(AİHS. m. 3, 5, 25, 27, 41, 44) (BATI VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (SELMOUNI - FRANSA DAVASI) (AKSOY - TÜRKİYE DAVASI) (TOMASI - FRANSA DAVASI) (SALMAN - TÜRKİYE DAVASI) (ÇOLAK VE FİLİZER - TÜRKİYE DAVASI) (FOX, CAMPBELL VE HARTLEY - BİRLEŞİK KRALLIK DAVASI)
Sözkonusu karar AİHS'nin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Sekretarya revizyonuna tabi tutulması mümkündür.
Tuncer ve Durmuş-Türkiye davasında,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Dördüncü Daire),
Sn. Nicolas BRATZA, Başkan,
Sn. M. PELLONPÄÄ,
Sn. V. STRÁZNICKÁ,
Sn. J. CASADEVALL,
Sn. R. MARUSTE,
Sn. S. PAVLOVSCHI, yargıçlar,
Sn. F. GÖLCÜKLÜ, ad hoc yargıç,
ve Bölüm Sekreteri M. O'BOYLE 'nin katılımı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Heyeti olarak toplanmış,
12 Ekim 2004 tarihindeki gizli görüşme sonucunda,
Yukarıda anılan tarihte benimsenmiş olan aşağıdaki karara varmıştır:
USULİ İŞLEMLER
1. Davanın nedeni, Türk vatandaşları Gülizar Tuncer ve Ali Durmuş'un ("başvuranlar"), 26 Şubat 1996 tarihinde, İnsan Haklarını ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleşme'nin ("Sözleşme") eski 25. maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na ("Komisyon") yaptıkları başvurudur. (başvuru no. 30494/96).
2. Başvuranlar, mesleklerini İstanbul'da ifa etmekte olan avukatlardır ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) İç Tüzüğü'nün 36. maddesi uyarınca kendilerini temsil etme hakkı verilmiştir. Türk Hükümeti ("Hükümet") AİHM huzurundaki davalar için bir Ajan tayin etmemiştir.
3.Başvuranlar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 3. maddesi uyarınca, gözaltında bulundukları süre içerisinde kötü muameleye maruz kaldıklarını iddia etmişlerdir. Ayrıca 5§1. madde (c) uyarınca kanuna aykırı olarak özgürlüklerinin kısıtlandığını iddia etmişlerdir.
4. Başvuru, AİHS'ye ek 11 No'lu Protokol'ün yürürlüğe girdiği 1 Kasım 1998 tarihinde AİHM'ye havale edilmiştir. (11 No'lu Protokol'ün 5§2. maddesi)
5. Başvuru ile ilgili olarak AİHM'nin Birinci Dairesi görevlendirilmiştir (Mahkeme İç Tüzüğü-madde 52§1). Bu bölüm içerisinde, AİHS'nin 27§1 maddesi uyarınca davayı inceleyecek Heyet, İç Tüzüğün 26. maddesinin 1. paragrafında şart koşulduğu gibi teşkil edilmiştir. Türkiye'yi temsilen seçilen Yargıç Türmen, İç Tüzüğün 28. maddesi uyarınca davadan çekilmiştir. Hükümet buna bağlı olarak F. Gölcüklü'yü ad hoc yargıç olarak atamıştır (AİHS'nin 27§2. maddesi ve İç Tüzüğün 29§1. maddesi).
6. 19 Haziran 2001 tarihli kararla AİHM başvurunun kısmen kabul edilebilir olduğunu belirtmiştir.
7. Başvuranlar ve Hükümet esaslar hakkında görüşlerini sunmuşlardır (İç Tüzüğün 59§1. maddesi).
8. 1 Kasım 2001 tarihinde AİHM İç Tüzüğün 25§1.maddesi uyarınca bölümlerinde değişiklik yapmıştır. Bu davayla ilgili olarak yeni oluşturulmuş Dördüncü Daire görevlendirilmiştir (İç Tüzüğün 52§1. maddesi).
OLAYLAR
I. DAVA OLAYLARI
9. Başvuranlar sırasıyla 1966 ve 1963 doğumludur ve İstanbul'da yaşamaktadır.
A. Başvuranların olaylar hakkında görüşleri
I. 8 Ocak 1996 tarihli olaylar
10. 8 Ocak 1996 tarihinde başvuranlar güvenlik güçleri tarafından öldürüldükleri iddia edilen iki hükümlünün cenaze törenine katılmak üzere Alibeyköy yöresinde bulunmaktaydılar. Polis memurları rasgele Alibeyköy'de sokaklarda yürüyen, otobüs duraklarında bekleyen ya da arabalarını süren insanları tutuklamaktaydı. Başvuranlar, Alibeyköy'e vardıkları zaman polis memurları tarafından dövülmüş ve müteakiben diğerleri ile birlikte tutuklanmıştır. Bu, medya ve kamunun dikkatini çeken bir olaydır.
11. Tutuklanmalarını müteakiben, başvuranlar götürüldükleri otobüste dövülmüş ve hakarete maruz kalmışlardır. Tutuklanan diğer 1054 kişiyle birlikte Eyüp Stadyumu'na getirilmişlerdir. Kimlikleri, paraları ve değerli eşyalarına polis memurları tarafından elkonmuştur.
12. Başvuranlar Eyüp Stadyumu'nda gözetim altına alınırken, arkadaşları Eyüp Sulh Ceza Mahkemesi'ne yetkili Cumhuriyet Savcısı huzuruna çıkarılmalarını talep eden bir dilekçe sunmuşlardır. Eyüp Sulh Ceza Mahkemesi bu talebi reddetmiştir. Mahkeme yazılı cevabında Cumhuriyet Savcılarının, sanıkların tutukluluk sürelerini dört güne kadar uzatma yetkisine sahip olduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak, Mahkeme bu aşamada karar alma yetkisinin olmadığı sonucuna varmıştır.
13. Başvuranlar aynı gün serbest bırakılmıştır.
2. Yerel Makamlar Huzurundaki Davalar
14. 9 Ocak 1996 tarihinde başvuranlar Eyüp Sulh Ceza Mahkemesi'ne, polis tarafından Eyüp Stadyumu'nda gözetim altında tutuldukları sırada maruz kaldıkları muamele ile ilgili şikayette bulunmuşlardır. Cumhuriyet Savcısı'na bir adli tıp uzmanı tarafından muayene edilmeleri talebinde bulunmuşlardır. Cumhuriyet Savcısı bu talebi kabul etmiştir.
15. Aynı gün başvuranlar Eyüp Adli Tıp Enstitüsü'nde bir doktor tarafından muayene edilmiştir. Tıbbi rapora göre, ilk başvuran sağ omzunda ve kürek kemiğinde üç santim çapında bir çürükten, omuzlarında ve boynunda ağrıdan, sağ kalçasında dört santim çapında bir çürükten ve uyluk kemiğinin dış kısmında çürük izlerinden yakınmaktadır. Ayrıca, sağlık durumu hakkında kesin bir sonuca ulaşmadan önce, başvuranın vajinal kanaması olduğu için, bir hastanede muayene edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
16. Tıbbi raporda, ikinci başvuranla ilgili, sağ omzunda üç santim çapında bir çürük, sağ kolunda iki santim çapında bir çürük, sol omzunda ve kürek kemiğinde 15-20 santim çapında bir çürük olduğu kaydedilmiştir. Ayrıca, bacaklarındaki ağrılardan şikayet etmektedir. Raporda, başvuranın çalışmasının on gün süreyle uygun olmayacağı sonucuna varılmıştır.
17. 15 Ocak 1996 tarihinde Eyüp Cumhuriyet Savcısı ilk soruşturma dosyasını Memurin Muhakematı Kanunu'na göre İstanbul'daki Eyüp Valisi'ne havale etme kararı almıştır. Daha sonraki bir aşamada dosya İl İdari Heyeti'ne havale edilmiştir.
18. 17 Ocak 1996 tarihinde başvuranlar, aynı gün tutuklanana ve kötü muameleye maruz kaldıkları iddia edilen diğerleriyle birlikte Eyüp Cumhuriyet Savcısı'na bir dilekçe sunmuşlardır. Cumhuriyet Savcısı'ndan tutuklanmaları ve maruz kaldıkları kötü muamele hakkında bir soruşturma başlatmasını talep etmişlerdir. Eyüp Cumhuriyet Savcısı bu talebi İl İdari Heyeti'ne havale etmiştir.
19. 8 Şubat 1996 tarihinde İl İdari Heyeti polis memurlarının yargılanmasına karar vermiştir.
20. 6 Mart 1996 tarihinde başvuranlar Danıştay'a İstanbul İl İdari Heyeti'nin kararı hakkında itiraz etmişler ve Eyüp Bölgesi'ndeki polis müdürünün diğer memurlarla birlikte yargılanması için başvurmuşlardır. 3 Nisan 1996 tarihinde Danıştay, İl İdari Heyeti'nin kararını onamış ve polis müdürünün yargılanması hakkındaki başvuruyu reddetmiştir.
21. Belirsiz bir günde Eyüp Cumhuriyet Savcısı, Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi'ne, başvuranlar da dahil olmak üzere şikayetçileri kötü muameleye maruz bıraktığı iddia edilen polis memurları hakkında bir iddianame sunmuştur.
22. Belirsiz bir günde Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi güvenlik nedeniyle dava dosyasını Aydın Ağır Ceza Mahkemesi'ne havale etme kararı almıştır. Daha sonraki bir aşamada Aydın Ağır Ceza Mahkemesi, aynı nedenle, dava dosyasını Afyon Ağır Ceza Mahkemesi'ne havale etme kararı almıştır.
23. 18 Ekim 1996 tarihinde Afyon Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranların iddia edildiği gibi polis memurları tarafından kötü muameleye maruz kalmış olmalarının mümkün olduğu sonucuna varmış ve buna binaen başvuranların cezai işlem başlatılması talebini kabul etmiştir. Duruşma sırasında başvuranlar 8 Ocak 1996 tarihinde vuku bulan olayları ayrıntılı biçimde anlatmışlardır.
24. 18 Aralık 1996 tarihinde İstanbul Adli Tıp Enstitüsü doktoru, ilk başvuranla ilgili nihai sağlık raporunu düzenlemiştir. Doktor, 9 Ocak 1996 tarihli muayene sonuçlarını incelediğinde, başvuranın çalışmasının on gün süreyle uygun olmadığı sonucuna varmıştır.
25. 5 Kasım 1999 tarihinde Afyon Ağır Ceza Mahkemesi, dava dosyasında suçlanan polis memurlarının hangisinin kötü muamele uyguladığına dair yeterli kanıt olmadığı için beraat etmelerine karar vermiştir.
26. 2 Nisan 2001 tarihinde, Yargıtay kovuşturmanın durdurulması ve 23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenen suçlarla ilgili kararların ifası hakkında 4616 No'lu Kanun'un kabul edilebilir olduğuna karar vermiş ve Afyon Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararını feshetmiştir.
B. Hükümetin Olaylarla İlgili Görüşleri
27. Hükümet'in görüşüne göre, başvuranlar yakalanan ve müteakiben Eyüp Stadyumu'na götürülen 1054 kişi arasında bulunmamaktaydı.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMASI
28. Sözkonusu zamanda uygulanan ilgili iç hukukun tanımı Batı ve Diğerleri/Türkiye'de bulunabilir (no:33097/96 ve 57834/00, §§ 96-100, 3 Haziran 2004).
HUKUK
I. OLAYLARIN SAPTANMASI
29. Dava olayları taraflar arasında ihtilaflı olduğu için, AİHS'nin herhangi bir özel koşulu uyarınca başvuranların iddialarını incelemeden önce, AİHM olayları kendisine sunulan esaslar ışığında değerlendirerek tespit etmeyi uygun bulmuştur.
30. Hükümet, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün, ilgili kayıtlarına göre, başvuranların, Eyüp Stadyumu'nda gözetim altında tutulan 1054 kişi arasında olmadığını belirtmiştir. Başvuranlar, AİHM kararlarını da içeren tüm resmi evrakların 8 Ocak 1996 tarihinde Eyüp Stadyumu'nda gözetim altında tutulduklarını teyit ettiğini ileri sürmüştür.
31. AİHM, yetkili makamlar tarafından düzenlenen belgelerde başvuranların belirtilen tarihte gözaltına alınan kişiler arasında olduklarının kabul edildiğini gözlemlemiştir.
32. AİHM, öncelikle, Eyüp Sulh Ceza Mahkemesi Yargıcı'nın ve Eyüp Cumhuriyet Savcısı'nın başvuranların gerçekten gözaltına alınıp alınmadığını sorgulamadan karar verdiklerini belirtmiştir (bkz. paragraf 12-14). Ayrıca, İl İdari Heyeti ve Danıştay'ın kararlarında başvuranların Eyüp Stadyumu'na götürülen kişiler arasında olduğu belirtilmiştir (bkz. paragraf 19-20). Buna ek olarak, AİHM, Afyon Ağır Ceza Mahkemesi'nin, başvuranların, işlemlere müdahale edilmesine dair taleplerini kabul ettiğini belirtmiştir (bkz. paragraf 23).
33. AİHM, ayrıca, davanın kısmen kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra, Hükümet'in AİHM ile ilgili kayıtların bir örneğini sunması gerektiği halde sunmadığını belirtmiştir. Bununla birlikte, Hükümet'in olaylar hakkındaki görüşlerini desteklemek için sunduğu kanıtların yetersiz olduğuna değinmiştir.
34. Sonuç olarak, yukarıda belirtilenler ışığında ve iddiaları zayıflatıcı kanıtlar olmadığı için, AİHM, başvuranların polis memurları tarafından Eyüp Stadyumu'na götürülen kişiler arasında olduklarını tespit etmiştir.
II. AİHS'NİN 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
35. Başvuranlar, gözaltında oldukları süre içerisinde, AİHS'nin aşağıda belirtilen 3. maddesinin ihlal edildiği ve kötü muameleye maruz kaldıkları hakkında şikayette bulunmuşlardır:
"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."
36. Hükümet, olaylar hakkında görüşlerini sunmuştur.
37. AİHM, bir kişinin tutuklandığı sırada sağlık durumunun iyi olması, fakat salıverildiği sırada bozulduğunun tespit edilmesi halinde, AİHS'nin 3. maddesi uyarınca, Devlet'in, bu bozulmanın nasıl gerçekleştiğine dair makul bir açıklama yapması ve eğer mağdurun iddiaları tıbbi raporlarla destekleniyorsa, bu iddiaları çürütecek kanıtlar bulması gerektiğini hatırlatmıştır (Selmouni/Fransa [BD], no. 25803/94, § 87, AİHM 1999-V; Aksoy/Türkiye, 18 Aralık 1996 tarihli karar, Hüküm ve Karar Raporları 1996-VI, p. 2278, § 62; Tomasi/Fransa, 27 Ağustos 1992 tarihli karar, A Serisi no. 241-A, sayfa 40-41, §§ 108-111 ve Ribitsch/Avusturya, 4 Aralık 1995 tarihli karar, A Serisi no. 336, sayfa 26, § 34).
38. Kanıtları değerlendirirken, AİHM, genel olarak "makul şüphenin ötesinde" kanıt standardını uygular (İrlanda/İngiltere, 18 Ocak 1978 kararı, A Serisi no. 25, sayfa 64-65, § 161). Buna rağmen, bu tür bir kanıt, yeterli derecede güçlü, açık ve uygun sonuçların ya da aksi ispat edilmemiş maddi karinelerin birarada bulunmasından kaynaklanabilir. Sözkonusu olayın tamamen ya da büyük oranda yetkili makamların bilgisi dahilinde olduğu durumlarda, tutukluluk sırasında oluşan yaralanmalar hakkında güçlü maddi karineler açığa çıkabilir. Aslında yeterli ve ikna edici bir açıklama sunmak yetkili makamların görevidir (Salman/Türkiye [BD], no. 21986/93, § 100, AİHM 2000-VII).
39. AİHM, başvuranların 8 Ocak 1996 tarihinde polis memurları tarafından kötü muameleye tabi tutuldukları hakkında şikayetçi olduklarını gözlemlemiştir. AİHM, 9 Ocak 1996 tarihinde, salıverilmelerine ve Eyüp Cumhuriyet Savcısı'na şikayette bulunmalarına müteakip başvuranların vücutlarında birçok çürük tespit eden Eyüp Adli Tıp Enstitüsü doktoru tarafından muayene edildiklerini belirtmiştir. Tıbbi raporlarda, başvuranların çalışmalarının on gün süreyle uygun olmayacağı sonucuna varılmıştır (bkz. paragraf 15, 16 ve 24).
40. Tıbbi raporlarda gösterilen bulgulara cevap olarak Hükümet şikayeti reddetmiş ve bir açıklamada bulunmamıştır. Yalnızca, başvuranların, sözkonusu tarihte Alibeyköy yöresinde polis tarafından tutuklanan kişiler arasında olmadıklarını ileri sürmüştür. Ayrıca, başvuranların vücudunda bulunan şiddet izlerinin tutuklanmalarından önce ya da tutuklanmaya direnirken oluşmuş olabileceğini iddia etmemiştir.
41. AİHM, Devlet'in, tutukluluk halinde savunmasız durumda bulunan kişilerden sorumlu olduğunu ve yetkili makamların bu kişileri korumakla yükümlü olduklarını hatırlatmıştır. Yetkili Devlet Makamları'nın tutukluluk sürelerinde yaralanan ve zarar gören kişilerden sorumlu olduğunu gözönünde bulundurarak AİHM kötü muamele uyguladıklarından kuşkulanılan polis memurlarının beraatının ve 4616 sayılı Kanun'a uygun kararların ifasının, AİHS uyarınca Devlet'in sorumluluklarını yerine getirmemesi için bir neden oluşturmadığını belirtmiştir (bkz., mutatis mutandis, Berktay/Türkiye, no. 22493/93, § 168, 1 Mart 2001 ve Çolak ve Filizer/Türkiye, no. 32578/96 ve 32579/96, § 168, 8 Ocak 2004).
42. Yukarıda belirtilenler ışığında ve Hükümet tarafından makul bir açıklama yapılmaması nedeni ile AİHM tıbbi raporlarda değinilen bulguların, sorumluluğu Hükümet'e ait olan insanlık dışı ve alçaltıcı muamelelerin sonucu olduğunu belirtmiştir.
43. Buna müteakip, AİHM, AİHS'nin 3. maddesinin ihlal edildiği kararını vermiştir.
III. AİHS'NİN 5. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
44. AİHS'nin 5. maddesi gereği, başvuranlar tutuklanmaları için makul bir neden olmadığı için özgürlüklerinin kanuna aykırı olarak ve keyfi şekilde kısıtlandığı ve bunun yetkili adli makam huzuruna çıkarılmaları amacı ile değiştirilmediği hakkında şikayette bulunmuşlardır. AİHS'nin 5. maddesi ilgili kısımlarında şöyle der:
"1. Herkesin kişi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aşağıda belirtilen haller ve yasada belirlenen yollar dışında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:
(c) Bir suç işlediği hakkında geçerli şüphe bulunan veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olmak zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması dolayısıyla, bir kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulu durumda bulundurulması;
"
45. Hükümet olaylar hakkında görüşlerini sunmuştur.
46. AİHM ilk olarak yukarıda belirtildiği gibi (bkz. paragraf 34) başvuranların 8 Ocak 1996 tarihinde polis memurları tarafından Eyüp Stadyumu'na götürülen kişiler arasında olduğuna değinmiştir.
47. AİHM kanıtların kapsamlı bir şekilde incelenmesinden sonra sanığın suçluluğuna hükmedebilmeye engel oluşturan bir şüphe bulunmasının, 5§1.madde (c) uyarınca keyfi yakalama ve tutuklama durumlarına karşı koruma oluşturduğunu hatırlatmıştır. "Makul bir şüphe"nin bulunması, objektif bir gözlemciyi, ilgili kişinin sözkonusu suçu işlemiş olabileceğine ikna edecek olay ve bilgilerin bulunduğu anlamına gelir (Fox, Campbell ve Hartley/İngiltere, 30 Ağustos 1990 tarihli karar, A Serisi no. 182, sayfa 16, § 32). Fakat, şüpheyi açığa çıkaran olaylar; suçlamayı haklı çıkaran olaylar ya da adli soruşturmanın daha sonraki aşamalarında ortaya çıkan suçluluk iddiaları ile aynı bağlamda ele alınamaz (Murray/İngiltere, 28 Ekim 1994 tarihli karar, A Serisi no. 300-A, sayfa 27, § 55).
48. Bununla beraber, AİHM, 5§1. maddenin (c) öngördüğü teminatın garanti edildiğini tayin edebilmelidir. Sonuç olarak, sorumlu Hükümet, AİHM'i, yakalanan kişilerin sözkonusu suçları işlediklerine dair makul bir nedenin olduğuna ikna edecek olay ya da bilgileri temin etmekle yükümlüdür.
49. Sözkonusu davada, AİHM, Hükümet'in başvuranların tutuklanması ile ilgili makul nedenler sunamadığını gözlemlemiştir. Başvuranlar, iki mahkumun cenaze törenine katılmak üzere yola çıktıkları sırada tutuklanmışlardır. Başvuranlarla birlikte tutuklanan ve Eyüp Stadyumu'na götürülen kişilerin binden fazla olduğu kaydedilmiştir. AİHM ayrıca dava dosyasında protesto yürüyüşü ya da kamu düzenine zarar verici bir fiilin varlığını ortaya çıkaran bir bulgu olmadığını belirtmiştir.
50. Davanın özel şartları ve Hükümet'in olayla ilgili bir açıklama yapmadığı gözönüne alındığında, AİHM, AİHS'nin 5§1. maddesi (c) uyarınca, başvuranların suç işlediklerine dair ya da suç işlemelerini engelleyecek makul bir neden sebebiyle tutuklanmadıklarını belirtmiştir.
51. Yukarıda belirtilenler ışığında AİHM başvuranların makul bir neden olmaksızın tutuklandığı sonucuna varmıştır. Bu nedenle, AİHS'nin 5. maddesi uyarınca, başvuranın özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
IV. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
52. AİHS'nin 41. maddesine göre:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."
Maddi Zararlar
53. Başvuranlar uğradıkları zararların tazmin edilmesini talep etmişlerdir, fakat miktarın belirlenmesini AİHM'nin kararına bırakmışlardır.
54. Hükümet hiçbir görüş sunmamıştır.
55. AİHM, maddi zararlara ilişkin bir kanıt olmadığını belirtmiştir. Diğer taraftan, başvuranlar dava olayları hususunda sıkıntı çekmiş ve baskı altında kalmıştır. AİHM, hakkaniyete uygun bir karar vererek, başvuranların uğradıkları manevi zarar için toplam 26.000 Euro tazminat almalarına karar vermiştir.
Masraf ve Harcamalar
56. Başvuranlar, masraf ve harcamalara için belirlenecek miktarı da AİHM'nin kararına bırakmışlardır.
57. Hükümet hiçbir görüş sunmamıştır.
58. Edinilen bilgiler ışığında, AİHM başvuranlara masraf ve harcamalar için toplam 2.000 Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.
Gecikme Faizi
59. AİHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası'nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluşacak faiz oranına göre belirlenmesini uygun bulmuştur.
YUKARIDAKİ NEDENLERDEN DOLAYI, AİHM OYBİRLİĞİ İLE
1- AİHS'nin 3. maddesinin ihlal edildiğine;
2- AİHS'nin 5. maddesinin ihlal edildiğine;
3- (a) Sorumlu Devlet'in, AİHS'nin 44/2. maddesi uyarınca, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde başvuranlara, ödeme tarihinde uygulanan kur üzerinden Türk Lirası'na çevrilecek, aşağıda belirtilen miktarları ödemesi gerektiğine:
(i) Manevi zarar için 26.000 EURO (yirmi altı bin Euro);
(ii) Masraf ve harcamalar için 2.000 EURO (iki bin euro);
(iii) Yukarıdaki miktarlara uygulanabilecek vergiler;
(b) Yukarıda bahsedilen üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar basit faizin, gecikme süresince, Avrupa Merkez Bankası'nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluşacak faiz oranı temel alınarak yukarıdaki miktarlara uygulanması gerektiğine karar vermiştir.
İşbu karar, AİHM kararlarının 3. maddesi ve İç Tüzüğün 77§§ 2. maddesi uyarınca, 2 Kasım 2004 tarihinde İngilizce olarak hazırlanmış ve yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy