(Seçme ve Seçilme ve Adil Yargılanma Hakları, Düşünce, Din ve Vicdan, İfade ve Dernek Kurma ve Toplantı Özgürlükleri, Ayrımcılık Yasağı ile Cezaların Yasallığı İlkesi İhlali İddiaları)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 4. Daire Kararı
Başkan; M. Pellonpaa, Üyeler, A. Pastor Ridruejo, J. Makarczyk, R. Türmen, C. V. Straznicka, M. S. Pavlovshi
Başvuru No: 25144/94
Başvuru No: 25144/94, 26149/95-26154/95, 27100/95 ve 27101/95
Karar Tarihi: 11 Temmuz 2002
Çeviren ve Özetleyen: Abdullah AKKAYA, Emniyet Amiri, İçişleri Bakanlığı DİAB
7 Mayıs 1993'te, kurulan DEP (Demokrasi Partisi), 16 Haziran 1994'te, Anayasa Mahkemesince, Devletin ülkesiyle bölünmez bütünlüğüne ve milli birliğine zarar vermiş olduğu gerekçesiyle kapatılmıştır. Bu arada adı geçen partinin milletvekili olan üyelerinin milletvekillikleri de düşürülmüş ve bazı üyeleri çeşitli suçlardan farklı cezalara çarptırılmıştır. Bunun üzerine başvuru sahipleri 23 Ağustos 1994 ve 16 Aralık 1994 tarihlerinde vermiş oldukları dokuz dilekçe ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5, 6, 7, 9, 10 ve 11. maddeleri ile 1 Numaralı Protokolün 3. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Hükümet, savunmasında herhangi bir İhlalin sözkonusu olmadığını ileri sürmüştür.
Mahkeme ise oybirliğiyle;
1. Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün 3. Maddesinin İhlalinin vuku bulduğunun kabulüne;
2. Sözleşmenin 7, 9, 10, 11 ve 14. maddelerinin İhlali vuku bulmuşsa da, incelemeye yer olmadığının kabulüne;
3. 1 No.lu Protokolün 1. Maddesinin İhlali iddiasını incelemeye yer olmadığının kabulüne;
4. Sözleşmenin 6/1 maddesinin İhlali iddiasını incelemeye yer olmadığının kabulüne;
5. a) Sorumlu Hükümetin başvuru sahiplerine, Sözleşmenin 44/2 maddesine uygun olarak kararın kesinleştiği günden itibaren üç ay içerisinde, ödeme anında talep edilen harç, damga pulu ve vergi yükümlülükleri bağlamında verilmesi gerekenlerle miktar artışlarını karşılamasına ve hesap görme tarihinde uygulanabilir oranda Türk lirasına çevrilmek üzere:
i. Başvuru sahiplerinin her birine maddi ve manevi tazminat olarak 50.000 Euro,
ii. Masraf ve harcamalar için başvuru sahipleri Selim Sadak, Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan, Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve Sedat Yurttaş'a genel olarak 10.500 Euro'luk bir miktar; başvuru sahipleri Nizamettin Toguç, Naif Güneş, Mahmut Kılınç, Zübeyir Aydar, Ali Yiğit ve Remzi Kartal'a 9.000 Euro'luk genel bir miktar ödenmesine,
b) Bu miktarların, zikredilen sürenin bitiminden itibaren ödeme anına kadar yılda % 7.25 basit bir faizle arttırılmasına;
6. Hakkaniyete uygun tatmin ile ilgili diğer taleplerin reddine karar vermiştir.
(1) Ek 1 No.lu Protokolün 3. Maddesi
Seçme Seçilme Hakkı
Mahkeme 1 No.lu Protokolün 3. maddesinin sübjektif haklan içerdiğini hatırlatır: Oy kullanma hakkı ve seçimlerde adaylığını koyma hakkı. Bu haklar önemli olmakla beraber mutlak haklar değildirler. 3. maddenin açık kavramlarla reddetmeksizin en azından tanımlamaksızın kabul ettiği gibi, "zımni sınırlamalar" için bir yer bulunmaktadır. Sözleşmeci Tarafların adli sistemleri 3. maddenin prensip olarak engel koymadığı oy kullanma ve seçilebilme haklarım kapsarlar. Bu konuda geniş bir değerlendirme marjından yararlanırlar, fakat nihai olarak 1 No.lu Protokolün gereklerinin gözlemlenmesi yetkisi hakkında karar Mahkemeye (AİHM) aittir. Mahkeme, hakların özlerinin İhlali noktasında ve bunların uygulanmaktan yoksun bırakılması hususunda, sözkonusu koşulların haklan sınırlamamasını, yasal bir amaç takip etmelerini ve kullanılan araçların dengelilik ilkesine uymalarını sağlamalıdır (Bakınız Mathieu-Mohin ve Clerfayt v. Belçika, serie A n: 113, par. 23, & 52; Gitonas ve Diğerleri v. Yunanistan, 1997-IV, par. 233, & 39; Ahmet ve Diğerleri v. Birleşik Krallık 1998-VI, & 75, Labita v. İtalya (GC), no: 26772/95, & 201, CEDH 2000-IV). (par.31)
Mahkeme ayrıca 1 No.lu Protokolün 3. maddesinin gerçekten demokratik bir siyasal rejimin karakteristik bir ilkesine ayrılmış olduğunu vurgular. Böyle bir rejimin karakteristik ilkesine tahsis edilmekle, 1 No.lu Protokolün 3. maddesi Sözleşme sistemi içinde temel bir önem taşır (Bakınız zikredilen Mathieu ve Clerfayt v. Belçika kararı, s. 22 & 47). Demokrasi ile Sözleşme arasındaki bağlara gelince, Mahkeme takip eden gözlemleri yapmıştır (bakınız Birleşik Komünist Partisi v. Türkiye, 30 Ocak 1998, Recueil 1998-I, s/ 21-22, & 45 ve Yazar ve Diğerleri v. Türkiye, karar numaraları. 22723/93, 22724/93 ve 22725/93, && 47-48, 9 Nisan 2002):
Hiç şüphesiz demokrasi "Avrupa Düzeninin" temel bir unsurudur. (...) Bu öncelikle, bir yandan İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri korumanın ve gelişmenin gerçekten demokratik bir yönetime dayandığını, diğer yandan ise insan hakları üzerinde ortak bir algılama ve ortak bir saygıyı (...) beyan ederek Sözleşme ve demokrasi arasındaki bağlan tesis eden Sözleşmenin gerekçesinden çıkmaktadır. Aynı gerekçe akabinde Avrupalı Devletlerin aynı inancı taşıyan ve siyasi gelenekler, idealler, özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğü konusunda ortak bir mirası paylaştıklarını belirtmektedir. Mahkeme, Sözleşmede gizli değerlerde bu ortak mirası görmüştür. Birçok kere, bunun demokratik bir toplumdaki idealleri ve değerleri koruma ve teşvik etmeye yönelik olduğunu hatırlatmıştır (...). (par.32)
Ayrıca Mahkeme, Komisyon gibi, bu düzenlemenin her ferdin seçimlerde aday gösterme, seçilme, seçilmişlik görevini icra etme hakkını koruduğunu değerlendirmektedir (Bakınız, Ganchev v. Bulgaristan, başvuru no: 28858/95, Komisyonun 25 Kasım 1996 tarihli kararı, Decisions et Rapports (DR) 87, s. 130; Gaulieder v. Slovakya, Başvuru no: 36909/97, 10 Ekim 1999 tarihli Komisyon Raporu, & 41). (par.33)
Mahkeme daha önceden, "düşünce özgürlüğünün herkes için, ama seçmenlerini temsil eden, kaygılarını ve çıkarlarını savunan bir seçilmiş için özellikle değerli olduğuna" hükmetmiştir. Bundan hareketle, Mahkemeden bir milletvekilinin sıkı bir şekilde denetimini istemek, muhalif bir milletvekilinin ifade özgürlüğüne müdahaledir. (Castells v. İspanya, 23 Nisan 1992 tarihli karar seri no: A, 236, s.42) (par.34)
(2) Madde 7, 9, 10, 11, 14- Cezaların Yasallığı, Düşünce, Din ve Vicdan Özgürlüğü, İfade Özgürlüğü, Dernek Kurma ve Toplantı Özgürlükleri,
Ayrımcılık Yasağı
Mahkeme, davada Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün 3. maddesinin İhlalini tespit ettiği gerekçesiyle bu başlık altında ileri sürülen iddiaları ayrı olarak incelemeye gerek görmemiştir. (par.47)
(3) 1 No.lu Protokolün 1. Maddesi
Mülkiyet Hakkı
Mahkeme, davada Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün 3. maddesinin İhlalini tespit ettiği gerekçesiyle bu başlık altında ileri sürülen iddia hakkında ayrı olarak inceleme yapma gerek görmemiştir. (par.49)
(4) Madde 6
Adil Yargılanma Hakkı
Mahkeme, davada Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün 3. maddesinin İhlalini tespit ettiği gerekçesiyle bu başlık altında ileri sürülen iddia hakkında ayrı olarak inceleme yapmaya gerek görmemiştir. (par.52)
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER KARARLAR
1. Mathieu-Mohin ve Clerfayt v. Belçika, serie A n: 113
2. Gitonas ve diğerleri v. Yunanistan, 1997-IV
3. Ahmet ve Diğerleri v. Birleşik Krallık, 1998-VI
4. Labita v. İtalya (GC), no: 26772/95, CEDH 2000-IV
5. Birleşik Komünist Partisi v. Türkiye, 30 Ocak 1998
6. Yazar ve Diğerleri v. Türkiye, 9 Nisan 2002
7. Ganchev v. Bulgaristan, başvuru no: 28858/95
8. Gaulieder v. Slovakya, başvuru no: 36909/97
9. Castells v. İspanya, 23 Nisan 1992
10. Sürek v. Türkiye, (no 1), (GC), no: 26682/95, CEDH 1999-IV
11. Glasenapp ve Kosiek v. Almanya
12. Sadak ve diğerleri v, Türkiye, CEDH 2001-VIII
13. Nicolova v. Bulgaristan (GC), no: 31195/96
14. Van Geyseghem v. Belçika, (GC), no: 26103/95, CEDH 1999-I
PROSEDÜR
1. Davanın kaynağında, Türkiye Cumhuriyetine karşı bu Devletin 13 vatandaşı tarafından (Selim Sadak, Sedat Yurttaş, Mehmet Hatip Dicle, Sırrı Sakık, Orhan Doğan, Leyla Zana, Ahmet Türk, Nizamettin Tonguç, Naif Güneş, Mahmut Kılıç, Zübeyir Aydar, Ali Yiğit ve Remzi Kartal) verilen dokuz dilekçe (Numaraları: 25144/94, 26149/95'ten 26154/95'e kadar, 27100/95 ve 27101/95) bulunmaktadır. Başvuru sahipleri, 23 Ağustos 1994 (25144/94) ve 16 Aralık 1994 tarihlerinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesinin eski 25. Maddesi gereğince Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna başvuru yapmışlardır.
2. Başvuru sahipleri, Mahkeme önünde İstanbul avukatlarından H. Kaplan, Ankara avukatlarından Y. Alataş (dava numaraları: 25144/94, 27100/95 ve 270101/95) ve merkezi Londra'da bulunan hükümet dışı organizasyon Kürt İnsan Hakları Projesi avukatı Philip. Leach (dava numaraları: 26149/95'ten 26154/95'e kadar) tarafından temsil edilmişlerdir.
3. Başvuru sahipleri, Demokrasi Partisinin (DEP) Anayasa Mahkemesince kapatılmasını takiben milletvekilliği sıfatlarının düşürülmüş olmasından yakınmada bulunmuş ve Sözleşmenin 5, 6, 7, 9, 10 ve 11. maddeleri ile 1 Numaralı Protokolün 3. maddesinin İhlalini iddia etmişlerdir.
4. 22 Mayıs 1995'te, Komisyon başvurulan birleştirmeye ve sorumlu Hükümetin bilgisine taşımaya karar vermiştir.
5. 1 Kasım 1998'de Sözleşmeye Ek 11 Numaralı Protokolün yürürlüğe girmesiyle, başvurular Mahkemeye sevk edilmiştir (11 Numaralı Protokolün 5/2 maddesi).
6. Başvurular Mahkemenin Üçüncü Dairesine verilmiştir (Tüzüğün 52/1 maddesi).
7. 6 Ocak 2000 tarihli bir kararla Daire, başvuruların Sözleşmeye Ek 1 Numaralı Protokolün 3. maddesi açısından da incelenmesi gerektiğine karar vermiştir.
8. 30 Mayıs 2000 tarihli kararla Daire, başvurulan Sözleşmenin 5. maddesini ilgilendirdiği kadarıyla kısmi olarak kabul edilemez beyan edilen 25144/94 numaralı başvuru hariç diğer dilekçelerin kabul edilebilirliğine hükmetmiştir.
9. Başvuru sahipleri kadar Hükümet de davanın esasına ilişkin yazılı gözlemlerini sunmuştur (Tüzüğün 59/1. maddesi). Daire (İnsan Hakları Mahkemesi Dairesi) tarafların görüşlerini bildirmesinden sonra davanın esasına tahsis edilmiş bir duruşmanın yapılmasına mahal olmadığına (Tüzüğün in fine 59/2 maddesi) karar vermiştir. Aynı zamanda Başkanın yazılı işlemde (Sözleşmenin 36/2 ve Tüzüğün 61/3 maddeleri) müdahale etmeye izin vermiş olduğu Londra'daki hükümet dışı örgütün (Interrights- The International Centre far Legal Protection of Human Rights) gözlemleri alınmıştır.
10. 2001 yılı Kasım ayının birinci günü, Mahkeme dairelerini yeniden oluşturmuştur (Tüzüğün 25/1 maddesi), iş bu başvurular yeniden oluşturulan (madde 52/1) Dördüncü Daireye verilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN ÖZEL ŞARTLARI
11. 1954, 1961, 1955, 1957, 1955, 1961, 1942, 1951, 1956, 1946, 1961, 1959 ve 1948 doğumlu başvuru sahiplerinin hepsi de Türk uyruğuna tabidirler. Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekili ve Anayasa Mahkemesi tarafından 16 Haziran 1994 tarihinde kapatılan Demokrasi Partisinin üyeleriydiler.
12. 7 Mayıs 1993'te, DEP kurulmuş ve kuruluşuna ilişkin beyannameyi İçişleri Bakanlığı'na sunmuştur.
13. 2 Kasım 1993'te, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Anayasa Mahkemesinden DEP'in kapatılmasını talep etmiştir, iddianamesinde, DEP'i Anayasanın ilkelerini ve Siyasi Partiler Yasasının hükümlerini ihlal etmiş olmakla suçlamıştır. DEP Merkez Komitesinin bazı üyelerinin, eski Genel Başkanının yabancı ülkelerde (Irak'ta Erbil ve Almanya'da Bonn'da) yapılan toplantılar sırasındaki beyanlarının devletin bütünlüğünü ve milletin birliğini ihlal edici nitelikte olduğu şeklinde değerlendirmiştir.
14. 1994 yılının Mart ayının birinci günü, Anayasa Mahkemesi bazı ilgililerin sözlü gözlemlerini (ifadelerini) resen almaya karar vermiştir. Aynı şekilde 22 Mart 1994'te, başvuru sahibi Kartal'ı DEP'in Genel Başkan Yardımcısı ve bayan Kartal'ı parti avukatı olarak dinlemiştir.
15. 2 Mart 1994'te, Büyük Millet Meclisi, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısınca birçok defa sunulan taleplerini takiben başvuru sahipleri de dahil olmak üzere DEP üyesi milletvekillerinin milletvekilliği dokunulmazlıklarının kaldırılmasına hükmetmiştir.
16. Aynı gün, 2 Mart 1994 tarihinde, başvuru sahipleri Dicle ve Doğan parlamento çıkışında yakalanmışlar ve gözaltına alınmışlardır. 4 Mart 1994'te, başvuru sahipleri Sakık, Türk ve Zana içinde aynı işlem yapılmıştır. Büyük Millet Meclisi binası içinde kalmış olan başvuru sahipleri Yurttaş ve Sadak'ın göz altına alınmaları, bunların milletvekilliği unvanını korunmakta oldukları gerekçesiyle Büyük Millet Meclisi Başkanınca engellenmiştir.
17. 16 Haziran 1994'te, Anayasa Mahkemesi, Devletin ülkesiyle bölünmez bütünlüğüne ve milli birliğine zarar vermiş olduğu gerekçesiyle DEP'in kapatılmasına hükmetmiştir.
18. Anayasa Mahkemesi aynı zamanda DEP'in kapatılması kararına eşlik eden bir tamamlayıcı tedbir olarak bütün başvuru sahiplerinin milletvekilliği görevlerinin düşürülmesine hükmetmiştir. Bu tedbir partiden kısa zaman önce ayrılmış olan dört milletvekiline uygulanmamıştır.
19. Aynı gün, başvuru sahipleri Toguç, Güneş, Kılınç, Aydar, Yiğit ve Kartal kendilerine karşı yapılacak cezai kovuşturma korkusuyla yabancı ülkeye (Brüksel) gitmişlerdir.
20. 1 Temmuz 1994'te, başvuru sahipleri Sadak ve Yurttaş avukatları refakatinde savcılığa gelmişler ve gözaltına alınmışlardır.
21. 21 Temmuz 1994'te Başsavcı, TMK 8. maddesine göre ayırımcılık ve Devletin bütünlüğüne zarar vermek ve TCK'nun 125. Maddesi hükümlerindeki ağır cezaya maruz suçlarla başvuru sahiplerini itham ettiği iddianamesini sunmuştur.
22. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi 8 Aralık 1994'te kararını vermiştir. Terörle Mücadeleye ilişkin 3713 sayılı yasanın 8. maddesini uygulayarak, başvuru sahibi Sakık'ı ayırımcılık propagandası yapmaktan 3 yıl hapis cezasına mahkum ederken diğer başvuru sahipleri Türk, Dicle, Doğan ve Zana'yı Ceza Kanununun 168. Maddesi gereğince silahlı çeteye mensup olmaktan 15 yıl hapis cezasına mahkum etmiştir. Mahkeme (DGM) başvuru sahibi Yurttaş'ı ise, Ceza Kanunu 169. maddesiyle men edilen silahlı bir çeteye yardım ve destek sağlamaktan 7.5 yıl hapse mahkum etmiştir.
23. İlgililerin ve Başsavcının itirazı üzerine, 26 Ekim 1995'te Yargıtay, başvuru sahipleri Türk ve Yurttaş'ın Terörle Mücadeleye ilişkin Yasanın 8. maddesini ihlal etmemiş oldukları gerekçesiyle mahkumiyetlerini bozmuş ve serbest bırakılmalarına karar vermiştir. Yargıtay diğer başvuru sahiplerinin mahkumiyetlerini onamıştır.
II KONUYLA İLGİLİ İÇ HUKUK
24. Anayasanın konuyla ilgili düzenlemeleri aşağıdaki gibidir:
Madde 5
"Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü ülkenin bölünmezliğini, cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak; kişilerin ve toplumun huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
Madde 10
"Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idari makamlar bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorundadırlar."
Madde 69 (Olayların olduğu dönemdeki şekliyle)
"Siyasi partiler parti ana tüzüklerinde ve programlarında harici faaliyetlere kendilerini veremezler, ve Anayasanın 14. maddesindeki kısıtlamalardan kaçamazlar; bu kısıtlamaları çiğneyen siyasi partiler kesin olarak kapatılırlar. (...)
Siyasi partilerin kararları ve iç işleyişleri demokrasinin ilkelerine aykırı olamaz. (...)
Siyasi partiler kurulur kurulmaz, Cumhuriyet Savcısı öncelikle parti ana tüzüklerinin, programlarının ve aynı şekilde kurucularının hukuki durumlarının Anayasa ve yasalara uygunluğunu denetler. Bundan aynı şekilde faaliyetlerin denetlenmesi sonucu da çıkar.
Anayasa Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısının talebi üzerine siyasi partilerin temelli kapatılması kararını verir.
Temelli kapatılmış siyasi partilerin kurucuları ve her düzeydeki yöneticileri yeni bir siyasi partinin kurucusu, yöneticisi ve denetçisi olamazlar, ve üyelerinin çoğunluğu kapatılmış siyasi partinin bağlılarından oluşan yeni bir siyasi parti kuramazlar."
Madde 69-8 (1995'teki Anayasa değişikliğinden sonraki halinde)
"(...) bir siyasi partinin kapatılmasına beyanları ve eylemleriyle neden olan üye ve yöneticiler Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, yöneticisi ve denetçisi olamazlar."
Madde 84-3 (Olayların olduğu dönemdeki yürürlükteki şekliyle)
"(...) Partisinin temelli kapatılmasına beyanları ve eylemleriyle sebep olduğu Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararında belirtilen milletvekilinin ve kapatma davasının açıldığı tarihte temelli kapatılan partinin üyesi bulunan diğer milletvekillerinin milletvekillikleri, kapatma kararının Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına tebliğiyle son bulur."
Madde 84-5 (1995'teki Anayasa değişikliğinden sonraki halinde)
"(...) Partisinin temelli kapatılmasına beyan ve eylemleriyle sebep olduğu anayasa Mahkemesinin kararında belirtilen milletvekilinin milletvekilliği, bu kararın Resmi Gazetede gerekçeli olarak yayımlandığı tarihte sona erer. TBMM Başkanlığı bu kararın gereğini derhal yerine getirip Genel Kurula bilgi sunar."
25. Konuyla ilgili Ceza Kanunundaki düzenlemeler aşağıdaki gibidir:
Madde 125
"Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin hakimiyeti altına koymaya veya devletin istiklalini tenkise (azaltmaya) veya birliğini bozmaya veya devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf bir fiil işleyen kimse ölüm cezasıyla cezalandırılır."
Madde 168
"125., (...) maddelerde yazılı cürümleri işlemek için silahlı çete veya cemiyet teşkil eder yahut böyle bir cemiyet veya çetede amirliği ve kumandayı ve hususi bir vazifeyi haiz olursa on beş (15) seneden aşağı olmamak üzere (ağır) hapis cezasına mahkum olur.
Cemiyet ve çetenin sair efradı beş yıldan on beş yıla kadar ağır hapisle cezalandırılır."
Madde 169
"(....) Her kim böyle bir cemiyete ve çeteye hal ve sıfatlarını bilerek barınacak yer gösterir veya yardım eder yahut erzak veya esliha ve cephane veya elbise tedarik eder veya her ne suretle olursa olsun hareketlerini teshil ederse üç seneden beş seneye kadar ağır hapisle cezalandırılır."
26. Terörle Mücadeleye İlişkin 3713 sayılı yasaya uygun düzenleme (4126 sayılı ve 27 Ekim 1995 tarihli, 30 Ekim tarihinde de yürürlüğe giren yasayla değiştirildiği haliyle):
Madde 8-1
'Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ülke bütünlüğünü veya milletiyle bölünmez birliğini bozmayı amaçlayan yazılı ve sözlü propaganda, toplantılar, oturumlar ve gösteriler yasaklanmıştır. Her kim böylesi faaliyetlere girişirse bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yüz milyon Türk Lirasından üç yüz milyon Türk lirasına kadar para cezasıyla cezalandırılır. Tekerrürü halinde, verilen cezalar para cezasına çevrilemez".
HUKUKÎ BOYUT
I. SÖZLEŞMEYE EK 1 NOLU PROTOKOLÜN 3. MADDESİNİN İHLÂLİ İDDİASI
27. 1 No.lu Protokolün 3. maddesi aşağıdaki hükmü ihtiva eder:
"Yüksek Sözleşmeci Taraflar, yasama organının seçilmesinde halkın kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacak koşullar içinde makul aralıklarla gizli oyla serbest seçimler yapmayı taahhüt ederler."
28. Başvuru sahipleri çoğulcu demokratik ve parlamenter bir sistemde seçmenlerin önemli ağırlığı olan rolünü vurgulamışlar ve Anayasa Mahkemesinin Partinin kapatılması kararında öne sürdüğü gerekçeleri reddetmişlerdir. DEP yöneticilerinin nizalı konuşmalarında bazı vatandaşların Kürt kimliği ve "Kürt Halkının" dil ve kültürünü geliştirme gerekliliği ve bu açıdan yasal tedbirlerin alınması üzerinde vurgu yapmakla yetinmiş olduklarını ileri sürmüşlerdir.
29. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin 30 Haziran 1994 tarihli kararına gönderme yaparak, bu konudaki gözlemler üzerinde, başvuru sahipleri demokratik bir toplumdaki çoğulculuğun bütün kanaatlerin, Hükümetin ifade ettiklerine tekabül etmese bile serbestçe ifadesinin gerektiğini hatırlatmışlardır. DEP'in kapatılmasını takiben başvuru sahiplerinin milletvekili unvanlarının düşürülmesi toplumun bir tarafının siyasal bir tartışmaya katılımının engellenmesinin sonucunu doğurabilir ve aynı zamanda 1 No.lu Protokolün 3. maddesinin İhlalini getirebilir.
30. Mathieu-Mohin ve Clerfayt v. Belçika Kararına gönderme yaparak, Hükümet, 1 No.lu Protokolün 3. maddesinin sadece yasama organının seçimi için değer ifade ettiğini ve bu kavramın Devletin anayasal yapısının işleyişiyle yorumlanabileceğini ifade etmektedir. Hükümete göre bu tedbir çeşitli yasal amaçları hedeflemektedir: Toplumsal asayişin ve milli güvenliğin sağlanması, aynı zamanda demokratik düzenin ve ülke bütünlüğünün korunması.
31. Mahkeme 1 No.lu Protokolün 3. maddesinin sübjektif haklan içerdiğini hatırlatır: oy kullanma hakkı ve seçimlerde aday olma hakkı. Bu haklar önemli olmakla beraber mutlak haklar değildirler. 3. maddenin açık kavramlarla reddetmeksizin en azından tanımlamaksızın kabul ettiği gibi, "zımni sınırlamalar" için bir yer bulunmaktadır. Sözleşmeci Tarafların adli sistemleri 3. maddenin prensip olarak engel koymadığı oy kullanma ve seçilebilme haklarını kapsarlar. Bu konuda geniş bir değerlendirme marjından yararlanırlar, fakat nihai olarak 1 No.lu Protokolün gereklerinin denetlenmesi yetkisi hakkında karar Mahkemeye (AİHM) aittir. Mahkeme, hakların özlerinin İhlali noktasında ve bunların uygulanmaktan yoksun bırakılması hususunda, sözkonusu koşulların hakları sınırlamamasını, yasal bir amaç takip etmelerini ve kullanılan araçların dengelilik ilkesine uymalarını sağlamalıdır (Bakınız Mathieu-Mohin ve Clerfayt v. Belçika, serie A n: 113, par. 23, & 52; Gitonas ve Diğerleri v. Yunanistan, J997-IV, par. 233, & 39; Ahmet ve Diğerleri v. Birleşik Krallık 1998-VI, & 75, Labita v. İtalya (GC), no: 26772/95, &20, CEDH 2000-IV).
32. Mahkeme ayrıca 1 No.lu Protokolün 3. maddesinin gerçekten demokratik bir siyasal rejimin karakteristik bir ilkesine ayrılmış olduğunu vurgular. Böyle bir rejimin karakteristik ilkesi kabul edilen, 1 No.lu Protokolün 3. maddesi Sözleşme sistemi içinde temel bir önem taşır (Bakınız zikredilen Mathieu ve Clerfayt v. Belçika kararı, s. 22 & 47). Demokrasi ile Sözleşme arasındaki bağlara gelince, Mahkeme takip eden gözlemleri yapmıştır (bakınız Birleşik Komünist Partisi v. Türkiye, 30 Ocak 1998, Recueil 1998-I, s/21-22, & 45 ve Yazar ve Diğerleri v. Türkiye, karar numaraları: 22723/93, 22724/93 ve 22725/93, && 47-48, 9 Nisan 2002):
Hiç şüphesiz demokrasi "Avrupa Düzeninin" temel bir unsurudur. (...) Bu öncelikle, bir yandan İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri korumanın ve gelişmenin gerçekten demokratik bir yönetime dayandığım, diğer yandan ise insan hakları üzerinde ortak bir algılama ve ortak bir saygıyı (...) beyan ederek Sözleşme ve demokrasi arasındaki bağlan tesis eden Sözleşmenin gerekçesinden çıkmaktadır. Aynı gerekçe akabinde Avrupalı Devletlerin aynı inancı taşıyan ve siyasi gelenekler, idealler, özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğü konusunda ortak bir mirası paylaştıklarını belirtmektedir. Mahkeme, Sözleşmede gizli değerlerde bu ortak mirası görmüştür. Birçok kere, bunun demokratik bir toplumdaki idealleri ve değerleri koruma ve teşvik etmeye yönelik olduğunu hatırlatmıştır (...).
33. Ayrıca, Mahkeme, Komisyon gibi, bu düzenlemenin her ferdin seçimlerde aday gösterme, seçilme, seçilmişlik görevini icra etme hakkını koruduğunu değerlendirmektedir (Bakınız, Ganchev v. Bulgaristan, başvuru no: 28858/95, Komisyonun 25 Kasım 1996 tarihli kararı, Decisions et Rapports (DR) 87, s. 130; Gaulieder v. Slovakya, Başvuru no: 36909/97, 10 Ekim 1999 tarihli Komisyon Raporu, & 41).
34. Mahkeme daha önceden, "düşünce özgürlüğünün herkes için ama seçmenlerini temsil eden, kaygılarını ve çıkarlarını savunan bir seçilmiş için özellikle değerli olduğuna" hükmetmiştir. Bundan hareketle, Mahkemeden bir milletvekilinin sıkı bir şekilde denetimini istemek, muhalif bir milletvekilinin ifade özgürlüğüne müdahaledir. (Castells v. İspanya, 23 Nisan 1992 tarihli karar seri no:A, 236, s.42)
35. Sözkonusu nizalı tedbirin bir veya daha fazla yasal amacı hedeflediği şeklindeki Hükümetin iddiasını, Mahkeme yukarıda gösterilen gerekçelerle bu müdahalelerin dengeli olmadığını değerlendirmektedir.
36. Sözü edilen bu durumla ilgili olarak, Hükümet, öncelikle Anayasa Mahkemesinin 16 Haziran 1994 tarihli DEP'in kapatılması kararında değindiği partinin eski genel başkanının yabancı ülkelerde yaptığı konuşmalara ve parti merkez komitesinin yazılı beyanları gibi ileri sürülen gerekçeleri vurgulamaktadır. Bu tedbiri takiben, siyasi partiler yasası ve Anayasanın 84/3 maddesi düzenlemeleri gereği, olayların cereyan ettiği dönemde milletvekilliği görevinin otomatik düşmesi sistemi kurularak, başvuru sahipleri olan DEP üyesi milletvekilleri milletvekilliğinden düşürülmüşlerdir.
37. Bu tedbirin dengeli oluşunu değerlendirmek için, Mahkeme, Anayasanın 84/5 maddesini değiştiren anayasal değişiklikten sonra, sadece, Anayasa mahkemesinin kararına göre partinin temelli kapatılmasını gerektiren sözler ve eylemlerin sahibi milletvekillerinin milletvekilliklerinin son bulacağına hükmetmektedir (Olayların cereyan ettiği tarihteki Anayasanın yürürlükte olan 84/3 maddesine bakınız). Bu durumla ilgili, başvuru sahiplerinin milletvekilliklerinin düşürülmesi, bağlı bulundukları ve kişisel olarak yürüttükleri siyasi çalışmalarında bağımsız oldukları siyasi partinin kapatılmasının sonucudur.
38. Mahkeme, nizalı tedbirin aşın sertliğini ortaya koymaktadır: DEP hemen sonuç doğuracak şekilde temelli olarak kapatılmış, parti üyesi olan başvuru sahipleri siyasi faaliyetlerinden yasaklanmış olarak görülmüşler ve milletvekilliklerini icraya devam edememişlerdir.
39. Mahkeme bu açıdan, müdahalelerin doğası ve ağırlığının, dengeliliklerini ölçme sözkonusu olduğunda, dikkate alınması gereken temel unsurlar olduğunu değerlendirmektedir (Bakınız, Sürek v. Türkiye Kararı (no 1), (GC), no:26682/95, & 64, CEDH 1999-IV).
40. Bu ön anlatımlar dikkate alınarak, Mahkeme, Anayasa Mahkemesi tarafından başvuru sahiplerine verilen cezanın Hükümet tarafından dermayan edilen bütün yasal amaçlarla dengelilik içinde olmayacağı sonucunu çıkarmaktadır.
Bundan dolayı da Mahkeme, nizalı tedbirin seçilme hakkının esasıyla ve 1 No.lu Protokolün 3. maddesiyle başvuru sahiplerine tanınan milletvekilliğini icra hakkıyla bile uygunluk taşımadığı ve kendilerini milletvekili seçen seçmenlerin egemenlik haklarını çiğnemiş olduğunu değerlendirmektedir. Bundan da, sözü edilen bu durumda, 1 No.lu Protokolün 3. maddesinin ihlal edilmiş olduğu sonucu çıkmaktadır.
II. SÖZLEŞMENİN 7, 9, 10, 11 VE 14. MADDELERİNİN İHLALLERİ İDDİALARI
41. Başvuru sahipleri, Anayasa Mahkemesince DEP'in kapatılmasını takiben milletvekilliği sıfatlarının düşürülmesinin, Sözleşmenin 11. maddesiyle korunan demek kurma özgürlüklerini ihlal ettiğini iddia etmektedirler. Aynı zamanda, Sözleşmenin 9, 10 ve 14. maddelerinin İhlalini de iddia etmektedirler.
Sözleşmenin 11. maddesi aşağıdaki hükümleri içermektedir:
"1. Herkes asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak hakkına sahiptir.
2. Bu hakların kullanılması, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlanabilir, iş bu madde, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel değildir."
42. Hükümete göre, milletvekilliği her milletvekilinin kişiliğine değil görevlerini icraya bağlı dokunulmazlık ve ayrıcalıklar zırhından yararlanan yüksek bir devlet görevini oluşturmaktadır. Glasenapp ve Kosiek v. Almanya kararlarına gönderme yaparak, davaların temelde, Sözleşme tarafından korunmayan kamu görevine erişim üzerinde toplandığını iddia etmektedir.
43. Hükümet, Anayasa Mahkemesince verilen nizalı tedbirin Anayasanın 84. maddesine dayalı olduğunu gözlemlemektedir. Bu maddenin, 1995 yılında yapılan anayasal değişiklikten sonra, sadece beyanları ve eylemleriyle siyasi partinin temelli kapatılmasını gerektiren milletvekillerinin durumunda öngörüldüğünü değerlendirmektedir.
44. Hükümet, demek kurma özgürlüğünün -ifade özgürlüğünden ayrı olarak mutlak olmadığını ve sıklıkla demokratik bir toplumda diğer temel çıkarlara karşı geldiğini vurgular. Aynı zamanda değerlendirme marjı müdahaleyle takip edilen meşru amaç ve davanın tüm olgularını çevreleyen bir bağlam hesaba katılarak yorumlanmalıdır. DEP yöneticileri tarafından toplum içinde yapılan konuşmaların toplumun bir kısmını kalkışmaya teşvik edici ve toplumda düşmanlık, şiddet ve özellikle "Türkleri" "düşman" olarak nitelediklerinde, bağımsız bir Kürt Devletinin kurulmasını övdüklerinde etnik ayrımcılık duygularını yaratıcı bir yapıda olduğunu ve Türkiye Cumhuriyetini bütün bütünlüğüyle inkar ettiklerini değerlendirmektedir.
45. Başvuru sahipleri, Siyasi Partiler Yasası ve Anayasanın siyasi partinin temelli kapatılmasını takiben milletvekilliği sıfatının otomatik olarak düşürülmesini sağlayan 84. maddesindeki düzenlemelerin, Sözleşmenin özellikle gerekçesi ve 9, 10 ve 11. maddeleriyle uygunluk taşımadığını iddia etmektedirler. Eylemleri ve beyanlarıyla hiçbir şekilde DEP'in kapatılmasını gerektirecek bir tutumlarının olmadığını ve nizalı sınırlamanın Sözleşmenin 11. Maddesinin 2 fıkrası açısından ispatlanamadığı sonucunu çıkarmaktadırlar.
46. Başvuru sahipleri milletvekilliği sıfatlarının düşürülmesinin, aşağıdaki ilgili pasajları içeren Sözleşmenin 7. maddesine aykırı olduğunu savunmuşlardır:
"Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal ve uluslar arası hukuka göre suç sayılmayan bir fiil veya bir ihmalden dolayı mahkum edilemez. (...)"
47. 1 No.lu Protokolün 3. maddesinin İhlali ile ilgili kararı karşısında, Mahkeme, bu suçlamaları incelemeyi gerekli görmemektedir.
III. SÖZLEŞMEYE EK 1 NOLU PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLÂLİ İDDİASI
48. Başvuru sahipleri haksızca milletvekili maaşlarından yoksun bırakıldıklarını bu durumun aşağıda kaleme alındığı gibi 1 No.lu Protokolün 1. maddesini ihlal ettiğini iddia etmişlerdir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yaran sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip olduktan hakka halel getirmez."
49. Başvuru sahiplerinin milletvekilliklerinin düşürülmesinin tamamlayıcı cezası olarak şikayette bulundukları tedbirlerin, 1 No.lu Protokolün 3. maddesinin İhlalinin bir parçasını oluşturduğu Mahkemece tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu şikayeti ayrı olarak incelemeye mahal bulunmamaktadır.
IV. SÖZLEŞMENİN 6/1 MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
50. Başvuru sahipleri, dava safahatında savunma haklarının sınırlı olduğu Anayasa Mahkemesinde adil yargılanma hakkından yararlanamamış olduklarından yakınmada bulunmaktadırlar. Burada Sözleşmenin 6 & 1 maddesinin İhlalini görmektedirler.
51. Hükümet, 6-1 maddesinin davanın olaylarına tatbik edilemez olduğunu değerlendirmektedir.
52. 1 No.lu Protokolün 3. maddesinin İhlali ile ilgili karan karşısında, Mahkeme, bu yakınmayı incelemenin gerekli olmadığını değerlendirmektedir.
V. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
53. Sözleşmenin 41. maddesi aşağıdaki hükümleri ihtiva eder:
"Şayet Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu İhlali kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."
A. Zarar
54. Başvuru sahipleri, milletvekilliklerinin düşürülmemiş oldukları duruma kıyasla, maruz kalmış oldukları milletvekilliği sıfatlarının düşürülmesi muamelesine ve medeni haklarına getirilen sınırlamalardan dolayı kazanç eksikliklerine karşılık gelen maddi bir zarara uğramış olduklarını iddia etmişlerdir. Bu zararı, 882.300 USD (Mahmut Kılıç), 573.300 USD (Nizamettin Toguç), 681.300 USD (Remzi Kartal), 1.872.300 USD (Zübeyir Aydar), 338.500 USD (Naif Güneş) ve 548.700 USD (Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve Sedat Yurttaş'ın her biri için) olarak değerlendirmektedirler. Manevi zarar başlığı altında, Naif güneş hariç aynı başvuru sahipleri her biri için 5.000.000 USD talep etmektedirler. Başvuru sahipleri Selim Sadak, Leyla Zana, Hatip Dicle ve Orhan Doğan Mahkeme tarafından daha önce incelenmiş 29900/96, 29901/96, 29902/96 ve 29903 numaralı başvuruları çerçevesinde yapılmış talebe gönderme yapmaktadırlar (Sadak ve diğerleri v. Türkiye Kararı, CEDH 2001-VIII). Başvuru sahipleri taleplerini doğrulayıcı hiçbir delil getirememektedirler.
55. Hükümet, ücretin bir milletvekiline çok ayrıcalıklı görevlerini yürütmesi için taahhüt edildiğini ve, milletvekilliğinin düşmesini takiben, milletvekilliği konumunun hamili olmadığı ve bunu icra etmesini gösterecek hiçbir hakkının olmadığını değerlendirmektedir. Hükümet başvuru sahiplerinin manevi zarar taleplerini aşırı abartılı ve haksız zenginleşme nedeni olma eğilimi şeklinde görmektedir.
56. Mahkeme, DEP'in kapatılmasından bağımsız olarak, milletvekilliği sıfatlarının düşmesi gerekçesiyle milletvekillerinin maddi bir zarara maruz kalmış olduklarını, bununla birlikte bu zararın tam doğru olarak hesaplanamamış olduğunu değerlendirmektedir. Buna manevi zarar ilave edildiğinde, halihazır kararda yer alan İhlalin tespiti bunu iyileştirmeye yeterli olmamaktadır. Bu koşullar içinde Mahkeme, 41. maddenin gerektirdiği gibi hakkaniyetle karar vererek, başvuru sahiplerinin her birine maddi ve manevi bütün zararlardan dolayı 50.000 Euro'luk bir miktarın ödenmesine hükmetmiştir.
B. Mahkeme masrafları ve harcamalar
57. Anayasa Mahkemesinde ve Strasbourg'da temsil edilmelerine ilişkin mahkeme masrafları ve harcamalar başlığı altında, başvuru sahipleri Selim Sadak, Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan, Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve Sedat Yurttaş toplam 33.000 USD talep etmektedirler. Alataş ve Kaplan'ın avukatlık ücretleriyle ilgili olarak da, 200.000 USD' lık ayrıca bir miktar talep etmektedirler.
Diğer başvuru sahipleri, İngiliz avukatlarının avukatlık ücreti ve göstermiş oldukları mahkeme masrafları ve harcamalar için 3.460 İngiliz Sterlini, aynı şekilde avukatlık ücretleri, idari harcamalar, tercüme masrafları, başvurular çerçevesinde yapılan yardım hizmeti için İnsan hakları için Kürt Projesiyle sunulan yolculuk masraftan için 20.042 İngiliz Sterlini talep etmektedirler. Başvuru sahipleri taleplerini belgeleyememektedirler.
58. Hükümet, her şeyden önce başvuru sahiplerinin Anayasa Mahkemesi önünde temsil edilmelerine ilişkin masrafların buradaki yapılan hesaba katılamayacağını, zira bu müdahalenin Strasbourg'daki duruşmalardaki işlem ile ilişkisinin olmayacağını değerlendirmektedir.
Hükümet bu iddiaları, özellikle de avukatlık ücretlerini açık bir şekilde mübalağalı nitelendirmektedir. Talep edilen miktarların kabul edilemez olduğu sonucunu çıkarmaktadır, zira tazminat bu durumda hiç nedensiz bir aşın arttırmaya tekabül etmektedir.
59. Mahkeme Sözleşmenin 41. maddesi başlığı altında, gerçekten ve gerekli olarak gösterildikleri tesis edilen ve makul bir miktarda bulunan mahkeme masraflarının ödenmesini hatırlatır (bakınız, diğerleri arasında, Nicolova v. Bulgaristan (GC), no: 31195/96, & 79, CEDH 1999-II). Bu açıdan, Mahkemenin başvuru sahibine sadece Mahkeme organlarındaki mahkeme masrafları ve harcamaları için değil, Mahkeme tarafından gözlemlenen bir İhlalin önlenmesi ve düzeltilmesi için milli yargı makamlarında yüklenmiş olduğu masraf ve harcamalar için de ödemenin yapılması hakkını tanıyabileceğini hatırlatmakta mahal vardır (Van Geyseghem v. Belçika Kararı (GC), no: 26103/95, & 45, CEDH 1999-I).
60. KHRP (Kürt İnsan Hakları Projesi) tarafından talep edilen masraflara gelince, bu kuruluşun yargılama işlemine iştirakinin bir miktar ödenmesini haklı göstermesinde Mahkeme ikna olmamıştır; bu durumda bu iddiayı reddetmiştir.
Elinde bulundurduğu unsurlara dayalı olarak, bütün masraflar bir arada, başvuru sahipleri Selim Sadak, Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan, Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve Sedat Yurttaş'a genel 10.500 Euro'luk bir miktar; başvuru sahipleri Nizamettin Toguç, Naif Güneş, Mahmut Kılınç, Zübeyir Aydar, Ali Yiğit ve Remzi Kartal'a 9.000 Euro'luk genel bir miktarın verilmesine hakkaniyetle hükmetmiştir.
C. Gecikme Faizleri
61. Mahkeme uygulanabilir gecikme faizi oranlarını yıllık % 7.25 olarak tespit etmeyi benimsemiştir.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
1. Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün 3. Maddesinin İhlalinin vuku bulduğunun kabulüne;
2. Sözleşmenin 7, 9, 10, 11 ve 14. maddelerinin İhlali vuku bulmuşsa da, incelemeye yer olmadığının kabulüne;
3. 1 No.lu Protokolün 1. Maddesinin İhlali iddiasını incelemeye yer olmadığının kabulüne;
4. Sözleşmenin 6/1 maddesinin İhlali iddiasını incelemeye yer olmadığının kabulüne;
5. a) Sorumlu Hükümetin başvuru sahiplerine, Sözleşmenin 44/2 maddesine uygun olarak kararın kesinleştiği günden itibaren üç ay içerisinde, ödeme anında talep edilen harç, damga pulu ve vergi yükümlülükleri bağlamında verilmesi gerekenlerle miktar artışlarını karşılamasına ve hesap görme tarihinde uygulanabilir oranda Türk lirasına çevrilmek üzere:
i. Başvuru sahiplerinin her birine maddi ve manevi tazminat olarak 50.000 Euro,
ii. Masraf ve harcamalar için başvuru sahipleri Selim Sadak, Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan, Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve Sedat Yurttaş'a genel olarak, 10.500 Euro'luk bir miktar; başvuru sahipleri Nizamettin Toguç, Naif Güneş, Mahmut Kılınç, Zübeyir Aydar, Ali Yiğit ve Remzi Kartal'a 9.000 Euro'luk genel bir miktar ödenmesine,
b) Bu miktarların, zikredilen sürenin bitiminden itibaren ödeme anına kadar yılda % 7.25 basit bir faizle arttırılmasına;
6. Hakkaniyete uygun tatmin ile ilgili diğer taleplerin reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy