(AİHS m. 6, 10, 34, 35, 41, 44) (3713 S. K. m. 6)
Başvuru no: 29847/02
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
20 Eylül 2007
İşbu karar AIHS 'nin 44/2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (29847/02) başvuru nolu davanın nedeni bu ülke vatandaşı olan Erdal Taşın (başvuran), 26 Haziran 2002 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ("Sözleşme") İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, AİHM önünde İstanbul Barosu avukatlarından İ. Bilmez ve O. Yıldız tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN UNSURLARI
Başvuran, 1974 yılı doğumludur ve Fribourg'da (İsviçre) ikamet etmektedir. Olayların meydana geldiği dönemde başvuran "2000 'de Yeni Gündem" isimli günlük gazetede sorumlu yazı işleri müdürüydü.
2000'de Yeni Gündem isimli gazete, 27 Mart 2001 tarihinde, "PKK eleştirdi; Ulusal Program demokratik değir başlıklı bir makale yayımlamıştır. Sözkonusu makale yasa dışı bir örgüt olan PKK'nın yetkililerinden Duran Kalkan'ın açıklamalarını içermektedir.
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı, sorumlu yazı işleri müdürü sıfatıyla başvuranı, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 6/2. ve 6/4. maddesi uyarınca terör örgütü yöneticilerinin açıklamalarını yayımlamakla suçlamıştır.
Devlet Güvenlik Mahkemesi, 21 Ağustos 2001 tarihinde, başvuranı üzerine atılı olaylardan suçlu bulmuş ve 570.375.000 TL ( yaklaşık 435 Euro) para cezasına çarptırmıştır.
Cumhuriyet Başsavcısı'nın başvurana bildirilmeyen görüşü ışığında Yargıtay, 29 Ocak 2002 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
Belirtilmeyen bir tarihte, başvuran İsviçre'ye yerleşmiş ve sözkonusu günlük gazete faaliyetlerine son vermiştir. Başvuran, para cezasını ödememiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS'NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, cezai mahkumiyetinin, ifade özgürlüğü hakkını ihlal ettiğini ileri sürmektedir. Başvuran, bu bağlamda, AİHS'nin 10. maddesine atıfta bulunmaktadır.
Hükümete göre, sözkonusu makalenin terör örgütü PKK'nın propagandasını yapması nedeniyle, dava konusu müdahale, AİHS'nin 10/2. maddesi bakımından haklı görülmektedir.
AİHM, dava konusu mahkumiyet kararının, AİHS'nin 10. maddesinin güvence altına aldığı başvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluşturmasının taraflar arasında ihtilafa neden olmadığını kaydetmektedir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve AİHSnin 10/2. maddesi uyarınca ulusal güvenlik, kamu düzenin korunması ve toprak bütünlüğü gibi yasal amaç güttüğüne itiraz edilmemektedir. (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye, başvuru no: 29590/96, 4 Haziran 2002) Uyuşmazlık sözkonusu tedbirin "demokratik bir toplumda gerekli" olup olmadığını sorusuna dayanmaktadır.
AİHM, konuya ilişkin içtihadından doğan genel ilkeleri hatırlatmaktadır. (Bkz: Ceylan-Türkiye, başvuru no: 23556/94, Öztürk-Türkiye, başvuru no: 22479/93 ve İbrahim Aksoy-Türkiye, başvuru numaraları: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, 10 Ekim 2000)
AİHM, suç unsuru sayılan makalede kullanılan terimlere ve yayımlandıkları bağlama özellikle dikkat etmiştir. Bu bağlamda, AİHM, göreceği davanın bulunduğu koşulları, özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları göz önünde bulundurmuştur (Bkz. İbrahim Aksoy).
Mevcut davada sözkonusu makale, ulusal programın yapınsın demokratik olmadığını belirten PKK yetkililerinden Duran Kalkanın açıklamalarını aktarmaktadır. Ulusal mahkemeler, başvuranın, terör örgütünün ve yöneticilerinin açıklamalarını yayımlamaktan suçlu olduğu kanısına varmışlardır.
AİHM, mevcut dava koşullarının, Halis Doğan-Türkiye (no:2) (başvuru no: 71984/01, 25 Temmuz 2006), Çapan-Türkiye (başvuru no: 71978/01, 25 Temmuz 2006), Yıldız ve Taş-Türkiye (no:1), (no:2), (no:3) ve (no:4) (başvuru no: 77641/01, 77642/01, 477/02 ve 3847/02, 19 Aralık 2006) ve daha yakın zamanlı Demirel ve Ateş-Türkiye (başvuru no: 10037/03 ve 14813/03, 12 Nisan 2007) kararlarında belirtilen koşullarla benzerlik gösterdiğini not etmektedir. AİHM, bilgilendirme görevinin kaçınılmaz olarak " görev ve sorumluluklar" içerdiğini ve basın kuruluşlarının kendiliklerinden uyması gereken sınırlamaları hatırlatmanın yararlı olacağı kanaatindedir. Medyada yer alan bir yazı, kendilerini terörist örgütlerin mensupları olarak tanıtan kişilerin açıklamalarını aktardığında ve böyle bir yayın, konuşmayı yapanın şiddet içerikli ve demokrasinin reddine ilişkin fikirlerinin yayılmasını sağlayabilecek nitelikte olduğunda, sözkonusu hatırlatma özellikle yerinde olur (mutatis mutandis Stankov ve ilinden birleşik Makedon Örgütü-Bulgaristan, başvuru no: 29221/95 ve 29225/95, Demirel ve Ateş).
Mevcut davada, ulusal mahkemelerin kararlarında belirtilen gerekçeleri inceleyen AİHM, yine de bu gerekçelerin, başvuranın ifade özgürlüğü hakkına yönelik yapılan müdahaleyi haklı çıkarmak için yeterli olduklarının düşünülemeyeceğine kanaat getirmektedir. Dava konusu açıklamalar, açıklamayı yapanın kişiliğinden bağımsız olarak değerlendirilemese de bu koşulun kendisi ihtilaflı müdahaleyi haklı çıkaramamaktadır, (bu bağlamda, bkz. diğerleri arasından, Halis Doğan-Türkiye (no:2), Çapan-Türkiye, Demirel Ateş-Türkiye, sözü edilen bu davalarda, suçlu bulunan terör örgütü liderlerinin açıklamaları söz konusudur).
Sözkonusu makalenin bazı parçalan, Türk Devleti'ne ilişkin olarak negatif bir tablo çizmekte ve yazıya düşmanca bir yan anlam vermekte ise de, şiddete, direnişe başkaldırıya teşvik etmemektedir ve nefret içeren bir söylem söz konusu değildir (Bkz. Sürek-Türkiye (no:1), başvuru no: 26682/95 ve Gerger -Türkiye, başvuru no: 24919/94, 8 Temmuz 1999).
Son olarak, yapılan müdahalenin orantılılığının belirlenmesinde verilen cezanın niteliği ve ağırlığı göz önüne alınacak unsurlardır. Mevcut davada başvuran, para cezasına çarptırılmıştır. Para cezasının ödenmemiş olması ihtilaflı müdahalenin önemini hiçbir bakımdan azaltmamaktadır.
Bu koşullarda AİHM, başvuranın mahkumiyetinin izlenen amaçla orantısız olduğunu ve "demokratik bir toplumda gerekli olmadığını" düşünmektedir. Böylece, AİHS'nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
II AİHS'NİN 6/1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, Yargıtay Başsavcısı'nın kendisine bildirilmeyen görüşüne yanıt veremediğinden şikayetçi olmaktadır. Bu bağlamda başvuran, AİHS'nin 6. maddesine atıfta bulunmaktadır.
A. Kabuledilebilirlik Hakkında
AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başvuruda başka açılardan bakıldığında da kabuledilmezlik unsuru olmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas Hakkında
AİHM, başvuranın sunduğu şikayete benzer bir şikayeti daha önce incelediğini ve Cumhuriyet Başsavcısı'nın gözlemlerinin niteliği ve yargılanan kişinin yazılı olarak bunlara cevap verme olanağının bulunmamasını göz önüne alarak, Cumhuriyet Başsavcısı'nın görüşünün tebliğ edilmemesinden dolayı AİHS'nin 6/1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaştığını hatırlatmaktadır (Bkz. Göç-Türkiye, başvuru no: 36590/97).
AİHM, mevcut davayı incelemiştir. AIHM, Hükümet'in mevcut durumda farklı bir sonuca ulaştıracak ikna edici ne bir delil ne de bir argüman sunduğunu düşünmektedir.
Bu durumda AİHM, AİHS'nin 6/1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmaktadır.
III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKINDA
A. Tazminat
Başvuran, maruz kaldığı maddi zararın 10.000 Euro değerinde olduğunu iddia etmektedir. Başvuran, çok sayıdaki mahkumiyetin ardından, gazetenin faaliyetlerine tamamen son vermek zorunda kaldığını ve kendisinin, çarptırıldığı para cezasını ödeyecek güçte olmadığından Türkiye'yi terk etmek ve yurtdışına yerleşmek zorunda bırakıldığını belirtmektedir. Başvuran ayrıca manevi tazminat olarak 10.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır.
İddia edilen maddi tazminata ilişkin olarak, AİHM, sunulan delillerin, maddi zararın AİHS'nin 10. maddesinden kaynaklandığını açık bir şekilde belirleme olanağı tanımadıklarını düşünmektedir (aynı anlamda, Bkz. Karakoç ve diğerleri-Türkiye, başvuru numaraları: 27692/95, 28138/95 ve 28498/95). Para cezası hususunda ise, başvuranın bu cezayı hiçbir zaman ödemediği görülmektedir. Bu durumda AİHM, bu talebi reddetmektedir. Buna karşılık AİHM, manevi tazminat olarak başvurana 1.000 Euro ödenmesi gerektiğini düşünmektedir.
C. Masraf ve Harcamalar
Başvuran, AİHM önünde yapmış olduğu masraf ve harcamalar için 2.500 Euro talep etmektedir. Bununla birlikte başvuran, bu hususta herhangi bir belge sunmamaktadır.
Hükümet, bu iddialara karşı çıkmaktadır.
AİHM içtihadına göre, bir başvuran masraf ve harcamaların geri ödemesini ancak gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları ortaya konulduğu sürece elde edebilir.
Mevcut davada AİHM, başvuranın, avukatların gerçekleştirdiği işe ilişkin ödeme makbuzlarını sunmadığından sözü geçen harcamaların hiçbirini belgelendirmediğini tespit etmektedir. AİHM, yine de başvuranın başvurusunu sunmak için kesinlikle masraf ve harcamalarda bulunduğu kanısındadır ve bu nedenle masraf ve harcamalara ilişkin olarak en fazla 500 Euro ödenmesinin uygun olacağına kanaat getirmektedir.
D. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın eklenmesinin uygun olacağına hükmeder.
Bu Gerekçelerle, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHS'nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;
4. a) AİHS'nin 44/2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, Savunmacı Devlet tarafından başvurana ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL' ye çevrilmek üzere:
i. manevi tazminat için 1.000 Euro (bin Euro) ödenmesine;
ii. masraf ve harcamalar için 500 Euro (beş yüz Euro) ödenmesine;
iii. yukarıdaki miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;
5. Adil tazmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
Karar Vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AIHM iç tüzüğünün 77/2. ve 77/3. maddelerine uygun olarak 20 Eylül 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy