(AİHS m. 5, 6, 34, 35, 41, 44)
(Başvuru no: 10477/02)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
17 Temmuz 2008
İşbu karar Sözleşmenin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 10477/02 numaralı başvurunun nedeni T.C. vatandaşı Hüseyin Ertenin (başvuran) 25 Ocak 2002 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara barosu avukatlarından I. Akın tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1946 doğumlu olup Ankarada ikamet etmektedir.
1 Eylül 1994 tarihinde hileli iflas nedeniyle başvuran hakkında dava açılmıştır.
Nallıhan Sulh Ceza Mahkemesi hakimi tarafından 31 Ocak 1996 tarihinde başvuran hakkında yakalama müzekkeresi çıkarılmıştır. Hakim adıgeçenin Nallıhan Cumhuriyet Savcısı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında ifade vermeye çağrıldığını fakat yaklaşık bir yıldan bu yana bulunamadığını tespit etmiştir.
Başvuran 21 Haziran 1996 tarihinde yakalanmıştır. Hakim tarafından dinlenen başvuran tutuklanmıştır. Başvuran itirazı üzerine 9 Ağustos 1996 tarihinde serbest bırakılmıştır.
Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı (Ağır Ceza Mahkemesi) 30 Aralık 1996 tarihinde başvuranı hileli iflasla suçlamıştır.
13 Mart 1997 ve 5 Ekim 1998 tarihleri arasında Ağır Ceza Mahkemesi dokuz duruşma gerçekleştirmiş, bunlar sırasında başvuranın savunmasını ve diğer iki tanığın beyanlarını dinlemiş ve Nallıhan Asliye Ceza Mahkemesindeki dosyalar ile icra dairesindeki belgeleri talep ederek edinmiştir. Mahkeme davacı tarafı müdahil olarak kabul etmiş, 5 Ekim 1998 tarihli duruşmada başvuranı hakkında yapılan ithamlardan suçlu bulmuş ve bir yıl sekiz ay hapis cezasına çarptırmıştır.
1 Mayıs 2000 tarihinde Yargıtay, suçun tespitinde kullanılan muhasebe kayıtlarına ve diğer belgelere ilişkin bilirkişi görüşü alınmadığı gerekçesiyle Ağır Ceza Mahkemesinin kararını bozmuştur.
Ağır Ceza Mahkemesi 29 Haziran 2000 tarihinde ifade vermek üzere başvurana celp göndermiştir. Mahkeme 28 Eylül 2000 tarihli duruşma sırasında celpnamenin gönderilmediğini tespit ederek duruşmayı ertelemiştir. Mahkeme 15 Kasım 2000 tarihli duruşmada celpnamenin alıcı adresinin yanlış olması dolayısıyla geri geldiğini tespit etmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesi 20 Aralık 2000 tarihinde başvuranı dinlemiştir. Mahkeme Sulh Ceza Mahkemesinden ve Nallıhan İcra Dairesinden muhasebe kayıtları ile kimi belgelerin gönderilmesini istemiştir.
Mahkeme 12 Mart 2001 tarihinde Sulh Ceza Mahkemesinden gelen belgelerin eksik olduğunu tespit ederek tamamlanmasını istemiştir.
Ağır Ceza Mahkemesi 2 Mayıs 2001 tarihinde iadeli taahhütlü olarak sözü edilen belgeleri almış ve bunların bilirkişiye gönderilmesini kararlaştırmıştır. 11 Haziran, 12 Temmuz ve 17 Ekim 2001 tarihli duruşmalar bilirkişi raporunun beklenmesi için ertelenmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesi 5 Aralık 2001 tarihinde dosyaya bilirkişi raporunu eklemiş ve Cumhuriyet Savcısının iddianamesini dinlemiş, bu duruşmada başvuranın beraatine karar vermiştir.
Davacı taraf kararı temyiz etmiştir.
Yargıtay 28 Nisan 2003 tarihinde kamu davasının zamanaşımından düştüğüne itibar etmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran yargılamanın uzunluğunun AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen «makul süre» ilkesine aykırı olduğunu iddia etmektedir.
Başvuran 12 Kasım 2007 tarihinde iletmiş olduğu başvurunun kabuledilebilirliği ve esası hakkındaki görüşlerinde ayrıca iddialarının yeterince dikkate alınmaması doğrultusunda yargılamanın hakkaniyete uygun görülmediğinden ve hakimlerin davanın başlangıcından beri kendisini suçlu olarak nitelendirmelerinden şikayetçi olmaktadır. Başvuran bu yönde AİHSnin 6/1 maddesini ileri sürmektedir.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
1. Yargılamanın adilliği
AİHM başvuranın yargılamanın adilliğine dair şikayetlerini ilk kez 12 Kasım 2007 tarihli görüşlerinde dile getirdiğini not etmektedir. Oysa iç hukuktaki nihai karar 28 Nisan 2003 tarihinde alınmıştır. Başvuranın bu görüşleri dile getirdiği tarih kararın alındığı tarihten itibaren altı ay içinde dile getirilmemiştir. AİHM bu şikayetlerin gecikmeli olarak yapılması nedeniyle AİHSnin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği görüşündedir.
2. Yargılamanın uzunluğu
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder.
B. Esasa dair
Kaydedilmesi gereken dönem başvuranın yakalandığı 21 Haziran 1996 tarihinde başlayıp, kamu davasının zamanaşımından düştüğü 28 Nisan 2003 tarihinde sona ermektedir. Her biri iki kez incelenen ve iki dereceli yargı sürecinden ibaret olan dava altı yıl on ay sürmüştür.
AİHM yargılama süresinin uygunluğunun davanın şartları ışığında ve özellikle de davanın karmaşıklığı ile başvuran ve ilgili mercilerin tutumu gibi, içtihadında yerleşmiş ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz. diğer birçokları arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa kararı, no: 25444/94).
AİHM bu başvurudakine benzer şikayetleri daha önce de incelediğini ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü edilen Pelissier ve Sassi kararı).
AİHM mahkemeye sunulan tüm delil unsurlarının incelediğini, Hükümetin Mahkemenin bu davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığına itibar etmektedir.
AİHM bunun yanı sıra iç hukuktaki mahkemelerin tek bir suçla itham edilen bir sanıkla ilgili davayı yönetmelerinin karmaşık bir yönünün olmadığına itibar etmektedir. Başvuranın tutumu davanın uzamasına etki etmemiştir.
Hukuki mercilerin tutumu ile ilgili olarak AİHM, Ağır Ceza Mahkemesinin ilk dava sürecinde eleştirilecek bir yönü bulunmadığını, öte yandan davanın iadesinden sonraki süreç için aynı şeyin söylenemeyeceğini belirtmektedir. Nitekim mahkemenin başvuranın ifadesini almaya karar vermesi ile başvuranın ifade vermesi arasında altı ay geçmiştir. Mahkeme önce celpnameyi göndermeyi unutmuş sonra da yanlış adrese göndermiştir. AİHM Ağır Ceza Mahkemesinin daha ilk duruşmada istemesi gerekirken, Sulh Ceza Mahkemesinden ve Nallıhan İcra Dairesinden muhasebe kayıtlarını ve gerekli belgeleri 20 Aralık 2000 tarihli duruşmada talep ettiğini not etmektedir. İstenen tüm belgeler asliye hukuk mahkemesi tarafından gönderilmediğinden talebin yenilenmesi gerekmiştir. Son olarak bilirkişi raporu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından düzenlenilmesi istenilen tarihten yedi ay sonra hazırlanmış, bu yüzden pek çok duruşma ertelenmiştir.
AİHM, yerleşik içtihadı ışığında, söz konusu yargı sürecinin aşırı olduğu ve «makul süre» koşulunu karşılamadığı sonucuna varmaktadır.
Bu nedenle AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 5. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHSnin 5/3 maddesine göndermede bulunan başvuran kırk sekiz günlük tutukluluk süresinin yasal olmadığından şikayetçi olmaktadır.
AİHM, başvuranın 9 Ağustos 1996 tarihinde serbest bırakıldığını ve mevcut başvuruyu altı aydan fazla bir sürenin ardından 25 Ocak 2002 tarihinde yaptığını not etmektedir. Bu şikayet gecikmeli olarak yapılmıştır ve AİHSnin 35. maddesinin 1. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmelidir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASINA İLİŞKİN
AİHSnin 41. maddesine göre Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, AİHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil tatminine hükmeder.
A. Manevi tazminat
Başvuran 48.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu miktara karşı çıkmaktadır.
AİHM başvuranın manevi zarara uğradığını ifade ederek adı geçene 3.500 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran yargılama giderleri için 48.000 Euro talep etmekte, bu yönde avukatlık sözleşmesini sunmaktadır.
Hükümet bu miktara karşı çıkmaktadır.
AİHMnin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AİHM sunulan belgeler ve sözü edilen kıstaslar ışığında yargılama giderleri için başvurana 1.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Yargılama süresinin uzunluğuna ilişkin şikayetin kabuledilebilir, bunun dışındaki şikayetin kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL.ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvurana manevi tazminat olarak 3.500 (üç bin beş yüz) Euro ve yargılama giderleri için 1.000 (bin) Euro ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
Karar Vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 17 Temmuz 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy