(Başvuru no: 25324/02)
KARAR
STRAZBURG
2 Şubat 2006
Bu karar AÎHS'nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, üzerinde şekle ilişkin değişiklik yapılabilir.
OLAYLAR
Başvuran, 1972 doğumludur. Gebze Cezaevi'nde tutukludur. Başvuran, 17 Eylül 1993 tarihinde, Dev-Sol üyesi olduğu şüphesiyle, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'ne bağlı polis memurları tarafından yakalanmış ve gözaltına alınmıştır. 1 Ekim 1993 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi hakimi huzuruna çıkarılmıştır. 31 Aralık 1993 tarihinde, Cumhuriyet Savcısı, başvuran dahil yirmi beş kişi hakkında bir iddianame hazırlamıştır. Başvuran, 17 Aralık 2003 tarihinde müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır. 1 Nisan 2005 tarihinde, Yargıtay başvuranın cezasını bozmuştur. Dava halen İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde devam etmektedir.
HUKUK
I AİHS'NİN 5 § 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
14. Başvuran, tutuklu yargılanma süresinin, AİHS'nin 5 § 3. maddesinde öngörülen "makul süre" şartına uymadığını ileri sürerek şikayetçi olmuştur. Bu maddeye göre:
"Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koşullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmış diğer bir görevli önüne çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuşturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir."
A. Kabul edilebilirlik
15. Hükümet, AİHM'den başvurunun AİHS'nin 5 § 3. maddesi kapsamında kabul edilmez olduğuna karar vermesini talep etmiştir. Başvuranın "mağdur statüsü"nü kaybettiğini, zira başvuranı 17 Aralık 2003 tarihinde müebbet hapse çarptıran Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin, başvuranın verilen cezadan, geçirdiği tutuklu yargılanma süresini düşürüldüğünü ileri sürmüştür. Ayrıca, cezai işlemlerin sonunda beraat etse idi, başvuranın Türk hukukunda faydalanabileceği çeşitli iç hukuk yolları bulunduğunu ifade etmiştir.
16. AİHM, tutuklu yargılanmanın, daha sonradan verilen bir cezanın parçası olarak hesaplanmasının, 5 § 3. madde ihlalini ortadan kaldıramayacağını, ancak vuku bulan kayıpları sınırlaması temelinde, yalnızca 41. madde kapsamında sonuçlarının olabileceğini tekrarlar (Engel ve Diğerleri - Hollanda, 8 Haziran 1976 kararı, Seri A, no. 22, § 69 ve Kimran -Türkiye, no. 61440/00, § 41, 5 Nisan 2005). Ayrıca, başvurana yönelik kararın, Yargıtay tarafından bozulduğunu ve Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne gönderildiğini ve dava halen burada devam etmekteyken başvuranın tutuklu olduğunu not eder. Buna göre, Hükümet'in başvuranın "mağdur" olarak nitelendirilemeyeceğine dair itirazının reddedilmesi gereklidir.
17. AİHM, bu başvurunun, AİHS'nin 5 § 3. maddesi kapsamında temelsiz olmadığı kanısındadır. Ayrıca, başka bir nedenden dolayı da kabul edilmez olmadığını not eder. Dolayısıyla, kabul edilebilir olduğuna karar verilmelidir.
B. Esaslar
18. Bu davada, ele alınacak süre, 17 Eylül 1993'te başlamış ve başvuranın mahkûm edildiği 17 Aralık 2003 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla, 10 yıl 3 ay sürmüştür. Bu süre içinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranın tutuklu yargılanma süresini, "suçun niteliği, kanıtların durumu, dava dosyasının içeriği ve tutukluluk süresi" gibi klişe ve benzer ifadelerle uzatmıştır. Ayrıca iki defa, davanın karara bağlanacağını ifade etmiştir.
19. AİHM, belirli bir davada, suçlanan bir kişinin tutuklu yargılanmasının makul süreyi aşmamasını sağlamanın öncelikle ulusal yargı mercilerinin görevi olduğunu tekrarlar. Bu bağlamda, masumiyet karinesi ilkesini gerektiği gibi dikkate alarak, bireysel özgürlüğe saygı kuralından sapmayı haklı çıkaran bir kamu yararı gereğinin bulunduğuna ilişkin lehte ya da aleyhteki tüm kanıt ve olguları incelemeleri ve bunları, serbest bırakılma başvurularına ilişkin kararlarında ortaya koymaları gerekmektedir. AİHM'nin, AİHS'nin 5 § 3. maddesinin ihlal edilip edilmediğini belirlemesinin, bu kararlarda verilen gerekçeler ve başvuranın temyiz başvurularında belirttiği kanıt ve olgular temelinde olması gereklidir (bkz. Assenov ve Diğerleri - Bulgaristan, 28 Ekim 1998 kararı, Reports of Judgments Decisions 1998-VIII, § 154).
20.Yakalanan kişinin bir suç işlediğine dair makul şüphenin bulunması, devam eden tutukluluk hali için bir sine qua nortdur, ancak belirli bir süreden sonra bu yeterliliğini kaybeder. Bu durumda AİHM'nin, yargı mercileri tarafından belirtilen diğer gerekçelerin, özgürlüğün elden alınmasını haklı göstermeye devam edip etmediğini belirlemesi gereklidir (bkz. diğerlerinin yanı sıra, Ilıjkov -Bulgaristan, no. 33977/96, § 77, 26 Temmuz 2001, ve Labita- İtalya, (BD), no. 26772/95, §§ 152-153, AİHM 2000-IV).
21. AİHM, başvurana atılan suçun niteliğinin ciddiyetini ve ilgili cezanın ağırlığını not eder. Ancak, kaçma tehlikesinin, yalnızca alınması sözkonusu olan cezanın ağırlığı temelinde değil, bu tür bir tehlikenin bulunduğunu teyit edebilecek veya tutuklu yargılanmayı haklı çıkaramayacak kadar hafif gösterebilecek, diğer birkaç unsuru dikkate alarak incelenmesi gereklidir (bkz. Muller - Fransa, 17 Mart 1997 kararı, Reports 1997 II, § 43; Letellier -Fransa, 26 Haziran 1991, Seri A no. 207, § 43). Bu bağlamda, yerel mahkemelerin başvuranın tutuklu yargılanma süresini uzatılmasına ilişkin kararlarında, bu tür gerekçelere yeterince yer verilmediğini not eder.
22. Davanın karara bağlanma aşamasında olması gerekçesine gelince, AİHM, yerel mahkemenin bu gerekçeyi son olarak dile getirmesi ve davayı karara bağlaması arasında üç yıldan fazla bir sürenin geçtiğini not eder.
23. Son olarak, genelde, "kanıtların durumu" ifadesi, ciddi suç belirtilerinin bulunduğuna ve sürekliliğine ilişkin bir unsur olsa da, bu davada yine de, tek başına, başvuranın şikayetçi olduğu tutukluluk süresini haklı gösteremez (bkz. yukarıda anılan Letellier, Tomasi - Fransa, 27 Ağustos 1992 kararı, Seri A no.241-A; Mansur - Türkiye, 8 Haziran 1995 kararı, Seri A no.319-B, § 55, ve Demirel - Türkiye, no. 39324/98, § 59, 28 Ocak 2003 kararı).
24. Yukarıdaki mütalaalar, AİHM'nin, başvuranın, 10 yıl 3 aydan fazla süren, mahkûmiyet almadan önceki tutukluluk halinin uzunluğunun, mahkemenin klişe gerekçelendirmesi ile birlikte ele alındığında, makul süre şartını aştığı sonucuna varması için yeterlidir.
Dolayısıyla, AİHS'nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiştir.
II AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
25. AİHS'nin 41. maddesine göre:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."
A. Tazminat
26. Başvuran, 35.000 YTL manevi tazminat talep etmiştir.
27. Hükümet bu meblağın aşırı ve kabul edilmez olduğunu ifade etmiştir.
28. AİHM, başvuranın, uzun tutuklu yargılanma süresinden kaynaklanan, sıkıntı gibi, yalnızca bir ihlal tespitiyle tazmin edilemeyecek manevi bir zarara uğramış olduğunu not eder. AİHM, eşitlik temelinde yaptığı değerlendirmeyle başvurana 9.000 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
B. Mahkeme masrafları
29. Başvuran ayrıca, iletişim ve çeviri masrafları için 400 YTL ve AIHM masrafları için 7.920 YTL talep etmiştir. AİHM'deki masraflara, avukatının ziyaret ve seyahat masrafları ile başvurunun ve görüşlerin hazırlanmasında AİHM önündeki işlemlere ilişkin olarak otuz altı çalışma saatinin dahil olduğunu ifade etmiştir. Temsilcisinin, İstanbul Barosu'nun AİHM önündeki başvurular için tavsiye ettiği çizelgeyi uyguladığını iddia etmiştir.
30. Hükümet, bu taleplerin mübalağalı ve belgelendirilmemiş olduğunu ifade etmiştir.
31. AİHM içtihadına göre, bir başvuran, gerçekten ve gerektiği için yapıldığı ve miktar açısından makul olduğu kanıtlandığı sürece, harcamaların geri ödenmesine hak kazanır. Bu davada, elindeki bilgi ve yukarıdaki ölçütleri dikkate alarak, AİHM, başvurana AİHM önündeki masraflar için 2.500 Euro ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme faizi
32. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiştir.
YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabulüne;
2. AİHS'nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;
3.(a) Sorumlu Devlet'in, başvurana, AİHS'nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirası'na çevrilerek, 9.000 Euro (dokuz bin Euro) manevi tazminat, mahkeme masrafları için 2.500 Euro (iki bin beş yüz Euro) ve uygulanabilecek her türlü vergiyi ödemesine; (b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
4. Başvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine
KARAR VERMİŞTİR.
İngilizce hazırlanmış, Mahkeme İç Tüzüğü'nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 2 Şubat 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy