(AİHS m. 6, 13, 34, 35, 41, 44) (KARAKULLUKÇU - TÜRKİYE DAVASI) (GÖÇ - TÜRKİYE DAVASI) (SAĞIR - TÜRKİYE DAVASI) (AYÇOBAN VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (TENDİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
Başvuru No. 34400/02
Strazburg
20 Mayıs 2008
USULİ İŞLEMLER
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 34400/02 nolu davanın nedeni T.C. vatandaşı Volkan Şahinin (başvuran), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 6 Ağustos 2002 tarihinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından Ayhan Akyiğit tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran, 1965 doğumludur ve Antalyada yaşamaktadır.
23 Mart 1993te H.I. isimli şahıs başvuran ve S.K. aleyhinde sahte senet düzenledikleri hususunda Marmaris Cumhuriyet Savcısına suç duyurusunda bulunmuştur. Cumhuriyet Savcısı, soruşturma açmış ve 17 Mayıs 1993te başvuranı sorgulamıştır.
Hazırlık soruşturması tamamlandıktan ve gerekli deliller ele geçirildikten sonra Ankara Cumhuriyet Savcısı, 21 Nisan 1995te Ankara Ağır Ceza Mahkemesine bir iddianame sunmuş ve başvuran ile S.K.nın Ceza Kanununun 342/1 maddesi uyarınca evrak sahtekarlığı suçundan cezalandırılmalarını talep etmiştir.
1 Mayıs 1995 ve 12 Eylül 1997 tarihleri arasında on üç duruşma düzenlenmiştir ve başvuran bu duruşmalara katılmamıştır. Bu duruşmaların her birinde Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, yetkili makamların başvuranın adresini belirleyemediğini tespit etmiştir. Başvuran, duruşmalara katılmama nedeninin yargılanmadan haberdar edilmemesi olduğunu belirtmiştir. 13 Mayıs 1996da başvuranla birlikte itham edilen S.K., yeterli delil olmadığı için beraat etmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, başvuran aleyhindeki davanın devam etmesine karar vermiştir.
Başvuranı temsil eden bir avukat, 21 Kasım 1997deki 14. duruşmaya katılmıştır ancak, başvuran avukatlık ücretini ödeyemediği için kendisini temsil etmeye devam etmemiştir. 26 Mart 1998de yetkili makamlar, başvuranı bulmuş ve sorgulamıştır. Başvuran, sorgulama sırasında aleyhindeki suçlamaları reddetmiştir. 28 Mayıs 1998deki 18. duruşmaya katılmıştır.
22 Haziran 1998de düzenlenen 19. duruşmada Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, yeterli delil bulunmaması nedeniyle başvuranın beraat etmesine karar vermiştir. 16 Eylül 1998de Cumhuriyet Savcısı, beraat kararını temyiz etmiştir. 11 Kasım 1999da Yargıtay kararı onaylamış ve davayı yeniden görülmek üzere Ankara Ağır Ceza Mahkemesine havale etmiştir.
11 Nisan 2000de, yeni mahkemede görülen ilk duruşma sırasında, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi başvuranı suçlu bularak bir yıl sekiz ay hapis cezasına mahkum etmiştir. Başvuran, karara itiraz etmiştir.
22 Ekim 2001de Yargıtay Başsavcısı, Yargıtaya yazılı görüşlerini sunmuştur. Bu görüşler, başvurana bildirilmemiştir. 13 Şubat 2002de, gördüğü bir duruşma ardından Yargıtay, Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin kararını onamıştır.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİALARI
1. Cezai takibatın uzunluğuna ilişkin şikayet
Başvuran, cezai takibatın uzunluğunun AİHSnin 6/1. maddesinde kaydolunan makul süre gereğine uygun olmadığı hususunda şikayette bulunmuştur.
Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiştir.
AİHM göz önüne alınması gereken sürenin, başvuranın Cumhuriyet Savcısı tarafından sorgulandığı 17 Mayıs 1993te başladığı ve Yargıtayın mahkumiyetini onayladığı 13 Şubat 2002de sona erdiği kanısındadır. Bu nedenle, iki aşamalı yargılamada sekiz yıl dokuz ay sürmüştür.
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, yerel mahkemeler önünde şikayetini sunmamış olması nedeniyle başvuranın iç hukuk yollarını tüketmemiş olduğunu ileri sürmüştür.
Başvuran, Hükümetin iddialarına itiraz etmiştir.
AİHM daha önceki davalarda Hükümetin, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olmasına ilişkin benzer itirazlarını incelemiş olduğunu gözlemlemektedir (bkz., Karakullukçu/Türkiye, no. 49275/99, paragraflar 27-28, 22 Kasım 2005). AİHM mevcut davada yukarıda kaydedilen davada vardığı sonuçtan farklı bir sonuca ulaşmasına neden olacak özel koşullar görmemektedir. Bu nedenle, Hükümetin bu başlık altındaki itirazını reddeder.
AİHSnin 35/3 maddesi çerçevesinde şikayetin, dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taşımadığını tespit eder. Bu nedenle şikayet, kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Hükümet, başvuranın çok sayıda duruşmada katılmayarak gecikmeye katkıda bulunmuş olduğunu iddia etmiştir. Yetkili makamlar, başvuranın bu duruşmalara katılmasını sağlamak için mümkün olan her şeyi yapmıştır.
Başvuran, Cumhuriyet Savcısının 21 Nisan 1995 tarihli iddianamesinin kendisine bildirilmediğini ve bu nedenle, aleyhinde açılan cezai takibattan haberdar olmadığını ileri sürmüştür.
AİHM, kovuşturmanın uzunluğunun makul olup olmadığının, dava koşulları ışığında ve davanın karmaşıklığı ile başvuranın ve yetkili makamların tutumu gibi kriterler göz önüne alınarak değerlendirilmesi gerektiğini yinelemektedir (bkz., Pélissier ve Sassi/Fransa (BD), no. 25444/94, paragraf 67, AİHM 1999-II).
AİHM, davanın konusunun karmaşık olmadığı kanaatindedir. Ancak başvuranın 1 Mayıs 1995 ve 21 Kasım 1997 tarihleri arasında - iki buçuk yıldan fazla bir süre - düzenlenen duruşmalara katılmaması, hiç şüphesiz sürecin uzamasına katkıda bulunmuştur.
Hükümet, başvuranın duruşmalara katılmama nedeninin suçu için belirlenen zamanaşımı süresi dolana kadar serbest kalma niyeti olduğu kanısındadır. Başvuran bu nedenle kanuni kovuşturmaya tabi tutulmaktan kurtulmayı ummuştur. Başvuran, sebebin yetkili makamların kendisine duruşmayı bildirmemesi olduğunu ileri sürmüştür.
AİHM, yukarıda değinilen süreden haberdar olmadığını iddia eden başvuranın, bu süre içerisinde aleyhinde yürütülen takibattan etkilendiğini iddia edemeyecek olması nedeniyle tarafların bu husustaki ifadelerinin doğruluğunu incelemeyi gerekli bulmamaktadır. Bu nedenle, kovuşturmanın toplam uzunluğunu değerlendirirken bu süreyi göz ardı etmektedir.
AİHM, yetkili makamların tutumları hususunda, Hükümetin başvuranı 17 Mayıs 1993te sorgulayan Cumhuriyet Savcısının, iddianamesini hazırlaması ve sunmasının neden yaklaşık iki yıl sürdüğüne ilişkin açıklamada bulunmadığını gözlemlemektedir.
Benzer olarak, Hükümet Yargıtayın itirazları incelemek için kullandığı süreye ilişkin de açıklama yapmamıştır. AİHM bu bağlamda Yargıtayın, Cumhuriyet Savcısının başvuranın beraatını temyiz etmesi hususunda karar vermesinin yaklaşık bir yıl iki ay sürdüğünü belirtmektedir. Ayrıca Yargıtay, başvuranın mahkumiyeti hususundaki itirazını yaklaşık iki yıl süresince karara bağlamamıştır.
Yukarıda kaydedilenler ışığında ve esasa ilişkin içtihadını göz önüne alan AİHM, mevcut davada kovuşturma uzunluğunun haddinden fazla olduğu ve makul süre gereğini karşılamadığı kanısındadır.
Dolayısıyla, 6/1 madde ihlal edilmiştir.
2. Yargıtay Başsavcısının görüşlerinin tebliğ edilmemesine ilişkin şikayet
Başvuran, Yargıtay Başsavcısının yazılı görüşünün kendisine bildirilmediği ve bu nedenle, karşı görüşlerini bildirme fırsatından mahrum bırakıldığı hususunda şikayette bulunmuştur. Şikayetini,6/3 (b) maddesine dayandırmıştır.
AİHM, bu şikayetin 6/1 maddenin herkes
.. cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda
. davasının
hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini ifadeleri açısından incelenmesi gerektiği kanısındadır.
A. Kabuledilebilirlik
AİHSnin 35/3. maddesi çerçevesinde şikayetin, dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taşımadığını tespit eder. Bu nedenle şikayet, kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Hükümet, başvuranın Yargıtay önünde duruşmaya katılan yasal temsilcisinin, duruşmadan önce Başsavcının görüşlerini inceleyebileceğini ve bunlara itiraz edebileceğini ileri sürmüştür.
Başvuran iddialarını yinelemiştir.
AİHM, aynı konuyu daha önce de incelediğini ve AİHSnin 6/1. maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini belirtmektedir (Göç/Türkiye, (BD), no. 36590/97, paragraf 55, AİHM 2002-V; Sağır/Türkiye, no. 37562/02, paragraf 26, 19 Ekim 2006 ve Ayçoban ve Diğerleri/Türkiye, no. 42208/02, 43491/02 ve 43495/02, 22 Aralık 2005).
AİHM mevcut davayı incelemiş ve yukarıda kaydedilen davalarda ulaşılan sonuçlardan farklı bir sonuca ulaşmasını gerektirecek özel bir koşul tespit etmemiştir.
Dolayısıyla, AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran ayrıca kovuşturmanın uzunluğuna itiraz etmek için başvuracağı bir iç hukuk yolu bulunmadığı hususunda şikayette bulunmuştur. Şikayetini, AİHSnin 13. maddesine dayandırmaktadır.
Hükümet, başvuranın iddiasına itiraz etmiştir.
AİHM bu şikayetin, makul süre gereğine ilişkin yukarıda incelenen şikayetle bağlantılı olduğunu ve bu nedenle kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerektiğini belirtmektedir.
AİHM, 13. maddenin 6/1 madde bağlamında bir davanın, makul bir süre içerisinde görülmesi gereğinin ihlal edildiği durumlarda yerel bir makam önünde etkin bir iç hukuk yolu temin ettiğini yinelemektedir (bkz. Kulda/Polonya (BD), no. 30210/96, paragraf 156, AİHM 2000-XI).
AİHM, Türk hukuk sisteminin kovuşturmayı hızlandırma ya da ortaya çıkan gecikmeler için davacılara yeterli tazmini sağlama hususunda iç hukuk yolları temin etmediğini gözlemlemektedir. Bu nedenle mevcut davada başvuranın, herhangi bir makamı kovuşturmayı hızlandırma hususunda mahkeme üzerinde denetleme yetkisi kullanmaya mecbur kılma hakkı yoktur (bkz. Tendik ve Diğerleri/Türkiye, no. 23188/02, 34.-39. paragraflar, 22 Aralık 2005).
Dolayısıyla 13. madde ihlal edilmiştir.
IV. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesine göre:
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.
A. Tazminat
Başvuran, maddi tazminat olarak 150,000 Euro (EUR) ve manevi tazminat olarak 50,000 EUR talep etmiştir.
Hükümet, başvuranın taleplerine itiraz etmiştir.
AİHM, tespit edilen ihlal ve talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı bulunmadığını kaydetmektedir. Bu nedenle talebi reddeder. Diğer yandan, başvurana manevi tazminat olarak 3,500 Euro ödenmesine karar vermiştir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran, yerel mahkemeler önünde yaptığı için harcamalar için 81 ABD Doları ve 139.977.266 Türk Lirası; AİHM önünde yaptığı harcamalar için 2,600 EUR talep etmiştir. İddialarını sunduğu tarihte yerel mahkemeler önünde yaptığı harcamalar için başvuranın talep ettiği meblağ, yaklaşık 137 EURdur.
Hükümet, bu taleplere itiraz etmiştir.
AİHMnin içtihadına göre bir başvuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmış ise bunları geri almaya hak kazanmaktadır. Sözkonusu davada elindeki bilgileri ve yukarıdaki ölçütleri göz önünde bulunduran AİHM, bu başlık altında yapılan harcamaları da kapsayacak şekilde 1,000 EUR tazminat ödenmesinin uygun olduğu kanısındadır.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE
1. Başvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. Cezai takibatın uzunluğu hususunda AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. Yargıtay Başsavcısının yazılı görüşünün başvurana bildirilmemesinin, AİHSnin 6/1 maddesinin ihlaline neden olduğuna;
4. Cezai takibatın uzunluğuna karşı başvurulacak bir iç hukuk yolu bulunmamasının, AİHSnin 13. maddesinin ihlaline neden olduğuna;
5. (a) AİHSnin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvurana aşağıda kaydedilen meblağların ödenmesine;
(i) manevi tazminat olarak 3,500 EUR (üç bin beş yüz Euro) ve uygulanabilecek her tür vergi;
(ii) yargılama masraf ve giderleri için 1,000 EUR (bin Euro) ve uygulanabilecek her tür vergi;
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine;
Karar Vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 20 Mayıs 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy