(Adil Yargılanma Hakkı İhlali İddiası)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 4. Daire Kararı
Başkan Sir Nicolas Bratza, Üyeler, R.Türmen, J.Casadewall, R.Maruste, L.Garlicki, E.Fura-Sandström, L.Mijovic ve O'Boyle
Başvuru No: 58057/00
Karar Tarihi: 27 Temmuz 2004
(Fransızca aslından çeviren Araş. Gör. Ekin Özlü, Galatasaray Üniversitesi, İİBF, Uluslararası İlişkiler Bölümü.)
Başvuru sahibi, İzmir Emniyeti Müdürlüğü Terörle mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından terör örgütü DHKP/C üyesi olmak şüphesiyle yakalanmıştır. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı başvuru sahibi hakkında yasadışı terör örgütü DHKP-C'ye üye olmak, bir banka şubesine molotof kokteyli atmak ve söz konusu örgüt adına pankart ve grafiti koymak suçlamalarından oluşan bir iddianame hazırlamıştır. Başvuru sahibi, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanmış ve hapis cezasına çarptırılmış ve bu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.
Bunun üzerine başvuru sahibi, kendisini yargılayan mahkemenin içinde askeri bir hakimin yer almasının Sözleşme'nin 6/1. maddesinin, hazırlık soruşturması sırasında avukatıyla görüştürülmemesinin ise 6/3(c) maddesinin bir ihlalini oluşturduğunu ileri sürerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur.
Mahkeme oybirliğiyle,
1- Başvurunun kısmen kabul edilebilir olduğuna;
2- Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığının ve tarafsızlığının olmadığı gerekçesiyle Sözleşmenin 6§1. maddesinin ihlal edildiğine;
3- Sözleşmenin 6. maddesi çerçevesindeki diğer şikayetleri incelemeye gerek olmadığına;
4- Bir ihlal kararının tespitinin manevi tazminat için yeterli bir tazmin olduğuna;
5- a- Sözleşmenin 44§2 maddesine göre, kararın kesinleşeceği tarihten itibaren 3 ay içinde, bu miktarlar üzerinden gereken tüm vergileri ödemek şartıyla, davalı Devlet'in, davacıya karar tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası olarak masraf ve harcamalar için 1.500 Euro (Bin beş yüz Euro) ve tüm diğer vergileri ödemesine;
b- 3 aylık sürenin bitiminden itibaren bu ödemenin yapıldığı ana kadar geçen süre için, bu miktarlara, Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan faizin, %3 oranında artırılarak uygulanmasına;
6- Hakkaniyete uygun daha fazla tazminat isteminin reddine karar vermiştir.
KARARDA ATIF YAPILAN DİĞER DAVALAR
1- Özel v.Türkiye (no 42739/98, §§ 20-21, 7 Kasım 2002).
2- Gençel v.Türkiye(no 53431/99, §§ 11-12, 23 Ekim 2003).
3- Özdemir v.Türkiye (no 59659/00, §§ 35-36, 6 Şubat 2003).
4- İncal v.Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, 1998-IV Derleme, s.1573, § 72.
5- Çıraklar v.Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar, 1998-VII Derleme, s.3074, §§44-45.
6- Findlay v. Birleşik Krallık, 25 Şubat 1997 tarihli karar, 1997-I Derleme, s.284, §85.
PROSEDÜR
1. Bu davanın kaynağında Türk vatandaşı olan Emrah İrey'in ("başvuru sahibi") Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı 11 Mayıs 2000 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler ("Sözleşme") Sözleşmesinin 34.maddesi uyarınca yaptığı bir başvuru (başvuru no: 58057/00) bulunmaktadır.
3. Mahkeme, 4 Kasım 2003 tarihinde, başvuruyu kısmen kabul edilebilir bulmuştur.
OLAYLAR
I- DAVANIN ŞARTLARI
4. Başvuru sahibi 1979 yılında doğmuştur.
5. Başvuru sahibi, 1 Ağustos 1996 tarihinde, İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi polisleri tarafından yasadışı DHKP/C örgütüne üye olmak şüphesiyle yakalanmış ve gözaltına alınmıştır.
6. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı, 21 Ekim 1996 tarihli iddianamesinde, mahkemeden başvuru sahibinin, Ceza Kanunun 168/2. ve 264/1-6. maddeleri ve Terörle Mücadele Kanunun 5.maddesi uyarınca, yasadışı terör örgütü DHKP-C'ye üyelikten, bir banka şubesine molotof kokteyli atmaktan ve söz konusu örgüt adına pankart ve grafiti koymaktan mahkûm edilmesini talep etmiştir.
7. Devlet Güvenlik Mahkemesi, 13 Nisan 1999 tarihli bir kararıyla, belirtilen olaylardan suçlanan başvuru sahibini suçlu bulmuş ve yasadışı bir terör örgütüne üyelikten sekiz yıl dört ay ve bir banka şubesine molotof kokteyli atmaktan üç yıl sekiz ay hapis cezasına hükmetmiştir. Bu cezalar, başvuru sahibinin suçlandığı olayların gerçekleştiği zamanki yaşından dolayı üçte bir oranında hafifletilmiştir.
8. Yargıtay, 15 Kasım 1999 tarihinde, bu kararı onamıştır.
II- İÇ HUKUKTAKİ DURUM
9. İç hukuktaki düzenleme ve uygulama, Özel v. Türkiye (başvuru no 42739/98, §20-21, 7 Kasım 2002) ve Gençel v. Türkiye (başvuru no 53431/99, §11-12, 23 Ekim 2003) kararlarında verilmiştir.
HUKUKİ BOYUT
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLALİ İDDİALARI
10. Başvuru sahibi, kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bir yandan bünyesinde bulundurduğu askeri hakimden dolayı, diğer yandan da hazırlık soruşturmasında avukatı ile görüştürülmemesinden dolayı kendisine adil bir yargılanma imkanı sağlamadığını ve bu mahkemenin "bağımsız ve tarafsız bir mahkeme" olmadığını iddia etmektedir. Başvuru sahibi, Sözleşmenin 6.maddesin 1. ve 3 c) fıkralarının bir ihlali olduğunu öne sürmektedir: Söz konusu maddeler:
"1. Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir. Hüküm açık oturumda verilir; ancak, demokratik bir toplumda genel ahlak, kamu düzeni ve ulusal güvenlik yararına, küçüklerin korunması veya davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde, veya davanın açık oturumda görülmesinin adaletin selametine zarar verebileceği bazı özel durumlarda, mahkemenin zorunlu göreceği ölçüde, duruşmalar dava süresince tamamen veya kısmen basına ve dinleyicilere kapalı olarak sürdürülebilir.
3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:
c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek; (
)"
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin
11. Mahkeme, buna benzer pek çok davaya daha önce bakmış ve Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlali olduğuna karar vermiştir (bakınız, Özel, 33-34. paragraflar, ve Özdemir v. Türkiye, no 59659/00, 35-36. paragraflar, 6 Şubat 2003).
12. Mahkeme, söz konusu davayı incelemiş ve Hükümetin farklı bir sonuç doğuracak şekilde hiç bir olay ve neden gösteremediğini belirtmiştir. Mahkeme, ceza kanununda düzenlenen suçlardan dolayı başvuru sahibinin, aralarında askeri bir hâkimin de bulunduğu bir mahkeme önüne çıkmakta tereddüt etmesinin anlaşılabilir olduğunu belirtmektedir. Dolayısıyla Devlet Güvenlik Mahkemesinin davanın niteliğine yabancı düşüncelerce yönlendirilmesinden endişe etmesi meşru sayılmaktadır. Böylece, başvuru sahibinin mahkemenin bağımsızlığına ve tarafsızlığına ilişkin şüpheleri objektif bir şekilde doğrulanmaktadır (İncal c. Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, 1998-IV Derleme, s. 1573, 72. par).
13. Mahkeme, başvuru sahibini yargılayıp mahkûm ettiğinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin, Sözleşmenin 6/1 fıkrası çerçevesinde bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığına karar vermiştir.
2. Ceza sürecinin hakkaniyetine ilişkin
14. Bağımsız ve tarafsız olmayan bir mahkemece dinlenmiş olmaktan dolayı başvuru sahibinin hakkının ihlaline ilişkin olarak Mahkeme, söz konusu şikâyeti, ayrıca dinlemeye gerek olmadığını belirtmektedir (bakınız, Çıraklar, sayfa 3074, par. 44-45).
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
16. Sözleşmenin 41.maddesi uyarınca;
"Mahkeme işbu sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder".
A- Maddi ve manevi zarar
17. Başvuru sahibi bu başlık altında kendisine 26.627 Euro ödenmesini talep etmektedir.
18. Hükümet herhangi bir fikir beyanında bulunmamaktadır.
19. Öne sürülen maddi zarara ilişkin olarak, Mahkeme, Sözleşmenin ihlali olmamış olsaydı Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki sürecin sonucuna ilişkin bir fikir beyanında bulunamamaktadır. Bu bağlamda, başvuru sahibine bu başlık altında bir tazminat vermeye gerek bulunmamaktadır (Findlay v. Birleşik Krallık, 25 Şubat 1997 tarihli karar, 1997-I Derleme, s.284, 85.paragraf).
20. Mahkeme, manevi tazminata ilişkin olarak da bir ihlal kararının tespit edilmesinin manevi tazminat için yeterli olacağını belirtmektedir (Çıraklar, sayfa 3074, par. 49).
21. Mahkeme başvuru sahibinin mahkumiyetinin 6.madde 1.paragrafı uyarınca bağımsız ve tarafsız olmayan bir mahkeme tarafından belirlendiğinde en uygun çözümün; başvuru sahibinin, tekrar zamanında bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanması olduğunu düşünmektedir (Gençel, 27. paragraf).
B- Harcamalar ve masraflar
22. Başvuru sahibi, Mahkeme önündeki harcama ve masraflar için de ayrıca 3.000 Euro talep etmektedir. Başvuru sahibi hiçbir gerekçe sunmamaktadır.
23. Hükümet fikir beyanında bulunmamaktadır.
24. Mevcut bilgiler ve konu ile ilgili içtihadı ışığında Mahkeme, başvuru sahibine 1.500 Euro ödenmesinin uygun olacağına karar vermiştir.
C. Gecikme faizleri
25. Mahkeme, gecikme faizi oranının, Avrupa Merkez Bankası'nın uygulamış olduğu faiz oranın %3 fazlası olarak hesaplanmasına karar vermiştir.
TÜM BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE
1- Başvurunun kısmen kabul edilebilir olduğuna;
2- Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığının ve tarafsızlığının olmadığı gerekçesiyle Sözleşmenin 6§1. maddesinin ihlal edildiğine;
3- Sözleşmenin 6. maddesi çerçevesindeki diğer şikayetleri incelemeye gerek olmadığına;
4- Bir ihlal kararının tespitinin manevi tazminat için yeterli bir tazmin olduğuna;
5- a- Sözleşmenin 44§2 maddesine göre, kararın kesinleşeceği tarihten itibaren 3 ay içinde, bu miktarlar üzerinden gereken tüm vergileri ödemek şartıyla, davalı Devlet'in, davacıya karar tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası olarak masraf ve harcamalar için 1.500 Euro (Bin beş yüz Euro) ve tüm diğer vergileri ödemesine;
b- 3 aylık sürenin bitiminden itibaren bu ödemenin yapıldığı ana kadar geçen süre için, bu miktarlara, Avrupa Merkez Bankası tarafından marjinal ödünç kolaylığına uygulanan faizin, %3 oranında artırılarak uygulanmasına;
6- Hakkaniyete uygun daha fazla tazminat isteminin reddine karar vermiştir.
Full & Egal Universal Law Academy