(Başvuru no. 27633/02)
KARAR
STRAZBURG
10 Ağustos 2006
Bu karar AÎHS 'nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, şekle ilişkin değişiklik yapılabilir.
USUL
Dava, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi'nin ("Sözleşme") 34. maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, bir Türk vatandaşı olan Mehmet Ali Gündüz ("başvuran") tarafından, 1 Nisan 2002 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yapılan başvurudan (no. 27633/02) kaynaklanmaktadır.
Başvuran, AİHM'de İstanbul Barosu'na bağlı avukat Günay Çelik tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVA OLAYLARI
Başvuran 1931 doğumludur ve İzmit'te ikamet etmektedir.
18 Kasım 1981 tarihinde, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, baraj inşaatı için, başvurana ait üç arsaya el koymuş ve daha sonra bu arsaları kamulaştırmıştır. Bir uzmanlar kurulu arsaların değerini takdir etmiş ve ilgili miktar 23 Haziran 1982 tarihinde başvuran adına bir bankaya yatırılmıştır. Ancak, kamulaştırma emri ve tazminat hakkında bilgi içeren belge başvurana tebliğ edilmemiştir.
1 Mayıs 1998 tarihinde, başvuran, kamulaştırmasız el koymaya karşılık tazminat talebiyle Akyaka Hukuk Mahkemesi'nde dava açmıştır. Mahkeme, başvurana tebliğ edilmemesine rağmen fiili kamulaştırma gerçekleştiğini tespit etmiştir.
İki olay yeri ziyareti gerçekleştirdikten ve iki ayrı grup bilirkişi raporunu dikkate aldıktan sonra, mahkeme, kamulaştırma gerçekleşmemiş olduğu takdirde arsanın o günkü cari değerinin ne olacağını tespit etmiştir. 14 Ekim 1999 tarihinde, başvurana, tekabül eden ek kamulaştırma tazminatının artı onun bu davayı açtığı tarih olan 1 Mayıs 1998 tarihinden itibaren işleyen yasal oranda faizin ödenmesine karar vermiştir. Tazminat miktarı arsanın 1981 yılındaki değerini değil o günkü cari değerini temel aldığı için, mahkeme, başvuranın, faizin el koyma tarihinden itibaren işlemesi talebini reddetmiştir.
10 Ekim 2000 tarihinde, Yargıtay, kararı onamıştır. 8 Şubat 2001 tarihinde, aynı mahkeme, karar düzeltme talebini reddetmiştir.
24 Ekim 2001 tarihinde, gereken miktar başvurana ödenmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA
İlgili iç hukuk ve uygulama Akkuş - Türkiye kararında (9 Temmuz 1997 tarihli karar) ortaya konmaktadır.
HUKUK
I. 1 NO.'LU PROTOKOL'ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, yetkililerden ancak Ekim 2001'de almış olduğu ek kamulaştırma tazminatının, ödenebilir gecikme faizinin Türkiye'deki yüksek enflasyon oranına ayak uydurmamış olması dolayısıyla, değer kaybetmiş olduğundan şikayetçi olmuştur.
Aynı başlık altında, ayrıca, 18 Kasım 1981 tarihi itibari ile mülkiyet haklarından yoksun bırakılmış olduğu gerçeğine rağmen yasal oranda faizin 1 Mayıs 1998 tarihinden itibaren işlemiş olduğundan şikayetçi olmuştur.
Başvuran, 1 Nolu Protokol'ün 1. maddesine istinat etmiştir, sözkonusu maddenin ilgili kısmı şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yaran sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir."
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, AİHM'den, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 35 § 1. maddesi uyarınca altı ay kuralına uymadığı için bu şikayetleri kabuledilmez bularak reddetmesini talep etmiştir. Hükümet, başvuranın, iç hukuktaki nihai karar tarihinden itibaren altı ay içinde değil bu kararın infaz tarihinden itibaren altı ay içinde başvuruda bulunduğunu kaydetmiştir.
AİHM, yukarıda anılan Akkuş içtihadını takip eden önceki davalarda birçok kez aynı ön itirazı reddetmiştir. Bu davada, yerleşik kabuledilebilirlik içtihadından sapmasını sağlayacak bir gerekçe görmemektedir.
AİHM, başvuranın 1 Nolu Protokol'ün 1. maddesi uyarınca olan şikayetinin iki yönlü olduğunu gözlemlemektedir. İlk olarak, gecikme faizinin, fiili kamulaştırma tarihinden itibaren değil ilk derece mahkemesinde davasının açılma tarihinden itibaren işlemeye başlamış olduğu konusunda şikayetçi olmuştur. Değerlendirmenin, kamulaştırmanın gerçekleştiği 1981 yılı ile ödemenin yapıldığı 2001 yılı arasındaki Türkiye'deki enflasyon oranını hesaba katmış olması gerektiğini iddia etmiştir.
AİHM, üzerine faiz işletmek için 1981 yılındaki çok daha düşük değer temel alınmış olsaydı, başvuranın, makul olarak, yasal faizin kamulaştırmanın gerçekleştiği 1981 yılından itibaren işlemesi beklentisinde olabileceğini kaydetmiştir. Ancak, değerlendirmenin, kamulaştırma işlemi gerçekleşmemişçesine, arsanın o günkü cari değerini göz önünde bulundurduğu açıktır.
AİHM, AİHS'nin 35 §§ 3 ve 4. maddesi uyarınca, şikayetin bu bölümünün açıkça dayanaktan yoksun olduğuna ve reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Şikayetin ikinci bölümü, yetkililerin ek kamulaştırma tazminatını ödemede gecikmelerine ve bunun sonucunda başvuranın maruz kaldığı zarara ilişkindir. AİHM, içtihadında kabul ettiği ilkeler (bkz, diğer içtihatların yanı sıra, yukarıda anılan, Akkuş) ve elindeki bütün deliller ışığında, bu şikayetin esaslara ilişkin inceleme gerektirdiği ve bu şikayeti kabuledilemez bulmak için bir gerekçe olmadığı kararına varmıştır.
B. Esaslar
AİHM, bu davadaki konularla benzer konular ortaya koyan bazı davalarda, 1 Nolu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz., yukarıda anılan, Akkuş).
Hükümet tarafından sunulan delilleri ve iddiaları inceledikten sonra, AIHM, önceki davalardaki kararlarından sapmasını sağlayacak hiçbir şey olmadığını değerlendirmiştir. AİHM, yerel mahkemeler tarafından ödenmesine karar verilen ek kamulaştırma tazminatının ödemesindeki gecikmenin, kamulaştırma makamına isnat olunabileceğine ve mal sahibinin kamulaştırılmış arsanın kaybına ek diğer bir kayba maruz kalmasına sebep olduğuna karar vermiştir. Bu gecikmenin ve işlemlerin süresinin bütün olarak bir sonucu olarak, AİHM, başvuranın, kamu yararı gerekleri ve mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkının korunması arasında muhafaza edilmesi gereken adil dengeyi bozan, kişisel ve haddinden fazla sıkıntı yaşamak zorunda kalmış olduğuna karar vermiştir.
Sonuç olarak, 1 Nolu Protokol'ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHS'nin 41. maddesi şöyledir:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."
A. Maddi ve manevi tazminat
Başvuran 136.000 Euro maddi tazminat talep etmiştir. Ayrıca, 10.000 Euro manevi tazminat talep etmiştir.
Hükümet onun taleplerine itiraz etmiştir.
AİHM, Akkuş kararında (yukarıda anılan, s. 1311, §§ 35-36 ve 39) olduğu gibi aynı hesaplama yöntemini kullanarak ve ilgili ekonomik verileri göz önünde tutarak, başvurana, 13.671 Euro maddi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
AİHM, başvuranın uğradığı herhangi bir manevi zarara karşı, 1 Nolu Protokol'ün 1. maddesinin ihlalinin tespitinin başlı başına yeterli adil tazmin oluşturduğunu değerlendirmektedir.
B. Mahkeme masrafları
Başvuran, aynı zamanda, mahkeme masraflarına karşılık 6.000 Euro talep etmiştir. Hükümet bu talebe itiraz etmiştir.
AİHM, mevcut bilgilere istinaden kendi kararını vererek, başvurana, bu başlık altında, 1.000 Euro ödenmesini makul değerlendirmiştir.
C. Gecikme faizi
AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar verir.
BU SEBEPLERLE, AİHM OYBİRLİĞİ İLE
1. Yasal faizin iç hukukta başvurunun yapıldığı tarihten itibaren işlemesi ile ilgili olarak 1 Nolu Protokol'ün 1. maddesi uyarınca olan şikayetin kabuledilemez olduğuna;
2. Yetkililerin ek kamulaştırma tazminatını ödemekte gecikmeleri ile ilgili olarak 1 Nolu Protokol'ün 1. maddesi uyarınca olan şikayetin kabuledilebilir olduğuna;
3. 1 Nolu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
4. Başvuran tarafından maruz kalınan herhangi bir manevi zarara karşı ihlal tespitinin başlı başına yeterli adil tazmin oluşturduğuna;
5. a) Sorumlu Devlet'in, başvurana, aşağıdaki miktarları, AİHS'nin 44 § 2. maddesine göre kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme günündeki kur üzerinden Yeni Türk Lirası'na dönüştürmek üzere ödemesine:
(i) 13.671 Euro (on üç bin altı yüz yetmiş bir Euro) maddi tazminat;
(ii) 1.000 Euro (bin Euro) mahkeme masrafları;
(iii) yukarıdaki miktarlara tabi olabilecek her türlü vergi;
b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
6. Başvuranın adil tazmin talebinin kalanının reddine
KARAR VERMİŞTİR.
İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü'nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 10 Ağustos 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy