmiştir, iç hukuk yolları tüketilmediğinden bu şikayet reddedilmektedir.
Başvuranlar tutuklu bulundukları süre zarfında gözlerinin bağlı oluşu, dar bir hücrede kalmaları, tehdit edilip, kendilerine küfredilmesi ve bütün ifadeleri imzalamaya zorlanmaları ölçüsünde tutuklanma nedenlerine ve koşullarına itiraz ederek bu bağlamda AİHSnin 3. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Başvuranlar AİHSnin 11. maddesini hatırlatarak HADEP bünyesindeki siyasi faaliyetleri nedeniyle haklarında soruşturma açıldığından şikayetçi olmaktadır. Başvuranlar son olarak etnik kökenlerinden, siyasi düşünce ve faaliyetlerinden dolayı bir ayrımcılığa maruz kaldıklarını öne sürmekte, iç hukukta haklarını savunabilecekleri etkili bir başvuru yolunun bulunmadığını iddia etmektedir. Başvuranlar yukarıda sözü edilen maddelerin biri veya diğeri ile birlikte AİHSnin 13. ve 14. maddelerine göndermede bulunmaktadır.
Bütün bu şikayetleri destekleyici delillerin yokluğunda, dayanaktan yoksun bu şikayetlerin reddedilmesi gerekmektedir.
Başvurunun bu bölümü AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafına uygun olarak kabuledilemez olarak nitelendirilmekte ve reddedilmektedir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesine göre Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, AİHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil tatminine hükmeder.
A. Tazminat
Başvuranlar tutuklanmalarının fiziksel olduğu kadar ruhsal açıdan yol açtığı travmalar sonucunda manevi zarara uğradıklarını öne sürmektedirler. Bu bağlamda Mehmet Dilsiz 50.000 Euro ve diğer başvuranların her biri 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu talepleri aşırı ve kabuledilemez olarak nitelendirmektedir.
AİHM tespit edilen ihlal ışığında ve hakkaniyete uygun olarak Mehmet Dilsize 1.000 Euro, Muhsin Gasıra 2.000 Euro, Ali Güvene 2.000 Euro, Halil Zeyreke 500 Euro ve Ömer Tunça 500 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlaştırmaktadır.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuranlar iç hukukta yapmış oldukları yargı giderleri için 10.500 Euro ve AİHM nezdinde yapmış oldukları yargı giderleri için 4.700 Euro olmak üzere toplam 15.200 Euro talep etmekte, kanıtlayıcı belge niteliğinde İstanbul barosunun avukatlık ücreti tarifesini ve faturaları sunmaktadırlar.
Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.
AİHMnin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Bu başvuruda mahkemeye sunulan unsurlar ve sözü edilen kıstaslar göz önüne alındığında AİHM, yargı giderlerine ilişkin beş başvurana ortaklaşa 1.500 Euro ödenmesini kararlaştırmaktadır. Bu meblağdan Avrupa Konseyi tarafından adli yardım başlığı altında ödenen 850 Euroluk kısım düşülmelidir.
C. Gecikme Faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Hükümetin ön itirazının reddine;
2. Başvuranlar Mehmet Dilsiz, Halil Zeyrek, Muhsin Gasır, Ali Güven ve Ömer Tunçun gözaltı sürelerinin uzunluğuna ilişkin şikayetlerinin kabuledilebilir olduğuna;
3. Geri kalan şikayetlerin kabuledilemez olduğuna;
4. AİHSnin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
5 a) AİHSnin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflardan muaf olarak, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL ye çevrilmek üzere, Savunmacı Hükümet tarafından:
i. manevi tazminat için başvuran Mehmet Dilsize 1.000 (bin) Euro, başvuran Muhsin Gasıra 2.000 (iki bin) Euro, başvuran Ali Güvene 2.000 (iki bin) Euro, başvuran Halil Zeyreke 500 (beş yüz) Euro ve başvuran Ömer Tunça (beş yüz) Euro ödenmesine;
ii. yargılama gideri için 1.500 (bin beş yüz) Eurodan Avrupa Konseyi tarafından adli yardım başlığı altında ödenen 850 (sekiz yüz elli) Euro düşülerek kalan kısmın beş başvurana ortaklaşa ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;
6. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
Karar Vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 20 Mayıs 2008 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy