(AİHS. m. 5, 6, 8)
Başvuru No: 46544/99
Başvuru sahipleri Alman vatandaşı olup birisi 1966, diğeri 1968 doğumludur ve Almanya Badbergen'de ikamet etmektedirler. Evli ve birisi 11 Eylül 1991 doğumlu Corinna isimli, diğeri 27 Şubat 1993 doğumlu Nicola olmak üzere iki kız çocuğuna sahiptirler.
1996 Mayıs'ında Gençlerin Yargılanması Ofisine, başvuru sahiplerinin kişisel yetersizlikleri (gelişmemişliklerini), aile bireyleri arasındaki anlaşmazlık ortamı hatta aşağılanma duygusu konusunda bir rapor sunulmuştur.
Alman Mahkemesi ise çocukları Şubat ve Temmuz 1997'de Meppen'de ailevi pedagojik eğitim veren özel bir kuruma yerleştirilmiştir.
Başvuru sahipleri de Sözleşmenin S.maddesinde güvence altına alınan ailevi yaşama saygı haklarının çiğnendiğini ve iki kızları Üzerindeki ailevi otoritelerinin kendileri tarafından geri alındığının kabul edilmediğini iddia etmişlerdir. Sözleşmenin ö.maddesi gereğince, hakkaniyete uygun bir muamele görmediklerinden şikayetçi olmuşlardır.
Mahkeme oybirliğiyle;
1. Sözleşmenin 8. Maddesinin ihlal edildiğine
2. Davalı Devletin başvuru sahiplerine
a) Manevi tazminat olarak 15.000 Euro Masraflar için 8.350, 63 Euro ödemesine
b) Aylık gecikme faizinin %7,57 olarak tespitine
3. Diğer tazminat taleplerinin reddine karar vermiştir.
DAVANIN ESASI
PROSEDÜR
1. İki Alman vatandaşı olan Ingo Kutzner ve Annette Kutzner'in (başvuru sahipleri) Federal Almanya Cumhuriyeti aleyhinde, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'(Komisyon)na 5 Temmuz 1998'de Temel Hak ve Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi'nin (Sözleşme) eski 25.maddesi gereğince yaptıkları 46544/99 numaralı başvuru davanın konusunu teşkil etmektedir.
3. Başvuru sahipleri, Sözleşmenin 8.maddesinde güvence altına alınan ailevi yaşama saygı haklarının çiğnendiğini ve iki kızları üzerindeki ailevi otoritelerinin kendileri tarafından geri alındığının kabul edilmediğini iddia etmişlerdir. Sözleşmenin 6.maddesi gereğince, hakkaniyete uygun bir muamele görmediklerinden şikayetçi olmuşlardır.
6. 10 Temmuz 2001'de Mahkeme şikayeti kabul etmiştir.
OLAYLAR
I. Davanın Özel Şartları
10. Başvuru sahipleri Alman vatandaşı olup birisi 1966, diğeri 1968 doğumludur ve Almanya Badbergen'de ikamet etmektedirler. Evli ve birisi 11 Eylül 1991 doğumlu Corinna isimli, diğeri 27 Şubat 1993 doğumlu Nicola olmak üzere iki kız çocuğuna sahiptirler.
A.Olayın Başlangıcı
11. Başvuru sahipleri ve iki kızları çocukların doğumundan beri başvuru sahibi erkeğin ailesi ve bekar olan erkek kardeşiyle birlikte eski bir çiftlikle yaşamaktadırlar. Başvuru sahibi (erkek) piliç yetiştiriciliği yaparken başvuru sahibi (kadın) bir fabrikada çalışmaktadır, daha sonra işsiz kalması üzerine çocukların yetişmesi ve ev işleriyle uğraşmaktadır.
Başvuru sahiplerinin her ikisi de öğrenme güçlüğü yaşayan insanlar için kurulmuş olan özel bir okulda öğrenim görmüşlerdir.
12. Zihinsel ve fiziksel gelişimlerinin geç olması nedeniyle; çocuktan birçok kez doktor kontrolünden geçmiştir, doktorların tavsiyesi ve başvuru sahiplerinin inisiyatifleri doğrultusunda iki kız çocuğu çok küçük yaşlardan itibaren pedagojik destek ve yardımdan yararlanmıştır. Böylece, 1994'ten itibaren Corinna, büyük kız, pedagojik eğitim almaya başlamış ve ardından 1995, 1996 tarihlerinde iki kız birlikte özel bir okulda tüm günlerini geçirmeye başlamışlardır.
13. 1995 Ekim ve 1996 Mayıs'ta sosyal yardım uzmanı Bayan Klose, başvuru sahiplerinin evinde haftada 10 saat çalışmak üzere görevlendirilmiş fakat başvuru sahipleri bunun günde yalnızca 3 saatten ibaret olduğunu belirtmiştir. Bayan Klose ile başvuru sahipleri arasındaki ilişki gitgide çatışma haline gelmektedir ve daha sonraları başvuru sahipleri üzerinde son derece olumsuz bir etki oluşturmaktadır.
14. Sonuçta, Bayan Klose, Gençlerin Yargılanması Ofisine, başvuru sahiplerinin kişisel yetersizlikleri (gelişmemişliklerini), aile bireyleri arasındaki anlaşmazlık ortamı hatta aşağılanma duygusu konusunda bir rapor sunmuştur.
15. Bu raporun ardından 13 Eylül 1996'da Gençlerin Yargılanması Ofisi, Bergenbürk'teki mahkemeden anne-babanın çocuklar üzerindeki otorite yetkisinin kaldırılmasını istemiştir.
B. Başvuru sahiplerinin otoritesinin kaldırılmasına dair prosedür
1. Bergenbürk Vesayet Mahkemesi önünde
17. 12 Şubat 1997'de başvuru sahiplerinin ve büyük anne ile büyük babanın ifadelerinin dinlenmesinin ardından mahkeme çocukların anne-babayla ikamet etmelerinin önlenmesi ve gerekli tıbbi önlemlerin alınmasını sağlamak, özellikle de başvuru sahiplerinin (anne-babanın) çocuklarını yetiştirebilecek yeterli zihinsel kapasiteye sahip olmamaları nedeniyle ihtiyati tedbirlerin alınmasını kararlaştırmıştır.
18. Şubat ve Temmuz 1997 arasında iki kız çocuk Meppen'de ailevi pedagojik eğitim veren özel bir kuruma yerleştirilmişlerdir.
19. 18 ve 24 Nisan 1997 tarihli iki raporda da bu kurumun yönetim konseyi başkanlığında görevli Bayan Backhaus başvuru sahiplerinin çocuklar üzerindeki anne-babalık yetkisinin çocukların zihinsel gelişiminde olumsuz etki yaratmaları nedeniyle kaldırılmasının ve çocuklara sosyal ve zihinsel anlamda gelişmelerini sağlayacak yeni bir aile bulmanın gerekli olduğu belirtilmiştir.
20. 27 Mayıs 1997'de mahkeme başvuru sahiplerinin ve büyük anne ile büyük babanın ifadelerinin yeniden dinlenmesinin ardından anne-babalık yetkisinin başvuru sahiplerinden alınmasını istedi. Mahkeme özellikle uzman raporlarında yer alan "başvuru sahiplerinin çocuk yetiştirme konusundaki yetersizliklerinin" üzerinde durmuştur.
Mahkemeye göre, başvuru sahipleri çocukların ihtiyaçlarını karşılayabilecek nitelikte duygusal kapasiteye sahip değiller, ayrıca bütün sosyal kurumlara karşı gelmektedirler ve alınması istenen önlemlere ters tepki vermektedirler.
Mahkeme çocukların ne büyükanne ve büyükbabalarına da sosyal kurumlar tarafından verilecek destekle zararlarının telafi edileceğini ekleyerek yalnızca profesyonel bir misafirhane -Corinna için- ve her iki çocuk için de yeterli önlemlerin alınabileceği bir evin gerektiğini belirtmiştir.
21.15 Temmuz 1997'de iki kız çocuğu yeni ailelerin yanına yerleştirilmişlerdir.
22. 24 Ocak, 23 Haziran ve 2 Temmuz 1997 tarihli 3 mektupta, aile doktorları çocukların tekrar başvuru sahiplerinin yanına dönmeleri gerektiğini belirtmişlerdir.
2. Osnabrück Bölgesel Mahkemesinde
23. Haziran 1997'de başvuru sahipleri Osnabrück Bölgesel Mahkemesinde 27 Mayıs 1997'de mahkeme tarafından verilen karar aleyhine yeni bir dava açmışlardır.
27. 29 Ocak 1998'de Bölgesel Mahkeme başvuru sahiplerinin başvurusunu, Medeni Kanunun Çocukların Korunmasına Dair Hükümlerin doğru olarak yerine getirilmediği gerekçesiyle reddetmiştir.
3. Oldenbourg İstinaf Mahkemesinde:
28. Başvuru sahipleri 20 Mart 1998'de Oldenbourg İstinaf Mahkemesine kanun ihlali iddiasıyla başvuruda bulunmuşlardır. Mahkeme tarafların dinlenmesi ve uzman raporlarının incelenmesinin ardından aile doktorları ile Çocukların Korunması Kurumunun uzman psikologu tarafından hazırlanan karşı rapora rağmen davayı reddetmiştir.
4. Federal Mahkeme önünde:
29. 26 Mayıs 1998'de Federal Mahkeme 3 üyeden oluşan komiteyi toplayarak başvuru sahiplerinin başvurusunu kabul etmemiştir.
5. Çocukların Korunması Kurumu tarafından hazırlatılan karşı uzman raporları:
30.29 Mayıs 1998'de Schwabisch-Gmürd Eğitim Bilimleri Enstitüsünde Profesör Riedl, çocukların ailelerinin yanında büyümelerinde hiçbir sakınca olmadığı, başvuru sahiplerinin çocuklarını yetiştirebilme kapasitesine sahip oldukları ve zihinsel gelişimlerinin yeterli olduğu iddiasında bulunmuştur. Ayrıca Kutzner ailesinin 3 kuşağı birden aynı aile içerisinde bulundurmaktan dolayı örnek bir aile olarak nitelendirilmiş, maddi olanakların bireysel ve toplumsal gelişim için yeterli şartlan taşıdığını belirtmiştir ve gerekirse pedagojik destekle çocukların okuldan geri kalmalarının önlenebileceğini de savunmuştur.
31. 17 Kasım 1999'da yine kurumun isteği üzerine Tübingen Fiziksel ve Zihinsel Engellilerinin gelişimi Enstitüsünde görevli Profesör Grese, ikinci bir özel uzman raporu hazırlamıştır.
C. Başvuru sahiplerinin ziyaret hakkının kısıtlanması
32. Çocukların yeni ailelerin yanına yerleştirilmelerinin ardından, başvuru sahipleri ilk altı ay içerisinde çocuklarım görememişlerdir.
33. 4 Aralık 1997'de kendilerine, Gençlik Ofisinin itirazına rağmen, ayda 1 saat çocuklarını görebilme iznini, veren Osnabriick Bölgesel Mahkemesine başvurmuşlardır.
36. 8 Aralık 1999'da başvuru sahipleri Noel'de iki saat boyunca kızlarını görebilmek için mahkemeye başvurmuşlardır.
37. 21 Aralık 1999'da mahkeme taleplerini reddetmiş ve yeni bir uzman psikologu hangi şartlarda kimlere ziyaret hakkının verildiğine dair bilgileri almak amacıyla görevlendirmiştir.
38.12 Mayıs 2000'de uzman psikolog hazırladığı raporda ailenin ziyaret hakkının ayda iki saate yükseltilmesini ve büyükanne ile büyükbabanın torunlarını iki ayda bir görmesi gerektiğini teklif etmiştir.
40. 2 Kasım 2000'de Ofis bu teklifi kabul etmiştir.
42. 16 Mart 2001 'de mahkeme taraflar arasında ziyaret hakkına ilişkin bir anlaşmanın imzalanmasını istemiştir.
D. Başvuru sahiplerinin yeni bir vasi tayin edilmesi talepleri
45. 4 Mart 2001 'de başvuru sahibi Bergenbrück mahkemesinde Ofis tarafından atanan vasinin iptal edilmesi ve yerine bağımsız bir uzman görevlendirilmesini talep etmiştir.
48. 12 Temmuz 2001 'de bir yardımcı yargıç başvuru sahibinin talebinin mahkeme tarafından reddedildiğini açıklamıştır.
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 8. MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
52. Başvuru sahipleri Alman mahkemelerinin kendilerinden anne-babalık yetkisinin almalarının Sözleşmenin S.maddesinde belirtilen ailevi yaşama saygı kuralına uymadığını iddia etmişlerdir.
53. Hükümet dava konusu olan müdahalenin Medeni Kanunun 1666. ve 1666/a maddelerine dayanarak çocukların varlığım fiziksel ve zihinsel olarak korunmalarının gerekli olduğundan kullanıldığını ileri sürmüştür, iç hukuk yollarının tarafların dinlenmesi ve uzman raporlarının incelenmesinin ardından çocukların korunması söz konusu olduğundan başvuru sahiplerinin ailevi hayata sahip çıkma menfaatlerinin göz ardı edilebileceğini belirtmiştir. Ayrıca çocukların gelişiminde tespit edilen gecikmenin giderilmesi için başvurulan pedagojik destek de yetersiz kalmıştır. Bunun nedeni; başvuru sahiplerinin sosyal hizmet kurumları ile olan işbirliği eksikliğidir. Uzmanların yazdıkları raporların birbirinin aynısı olduğu, çeşitli konulara dikkat ettikleri fakat bunun bu tür raporlarda alışılmadık bir durum olmadığı ve bu raporların prosedürün çeşitli aşamalarında kullanılmak üzere hazırlandığı iddia edilmiştir. Üstelik Bay Riedl tarafından hazırlanan karşı-uzman raporunun dikkate alınmadığı, çünkü bu raporun Federal Mahkemenin kararından 2 gün sonra, 28 Mayıs 1998'de hazırlandığı fakat her şeye rağmen ortada özel bir uzman tarafından ilk iki raporun sonuçlarına karşı hazırlanmış bir raporun mevcut olduğu belirtilmektedir. Hükümet başvuru sahibi anne-babanın çocuklarla arasında kesin bir ayırma durumunun söz konusu olmadığını ve çocukların yeni aileleriyle de irtibat kurabildiğini altını çizmiştir.
Hükümet, başvuru sahibinin çocuklarını ziyaret edebilme ve görebilme hakkının da Bayan Spershneider tarafından teklife uygun olarak yeniden düzenlendiğini ve bundan böyle bu düzenlemenin esas alınarak ailenin çocuklarını görebilmesinin sağlandığını belirterek ifadesine son vermiştir.
54. Başvuru sahipleri müdahalenin gerekliliğine itiraz etmişler ve iç hukuk yollarında hazırlanan raporların bazı bölümlerini reddetmişlerdir. Başvuru sahiplerine göre bu raporlar ne hazırlanmıştır ne de gerçektir, yalnızca çocukların tehlikede olduğunu gösteren belgelerdir. Nitekim birincisi başvuru sahibi anne-babayla çocuklar arasında iletişim eksikliğini ortaya koyarken, ikincisi anne-babanın zihinsel gelişimindeki gerilikten bahsetmektedir. Zekalarında gerilik olduğu görüşünün dayanılmaz bir iddia olduğu, bunun şayet böyleyse Almanya'da yaşayan ailelerin %30'nun çocukları üzerindeki haklarının ellerinden alınması gerektiğini ifade etmişlerdir. Başvuru sahipleri uzmanların başka çözüm önerilerini derinlemesine düşünmediklerinden yalnızca ailevi yetkilerin ellerinden alınmasına çalıştıklarından başka bir sosyal yardım uzmanının görevlendirilmemesinden şikayetçi olmuşlardır. Çocukların ailelerinden ayrılmasıyla ortaya çıkan dramatik durumu göstererek çocukların aile bağlarından koparılma sendromunu yaşadıklarını ifade etmişlerdir.
55. Başvuru sahipleri, iç hukuk yollarının yalnızca Federal Gençlik Ofisi, Ailevi Eğitim Kurumu ve resmi uzmanların tespitlerinden faydalanırken Bay Riedl ve Bayan Giese gibi karşı uzmanların raporlarının dikkate alınmaması nedeniyle hakkaniyete uygun bir uygulamadan yararlanamadıklarını belirtmişler, bunun da Sözleşmenin 6&1 maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir.
57. Mahkeme, hukuki takdir yetkisine sahip olduğunu bildirmiştir. Başvuru sahiplerinin 6. maddeyle ilgili şikayetlerinin S.madde çerçevesinde incelenmesinin uygun olacağına karar vermiştir.
A. Müdahalenin varlığı
58. Anne-babayla çocuk arasında birliktelik olması ailevi yaşamın temel unsurudur.
59. Bu durumda hükümet bunu kabul etmese de çocukların başka ailelerin yanına yerleştirilmesiyle, kendi aileleri arasında bir kopukluk sorunu yaşandığını ve bütün bunların başvuru sahiplerinin ailevi yaşamına saygı gösterilmesi hakkının hukuki olarak bir "müdahale" olması ile engellendiği kesindir.
B. Müdahalenin ispatlanması
60. Söz konusu müdahale S.maddeyi yalnızca "yasayla öngörülmüş olmak" açısından ilgilendirmektedir. Çünkü; bu müdahale çeşitli yasal amaçlarla ortaya konulmuştur. 2.paragrafta belirtilen "demokratik bir toplumda zorunlu olan ölçüde" maddesindeki amaçlara ulaşmak için kullanılmıştır. "Zorunluluk" kavramı bir sosyal ihtiyaç olması halinde müdahalenin gerçekleşebileceğim ve bu oranın yasal amaç dahilinde olması gerektiği belirtilmektedir.
1. "Yasayla öngörülmüş olmak"
63. Yasal bir müdahale söz konusudur ve Medeni Kanunun 1666 ile 1666/a maddelerine dayanmaktadır.
2. Yasal amaçlar
64. Mahkemeye göre müdahalenin çocukların "Hak ve özgürlükleri" ile "Sağlık ve ahlakın" korunması amacı ile yapıldığı şüphesizdir.
3. "Demokratik bir toplumda zorunlu olan ölçüde gerekli olması"
65. Mahkeme "zorunluluk ölçüsünü" davanın tümünü inceleyerek değerlendirmiştir. Diğer taraftan Mahkeme devletin aile ile çocukları arasındaki bütünlüğün korunmasını sağlamakla görevli olduğunu belirtmiştir.
66. Bu amaçla Mahkeme, bir çocuk için gerekli özenin gösterilmesini teminen kamu makamları tarafından en elverişli zamanda yapılacak müdahale kavramının bir devletten diğerine değişiklik gösterdiğini önemine dikkati çekmiştir. Bununla birlikte çocuğun menfaatleri her durumda en önde yer almaktadır. Unutmamak gerekiyor ki ulusal makamlar gerekli önlemlerin uygulamaya konulmasından itibaren konuyu sürekli takip ederler bu değerlendirmelerden yola çıkarak Mahkeme, iç makamların görev ve sorumluluklarını değiştirmek gibi bir görevinin olmadığını, fakat Sözleşme çerçevesinde uygulamaların kontrol edilebileceğini ve değerlendirmeler yapılabileceğini bildirmiştir. (Hokkanen davası 23 Eylül 1994 A serisi No:299-A,&55, Johansen davası&64 ve K. ve T. v. Finlandiya&154 davasında olduğu gibi)
67. Bu konuda takdir yetkisi ulusal makamlara bırakılmıştır ve bu yetki konunun yasal boyutuna ve ciddiyetine göre değişiklik gösterebilir. Önemli olan çocuğun sağlığının korunması gelişmesinin sağlanması ve diğer taraftan aile bütünlüğünün mümkün olduğu ölçüde korunmaya çalışılmasıdır. Çocuk bir kez yardım altına alındıktan sonra üzerinden belirli bir zaman geçmiş ise çocuğun menfaati bu ailevi durumu yeniden yaşamamasını sağlamak ve tekrar bir aile değiştirmemesi-dir. Buradan itibaren Mahkeme makamların bir çocuğu korumak için gerekli tüm önlemlerin alınması ve bunun ciddiyetle denetlenmesi, kontrol edilmesi gerektiği özellikle ailenin ziyareti konusundaki kısıtlamaların denetlenmesi gerektiği ve ailevi yaşama saygı gösterilmesi hakkının hem çocuklar hem de aile için garanti altına alınması gerektiği üzerinde durmaktadır. Gerekli görülen bu tip kısıtlamaların küçük bir çocukla ailesi arasındaki bağı koparmak gibi bir riski taşıdığı da gözardı edilmemelidir. (Johansen davası&64 ve K. ve T. v. Finlandiya&154)
69. Mahkeme bir çocuğun eğitimine yararlı olmak açısından başka bir ailenin yanına yerleştirilmesini biyolojik ailesinden tamamen ayırmak olmadığını ve müdahale etmenin ailenin de öne sürdüğü gibi Sözleşmenin 8. maddesinde belirtilen " zorunluluk" halinde geçerli olduğunu hatırlatmıştır.
70. Mahkeme makamların uzman psikologlar ve sosyal yardım uzmanları tarafından tespit edilen çocukların gelişmelerindeki gecikmeden endişe duymalarını kabul etmektedir. Buna rağmen çocukların başka bir yere yerleştirilmelerini uygun bir önlem olarak değerlendirmemiştir.
72. Diğer taraftan, uzman psikologların raporlarındaki görüşlerin iç hukukta incelenmesi neticesinde birbirine zıt oldukları, sonuç bölümünde yer alan görüşlerden birinde ailenin zihinsel yetersizliğinden söz edilirken diğerinde çocukların kişisel gelişimlerini sağlayacak duygusal yetersizlikten bahsedilmektedir.
73. Üstelik Almanya'nın Çocukların Hak ve özgürlüklerinin Korunması Kurumu'nun gösterdiği psikologlar ile aile doktorlarının çocukların ailelerine geri verilmesi konusunda talepleri mevcuttur. Bu uzmanlar özellikle çocukların aileleri ile yaşamasında bir tehlike bulunmadığının altını çizmişler ve başvuru sahiplerinin çocuklarının gelişimini sağlayacak yeterliliğe sahip olduğunu belirtmişlerdir. Bu sonuçlar yalnızca raporu hazırlayanların özel kuruluşlarda çalışmalarından dolayı dikkate alınmamıştır.
76. Mahkeme bir çocuğun korunma altına alınmasının geçici bir önlem olarak kabul edilmesi gerektiğini ve bu tür uygulamalarda çocuk ile ailenin yeniden bir araya getirilmesi gerektiğini hatırlatmışlardır.
77. Çocuklar yalnızca aileden ayrılmakla kalınmayıp birbirinden farklı ve tanınmayan iki aileye teslim edilmiştir. 6 ay boyunca aileleri ile irtibatları kesilmiştir. Çocuklar hiçbir zaman yargıçlar tarafından dinlenmemiştir.
79. Mahkemeye göre çocukların çok küçük yaştan itibaren ailelerinden ayrılmasının ve ailenin ziyareti konusunda getirilen kısıtlamaların tek sonucu aileleri ile çocuktan arasında kopukluğa neden olmaktır.
81. Bütün bu bilgiler ışığında Mahkeme iç hukuk yollarının uygulamalarını yetersiz bulmuş ve yasal amaçların dışına çıkıldığı görüşüne varılmıştır.
82. Sözleşmenin 8. maddesinin ihlali söz konusudur.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME OYBİRLİĞİYLE;
1. Sözleşmenin 8. Maddesinin ihlal edildiğine
2. Davalı Devletin başvuru sahiplerine
b) Manevi tazminat olarak 15.000 Euro
Masraflar için 8.350, 63 Euro ödemesine
b) Aylık gecikme faizinin %7,57 olarak tespitine
3. Diğer tazminat taleplerinin reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy