(AİHS m. 6, 29, 35, 41) (765 S. K. m. 168) (2709 S. K. m. 143) (ÇIRAKLAR - TÜRKİYE DAVASI) (ENGEL VE DİĞERLERİ - HOLLANDA DAVASI) (BELILOS - İSVİÇRE DAVASI) (CAMPBELL VE FELL - BİRLEŞİK KRALLIK DAVASI) (İNCAL - TÜRKİYE DAVASI) (ABDULAZİZ, CABALES VE BALKANDALI - BİRLEŞİK KRALLIK DAVASI)
Başvuru No: 44057/98
Özgür Işık adlı kişi yasadışı örgüt üyesi olduğu iddiasıyla Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanmış ve mahkum edilmiştir.
Başvuru sahibi, Devlet Güvenlik Mahkemesinin oluşumunda askeri hakimlerin de yer alması nedeniyle kendisini yargılayan İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi anlamında bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı ve Yargıtay aşamasında savcının mütalaasının kendisine tebliğ edilmediği iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuruda bulunmuştur.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu konuda verdiği kararda, diğer bir çok kararda olduğu gibi Devlet Güvenlik Mahkemeleri konusunda 1999 yılında Anayasal ve yasal değişiklikler yapılmadan önce, bu mahkemelerin yapısı içinde askeri hakimlerin bulunması konusunu incelemektedir. Mahkemeye göre askeri hakimler yürütme erki içinde yer alan orduya bağlı oldukları, atamalarının büyük oranda ordunun müdahalesi ile gerçekleştiği, görev sürelerinin yenilebilir şekilde belli bir süreyi kapsaması ve disiplin, görevde yükselme gibi konularda askeri kurallara tabi olmaları gerekçeleriyle bağımsız ve tarafsız değildirler. Bu durumda askeri hakimlerin görev yaptıktan Devlet Güvenlik Mahkemeleri Sözleşmenin 6. maddesi anlamında bağımsız ve tarafsız mahkemeler olmadıklarından bu madde ihlal edilmiştir.
Yargıtay aşamasında savcının mütalaasının kendisine tebliğ edilmediği ile ilgili olarak ise; Mahkeme, başvuru sahibinin bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanmamış olması nedeniyle diğer iddialarını incelemeye gerek görmemiştir.
Mahkeme yapmış olduğu değerlendirmeler neticesinde oybirliği ile;
1. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili olarak Sözleşmenin 6/1. maddesinden kaynaklanan şikayetin kabul edilebilir olduğuna;
2. Bu şikayet ile ilgili olarak Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Sözleşmenin 6. maddesinin diğer bölümleri ile ilgili şikayetleri incelemeye yer olmadığına;
4. iddia edilen manevi zarar ile ilgili olarak bu kararın başlı başına adil bir tatmin nedeni olduğuna;
5. Ayrıca;
a) Davalı Devletin ücretler ve masraflar olarak başvuru sahibine 1500 Euro ödemesine,
b) Bu miktarın ödenmesinde gecikme olması halinde % 3 gecikme faizi uygulanmasına karar vermiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER DAVALAR
1. Çıraklar v. Türkiye, 28 Ekim 1998
2. Engel ve Diğerleri v. Hollanda, 8 Haziran 1976
3. Belilos v. İsviçre, 29 Nisan 1988
4. Campbell ve Fell v. Birleşik Krallık, 28 Haziran 1984
5. Incal v. Türkiye, 9 Haziran 1998
6. Sadak ve Diğerleri v. Türkiye, no 29900/96, 29901/96, 29902/96 ve 29903/96
7. Christine Goodwin v. Birleşik Krallık, no 28957/95
PROSEDÜR
1 - 2. Bu davanın kökeninde T.C vatandaşı olan Özgür Işık'ın 15 Mayıs 1998 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna yaptığı başvuru bulunmaktadır. Başvuru sahibi K. Genç tarafından temsil edilmiş ancak Hükümet bir temsilci atamamıştır.
3. Başvuru sahibi, kendisini yargılayan Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığını, Yargıtay Cumhuriyet Savcısının mütalaasının kendisine tebliğ edilmediğini ve bu nedenle de Sözleşmenin 6/1-3. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
4 - 5. Dava l Kasım 1998 tarihinde Mahkemeye havale edilmiştir. Mahkeme, Sözleşmenin 6/1-3. maddesine göre yapılan şikayetlerin davalı Devlete tebliğ edilmesine karar vermiş, bunun dışında kalan şikayetleri kabul edilemez bulmuştur.
6 - 8. Mahkeme 9 Ekim 2002 tarihli yazısı ile Sözleşmenin 29/1-3. maddeleri uyarınca davanın kabul edilebilirliği ve esası hakkında karar vereceğini taraflara bildirmiştir. Yine taraftan davanın esası hakkında ek mütalaa vermeye ve başvuru sahibini de tazminat hakkındaki talebini bildirmeye davet emiştir.
9 - 10.19 Ekim 2002 tarihinde başvuru sahibi tazminat talebi ve davanın esası hakkındaki düşüncesini Mahkemeye sunmuştur. Hükümet ise 5 Kasım 2002'de davanın esası hakkındaki mütalaasını, 2 Şubat 2003 tarihinde ise tazminat talebi ile ilgili olarak düşüncesini Mahkemeye sunmuştur.
I. OLAYLAR
12 - 14.1968 doğumlu olan başvuru sahibi 13 Ekim 1994 tarihinde göz altına alınmış ve 27 Ekim 1994'de hakim önüne çıkarılarak tutuklanmıştır.
15. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı, başvuru sahibinin DHKP/C adlı yasadışı silahlı örgütün üyesi olmakla suçlayarak Ceza Kanununun 168/2. maddesi uyarınca cezalandırılması için 7 Aralık 1994 tarihinde dava açmıştır.
16. İki sivil ve bir askeri hakimden oluşan Devlet Güvenlik Mahkemesi, 19 Kasım 1996 tarihli kararı ile Ceza Kanununun 168. maddesine göre başvuru sahibini suçlu bulmuş ve 12 yıl altı ay hapis cezası ile cezalandırılmasını kararlaştırmıştır.
17. Yargıtay 15 Aralık 1997 tarihli kararı ile başvuru sahibinin temyiz istemini reddetmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMASI
18. 18 Haziran 1999 tarihinden önceki biçimiyle Anayasanın 143. maddesinin ilgili kısmı şu şekildedir:
"Devletin Ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, hür demokratik düzen ve nitelikleri Anayasada belirtilen Cumhuriyet aleyhine işlenen ve doğrudan doğruya devletin iç ve dış güvenliğini ilgilendiren suçlara bakmakla Devlet Güvenlik Mahkemeleri kurulur.
Devlet Güvenlik Mahkemesinde bir Başkan, iki asıl ve iki yedek üye ile bir savcı ve yeteri kadar savcı yardımcısı bulunur.
Başkan, bir asıl ve bir yedek Üye ile savcı, birinci sınıfa ayrılmış hakim ve cumhuriyet savcıları arasından; bir asıl ve bir yedek üye, birinci sınıf askeri hakimler arasından; savcı yardımcıları ise Cumhuriyet savcıları ile askeri hakimler arasından özel kanunlarında gösterilen usule göre atanır.
Devlet Güvenlik Mahkemesi Başkan, üye ve yedek üyeleri (...) dört yıl için atanırlar, suresi bitenler yeniden atanabilirler.
Devlet Güvenlik Mahkemeleri kararlarının temyiz mercii Yargıtay'dır. (...).
19. 18 Haziran 1999 tarihli 4388 sayılı Kanunla, Anayasanın 143. maddesindeki bu düzenleme, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin oluşumundan askeri hakim ve savcıları çıkarmak suretiyle değiştirilmiştir.
HUKUKİ BOYUT
I SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
20. Başvuru sahibi, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkemede adil bir biçimde görülmediğini iddia etmektedir. Bu bağlamda, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinde bağımsız olmayan askeri bir hakimin bulunduğunu belirtmektedir. Bunun dışında başvuru sahibi, Yargıtay aşamasında Yargıtay savcısının görüşünün kendisine tebliğ edilmemek suretiyle silahların eşitliği ilkesine uyulmadığını iddia etmektedir. Başvuru sahibinin dayandığı Sözleşmenin 6. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir (...).
(...) 3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:
...
b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;"
A. Kabul Edilebilirlik
21. Hükümet iki ön sorunu ortaya atmaktadır.
22. ilk olarak, Sözleşmenin 35. maddesine uygun olarak iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle Mahkemenin davayı reddetmesini istemiştir. Hükümet bu iddia ile ilgili olarak, başvuru sahibinin Devlet Güvenlik Mahkemesin-deki yargılama esnasında hiçbir itirazda bulunmadığına dayanmaktadır.
23. ikinci olarak ise, Sözleşmenin 35. maddesine göre başvuru sahibinin davasını 6 ay içinde açmadığını iddia etmektedir. Hükümete göre bu süre Devlet Güvenlik Mahkemesinin kararını verdiği 16 Kasım 1996 tarihinden itibaren başlamaktadır.
24. Başvuru sahibi bu konuda bir şey ileri sürmemiştir.
25. Mahkeme, iç hukuk yolları tüketilmeden davaya bakmadığını ve 6 aylık sürenin nihai karar tarihinden itibaren başladığını hatırlatmaktadır.
26. Mahkeme, Devlet Güvenlik Mahkemesinin oluşumunda askeri hakimin bulunmasının yasa ile öngörülmüş olduğunu görmektedir. Mahkeme ayrıca, başvuru sahibinin yasaların yanlış olarak uygulandığını ileri sürmediğini de gözlemlemektedir. Bu nedenle, başvuru sahibi tarafından askeri hakimin askeri bağlantısının bulunmasından dolayı reddedilmesi zorunlu olarak başarısızlıkla sonuçlanacaktı (bkz. mutatis mutandis, Cabales, Balkandali ve Diğerleri v. Birleşik Krallık davası, no 9214/80, Komisyonun 11 Mayıs 1982 tarihli kararı, Kararlar ve Raporlar, 29, sayfa 176).
27 - 28. Hükümet tarafından ileri sürülen ikinci itiraza gelince, Mahkeme nihai ulusal kararın, Yargıtay'ın 15 Aralık 1997 tarihinde verdiği ve 17 Aralık 1997'de tebliğ edilen karar olduğunu düşünmektedir. Başvuru sahibi davasını bu tarihten itibaren altı ay içerisinde açmıştır. Bu nedenle Sözleşmenin 35/1. maddesine göre dava süresinde açıldığından Hükümetin bu iddiası reddedilmiştir.
29. Mahkeme daha önceki içtihatlarında ortaya konulan ölçütlere (özellikle bkz. 28 Ekim 1998 tarihli Çıraklar v. Türkiye) ve şu anda elde bulunan verilere göre davanın esastan görülmesi gerekmektedir.
B. Esas Bakımından inceleme
1. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı
30. Hükümet en başta Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yapısı içinde sivil hakimlerin yanında askeri de bulunmasının Sözleşmenin 6/1. maddesini ihlal etmediğini iddia etmektedir. Buna dayanak olarak Mahkemenin içtihatlarına atıf yapmaktadır (diğerleri yanında 8 Haziran 1976 tarihli Engel ve Diğerleri v. Hollanda kararı, seri A, no 22,29 Nisan 1988 tarihli Belilos v. İsviçre kararı, seri A, no 132 ve 28 Haziran 1984 tarihli Campbell ve Fell v. Birleşik Krallık kararı, seri A, no 80).
31. Hükümet, hakimlerin atanması ile ilgili düzenlemelerin ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinde görev yapan askeri hakimlerin atanması ile ilgili Yasanın, Sözleşmenin 6/1. maddesinde sözü edilen bağımsızlık ve tarafsızlık gerekliliğini tam olarak karşıladığını iddia etmektedir.
32. Bunun dışında Hükümet, 18 Haziran 1999 tarihli Yasa ile Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yapısını düzenleyen Anayasanın 143. maddesinin değiştirildiğini belirtmektedir. Bu değişikliği takiben 22 Haziran 1999 tarihinden itibaren Devlet Güvenlik Mahkemelerindeki hakim ve savcıların görevlerinin sona ereceğini ve başvuru sahibinin Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlali ile ilgili iddiasında yargısal olarak herhangi bir çıkarının bulunmadığını iddia etmektedir.
33. Başvuru sahibi, Hükümetin bu tezine karşı çıkmaktadır, încal v. Türkiye davasına (9 Haziran 1998 tarihli karar, Recueil 1998-IV, paragraf 72) dayanan başvuru sahibi, kendisinin yargılandığı ve mahkum olduğu Devlet Güvenlik Mahkemesinin Sözleşmenin 6/1. maddesi anlamında bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığını iddia etmektedir. Bunun dışında, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin statüsü ile ilgili Anayasal ve yasal düzenlemelerin kendi davasında bir etkisinin bulunmadığını ve davasının, Uç hakiminden birinin askeri hakimden oluştuğu Devlet Güvenlik Mahkemesinde görüldüğünü ve 19 Kasım 1996 tarihinde mahkum olduğunu belirtmektedir.
34. Mahkeme, daha önce yukarıda sözü edilen încal ve Çıraklar davasında, burada ileri sürülen iddiaları incelediğini hatırlatmaktadır. Devlet Güvenlik Mahkemelerindeki hakimlerin bazı durumunun bağımsızlık ve tarafsızlıklarına şüphe düşürdüğü belirtilmelidir (sözü edilen Incal kararı, sayfa 1571, Paragraf 68). Bu kararda askeri hakimlerin yürütmenin bir parçası olan orduya bağlılıklarının sürdüğünün, askeri disiplin altında bulunduklarının, sicillerinin ordu tarafından verildiğinin, seçilmelerinin ve atanmalarının büyük ölçüde ordunun müdahalesi ile olduğunun ve son olarak da görev sürelerinin tekrar seçilebilecek biçimde dört yıl olduğunun altı çizilmiştir.
35. Bununla birlikte Mahkeme, Türk yasalarının Sözleşmenin gereklerine uymak amacıyla değiştirildiği yolundaki Hükümetin belirtiklerini dikkate almaktadır. Mahkeme, kendi görevinin davanın esasının değerlendirilmesi ile sınırlı olduğunu belirtmektedir (bkz. Sadak ve Diğerleri v. Türkiye, No: 299007%, 299017%, 29902/96 ve 29903/96, Paragraf 38, CEDH 2001-VIII).
36. ilgili kişinin kedisini yargılayan Mahkemenin objektif bir biçimde bağımsızlık ve tarafsızlığın bulunmadığından meşru bir şüphesinin olup olmadığını araştırmak Mahkemeye düşmektedir (Yukarıda anılan Incal kararı, sayfa 1572, Paragraf 70, Çıraklar kararı, sayfa 3072, Paragraf 38).
37. Bunun bağlamda, Mahkeme, başvuru sahibi gibi sivil kişi olan încal ve Çıraklar ile ilgili olarak vardığı sonuçtan sapmak için herhangi bir neden görmemektedir. Ceza Kanununun 168/2. maddesine aykırı olarak yasadışı bir örgüte üye olduğu iddiasıyla Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanan başvuru sahibinin bu davasında, içlerinde askeri yargıdan bir hakimin bulunduğu hakimlerin önüne çıkmaktan korkması anlaşılabilir. Bu yargılamanın tarafsızlık ve bağımsızlığı ile ilgili olarak başvuru sahibi tarafından ileri sürülen şüphelerin objektif olarak haklı olduğu düşünülebilir (Yukarıda anılan încal kararı, sayfa 1573, Paragraf 72).
38. Bu nedenle, Mahkeme, başvuru sahibini yargılayan ve mahkum eden İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin Sözleşmenin 6/1. maddesi anlamında bağımsız ve tarafsız bir Mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.
2. Savcının Mütalaasının Tebliğ Edilmemesi
39 - 40. Mahkeme daha önce benzer davalarda, bağımsız ve tarafsızlığı tespit edilmiş bir Mahkemenin yargıladığı kişilere adil bir yargıyı garanti edemeyeceğine karar vermiştir. Bundan dolayı Mahkeme, başvuru sahibinin bu iddiasının incelenmesine gerek bulunmadığını düşünmektedir.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
41. Sözleşmenin 41. maddesi şu şekildedir:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."
A. Zarar
42 - 43. Başvuru sahibi, mahkum olması, hapiste geçen yıllar ve hapsedilmesini takiben sağlığında genel olarak kötüleşme nedenleriyle değeri 200.000 Euro olan manevi zararı bulunduğunu iddia etmektedir. Hükümet talep edilen bu miktarın çok fazla ve haksız olduğunu ileri sürmektedir.
44. Mahkeme, davanın koşullan içerisinde Sözleşmenin ihlal edildiğinin tespitinin ileri sürülen manevi zarar için yeterli bir tatmin oluşturduğunu düşünmektedir (sözü edilen Çıraklar davası, Paragraf 49).
B. Ücretler ve Masraflar
45 - 46. Türk makamları ve daha sonra da Mahkeme nezdinde temsil edilmesi nedeniyle başvuru sahibi toplam olarak dayanaklarını göstermeksizin 29.908 Euro talep etmekte, Hükümet ise bu meblağın dayanaksız olduğunu iddia etmektedir.
47. Mahkemede bulunan bilgilere göre Mahkeme başvuru sahibine 1.500 Euro verilmesini kararlaştırmıştır.
C. Gecikme Faizi
48. Mahkeme gecikme faizi olarak % 3 ödenmesini kararlaştırmıştır.
TÜM BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE;
1. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili olarak Sözleşmenin 6/1. maddesinden kaynaklanan şikayetin kabul edilebilir olduğuna;
2. Bu şikayet ile ilgili olarak Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Sözleşmenin 6. maddesinin diğer bölümleri ile ilgili şikayetleri incelemeye yer olmadığına;
4. İddia edilen manevi zarar ile ilgili olarak bu kararın başlı başına adil bir tatmin nedeni olduğuna;
5. Ayrıca;
a) Davalı Devletin ücretler ve masraflar olarak başvuru sahibine 1 .500 Euro ödemesine,
b) Bu miktarın ödenmesinde gecikme olması halinde % 3 gecikme/a/z/ uygulanmasına karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy