(AİHS m. 6, 44, 1 NOLU PROTOKOL)
(Başvuru no: 43033/02)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
2 Haziran 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (43033/02) nolu davanın nedeni (T.C. vatandaşları) Ali İhsan Arıkan, Abdülkadir Arıkan, Rifai Arıkan ve Aslıhan Yıldızın (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 7 Ağustos 2002 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi -AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
Başvuranlar, Mardin Barosu avukatlarından M. B. Tek ve A. Aydemir tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuranlar sırasıyla 1940, 1945, 1956 ve 1952 doğumlu olup İzmirde ikamet etmektedirler.
8 Kasım 1965 tarihinde, başvuranların annesi olan Emine Arıkan, 100 hektarlık tarım arazisinin üçüncü şahıslar adına yapılan tescilinin iptali ve mağduru olduğu hileli satış nedeniyle arazinin kendi adına yeniden tescil edilmesi istemiyle Nusaybin Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır.
1967-1968 yıllarında yapılan kadastro çalışması sırasında ihtilaf konusu taşınmazın davalılar adına tescil edilmesinin ardından dava 15 Mayıs 1968 tarihinde Nusaybin Kadastro Mahkemesine (dosya no: 1968/3) havale edilmiştir. Annelerinin ölümünün ardından başvuranlar, 6 Mart 1972 tarihinde müdahil tarafı oluşturmuşlardır. 21 Haziran 1974 tarihinde, sözkonusu dava aynı konudaki diğer davalarla birleştirilmiştir. Halihazırda, dava halen Nusaybin Kadastro Mahkemesinde derdesttir.
1965 yılından bugüne kadar mahkeme, yüz sekiz tanesi 30 Ocak 1987 tarihinden itibaren olmak üzere iki yüzden fazla duruşma gerçekleştirmiştir. Sözkonusu dönem boyunca mahkeme, dosya oluşturmuş, farklı makamlardan bilgi ve belge talep etmiş, özellikle yerler hakkında bilirkişi incelemesi yapılmasına ilişkin tarafların taleplerini kabul etmiş ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermiş, üçüncü şahısların ihtilaflı taşınmazı işgal etmelerini önlemeye yönelik tarafların taleplerinin incelemiş ve tanıkları dinlemiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar, özellikle 1968 yılından beri dava süresinin AİHSnin 6/1 maddesi ile öngörülen makul süre ilkesini ihlal ettiğini iddia etmektedirler.
Davanın çok karışık olduğunu belirterek Hükümet, sözkonusu iddiaya karşı çıkmaktadır.
Bununla birlikte AİHM, sözkonusu şikayete ilişkin olarak AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde hiçbir kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Esasa ilişkin olarak ise AİHM, başvuranların şikayetçi oldukları davanın 15 Mayıs 1968 tarihinde başladığını ve dosyada taraflar tarafından sunulan bilgiye göre halen sona ermediğini kaydetmektedir. Türkiyenin kişisel başvuru hakkını tanıdığı 28 Ocak 1987ye kadar tek dereceli yargıda on sekiz yıldan fazla bir süre, bu tarihten de bugüne kadar yaklaşık yirmi iki yıl geçmiştir. AİHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan çok sayıda dava incelemiş ve konuya ilişkin yerleşik içtihadından doğan kriterleri göz önüne alarak makul süre gerekliliğine riayet edilmediğini tespit etmiştir (Frydlender-Fransa, başvuru no: 30979/96 ve Cankoçak-Türkiye, başvuru numaraları: 25182/94 ve 26956/95, 20 Şubat 2001).
Mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmak için hiçbir unsur bulunmadığını tespit eden AİHM, aynı gerekçelerle AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini belirler.
II. 1 NOLU EK PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar, 1968 yılından beri taşınmazlarından faydalanmamalarından şikayetçi olmakta ve bu bağlamda 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesine atıfta bulunmaktadırlar.
Hükümet, sözkonusu iddiaya karşı çıkmaktadır. Hükümet, malik sıfatına ilişkin olayların 1987 yılından önce meydana gelmesi sebebiyle şikayetin AİHS hükümleri ile ratione temporis bakımından bağdaşmadığını savunmaktadır.
AİHM, başvuranların mülkiyet hakkına ilişkin davalarının ulusal mahkemeler önünde halen derdest olduğunu tespit etmektedir. Dosya unsurlarının tamamı incelendiğinde, AİHM, 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi kapsamında yapılan şikayet hakkında karar verebilmek için iç hukuktaki yargılamanın sonucunu bilmesi gerektiği kanaatindedir. Ulusal mahkemeler önündeki yargılamanın halihazırdaki safhasında sözkonusu şikayetin vaktinden önce sunulduğu sonucuna ulaşılmaktadır. AİHSnin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca iç hukuk yolları tüketilmediğinden başvuranın 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi kapsamında yaptığı şikayet kabuledilemez niteliktedir.
Yukarıda söylenenler göz önüne alındığında AİHM, Hükümetin ratione temporis itirazı hakkında görüş bildirmeye gerek olmadığı kanaatindedir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Başvuranlar, 1.600.000 Eurosu gelir kaybı, 1.066.400 Eurosu taşınmazın değeri olmak üzere 2.666.400 Euro maddi tazminat ve 1.800.000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmaktadır. Ayrıca başvuranlar, yargılama masraf ve giderleri olarak 600.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.
AİHM, gerçekliği mesnetten yoksun olduğu için avukatlık ücreti ve masrafların geri ödenmesi talebini reddetmektedir. Maddi tazminata ilişkin olarak AİHM, tespit edilen ihlalle talep edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karşın AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uygulanan üç puanlık gecikme faizi ile birlikte başvuranların her birine 25.000 Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun yargılama süresinin uzunluğu kapsamında yapılan şikayete ilişkin kısmının kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna,
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilmek üzere, her türlü vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından başvuranların her birine 25.000 Euro manevi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 2 Haziran 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy