(AİHS. m. 3, 5, 10, 11, 13, 14, 35)
(Başvuru No. 7116/10)
KARAR
STRASBOURG
2 Nisan 2013
Başkan
Ineta Ziemele,
Yargıçlar
David Thór Björgvinsson,
Päivi Hirvelä,
Işıl Karakaş,
Paul Mahoney,
Krzy sztof Woj tyczek,
Faris Vehabovic,
Ve Daire Yazı İşleri Müdürü Yardımcısı Françoise Elens-Passosun katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Dördüncü Dairesi), yukarıda sözü geçen 30 Nisan 2010 tarihli başvuruya ilişkin, 2 Nisan 2013 tarihinde yapılan müzakereler sonrasında, aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuranlar; Lefkoşada kurulmuş kar amacı gütmeyen bir dernek olan UEDH ( Union Europeenne Des Droits de L Homme) ve 1944 yılında doğmuş Fransız vatandaşı bir Kıbrıslı olan ve Kıbrısta ikamet eden Christos Josephidesdir. İkinci başvuran, birinci başvuranın Başkanı ve yasal temsilcisidir.
Davanın koşulları
2. Davanın olay ve olguları, başvuranlar tarafından beyan edildiği üzere, aşağıda özetlenmektedir:
3. 9 Kasım 2010 tarihinde, Berlin Duvarının yıkılışının 20. yıldönümünü kutlamak amacıyla, ikinci başvuran ve birinci başvuran olan derneğin başka üyeleri de dahil olmak üzere bir grup insan, Kıbrıs Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) denilen Türk kuvvetlerinin bulunduğu alan arasında kalan tampon bölgede yer alan Atilla Duvarı önünde gösteri yapmak, akabinde Alman halkı ile aralarındaki dayanışmayı göstermek ve Kıbrıslı insanları ayıran duvarın yıkılmasının sağlanması hususunda yardım ve desteklerini talep etmek amacıyla yürüyüşe geçmişlerdir. Barışçıl gösterileri hakkında basına ve Alman konsolosluğuna önceden haber vermişlerdir.
4. İkinci başvuran ile derneğin başka bir üyesi, büyük Avrupa bayrakları ve üzerinde sloganların yazılı olduğu dört adet pankart taşımışlardır, Ledra Yolu boyunca ilerlemişler ve bu sırada el ilanları dağıtılmıştır. Göstericiler, KKTC kontrol noktasına 100 metre mesafede bulunan Kıbrıs kontrol noktasına 50 metre kala durmuştur. Başvuran ve diğer dernek üyesi, tampon bölgesinde bulunan duvara bayrak ve pankart asma niyetiyle, kontrol noktasını geçip tampon bölgeye ilerlemişlerdir. KKTC kontrol noktasına gelmelerine 10-15 metre kala, güvenlik güçleri dışarıya çıkmış ve başvuran ile diğer dernek üyesini zor kullanarak yakalamışlardır. Bu kişiler güvenlik noktasına götürülüp aranmıştır. Cep telefonları ve kimlik belgeleri alınmış, bayrakları, pankartları ve el ilanlarına el konulmuştur. 45 dakika sonra, salıverilmişlerdir.
ŞİKAYETLER
4. Birinci başvuran, 10. ve 11. maddelere dayanarak, öncelikle ifade özgürlüğüne ve gösteri yapma hakkına müdahalede bulunulduğu şikayetinde bulunmuştur. Başvuran aynı zamanda 5. maddeye (üyelerinin gözaltına alınması), 13. maddeye (etkili bir iç hukuk yolunun bulunmaması), 14. maddeye (Kıbrıslı Rumlara yönelik ayrımcılık yapılması) ve 1 sayılı Protokolün 1. maddesine (pankartlarına, bayraklarına ve el ilanlarına el konulması) başvurmuştur.
6. İkinci başvuran, 3. madde kapsamında, zorla alıkonulduğu, hakarete uğradığı, tehdit edildiği ve aşağılayıcı ve onur kırıcı muameleye maruz kaldığı şikayetlerinde bulunmuş, 5. madde kapsamında kanunlara aykırı şekilde gözaltına alındığı şikayetinde bulunmuş, 6. madde kapsamında kötü muameleye karşı itirazda bulunabileceği bir hakim huzuruna çıkarılmadığından ve kanunsuz eylemlerden şikayetçi olmuş, 8. madde kapsamında polis memurlarının kimlik belgelerini ve cep telefonlarını aldığından ve buralarda bulunan bilgilerin kopyasını almak için polisin elinde yeterince zaman olduğundan şikayet etmiştir, 11. madde kapsamında tampon bölge içinde barışçıl şekilde gösteri yapma hakkından mahrum bırakıldığı şikayetinde bulunmuştur ve yukarıda sözü geçenler ile birlikte 13. ve 14. maddeler kapsamında şikayetçi olmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
5. İkinci başvuranın, Sözleşmenin 3. maddesini ihlal eden muameleye ilişkin şikayeti ile ilgili olarak (işkencenin, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele ya da cezanın yasaklanması), AİHM, başvuranın herhangi bir fiziksel zarara yönelik detay belirtmediğine dikkat çekmektedir. Hırpalandığı ve hakarete uğradığına ilişkin şikayeti ile ilgili olarak, bu muamelenin, Sözleşmenin 3. maddesinin kapsamına girecek ağırlıkta olup olmadığı açık değildir. Bu şikayet, Sözleşmenin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca, dayanaktan yoksun olarak beyan edildiği gerekçesiyle reddedilmiştir.
8. İkinci başvuranın, Sözleşmenin 5. maddesi kapsamında kanuna aykırı şekilde gözaltına alındığı şikayeti ile ilgili olarak (hürriyet hakkının korunması), AİHM, olayların doğal seyri esnasında, başvuranın kendisinin, KKTC kontrol noktasına 10-15 metre kalacak şekilde BM tampon bölgesini geçtiğini gözlemlemektedir. AİHM burada, tampon bölgenin, KKTC bölgesi ve Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti arasında kalan askerden arındırılmış bir bölge olduğunu hatırlatmaktadır; bu bölge, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, diğerleri arasında, 16 Ağustos 1974 tarihinde yürürlüğe giren fiili ateşkes denetimine yönelik yetki ile kurulan UNFICYP (Birleşmiş Milletler Barış Gücü) gözetimi altındadır. Tampon bölgede gerçekleşen faaliyetlere ilişkin yükümlülük yalnızca UNFICYPnin izni ile üstlenilebilmektedir.
9. Tampon bölgenin amacı ve daha önce tampon bölgenin ihlali halinde ortaya çıkan durumların hayati kayıplara ve hasara yol açtığı göz önünde bulundurulduğunda (bkz. örn. Solomou ve Diğerleri v. Türkiye, No. 36832/97, 24 Haziran 2008), AİHM, başvuranın eylemlerinin bu şartlar altında provokatif, fikir ayrılığına sebebiyet verici ve kamu düzenini tehdit edici olarak algılanabileceği kanaatindedir. AİHM, tampon bölge içinde ya da yakınında barışı ve kamu düzenini tehlikeye düşüren eylemlere yönelik KKTC yetkilileri tarafından yapılan gözaltılara ilişkin önceki davalarda, bu eylemlerin Kıbrıs Ceza Kanunu ve Ceza Usulü Kanunu kapsamında hukuki bir dayanağa sahip olarak ve bu nedenle kanunla gösterilmiş olarak kabul edilebileceği hükmüne varmıştır (bkz. Foka v. Türkiye, No. 28940/95, 24 Haziran 2008, Asproftas v. Türkiye, No. 16079/90, 27 Mayıs 2010, Protopapa v. Türkiye, No. 16084/90, 24 Şubat 2009). Mevcut davada başvuranın 45 dakika sonra salıverildiğine dikkat çeken AİHM, güvenlik güçlerinin başvuranı gözaltına alma eylemlerinin orantısız ya da olaya yönelik aşırı karşılık olarak algılanamayacağı ve dolayısıyla Sözleşmenin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları kapsamında gerekçelendirilebilir olduğu kanaatindedir. Bu şikayet, Sözleşmenin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca dayanaktan yoksun olarak beyan edildiği gerekçesiyle reddedilmiştir.
10. Başvuranların, planladıkları şekilde tampon bölgede gösteri yapamamaları ve bu durumun da Sözleşmenin 10. maddesine (ifade özgürlüğü) ve 11. maddesine (toplanma özgürlüğü) aykırı olduğuna ilişkin şikayeti ile ilgili olarak ve başvuran derneğin üyelerine karşı yapıldığı iddia edilen müdahalelerden şikayetçi olabilecek bir mağdur konumunda olduğu düşünüldüğünde dahi, AİHM, birinci başvuran ile diğerlerinin oldukça hassas bir bölgede gösteri yapmayı istedikleri, herhangi bir fiziksel zarara maruz kalmadıkları ve bir saatten daha kısa bir süre boyunca gözaltında tutuldukları dikkate alındığında, bu kişilerin haklarına yönelik her türlü müdahalenin kanunla gösterilmiş olarak kabul edilebileceği ve her iki hükmün ikinci paragraflarında geçen hususlar kapsamında düzensizliği önlemek amacıyla gerekçelendirilebileceği kanaatindedir.
Başvurunun bu kısmının, Sözleşmenin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca dayanaktan yoksun olarak beyan edildiği gerekçesiyle reddedilmesi gerekmektedir.
11. Başvuranların kalan şikayetleri, Sözleşmede ya da Sözleşmenin Protokollerinde belirtilen hak ve özgürlüklerine ilişkin herhangi bir ihlal olduğunu gösterememiştir ve Sözleşmenin 35. maddesinin 3(a) ve 4. paragraflarının anlamı dahilinde bir bütün olarak dayanaktan yoksun olarak beyan edildiği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Bu gerekçelerle, AİHM oy çoğunluğuyla
Başvuruyu kabul edilemez olarak beyan eder. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy