(AİHS m. 6, 13, 34, 35, 41, 44) (2709 S. K. m. 143) (765 S. K. m. 168) (3713 S. K. m. 5)
(Başvuru no: 31932/03)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
13 Aralık 2007
İşbu karar AIHS 'nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup, şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 31932/03 başvuru nolu davanın nedeni bu ülke vatandaşı Cengiz Uğuz'un (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AIHM) 20 Ağustos 2003 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AIHM) önünde İstanbul barosu avukatlarından N. Çem tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1968 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedir.
Başvuran PKK'yla olan bağlantısı nedeniyle 12 Ekim 1992 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi polisleri tarafından yakalanmıştır.
27 Ekim 1992 tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) hakimi başvuranı dinlemiş ve tutuklanmasına karar vermiştir.
İstanbul Cumhuriyet Savcısı 10 Kasım 1992 tarihli iddianame ile aralarında başvuranın da yer aldığı yirmi altı kişi hakkında bölücülük nedeniyle ceza davası açmıştır.
DGM 28 Kasım 1997 tarihinde başvuranın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasını kararlaştırmıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi 18 Haziran 1999 tarihinde Anayasa'nın 143. maddesinde değişikliğe giderek Devlet Güvenlik Mahkemelerinin oluşumunda askeri hakim ve savcıların varlığına son vermiştir. Aynı doğrultuda 22 Haziran 1999 tarihinde DGM'ler hakkındaki Kanun'da da değişiklikler öngörülmüştür.
Yalnızca sivil hakimlerden oluşan Devlet Güvenlik Mahkemesi 11 Nisan 2003 tarihinde TCK'nın 168/2. ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddelerine dayalı olarak başvuranı on iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırmıştır.
Başvuran 27 Haziran 2003 tarihinde temyize gitmiştir.
Yargıtay 7 Haziran 2004 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.
Buna paralel olarak, 7 Mayıs ve 16 Haziran 2004 tarihlerinde 5170 ve 5190 sayılı Kanunlar ile Anayasa'nın 143. maddesi ile Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kuruluşu ve işleyişine ilişkin 2845 sayılı Kanun kaldırılmıştır.
Dava dosyasında yer alan delil unsurlarına göre, sözü edilen bu yasal değişikliklerin ardından Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yerini alan Ağır ceza mahkemesindeki yargı süreci 15 Ocak 2007 tarihi itibariyle halen devam etmekteydi.
HUKUK
I. AİHS'NİN 6/1. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran yargı sürecinin uzunluğunun «makul süre» ilkesi ile bağdaşmadığını iddia etmektedir. Başvuran ayrıca İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki yargı sürecinin önemli bir bölümüne askeri hakimin katılımı nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkeme karşısında davasının görülmediğinden şikayetçi olmakta, bu yönde AİHS'nin 6/1. maddesine atıfta bulunmaktadır.
A. Kabuledilebilirliğe dair
1. Mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı
AİHM yargılama sürecinin iç hukuktaki mahkemeler nezdinde halen devam ettiğini gözlemlemektedir. Bu doğrultuda yapılan şikayet erken yapılmış sayılmakta ve AİHS'nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragraflarına istinaden iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle reddedilmektedir.
2. Yargılamanın uzunluğu
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmemesi ve altı ay kuralına uyulmaması gibi iki bakımdan itirazda bulunmakta ve bu doğrultuda AİHS'nin 35. maddesinin 1. paragrafına uygun olarak başvurunun kabuledilemez bulunmasını talep etmektedir.
Başvuran Hükümetin bu argümanlarına karşı çıkmaktadır.
AİHM daha önce de tespit etme olanağı bulduğu üzere, Türk hukuku'nun AİHS'nin 13. maddesine uygun olarak yargı sürecinin uzunluğuna karşı etkili bir başvuruda bulunma hakkını sağlamadığını hatırlatır (Bkz. Tendik vd.-Türkiye kararı, no: 23188/02, 22 Aralık 2005). Sonuç olarak başvuranın öne sürdüğü şikayetine dair bir başvuru yoluna sahip olduğu söylenememektedir. Ayrıca, yargı süreci iç hukuktaki mahkemelerde halen devam ettiğinden şikayetin geç yapılmasından dolayı kabuledilemez sayılması sözkonusu olamaz. Hükümetin itirazları reddedilmektedir.
Netice itibariyle, AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AIHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu durumda AIHM başvurunun bu kısmını kabuledilebilir bulmakta ve Hükümetin itirazlarını reddetmektedir.
B. Esas hakkında
Dikkate alınması gereken dönem başvuranın gözaltına alındığı 12 Ekim 1992 tarihinde başlamış, fakat 15 Ocak 2007 itibariyle henüz sona ermemiştir. Bu son tarih itibarıyla iki dereceli mahkemede üç kez görülen dava hali hazırda on dört yıl üç ay ve yedi gün sürmüştür.
Hükümet bu sava karşı çıkmaktadır.
Mahkeme yargılama süresinin uygunluğunun davanın şartları ışığında ve davanın karmaşıklığı, başvuran ve ilgili mercilerin tutumu gibi, içtihadında yerleşmiş ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (bkz. diğerleri yanında Pelissier ve Sassi -Fransa (BD), 25444/94).
AİHM, daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların AİHS'nin 6/1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir (Bkz. sözü edilen Pelissier ve Sassi kararı).
AİHM mahkemeye sunulan tüm delil unsurlarını incelemiş ve Hükümetin Mahkemenin bu davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiştir. AİHM bu yöndeki yerleşik içtihadını dikkate aldığında bahse konu yargı sürecinin uzunluğunun aşırı olduğuna ve «makul süre» ilkesini karşılamadığına itibar etmektedir.
Bu nedenle AİHS'nin 6/1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI
AİHS'nin 41. maddesine göre "Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, AİHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil tatminine hükmeder."
A. Tazminat
Başvuran 50.000 Amerikan Doları (yaklaşık 35.378 Euro) maddi, 50.000 Amerikan Doları manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu meblağlara karşı çıkmaktadır.
AİHM, talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmadığını kaydetmekte ve talebi reddetmektedir. AİHM buna karşın, yargı sürecinin uzunluğu nedeniyle manevi açıdan haksızlığa uğrayan başvuran açısından ihlal kararının tespitini yeterli görmemektedir (Bkz. özellikle Kudla-Polonya no: 30210/96 ve 31 Mayıs 2005 tarihli Acunbay-Türkiye no: 61442/00 ve 61445/00 kararları). AİHM hakkaniyete uygun şekilde başvurana manevi tazminat olarak 9.500 Euro ödenmesine karar vermiştir.
AİHM bunun yanı sıra, taraflarca sunulan bilgilere göre davanın iç hukuktaki mahkemelerde on dört yıldan fazla bir sürenin ardından halen devam ettiğini not etmektedir. Dava halen devam etmekteyse, AIHM, AİHS'nin 6/1. maddesinde öngörüldüğü üzere adaletin iyi işleyişinin gereklerini dikkate alarak, tespit edilen ihlalin ortadan kaldırılmasının uygun yönteminin davayı biran önce sonuçlandırmak olduğunu kaydeder.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran AİHM önünde yapmış olduğu yargılama giderleri için 30.000 Amerikan Doları (yaklaşık 21.227 Euro) talep etmektedir. Bu çerçevede, tercüme masraflarını belirtir 150 YTL. (yaklaşık 87 Euro) tutarındaki alındı makbuzu ile iç hukuktaki mahkemelerdeki avukatlık gideri için İstanbul barosunun avukatlık ücret tarifesini sunmuştur.
Hükümet bu meblağlara karşı çıkmıştır.
AİHM'nin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir (Bkz. Iatridis-Yunanistan (dostane çözüm) kararı, no: 31107/96). Sunulan deliller ve sözü edilen kıstaslar ışığında AİHM başvurana tüm yargı masrafları için 100 Euro ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puanlık bir artış eklenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Yargı sürecinin uzunluğu hakkındaki başvurunun kabuledilebilir, bunun dışında kalanların kabuledilemez olduğuna;
2. AİHS'nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHS'nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.' ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak üzere Savunmacı Hükümetin başvurana manevi tazminat olarak 9.500 (dokuz bin beş yüz) Euro ve yargı giderleri için 1.00 (yüz) Euro ödemesine;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, bu meblağlara Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
Karar Vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AIHM'nin iç tüzüğünün 77 / 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 13 Aralık 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy