(AİHS m. 6, 14, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 59, 168, 169) (3713 S. K. m. 5) (ÇIRAKLAR - TÜRKİYE DAVASI) (ENGEL VE DİĞERLERİ - HOLLANDA DAVASI) (BELILOS - İSVİÇRE DAVASI) (CAMPBELL VE FELL - BİRLEŞİK KRALLIK DAVASI) (İNCAL - TÜRKİYE DAVASI) (GERGER - TÜRKİYE DAVASI) (KJELDSEN, BUSK MADSEN VE PEDERSEN - DANİMARKA DAVASI) (FINDLAY - BİRLEŞİK KRALLIK DAVASI)
Başvuru No: 45672/99
Emrah Dertli, Mahir Karadayı ve Hasan Atar adlı kişiler yasadışı örgüt üyesi oldukları iddiasıyla Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanmışlar ve mahkum edilmişlerdir.
Bu kişiler; Devlet Güvenlik Mahkemesinin oluşumunda askeri hakimlerin de yer alması nedeniyle kendilerini yargılayan İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi anlamında bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuruda bulunmuşlardır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu konuda verdiği kararda, diğer bir çok kararda olduğu gibi Devlet Güvenlik Mahkemeleri konusunda 1999 yılında Anayasal ve yasal değişiklikler yapılmadan önce, bu mahkemelerin yapısı içinde askeri hakimlerin bulunması konusunu incelemektedir. Mahkemeye göre askeri hakimler yürütme erki içinde yer alan orduya bağlı oldukları, atamalarının büyük oranda ordunun müdahalesi ile gerçekleştiği, görev sürelerinin yenilebilir şekilde belli bir süreyi kapsaması ve disiplin, görevde yükselme gibi konularda askeri kurallara tabi olmaları gerekçeleriyle bağımsız ve tarafsız değildirler. Bu durumda askeri hakimlerin görev yaptıkları Devlet Güvenlik Mahkemeleri Sözleşmenin 6. maddesi anlamında bağımsız ve tarafsız mahkemeler olmadıklarından bu madde ihlal edilmiştir.
Mahkeme yapmış olduğu değerlendirmeler neticesinde oybirliği ile;
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Sözleşmenin 6. maddesi bağlamında 14. maddesinin ihlalinin bulunmadığına;
4. Bu kararın bizzat kendisinin talep edilen manevi zarar için adil tatmin olduğuna;
a) Masraf ve gider olarak Hükümetin başvuru sahiplerine 1500 Euro ödemesine;
b) Bu miktarın ödenmesinin gecikmesi halinde gecikme faizi uygulanmasına;
5. Bunların dışında kalan adil tatmin istemini reddine karar vermiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER DAVALAR
1. Çıraklar v. Türkiye, 28 Ekim 1998
2. Engel ve Diğerleri v. Hollanda, 8 Haziran 1976
3. Belilos v. İsviçre, 29 Nisan 1988
4. Campbell ve Fell v. Birleşik Krallık, 28 Haziran 1984
5. İncal v. Türkiye, 9 Haziran 1998
6. Sadak ve Diğerleri v. Türkiye, no 29900/96, 29901/96, 29902/96 ve 29903/96
7. Gerger v. Türkiye, no 24919/94, 8 Temmuz 1999
8. Kjeldsen, Busk Madsen ve Pedersen v. Danimarka, 7 Andık 1976
9. Findlay v. Birleşik Krallık, 25 Şubat 1997
10. Christine Goodwin v. Birleşik Krallık, no 28957/95
PROSEDÜR
1. Bu davanın kökeninde Türk uyruklu olan Emrah Dertli, Mahir Karadayı ve Hasan Atar tarafından Türkiye'ye karşı 2 Aralık 1998 tarihinde Mahkemeye yapılan başvuru bulunmaktadır.
2 - 3. Başvuru sahipleri kendilerinin yargılandığı ve mahkum olduğu Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve tarafsızlığının bulunmaması nedeniyle Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğini ve ayırımcılığa tabi tutulduklarını iddia etmektedirler.
4 - 5. 4 Temmuz 2000 tarihinde Mahkeme, davayı Türkiye'ye tebliğ etmeye karar vermiş ve taraflar davanın kabul edilebilirliği ve esası ile ilgili olarak mütalaalarını Mahkemeye sunmuşlardır.
6 - 8. 1 Kasım 2001 tarihinde Mahkemenin oluşumu değişmiş ve dava Dördüncü Daireye verilmiştir. Mahkeme 9 Ekim 2002 tarihinde taraflardan işin esası ile ilgili düşüncelerini, başvuru sahiplerinin ise adil tatmin ile ilgili düşüncesini sunmasını istemiştir. Başvuru sahipleri tazminat talebinde bulunmuşlardır. 5 Kasım 2002 tarihinde Hükümet davanın kabul edilebilirliği ile ilgili olarak yeni düşüncelerini sunmuştur.
9. 25 Aralık 2002 tarihinde başvuru sahipleri davanın esası ile ilgili düşüncelerini sunmuş ve tazminat talebinde bulunmuşlardır.
10. 4 Şubat 2003 tarihli yazısı ile Hükümet başvuru sahiplerinin tazminat talepleri hakkında yorumlarını sunmuştur.
OLAYLAR
11. Başvuru sahipleri sırasıyla 1976, 1978 ve 1977 doğumludurlar.
I. Davanın Koşulları
A. Başvuru Sahibi Emrah Dertli
12. 25 Haziran 1996 tarihinde bu kişi İnsan Hakları Derneğinden çıkarken yakalanmış ve gözaltına alınmıştır.
13 - 14. 1 Temmuz 1996 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı tarafından başvuru sahibinin ifadesi alınmış ve yasadışı silahlı bir örgüt olan TDP'ye (Türkiye Devrimci Partisi) üye olmakla suçlanmış ve aynı gün hakim önüne çıkarılarak tutuklanmıştır.
15. 4 Temmuz 1996 tarihinde açılan davada Cumhuriyet Savcısı başvuru sahibini yasadışı silahlı bir örgüte üye olmakla suçlayarak Ceza Kanununun 168/2. maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5. maddesine göre cezalandırılması istenmiştir.
16.6 Eylül 1997 tarihinde iki sivil ve bir askeri hakimden oluşan İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi başvuru sahibini Ceza Kanununun 168/2. ve 3713 sayılı Kanunun 5. maddesine göre suçlu bulmuştur. Başvuru sahibinin 1 Mayıs dolayısıyla duvarlara siyah - kırmızı olarak "Yaşasın l Mayıs", "Eşitlik, Özgürlük ve Adalet için 1 Mayıs Gösterileri, Türkiye Devrim Partisi TDP", 'Türkiye Devrim Partisi - ya zafer ya ölüm" gibi yazılar yazması nedeniyle 10 yıllık ağır hapis cezası ile cezalandırılmıştır. 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi uygulanarak bu ceza yan oranda artırılmış ve sonunda hafifletici nedenleri düzenleyen Ceza Kanununun 59. maddesi uygulanarak başvuru sahibine 12 yıl altı ay hapis cezası verilmiştir.
17. Yargıtay 28 Mayıs 1998 tarihli kararı ile başvuru sahibi tarafından yapılan temyiz başvurusunu reddetmiştir.
B. Mahir Karadayı ve Hasan Atar (başvuru sahipleri)
18 - 19. Başvuru sahipleri 4 Eylül 1996 tarihinde göz altına alınmışlar ve yasa dışı silahlı bir örgüt olan Türkiye Devrim Partisine (TDP) üye oldukları iddiasıyla 5 Ekim 1996 tarihinde tutuklanmışlardır.
20. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı 4 Temmuz 1996 tarihinde açtığı davada başvuru sahiplerinin yasa dışı silahlı bir örgüte üye oldukları iddiasıyla Ceza Kanununun 168/2. ve 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca cezalandırılmalarını istemiştir.
21. iki sivil ve bir askeri hakimden oluşan İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi 9 Eylül 1997 tarihli kararıyla başvuru sahiplerinin yasa dışı silahlı bir örgüte yardım ve yataklık yaptıkları gerekçesiyle Ceza Kanununun 169. maddesine göre cezalandırılmalarına karar vermiştir. Bu kişilere "örgüte isteyerek ve bilerek yardım etmeleri" nedeniyle 3 yıl ağır hapis cezası verilmiş, 3713 sayılı Yasanın 5. maddesine göre bu ceza yarı yarıya artırılmıştır. Sonunda ise Ceza Kanununun 59. maddesi uygulanmak suretiyle bu ceza 3 yıl dokuz ay ağır hapis cezasına düşürülmüştür.
22. Yargıtay 28 Mayıs 1998 tarihli kararı ile başvuru sahiplerinin temyiz istemlerini reddederek Mahkemenin kararını onamıştır.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA
23. 18 Haziran 1999 tarihindeki değişiklikten önce Anayasanın 143. maddesi, Devlet Güvenlik Mahkemelerin iki sivil ve bir askeri hakimden oluşması ile ilgili hükümler öngörmekteydi.
24.18 Haziran 1999 günlü, 4388 sayılı Yasanın, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kuruluşunu düzenleyen Anayasanın 143. maddesini değiştiren hükmü ise şöyledir:
" (...) Devlet Güvenlik Mahkemesinde bir başkan, iki asıl ve bir yedek Üye ile Cumhuriyet başsavcısı ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı bulunur.
Başkan, iki asıl ve bir yedek üye ile Cumhuriyet başsavcısı, birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve Cumhuriyet savcıları arasından; Cumhuriyet savcıları ise, diğer Cumhuriyet savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca özel kanununda gösterilen usule göre dört yıl için atanırlar, süresi bitenler yeniden atanabilirler.
(...)"
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
25. Başvuru sahipleri, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanmadıklarını ve Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedirler. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesindeki askeri hakimlerin üstlerine bağlı olmaları nedeniyle bağımsız olmadıklarını ileri sürmüşlerdir. Sözleşmenin 6/1. maddesi ise kişilere bağımsız ve tarafsız bir Mahkemede yargılanma hakkını vermektedir.
A. Davanın Kabul Edilebilirliği
26 - 27. Hükümet başvuru sahiplerinin Sözleşmenin 35. maddesine uygun olarak davalarını altı aylık süre içerisinde açmadıklarını ileri sürmektedir. Hükümete göre bu süre Devlet Güvenlik Mahkemesinin kararını verdiği tarihten, yani 9 Eylül 1997 tarihinden itibaren başlamaktadır. Başvuru sahipleri Hükümetin bu tezine karşı çıkmaktadır.
28. Mahkeme, davalara iç hukuk yollarının tüketilmesinden sonra bakabildiğini ve bu 6 aylık sürenin de nihai olarak verilmiş olan ulusal karar tarihinden itibaren başladığını hatırlatmaktadır.
29 - 30. Mahkeme nihai ulusal kararın Yargıtay'ın 28 Mayıs 1998 tarihinde verdiği ve 10 Haziran 1998 tarihinde tebliğ ettiği karar olduğunu düşünmektedir. Başvuru sahipleri bu tarihten itibaren 6 ay içinde Mahkemeye başvuruda bulunduklarından Sözleşmenin 35/1. maddesine göre herhangi bir süre aşımı bulunmamaktadır. Bu nedenle Mahkeme Hükümetin buna ilişkin iddiasını reddetmiştir.
31. Mahkeme içtihattan ile ortaya koyduğu ölçütlerin ışığı altında (özellikle bkz. Çıraklar v. Türkiye, 28 Ekim 1998) ve elinde bulunan bilgilere göre bu iddianın esasının incelenmesi gerektiğini düşünmektedir.
B. Davanın Esası
32. Hükümet öncelikle mahkemelerde sivil hakimlerin yanında askeri hakimlerin de görev yapmasının bizatihi Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlali anlamına gemleyeceğini belirtmektedir. Bu iddiasına dayanak olarak Mahkemenin içtihatlarına atıf yapmaktadır (diğerleri yanında Engel ve Diğerleri - Hollanda davası, 8 Haziran 1996 tarihli karar, seri A no 22, Belilos v. İsviçre, 9 Nisan 1988, seri A no 132, ve Campbell ve Fell v. Birleşik Krallık, 28 Haziran 1984, seri A no 80).
33. Hükümet hakimlerin atanması ile ilgili Anayasal hükümlerin ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinde görev yapan hakimler ile ilgili kanun hükümlerinin ve askeri hakimlerin yargısal görevlerini yerine getirirken onlara sağlanan garantilerin, Sözleşmenin 6/1. maddesinde belirtilen bağımsızlık ve tarafsızlık gerekliliklerini tam olarak yerine getirdiğini iddia etmektedir.
34. Hükümet bunun dışında, 18 Haziran 1999 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemelerinin oluşumunu düzenleyen Anayasanın 143. maddesine ilişkin değişiklik yapıldığını ifade etmektedir. Bu Anayasal değişikliği takiben 22 Haziran 1999 tarihinden itibaren Devlet Güvenlik Mahkemelerinde görev yapan hakimlerin görevi son bulmuştur. Bundan dolayı başvuru sahiplerinin Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiği ile ilgili olarak yargısal çıkarı bulunmamaktadır.
35. Başvuru sahipleri Hükümetin bu iddiasına karşı çıkmaktadır. 9 Haziran 1998 tarihli Incal v. Türkiye kararına atıf yaparak, kendilerini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Sözleşmenin 6/1. maddesi anlamında "bağımsız ve tarafsız bir mahkeme" olmadığını iddia etmektedirler.
Mahkeme sözü edilen Incal ve Çıraklar davasında bu davada ileri sürülen iddialara benzer şikayetleri daha önce incelediğini hatırlatmaktadır (Incal, s. 1571, par. 68). Mahkeme askeri hakimlerin yürütmenin bir parçası olan orduya bağlılıklarının devam ettiğinin, aday gösterilmelerinin ve atanmalarının büyük ölçüde orducun müdahalesi ile gerçekleştiğinin ve görev sürelerinin tekrar uzatılabilir biçimde dört yıl olduğunun altı çizmektedir.
37. Bununla birlikte Mahkeme, Sözleşmenin gerekliliklerine uygun olarak Türk mevzuatının değiştirildiği yolundaki Hükümetin iddialarını dikkate almaktadır. Ancak Mahkemenin görevinin davanın esası hakkındaki değerlendirmelerle sınırlı olduğu da belirtilmelidir (Sadak ve Diğerleri, no: 29900/96, 29901/96, 29902/96 ve 29903/96, § 38, CEDH 2001-VIII).
38. Bu nedenle, ilgili kişileri yargılayan yargı sisteminin bağımsızlık ve tarafsızlığından bu kişilerin objektif olarak meşru bir şüpheleri olup olmadığını araştırmak Hükümete-düşmektedir (yukarıda anılan Incal kararı, sayfa 1572, § 70, ve Çıraklar kararı, sayfa 3072, § 38).
39. Bu bağlamda Mahkeme, başvuru sahipleri gibi sivil kişiler olan Incal ve Çıraklar'ın davasındaki sonuçtan sapmak için herhangi bir neden görmemektedir. Bu davada, Ceza Kanununun 168. ve 169. maddelerine göre yargılanan ve yasadışı bir örgüte üye olmakla ve bu örgüte yardım ve yataklık etmekle suçlanan başvuru sahiplerinin, içlerinde askeri bir hakimin bulunduğu Devlet Güvenlik Mahkemesi hakimlerinin önüne çıkmaktan çok korkmaları anlaşılabilir. Bu yargı yerinin bağımsızlık ve tarafsızlığı konusunda başvuru sahiplerinin objektif olarak şüphesinin bulunduğu düşünülebilir (yukarıda anılan Incal kararı, sayfa 1573, § 72).
40. Açıklanan nedenlerle Mahkeme, başvuru sahiplerinin yargılandığı ve mahkum edildiği sırada İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin Sözleşmenin 6/1. maddesi anlamında bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.
II. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİ BAĞLAMINDA 14. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
41. Başvuru sahipleri Sözleşmenin 14. maddesinden söz ederek Türkiye'de Devlet Güvenlik Mahkemelerinde yargılananlar ile diğer ceza mahkemelerinde yargılananlar arasında ayırım yapıldığını ileri sürmektedir.
42 - 43.3842 sayılı Yasanın ilke olarak terör suçlan işleyen kişileri cezalandırmak amacını taşıdığı, Devlet Güvenlik Mahkemeleri tarafından yargılanan herkesin diğer ceza mahkemelerinde yargılanan kişilerden daha az avantajlı bir biçimde yargılandıklarım ileri süren Hükümet, ihtilaf konusu farklılığın değişik kişilere uygulanmadığının, suçların ağırlığına göre uygulandığının altını çizmekte ve Mahkemenin daha önceki içtihatlarına atıf yapmaktadır (Diğer kararları yanında Gerger v. Türkiye kararı (GC), no 24919/94, 8 Temmuz 1999, basılmamıştır, ve Kjeldsen, Busk Madsen ve Pedersen v. Danimarka kararı 7 Aralık 1976, sene A no 23). Başvuru sahipleri bu konuda bir şey söylememiştir.
44. Mahkeme içtihatlarının ışığı altında ve elinde bulunan belgelere göre Sözleşmeye aykırı olarak "ayırım" yapıldığını gösteren herhangi bir kanıtın bulunduğunu düşünmemektedir. Bu nedenle Sözleşmenin 6. maddesi bağlamında 14. maddesinin ihlali söz konusu değildir.
III. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
45. Sözleşmenin 41. maddesi, Sözleşmenin ihlal edildiğinin tespit edilmesi durumunda başvuru sahibi için takdir edilecek adil tatmin konusunu düzenlemektedir.
A. Zarar
46. Emrah Dertli ve Hasan Atar hapishanede geçirdikleri ve geçirecekleri yıllar için 13.500 x ve 3.878 Euro ödenmesini talep etmektedir. Ayrıca Emrah Dertli ve diğer iki başvuru sahibi mahkum olmaları nedeniyle 15.000 manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
47. Hükümete göre bu miktarlar çok fazla ve haksız yere talep edilmektedir. Manevi tazminat konusunda Hükümet, ihlal tespit edilmiş olmasının adil tatmin anlamına geleceğim belirtmektedir.
48. İleri sürülen maddi zarar ile ilgili olarak Mahkeme başvuru sahiplerine herhangi bir tazminat takdir etmemiştir (Pindlay v. Birleşik Krallık, 25 Şubat 1997, Recueil 1997-1, sayfa 284, § 85)
49. Sözleşmenin ihlalinin tespit edilmiş olması başlı başına adil tatmin olduğundan talep edilen manevi tazminata hükmedilmemiştir (yukarıda anılan Çıraklar kararı, par. 49).
B. Mahkeme masrafları ve giderler
50 - 52. Masraf ve gider olarak başvuru sahipleri detayını belirtmeden toplam 8.500 Euro talep etmiş, Hükümet ise bunun belgelendirilmediğini belirtmiştir. Mahkeme masraf ve gider olarak 1.500 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
C. Gecikme Faizi
53. Mahkeme gecikme faizine temel olarak Büroyu almış ve ödemede gecikme olması halinde % 3 gecikme faizi ödenmesini kararlaştırmıştır (Christine Goodwin v. Birleşik Krallık, no 28957/95, § 124, CEDH 2002-VI).
TÜM BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE;
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. Sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Sözleşmenin 6. maddesi bağlamında 14. maddesinin ihlalinin bulunmadığına;
4. Bu kararın bizzat kendisinin talep edilen manevi zarar için adil tatmin olduğuna;
a) Masraf ve gider olarak Hükümetin başvuru sahiplerine 1.500 Euro ödemesine;
b) Bu miktarın ödenmesinin gecikmesi halinde gecikme faizi uygulanmasına;
5. Bunların dışında kalan adil tatmin istemini reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy