(AİHS m. 6, 10, 34, 35, 37, 41, 44) (3713 S. K. m. 7) (GÖÇ - TÜRKİYE DAVASI) (ABDULLAH AYDIN - TÜRKİYE DAVASI (NO 2)) (AYÇOBAN VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 43452/02)
KARAR
STRAZBURG
15 Aralık 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 43452/02 nolu davanın nedeni, T.C. vatandaşı Tuğrul Akyazıcının (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine, 16 Eylül 2002 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleşmenin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde, Samsun Barosu avukatlarından M. Akyazıcı tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
Bir anestezi doktoru olan başvuran, 1968 doğumludur ve Samsunda ikamet etmektedir.
Başvuran, yasadışı bir örgütün eylemlerine katıldığı iddiasıyla aleyhinde ceza kovuşturması başlatıldığı sırada Kars Devlet Hastanesinde çalışmaktaydı. Başvuran ile diğer şüpheliler, diğer hususlar meyanında, Ankaranın çeşitli yerlerinde söz konusu örgüt adına afiş ve poster asmakla itham edilmişlerdir. Başvuran, yargılama süresince masum olduğunu ileri sürmüştür. Bu arada, Kars Devlet Hastanesi, aleyhindeki ceza kovuşturması sonuçlanıncaya kadar başvuranı görevden uzaklaştırmıştır.
11 Eylül 2001 tarihinde, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, dava dosyasındaki delillere dayanarak, 3713 No.lu Kanunun 7/1 maddesi uyarınca başvuranı mahkum etmiş ve iki yıl altı ay hapis ve para cezasına çarptırmıştır. Başvuran kararı temyiz etmiştir.
Belirtilmeyen bir tarihte, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının 10 Aralık 2001 tarihli tebliğnamesi Yargıtaya sunulmuştur. Söz konusu tebliğname başvurana tebliğ edilmemiştir.
27 Mart 2002 tarihinde, Yargıtay duruşma yapmış ve ilk derece mahkemesinin başvuranla ilgili kararını onamıştır.
Başvuranın Yargıtay kararının düzeltilmesi yönündeki talebi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından reddedilmiştir.
Başvuran, Temmuz 2003te serbest bırakıldığını ifade etmiştir.
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, 4928 No.lu Kanun çerçevesinde 3713 No.lu Kanunun 7. maddesinde yer alan terör eylemleri ifadesinin tanımında yapılan değişikliği göz önünde bulundurarak, 4 Mayıs 2004 tarihinde vermiş olduğu ek kararla herhangi bir şiddet eyleminde bulunmayan başvuranın beraatına karar vermiş ve mahkumiyetini iptal etmiştir. Söz konusu karar, 11 Mayıs 2004 tarihinde kesinleşmiştir.
Bu arada, 28 Şubat 2002 tarihinde, Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu başvuranı devlet memurluğundan men etme kararı almıştır. Başvuranın söz konusu karara itirazı idare mahkemesi tarafından reddedilmiştir. İdare mahkemesi, diğer hususlar meyanında, disiplin soruşturmasına göre başvuranın yasadışı eylemlerinin ardından 2 Ocak 2000 tarihinde on beş günlüğüne işten ayrıldığını kaydetmiştir. Söz konusu karar, 27 Aralık 2005 tarihinde Yüksek İdare Mahkemesi tarafından onanmıştır. Başvuran, görüşlerinde, beraat etmesine rağmen yeniden yargılanma talebinin idare mahkemesi tarafından reddedildiğini ileri sürmüştür. Ancak, başvuran herhangi bir mahkeme kararı sunmamıştır.
10 Eylül 2007 tarihli bir onay belgesine göre, başvuran halen Samsunda bulunan Atasam Hastanesinde çalışmaktadır.
HUKUK
I.AİHSNİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının tebliğnamesinin kendisine tebliğ edilmediği, dolayısıyla karşı sav sunma imkanından mahrum bırakıldığı konusunda şikayetçi olmuş ve bu şikayetlerini AİHSnin 6. maddesine dayandırmıştır.
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, 2004 yılında beraat etmiş olması nedeniyle başvuranın artık mağdur olarak görülemeyeceğini ileri sürmüştür. Hükümet, AİHMden, AİHSnin 37. maddesi uyarınca başvurunun kayıttan düşürülmesi yönünde karar vermesini talep etmiştir.
Başvuran, Hükümetin iddialarına katılmayarak şikayetlerini sürdürmüştür.
AİHM, başvuran lehinde alınan herhangi bir karar ya da tedbirin, ulusal makamlar AİHSnin ihlal edildiğini açıkça ya da özü itibariyle kabul ederek sözkonusu ihlali telafi yoluna gitmiş olsalar dahi, ilke olarak başvuranın mağdur statüsünü yitirmesi için yeterli olmadığını hatırlatır (Dalban / Romanya, no. 28114/95). Ancak söz konusu şartlar gerçekleştiğinde, AİHSnin koruyucu mekanizmasının ikincil niteliği nedeniyle başvurunun incelenmesinden imtina edilir (Jensen ve Rasmussen / Danimarka, no. 52620/99).
AİHM, başvuranın 2002 yılında Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından mahkum edildiğini kaydeder. Başvuran, para cezası ile birlikte iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırılmıştır. İç hukukta yapılan bir değişikliğin ardından başvuranın yeniden yargılandığı ve 2004 yılında aleyhindeki suçlamalardan beraat ettiği doğrudur. Ancak, AİHM, bu süre içerisinde başvuranın zaten hapis cezasını çektiğini kaydeder. Hükümetin bu dönemle ilgili olarak tazminat talebinde bulunulabilmesi için olası iç hukuk yollarına ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmaması nedeniyle, AİHM, ilk yargılamada hak ihlalleri nedeniyle başvurana herhangi bir tazminat ödenmediğini gözlemlemektedir. Bu nedenle, AİHM, Hükümetin başvuranın mağdur olarak görülemeyeceği yönündeki itirazının kabul edilemeyeceği sonucuna varır.
AİHSnin 35/3 maddesi uyarınca başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
AİHM, söz konusu şikayetin aynısını daha önce incelediğini ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlalini tespit ettiğini kaydeder (Göç, yukarıda kaydedilen; Abdullah Aydın / Türkiye (no. 2), no. 63739/00; Ayçoban ve Diğerleri / Türkiye, 42208/02).
Söz konusu davayı inceleyen AİHM, yukarıda adı geçen davalarda vermiş olduğu kararlardan ayrılmasını gerektirecek herhangi bir özel koşul bulunmadığı sonucuna varmıştır.
Dolayısıyla, AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. İHLAL EDİLDİĞİ İDDİA EDİLEN DİĞER AİHS MADDELERİ
Başvuran, başvuru formunda ve sonraki görüşlerinde, AİHSnin 6. ve 10. maddeleri uyarınca, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanmadığı ve yargılama sonucunun adil olmadığı konusunda şikayetçi olmuştur. Başvuran, ayrıca, delillerin ulusal makamlar tarafından toplanma ve değerlendirme şekli konusunda şikayetçi olmuştur. Başvuran, mahkumiyetinin ve kendisine verilen cezanın ifade özgürlüğüne haksız bir müdahale oluşturduğu konusunda şikayetçi olmuştur. Başvuran, ayrıca, ceza yargılaması sonucunda Kars Devlet Hastanesindeki görevinden ihraç edildiğini ve beraat etmesine rağmen önceki görevine getirilmediğini belirtmiştir.
Ancak, AİHM, elindeki bütün belgeler ışığında, başvuranın yukarıdaki ifadelerinin AİHS veya Protokollerinde yer alan hak ve özgürlüklerin herhangi bir ihlalini oluşturmadığına karar verir. AİHM, AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle başvurunun bu kısmının kabuledilemez nitelikte olduğu sonucuna varır.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesine göre:
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Tazminat
Başvuran, maddi ve manevi tazminat olarak toplam 201,600 Yeni Türk Lirası (yaklaşık 115,714 Euro) talep etmiştir. Talep edilen maddi tazminat miktarı kazanç kaybıyla ilgilidir.
Hükümet, tazminat miktarına itiraz etmiştir.
AİHM, maddi tazminat konusunda, tespit edilen ihlalle talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı bulunduğu varsayılsa bile, AİHSnin 6/1 maddesine uygun olarak yapılacak yargılama sonucunun ne olacağına dair tahminde bulunamayacağı kanaatindedir. Bu nedenle, AİHM, maddi tazminat başlığı altında herhangi bir ödeme yapılmamasına karar verir.
AİHM, ayrıca, tespit edilen ihlalin başvuranın görmüş olduğu manevi zarar için tek başına yeterli adil tatmin oluşturduğu kanaatindedir (Ayçoban ve Diğerleri, yukarıda kaydedilen; Turğay / Türkiye, no. 21085/02; Mesut Yurtsever / Türkiye, no. 42086/02).
B.Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran, ayrıca, idari yargılama dahil olmak üzere yerel mahkemeler ve AİHM önünde yapmış olduğu yargılama masraf ve giderleri için toplam 41,527 YTL (yaklaşık 23,835 Euro) talep etmiştir. Başvuran, avukatıyla imzalamış olduğu ücret sözleşmesi ile posta ve mahkeme ücretlerini gösteren faturalar sunmuştur.
Hükümet, söz konusu miktara itiraz etmiştir.
AİHMnin içtihadına göre, bir başvuran gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AİHM, söz konusu davada, elindeki bilgilere ve yukarıdaki ölçütlere dayanarak, yargılama masraf ve giderlerinin tamamı için 2,500 Euro ödenmesine karar verir.
C.Gecikme Faizi
AİHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE
1. Başvuranın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının tebliğnamesinin kendisine bildirilmediği yönündeki şikayetinin kabuledilebilir, başvurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. Tespit edilen ihlalin başvuranın görmüş olduğu manevi zarar için tek başına yeterli adil tatmin oluşturduğuna;
4. (a)AİHSnin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından başvurana yargılama masraf ve giderleri için 2,500 Euro (iki bin beş yüz Euro) ödenmesine;
(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 15 Aralık 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy