(AİHS m. 6, 13, 34, 35, 41, 44, 1 Nolu Protokol) (LEMKE - TÜRKİYE DAVASI) (TUNÇ - TÜRKİYE DAVASI) (KUZU - TÜRKİYE DAVASI) (AHMET KILIÇ - TÜRKİYE DAVASI) (GENÇEL - TÜRKİYE DAVASI)
Başvuru No:10985/02 ve 10993/02
STRAZBURG
8 Nisan 2008
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (10985/02 ve 10993/02) nolu davanın nedeni (T.C. vatandaşları) Arif Yerlikaya ve Sevil Yerlikayanın (Tekin) (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 19 Kasım 2001 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuranlar, sırasıyla 1924 ve 1966 yılı doğumlulardır ve İstanbulda ikamet etmektedirler.
1985 yılında başvuranların her biri, İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait birer arsayı taksitle satın almışlardır. Büyükşehir Belediyesi de başvuranlara geçici tapu tahsis belgesi vermiştir.
13 Haziran 1996 tarihinde hisse bedellerinin tamamını ödeyen başvuranlar, İstanbul Büyükşehir Belediyesinden tapularının verilmesi talebinde bulunmuşlardır. Bu talep zımnen reddedilmiştir. Bu durumda başvuranlar, söz konusu ret işlemlerinin iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle İstanbul İdare Mahkemesine ayrı ayrı başvurularda bulunmuşlardır.
18 Kasım 1996 tarihinde başvuranların talebi üzerine mahkeme, yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir.
Büyükşehir Belediyesinin tapuları vermeyi reddetme kararını dayandırdığı mevzuat değişikliğinin ihtilaflı hisseler için öngörülen bedellerinin tamamını ödeyen başvuranların durumuna uygulanamayacağı gerekçesiyle sırasıyla 27 Mart ve 16 Nisan 1997 tarihli kararlarla İdare Mahkemesi, dava konusu ret işlemlerini iptal etmiştir.
Büyükşehir Belediyesinin temyiz başvurusu 25 Mayıs 1998 tarihinde Danıştay tarafından reddedilmiştir. Tarafların karar düzeltme başvurusunda bulunmamaları nedeniyle, Sevil Yerlikaya ile ilgili karar nihai hale gelmiştir.
17 Haziran 1999 tarihinde, Arif Yerlikaya ile ilgili karar hakkında Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan karar düzeltme talebi Danıştay tarafından reddedilmiş ve karar nihai hale gelmiştir.
Başvuranlar, tapularının verilmesi için bir kez daha talepte bulunmuşlardır ancak bu talepleri sonuçsuz kalmıştır. Büyükşehir Belediyesi, 15 Aralık 1997 tarihinde durdurulan şehircilik planı uyarınca sözkonusu hisselerin spor kompleksi inşaatı içinde yer aldığını ileri sürmüştür.
Başvuranlara halen tapuları verilmemekte dolayısıyla da başvuranlar, söz konusu hisseler üzerinde hiçbir hak iddia edememektedirler.
HUKUK
Başvuranlar, tapularının verilmesine hükmeden nihai mahkeme kararlarının ulusal merciler tarafından ifa edilmemesinden şikayetçilerdir.
I. DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ
Olaylar ve esasa ilişkin ortaya koydukları sorun bakımından davaların benzerliğini dikkate alan AİHM, iç tüzüğün 42/1 maddesi uyarınca davaların birleştirilmesine kanaat getirmektedir.
II. KABULEDİLEBİLİRLİĞE İLİŞKİN
Hükümete göre, başvuranlar, konuya ilişkin başvurularını altı aylık süre içerisinde sunmamışlardır. Başvuranların, 13 Temmuz 1999 (Arif Yerlikaya) ve 6 Temmuz 1998 (Sevil Yerlikaya) tarihlerinde ellerine ulaşan Danıştay kararlarını müteakip altı aylık süre içerisinde AİHMye başvuruda bulunmuş olmaları gerekirdi. Oysa mevcut davada başvurular, 19 Aralık 2001 tarihinde yani nihai kararların başvuranlara tebliğ edilmesinden altı ay sonra sunulmuştur.
Ayrıca Hükümet, iç hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle AİHMye başvuruları reddetmesi çağrısında bulunmaktadır. Hükümet, başvuranların, ulusal mahkemeler önünde şikayetlerini sunmadıklarını ve yargı kararlarının yerine getirilmemesi nedeniyle mağdur olan kimselere tazminat ödenmesini öngören İdari Yargılama Usulü Kanununun 2577 sayılı yasasının hükümleri uyarınca idare aleyhinde tazminat davası açmadıklarını belirtmektedir.
Başvuranlar, söz konusu argümanlara karşı çıkmaktadırlar. Başvuranlar, iddia edilen ihlallerin, yargı kararlarının yerine getirilmemesi ve mülkiyet haklarının tasarrufuna yönelik yapılan müdahale ile ilgili olduğunu savunmaktadır. Başvuranlara göre, halen devam eden bir durum söz konusu olduğunda yargı kararlarının yerine getirilmesini güvence altına alan etkili bir başvuru yolu bulunmamaktadır. Altı ay süresi, söz konusu durumun sona ermesinden itibaren işlemeye başlamaktadır.
AİHM, önceki kararlarında benzer itirazları reddettiğini hatırlatmaktadır (Lemke-Türkiye, başvuru no: 17381/02, 5 Haziran 2007). AİHM, önceden ulaşmış olduğu sonuçlardan başka bir sonuca ulaşmak için hiçbir gerekçe görememekte ve Hükümetin altı ay kuralı ve iç hukuk yollarının tüketilmediğine dair yapmış olduğu itirazları reddetmektedir.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
III. AİHSNİN 6/1 MADDESİ VE 1 NOLU EK PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar, tapularının verilmesine hükmeden nihai kararların ulusal makamlar tarafından ifa edilmemesinden şikayetçilerdir. Başvuranlar, AİHSnin 13. maddesi ile birlikte 6/1 maddesine ve 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesine atıfta bulunmaktadırlar.
AİHM, başvuranlar tarafından dile getirilen olayların özellikle AİHSnin 6/1 maddesinin ve 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin kapsamına girdiği kanaatindedir.
Hükümet, 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin yalnızca mevcut mallar için geçerli olduğu ve mal edinme hakkını güvence altına almadığı gerekçesiyle bu maddenin mevcut davaya uygulanamayacağını savunmuştur.
AİHM, 27 Mart ve 16 Nisan 1997 tarihli kararlarla, Büyükşehir Belediyesi tarafından belirlenen yöntemlere uygun olarak başvuranların ödemelerini yapmalarının ardından, Belediyenin, başvuranlara tapularının verilmesinin reddine ilişkin işlemlerinin iptal edilmesi taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığını hatırlatmaktadır. Ancak, söz konusu kararlar halen yerine getirilmemektedir.
Mevcut davada, başvuranların taşınmazları üzerindeki mülkiyet hakkından istifade etme meşru beklentisini ileri sürmelerine neden olan mamelek bir değer mevcuttur. Dolayısıyla başvuranlar, 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi kapsamında bir mülk sahibidirler (Bkz. diğerleri arasından, Kopecky-Slovakya, başvuru no: 44912/98, 28 Eylül 2004 ve Tacea- Romanya, başvuru no: 746/02, 29 Eylül 2005).
Başvuranların, söz konusu nihai kararların yerine getirilmemesi nedeniyle AİHSnin 6/1 maddesinin ve 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği kapsamında yapmış oldukları şikayete ilişkin olarak ise AİHM, özellikle de mevcut davadaki gibi, sözkonusu kararın yerine getirilmesi yükümlülüğü idari bir makama ait olduğunda, makul süre içerisinde yetkililerin nihai karara uygun hareket etmemelerinin AİHSnin 6/1 maddesinin ve 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlaline neden olabileceği kanaatine vardığını hatırlatmaktadır (Bkz. örneğin, Bourdov-Rusya, başvuru no: 59498/00; Romachov-Ukrayna, başvuru no: 67534/01, 27 Temmuz 2004, Tacea-Romanya, sözü edilen Tunç-Türkiye, başvuru no: 54040/00, 24 Mayıs 2005 ve Kuzu-Türkiye; başvuru no: 13062/03, 17 Ocak 2006 ve Sipchenko-Rusya, başvuru no: 38368/04, 1 Mart 2007).
AİHM, mevcut davayı incelemiştir ve Hükümetin farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. AİHM, idarenin başvuranlara tapularını vermediğini ve ulusal mahkemelerin de idarenin bu tutumlarını onaylamadığını tespit etmektedir. 18 Kasım 1996 tarihinde, başvuranların talebi üzerine mahkeme, yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir. Bu şekilde hareket ederek mahkeme ilk aşamada, başvuranlar lehine geçici bir tedbir almış ve idareden, esas hakkındaki kararı beklerken bu karara uygun davranmasını istemiştir. Ardından sırasıyla 27 Mart ve 16 Nisan 1997 tarihlerinde, mahkeme, esas hakkındaki kararını vermiş ve idarenin tapuların verilmesinin reddine ilişkin işlemleri iptal etmiştir. Sözkonusu nihai ve icrası kabil kararlar, Arif Yerlikaya için 17 Haziran 1999 (Danıştayın karar düzeltme başvurusunu reddettiği tarih) tarihinden beri ve Sevil Yerlikaya için 25 Mayıs 1998 tarihinden beri (karar düzeltme başvurusu yapılmadığı için nihai hale gelen Danıştay kararı tarihi) yani sırasıyla sekiz ve dokuz yıldan fazla zamandır halen yerine getirilmemiştir. Söz konusu ihmalkarlık, AİHMyi, geçen süre boyunca, mevcut davada verilen nihai kararlara uygun hareket etme hususunda gerekli tedbirleri almayan Türk yetkililerinin, AİHSnin 6/1 maddesi ve 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin hükümlerini manasız kıldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.
Sonuç olarak, sözkonusu hükümler ihlal edilmiştir.
IV. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
1. Maddi tazminat
Başvuranlar, 300.000 Euro maddi tazminat talebinde bulunmaktadırlar.
Hükümet, bu iddialara karşı çıkmaktadır.
AİHM, ihlal tespiti olan bir kararın, Savunmacı Devlete, ihlale son verme ve önceki haline gelecek şekilde ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırma yükümlülüğü getirdiğini hatırlatmaktadır (Iatridis-Yunanistan, (adil tatmin), başvuru no: 31107/96).
AİHM, mevcut davada, başvuranlar lehine verilen nihai yargı kararlarının ifa edilmemesi nedeniyle AİHSnin 6/1 maddesinin ve 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği tespitine ulaştığını hatırlatmaktadır. Böylece, başvuranlar, meşru olarak beklenti içine girdikleri taşınmazlarının tapularından yoksun bırakılmıştır. Sonuç olarak AİHM, 13 Temmuz 1999 ve 6 Temmuz 1998 tarihlerinde nihai hale gelen kararlar uyarınca başvuranların, halen tapularını elde etme haklarının bulunduğu kanaatindedir. AİHM, AİHSnin 6. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaştığında, ilke olarak en uygun telafi yolunun, başvuran için, sözkonusu hükmün gerekleri yerine getirilmiş olsaydı başvuranın içinde bulunacağı duruma olabildiğince tekabül eden bir durum yaratmak olduğu kanaatindedir (Bkz, Basoukou-Yunanistan, başvuru no: 3028/03, 21 Nisan 2005; Ahmet Kılıç-Türkiye, başvuru no: 38473/02, 25 Temmuz 2006; Sipchenko-Rusya; Piersack-Belçika, 26 Ekim 1984 tarihi karar; Gençel-Türkiye, başvuru no: 53431/99, 23 Ekim 2003). AİHM, ihlal tespitlerini göz önüne alarak, sözkonusu ilkenin mevcut davaya da uygulanabileceği kanaatindedir. AİHM, Savunmacı Devletin, gerekli tedbirleri alarak, sırasıyla 27 Mart ve 16 Nisan 1997 tarihli İstanbul İdare Mahkemesinin kararlarının (kararlar, sırasıyla 17 Haziran 1999 ve 25 Mayıs 1998 tarihlerinde nihai hale gelmişlerdir) idare tarafından tam olarak ifa edilmesini sağlaması gerektiği kanaatindedir.
2. Manevi tazminat
Başvuranlar, ayrıca manevi tazminat talebinde de bulunmaktadırlar. Başvuranlar, manevi tazminat miktarını AİHMnin takdirine bırakmaktadırlar.
Hükümet, hiçbir hukuki mesnedi bulunmadığı gerekçesiyle bu iddialara karşı çıkmaktadır.
Hakkaniyete uygun olarak, AİHM, başvuranların her birine 3.000 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermektedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuranlar, ulusal mahkemeler ve AİHM önünde yapmış oldukları masraf ve harcamalar için 10.390 Euro talep etmektedirler. Başvuranlar, davalarının hazırlanmasının 21 saatlik bir çalışma gerektirdiğini belirtmekte ve davalarının sunum masrafı olarak 10.000 Euro talep etmektedirler. Telefon, faks, yazışma, kırtasiye ve çeviri masrafları gibi genel masraflara ilişkin olarak ise başvuranlar 390 Euro talep etmekte ve yapmış oldukları bu harcamaları, makbuzların bir nüshası ile desteklemektedirler.
Hükümet, hiçbir hukuki mesnedi bulunmadığı gerekçesiyle bu iddialara karşı çıkmaktadır.
Konuya ilişkin içtihadını göz önüne alarak, AİHM, tüm yargılama masraf ve giderleri için başvuranlara ortaklaşa olarak 2.000 Euro verilmesinin uygun olacağı kanaatindedir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE;
1. Başvuruların birleştirilmesine;
2. Başvuruların kabuledilebilir olduğuna;
3. AİHSnin 6/1 maddesi ve 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
4. a) AİHSnin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde Savunmacı Devlet tarafından, gerekli tedbirleri alarak, sırasıyla 27 Mart ve 16 Nisan 1997 tarihli İstanbul İdare Mahkemesinin kararlarının ( kararlar, sırasıyla 17 Haziran 1999 ve 25 Mayıs 1998 tarihlerinde nihai hale gelmişlerdir) idare tarafından ifa edilmesinin sağlanmasına;
b) Savunmacı Devlet tarafından, yine aynı üç aylık süre içerisinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilmek suretiyle;
i. başvuranların her birine, 3.000 Euro (üç bin Euro) manevi tazminat ödenmesine;
ii. başvuranlara ortaklaşa olarak yargılama masraf ve giderleri için 2.000 (iki bin) Euro ödenmesine;
iii. sözkonusu miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;
c) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç
puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
Karar Vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 8 Nisan 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy