(AİHS m. 6, 41, 44) (2709 S. K. m. 143) (ÇIRAKLAR - TÜRKİYE DAVASI) (ENGEL VE DİĞERLERİ - HOLLANDA DAVASI) (İNCAL - TÜRKİYE DAVASI) (FINDLAY - BİRLEŞİK KRALLIK DAVASI)
Başvuru No: 42430/98
Başvuru sahibi 1977 doğumlu Mustafa Yüksel, DHKP/C illegal silahlı örgütü mensubu olarak bir kahvehaneye molotof kokteyli attığı ve örgüt yanlısı bildiriler dağıttığı suçlamalarıyla tutuklanmış ve mahkum edilmiştir. Bunun üzerine başvuru sahibi Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığının ve tarafsızlığının bulunmadığı gerekçesiyle Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiği iddiasıyla 11 Mayıs 1998 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur.
Mahkeme yapmış olduğu değerlendirmeler sonunda oybirliği ile;
1- Türk Hükümetinin usul itirazının reddine,
2- Sözleşmenin 6. maddesinin l. fıkrasının ihlal edildiğine,
3- Mevcut kararın, talep edilen manevi tazminat yerine geçen hakkaniyete uygun bir tazmin olduğuna,
4- Ayrıca
a) Davalı Devletin Sözleşmenin 44/2. Maddesine göre, kararın kesinleşeceği tarihten itibaren 3 ay içinde 630 Euro avukat ücreti mahsup edilmek kaydıyla başvuru sahibine masrafları için 1500 Euro ödemesine (...).
b) Bu tutara belirtilen sürenin bitiminden itibaren ödeme yapılıncaya kadar Avrupa Merkez Bankasının borç faiz oranının %3 fazlasıyla faiz uygulanmasına,
5- Hakkaniyete uygun ilave tazminat talebinin reddine karar vermiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER DAVALAR
1- Çıraklar v. Türkiye,
2- Engel ve Diğerleri ve Hollanda,
3- Incal v. Türkiye,
4- Sadak ve Diğerleri v. Türkiye,
5- Findlay v. Birleşik Krallık,
6- Christine Goodwin v. Birleşik Krallık,
PROSEDÜR
1 - 7. Davanın temelinde Türk Milliyetine tabi olan Mustafa Yüksel'in Türkiye Cumhuriyetine karşı (dilekçe no: 42430/98) başvurusu bulunmaktadır (...).
8. Hem başvuru sahibi hem de Türk Hükümeti davanın esasına ilişkin görüşlerini Mahkemeye vermişlerdir. Mahkeme tarafları ilave görüşlerini bildirmeye, başvuru sahibine de dostane çözüm talebini yapmaya davet etmiştir.
9 - 11. (...) Başvuru sahibi 25 Aralık 2002 tarihli mektupla dostane çözüm talebini açıklamış, (...) Hükümet ise 5 Şubat 2003 tarihinde dostane çözüm talebi ile ilgili görüşlerini yazılı olarak bildirmiştir.
OLAYLAR
DAVANIN ÖZEL ŞARTLARI
12 - 15. 1977 doğumlu olan başvuru sahibi 19 Ağustos 1995 tarihinde Aydın Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi polisleri tarafından göz altına alınmış, 22 Ağustos günü ise Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlendikten sonra Hakim huzuruna çıkarılmış ve tevkif edilmesine karar verilmiştir.
16 - 18. 6 Eylül 1995 tarihinde İzmir Devlet güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından Ceza Kanunun 168/2. maddesine ve 3713 sayılı terörle mücadele yasasına istinaden hazırlanan iddianameyle başvuru sahibi hakkında ceza davası açılmıştır. (...) 25 Mart 1997 tarihli kararla İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi başvuru sahibini 12 yıl 6 ay ve 27 günlük hapis cezasına mahkum edilmiştir. Başvuru sahibi, kararı temyize götürse de temyiz mahkemesi 12 Kasım 1997 tarihinde kararı haklı bularak onamıştır.
İLGİLİ İÇ HUKUK
19.18 Haziran 1999 tarihli reformdan önce Anayasanın 143. maddesinin ilgili kısmı aşağıdaki gibiydi:
"Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, hür demokratik düzen ve nitelikleri Anayasada belirtilen Cumhuriyet aleyhine işlenen ve doğrudan doğruya Devletin iç ve dış güvenliğini ilgilendiren suçlara bakmakla görevli Devlet Güvenlik Mahkemeleri kurulur.
Devlet Güvenlik Mahkemesinde bir Başkan, iki asıl ve iki yedek üye ile bir savcı ve yeteri kadar savcı yardımcısı bulunur.
Başkan, bir asıl ve bir yedek üye ile savcı, birinci sınıfa ayrılmış hakim ve Cumhuriyet savcıları arasından; bir asıl ve bir yedek üye, birinci sınıf askeri hakimler arasından; savcı yardımcıları ise Cumhuriyet savcıları ve askeri hakimler arasından özel kanunlarında gösterilen usule göre atanır. Devlet Güvenlik Mahkemesi Başkan, üye ve yedek üyeleri (...) dört yıl için atanırlar, süresi bitenler yeniden atanabilirler. Devlet güvenlik mahkemeleri kararlarının temyiz mercii Yargıtay'dır. (...)
20.18 Haziran 1999 tarihli 4388 sayılı yasa, Anayasanın 143. maddesini yeniden düzenlemiştir:"(...) Devlet Güvenlik Mahkemesinde bir başkan, iki asıl ve bir yedek üye ile Cumhuriyet başsavcısı ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı bulunur. Başkan, iki asıl ve bir yedek üye ile Cumhuriyet başsavcısı, birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve Cumhuriyet savcıları arasından; Cumhuriyet savcıları ise, diğer Cumhuriyet savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca özel kanununda gösterilen usule göre dört yıl için atanırlar, suresi bitenler yeniden atanabilirler. (...)
HUKUKİ BOYUT
I SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
21 - 26. Başvuru sahibi İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinde bulunan Askeri Hakimin üstlerinden bağımsız hareket etmesinin mümkün olmayacağını vurgulamıştır. Kendisine bağımsız ve tarafsız bir yargılamanın sağlanamadığından Sözleşmenin 6. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
1. Davanın Kabulü üzerine
27. (...) Mahkeme, içtihadından doğan kriterlerin ışığında bu davanın esasının incelenmesi gerektiğine kanaat getirmiştir.
2. Esas üzerine
28 - 30. Hükümet öncelikle Devlet Güvenlik Mahkemelerinde sivil Hakimlerin yanında görevlendirilen Askeri Hakimlerin seçilme, atanma şartlarına ve sahip olduktan yetkilere bakıldığında, Sözleşmenin 6. maddesinde ifade edilen bağımsızlık ve tarafsızlık ilkelerine aykırı olmadığının anlaşılacağını ifade etmiş, ayrıca 18 Haziran 1999 tarihinde Anayasa Mahkemesinin 143. maddesinde yapılan değişiklikle 22 Haziran 1999 tarihinden itibaren Askeri Hakimlerin Devlet Güvenlik Mahkemelerinde görev almayacaklarını ifade etmiştir.
31 - 36. Mahkeme dava konusu olaylardan sonra Türk İç Hukukunda Sözleşmenin hükümlerine uymak amacıyla yeni düzenlemeler yapıldığını, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin de Sözleşmenin 6. maddesine uygun hale getirildiğini kabul etmektedir. Fakat Mahkemenin görevinin mevcut dava ile sınırlı olduğunu ve başvuru sahibini yargılayıp mahkum ettiği tarihte Devlet Güvenlik Mahkemesinin Sözleşmenin 6 & 1. maddesine uygun bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığına karar vermiştir.
II. MADDE 41'İN UYGULANMASI
37 - 41. Sözleşmenin 41. maddesi mağdur tarafa hakkaniyete uygun tazmin imkanı tanımaktadır. Buna göre başvuru sahibi maddi zararının karşılığı olarak 13.500 Euro manevi tazminat olarak da 40.000 Euro talep etmektedir. Mahkeme talep edilen meblağları fahiş ve mesnetsiz bulmuş, Sözleşmenin ihlalinin Mahkeme tarafından kabul edilmesinin manevi tazminat yerine kabul edilebileceğini ifade etmiştir.
42 - 45. Mahkeme, başvuru sahibinin masraf ve harcama olarak talep ettiği 3.500 Euro'luk meblağı mesnetsiz olduğundan kabul etmeyerek, uhdesindeki bilgilerin ışığında başvuru sahibine 1.500 Euro ödenmesinin yeterli olacağını bu meblağdan da Avrupa Konseyinin ödediği 630 Euro'luk avukat masrafının mahsup edilmesine karar vermiştir.
TÜM BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE;
1. Türk Hükümetinin usul itirazının reddine,
2. Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine,
3. Mevcut kararın, talep edilen manevi tazminat yerine geçen hakkaniyete uygun bir tazmin olduğuna,
4. Ayrıca
a) Davalı Devletin Sözleşmenin 44/2. Maddesine göre, kararın kesinleşeceği tarihten itibaren 3 ay içinde 630 Euro avukat ücreti mahsup edilmek kaydıyla başvuru sahibine masraftan için 1500 Euro ödemesine (...),
b) Bu tutara belirtilen sürenin bitiminden itibaren ödeme yapılıncaya kadar Avrupa Merkez Bankasının borç faiz oranının %3 fazlasıyla faiz uygulanmasına,
5. Hakkaniyete uygun ilave tazminat talebinin reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy