(AİHS m. 8, 14, 1 Nolu Protokol)
Başvuru no: 1474/62
DAVANIN ESASI (Özet)
I. Dava Konusu Olaylar
Başvurucular Belçika vatandaşı olan anne-babalardır. Başvurucular hem kendi adlarına ve hem de sayıları 800'ü bulan çocukları adına Strasbourg organlarına başvurmuşlardır. Kendileri Fransızca konuşmakta ve kendilerini daha çok Fransız olarak tanımlamaktadırlar. Beş başvurunun sahibi aileler, kanunen Flamanca konuşulan bölge olarak kabul edilen bölgede, altıncı başvuruyu imzalayan aileler 'özel statülü' ayrı bir bölgede yaşamaktadır.
Başvuruların benzer noktaları şöyle özetlenebilir: (a) Belçika Devleti başvurucuların yaşadıkları bölgelerde Fransızca eğitim veren okullar açmamakta, özel statülü bölgede açsa bile, bu yetersiz kalmaktadır; (b) bu bölgelerde eğitimde kullanılacak olan dille ilgili mevzuata uygun düşmeyen okullara Devlet tarafından maddi destek verilmemektedir; (c) Devlet bu tür okullardan mezun olanların diplomalarına denklik vermemektedir; (d) bazı bölgelerde başvurucuların çocukları Fransızca eğitim veren sınıflara alınmamaktadır; (e) aileler çocuklarını, oturdukları bölgede kendi inançlarına aykırı eğitim veren okullara göndermeye veya çocuğun kendi anadilinde eğitim alabilmesi için Brüksel Büyükşehir bölgesine ya da Fransızca konuşan bölgelere göndermeye zorlanmaktadırlar. Böylesi bir 'eğitim göçü' ciddi riskler taşımaktadır.
II. Konuyla İlgili İç hukuk
Belçika Anayasasının 17 maddesine göre: "Eğitim hakkı kısıtlanamaz; kısıtlayıcı her türlü tedbir yasaktır
Devlet harcaması ile yapılan genel eğitim yasayla düzenlenir". Yine 23. maddeye göre "Belçika'da konuşma dili serbesttir. Kamu kurumlarının işlemlerinde ve yargısal işlemlerde kullanılacak dil yasayla gösterilir."
Belçika'daki eğitim dili mevzuatı, tek dilli olarak gösterilen bölgelerde o bölgenin dilinde eğitim verilmesini; çift dilli olarak gösterilen bölgelerde çocuğun anadilinde eğitim verilmesini; 'özel statülü' altı bölgede, aile reisinin bu bölgede oturması şartıyla ilköğretimde seçmeli dilde eğitim verilmesini öngörmektedir. Bu mevzuata aykırı olarak, örneğin Felemenk tek dilli bölgede Fransızca eğitim veren bir okul açılması halinde bunun yaptırımı, bu okula Devlet desteği verilmemesi ve bu tür okullardan mezun olanların diplomalarına denklik tanınmamasıdır.
KOMİSYONDAKİ YARGILAMA (Özet)
Başvurucular, Belçika'daki eğitim dili mevzuatının, Birinci Protokolün 2. maddesindeki eğitim hakkına ve Sözleşme'nin 8. maddesindeki özel ve aile yaşamına saygı hakkına, 14. maddedeki ayrımcılık yasağına aykırı olduğunu iddia etmişlerdir.
(Dava, süresi içinde Mahkemenin önüne getirilmiştir.)
KARAR GEREKÇESİ (Özet)
Mahkeme önce eğitim hakkı ile özel ve aile yaşamına saygı ve ayrımcılık yasağını yorumlamış, daha sonra bu davada önüne getirilen altı sorunu incelemiştir.
I. Birinci Protokolün 2. maddesi, birinci cümlesi
Mahkeme'ye göre bu maddede hak kelimesi kullanıldığı, hüküm içinde eğitim hakkından ve Birinci Protokolün Başlangıcında da hak ve özgürlükleri birlikte yerine getirmekten söz edildiği için, bu maddenin bir hakkı içerdiğinden kuşku yoktur. Maddenin negatif ifade tarzına rağmen, Devletin eğitim hakkını sağlamada olumlu bir yükümlülüğü bulunmadığı sonucu çıkarılamaz; bir hak varolduğunda, Sözleşme'nin birinci maddesine göre Devletin egemenlik yetkisi içinde bulunan herkes için bu hak güvence altına alınır. Avrupa Konseyine üye Devletler bu Protokolü onaylarken ve halen genel ve resmi bir eğitim sistemine sahiptirler. Sözleşme'de eğitimin örgütlenme tarzı ve desteklenmesi, ayrıca eğitimin yürütüleceği dil ile ilgili bir hüküm yoktur. Ancak ulusal bir dilde veya dillerde eğitimin verilmemesi halinde eğitim hakkının bir anlamı kalmaz. Eğitim hakkıyla ilgili birinci cümle ilk olarak belirli bir zamanda varolan bir eğitim kurumuna girebilme hakkını güvence altına alır; bu hakkın etkili olabilmesi, eğitimden yararlanan kişinin ülkede yürürlükte bulunan kurallara göre tamamladığı eğitimin resmen tanınmasını gerektirir. Birinci cümledeki eğitim hakkı, toplumun kaynakları ile bireyin ihtiyaçları açısından, Devletin zamana ve yere göre değişebilecek düzenlemeler yapmasını gerektirir. Bu düzenlemeler eğitim hakkının özünü zedelememeli ve diğer haklarla çelişmemelidir. Sözleşme, toplumun genel yararı ile temel insan hakları arasında adil bir denge kurulmasını öngörürken, ikinciye özel bir önem vermektedir.
II. Birinci Protokolün 2. maddesi, ikinci cümlesi
Mahkeme'ye göre bu hüküm, eğitim hakkını güvence altına almamaktadır. Bu hüküm Devletlerin eğitim ve öğretim alanında anne-babaların 'dil' tercihlerine değil, sadece dinsel ve felsefi inançlarına saygı gösterme yükümlülüğünü göstermektedir. 'Dinsel ve felsefi inançlar' terimlerini dil tercihlerini de kapsayacak şekilde genişletmek, bu terimlerin olağan anlamlarını zorlamak ve Sözleşme'de olmayan bir şeyi Sözleşme'ye ithal etmek olur. Hazırlık çalışmaları sırasında bu hükmün amacının, o ülkenin dilinden başka bir dille eğitim verilmesi haklarına Devlet tarafından saygı gösterilmesini sağlamak olmadığı belirtilmiş, Uzmanlar Komitesi de bu sorunun etnik azınlıklar sorunuyla ilgili olduğunu ve Sözleşme'nin alanı dışında kaldığını belirtmiştir. Bu nedenle ikinci maddenin ikinci cümlesi bu davayla ilgili değildir.
III. Sözleşmenin 8. maddesi
Mahkeme'ye göre bu madde, kişiyi özel ve aile yaşamında kamu makamlarının keyfi tasarruflarına karşı korumaktadır. Öte yandan eğitim alanındaki bazı tasarruflar özel ve aile yaşamına saygı hakkını etkileyebilir. Örneğin çocukları ailelerinden keyfi bir biçimde ayırarak, özel ve aile yaşamlarını haklı görülemeyecek bir tarzda tahrip etme amacı taşıyan veya bu sonucu doğuran tasarruflar olabilir.
IV. Sözleşmenin 14. maddesi
Mahkeme'ye göre bu maddedeki güvencenin bağımsız bir varlığı yoktur. Bu güvence Sözleşme'de yer alan hak ve özgürlüklerle ilgilidir. Bir tasarruf kendi başına Sözleşme'deki hak ve özgürlüklere uygun olabilir; ancak bu tasarruf 14. madde ile birlikte okunduğunda ayrımcılık niteliğine sahip olduğu gerekçesiyle Sözleşme'deki bir hakkı ihlal edebilir. Ele alınan hakkın niteliği ne olursa olsun, 14. madde hak ve özgürlükleri düzenleyen her bir maddenin bütünleyici bir parçasını oluşturur.
Mahkeme'ye göre Sözleşme'nin 14. maddesi, hak ve özgürlüklerin kullanılmasında her türlü farklı muameleyi yasaklayıcı bir biçimde yorumlanamaz. Belirli bir farklılaştırma hiç bir objektif ve makul sebebe dayanmıyorsa, eşit muamele prensibini ihlal eder. Makul bir sebebin varolup olmadığı, (a) tasarrufun amacı ile sonucu arasındaki ilişki; (b) kullanılan araç ile gerçekleştirilmek istenen sonuç arasındaki orantılılık; ve (c) toplumun yaşamını tanımlayan hukuki ve fiili unsurlara bakılarak değerlendirilir. Mahkeme bu değerlendirmeyi yaparken, yetkili ulusal makamların görevini üstlenemez; aksi takdirde Mahkeme, Sözleşmeyle kurulan ikincil (subsidiary) bir uluslararası mekanizma olma özelliğini yitirir.
Mahkeme'ye göre Sözleşmeci Devletin egemenlik yetkisi içinde bulunan kimseler Birinci Protokolün ikinci maddesine dayanarak kamu makamlarının belirli bir türde eğitim sistemi kurmasını isteyemezler. Ancak belirli bir eğitim sistemi kuran bir Devlet, bir eğitim kurumuna girişi şarta bağlarken 14. madde anlamında ayrımcılık niteliğinde bir tasarrufta bulunamaz. Bu davada Sözleşme'nin 14. maddesi, Birinci Protokolün 2. maddesiyle birlikte okunduğunda bile, anne-babaların kendi tercih ettikleri bir dilde çocuklarına eğitim verilmesini isteme hakkını güvence altına almamaktadır. Bu maddelerin birlikte okunmasından, dil sebebine dayanarak bir ayrımcılık yapmadan eğitim hakkını güvence altına alma yükümlülüğü çıkmaktadır. Sözleşme, kişilere kullandıkları veya anladıkları dil ile ilgili özel bir hak vermek isteğinde 5(2). fıkrasında ve 6(3)(a) bendinde olduğu gibi açık ifadeler kullanmıştır. Birinci Protokolün ikinci maddesinde böyle bir ifade yoktur.
V. Sözleşmenin 8. maddesi ve Birinci Protokolün 2. maddesinin ikinci cümle ile birlikte ele alınan 14. maddesi
Mahkeme bundan sonra, başvurucuların eğitim dili ile ilgili mevzuat hükümlerinin Sözleşme'ye aykırı olduğu şeklindeki altı konudaki iddialarını ele almıştır. Mahkeme sadece beşinci sorunla ilgili olarak Sözleşme'ye aykırılık tespit etmiştir.
1) Başvuruculara göre, tek dilli olarak tanımlanan bölgelerde o bölgenin dili ile eğitim yapan resmi eğitim kurumlarının açılmasını ve sadece bu kurumlara Devlet desteği verilmemesini öngören mevzuat, Sözleşme hükümlerine aykırıdır.
Mahkeme'ye göre, bu mevzuatın öngördüğü dil şartlarına uymayan okulların Devlet tarafından kurulmasını ve kurulmuş olan özel okullara Devlet desteğinin verilmesini engelleyen mevzuat, Sözleşme'ye aykırı değildir. Çünkü bu mevzuat hükümleri anadili Fransızca olan çocukların aileleri yeterli mali imkana sahip olmadıkları için kendilerini Fransızca eğitim veren okullara gönderememeleri özel ve aile yaşamı üzerinde belirli bir etki yapmakla birlikte 8. maddeyi ihlal etmez. Öte yandan bu hükümler ayrımcılık yasağını da ihlal etmemektedir; çünkü bu madde esasen farklı maddi koşulların objektif değerlendirmesine dayanan ve toplumun menfaatlerinin korunması ile Sözleşme'deki hak ve özgürlüklere saygı gösterilmesi arasındaki denge üzerinde kurulmuş bir farklı muamele bulunmaktadır. Ayrıca bu mevzuat hükümleri resmi eğitim veya resmen desteklenen eğitim ile ilgili olduğundan, bu bölgede Fransızca eğitim veren bağımsız ve özel okulların kurulmasını engellememektedir.
2) Başvuruculara göre tek dilli olarak ayrılan bölgelerde, o bölgenin dilinden başka bir dilde tam veya kısmi eğitim veren 'karışık dilli' okullardaki yetiştirme sınıflarından Devlet desteğinin çekilerek kapanmalarını öngören mevzuat hükümleri Sözleşme'ye aykırıdır.
Mahkeme'ye göre, alınan önlem sert olmasına rağmen keyfi bir farklı muamele değildir; tedbirin dayanağı olan objektif kriterin amacı ve sonucu, Fransızca eğitim veren özel okulların organizasyonunu hiç bir biçimde etkilemek olmadığından, bu tedbirler ayrımcılık niteliğinde sayılamazlar.
3) Başvuruculara göre, özel statülü bölgelerde Fransızca ana ve hazırlık sınıfları açılmasını sağlayan ve fakat bu okullarda ağırlıklı olarak Felemenkçe okutulmasını öngören mevzuat hükümleri Sözleşme'ye aykırıdır.
Mahkeme'ye göre, bir çocuğun kendi anadili dışında bir ulusal dilde ağırlıklı olarak çalışmasını öngörmek, çocuğun 'şahsiyetsizleştirilmesi' olarak görülemez. Başvurucuların çocuklarını kendi bölgeleri dışındaki bir okula göndermeleri kendi tercihlerinin bir sonucu olup kamu makamlarının bir müdahalesi yoktur. Tedbirler kamu yararına dayandığından ayrımcılık yasağı ihlal edilmemiştir.
4) Başvuruculara göre Brüksel Büyükşehir bölgesinde oturan ailelerin çocuklarının anadillerinde, aileleri burada oturmayan çocukların ise ailelerinin oturduğu bölgenin dilinde eğitim görmelerini öngören mevzuat Sözleşme hükümlerine aykırıdır.
Mahkeme'ye göre, iki dilli sistemin Devlet tarafından desteklendiği bölgelerde ailelerin çocuklarını Fransızca veya Felemenkçe öğrenim veren okullardan birine kaydettirmek için tercih hakkı verilmemesi, bu olayda teorik bir sorundur. Çünkü başvurucu aileler kendilerini Fransızca konuşan kişiler olarak tanımlamakta ve çocuklarının Fransızca eğitim görmelerini istemektedirler. Bu davada ortada bulunmayan bir sorunu Mahkeme'nin çözmesi gerekmemektedir.
5) Başvuruculara göre bazı bölgelerde anadilleri Fransızca olan çocukların Fransızca eğitim veren okullara alınmamaları, yani (a) Louvain ve Heverlee beldelerinde sadece, çift dille eğitim veren Louvain Üniversitesinde çalışan ve burada ikamet etmeyen işçilerin, öğrencilerin ve üniversite öğretmenlerinin çocuklarının kaydedilmeleri; (b) özel statülü altı bölgede ikamet etmeyen ve anadili Fransızca olan öğrencilerin Fransızca sınıflarına alınmalarını engelleyen mevzuat hükümleri Sözleşme'ye aykırıdır.
Mahkeme'ye göre birinci durumda, yani Felemenk tek dilli bölgede yaşayan, sadece anne-babaları Üniversitede öğretmen, işçi veya öğrenci olup, anadili Fransızca olan çocuklara kayıt hakkı tanınması Sözleşme'ye aykırı değildir. İkinci durumda, yani özel statülü beldelerde ikamet etmeyen ve anadili Felemenkçe olan çocukların Felemenk sınıflarına kabul edilmesi, buna karşılık anadili Fransızca olan çocukların Fransızca sınıflara kabul edilmemesi, ikametten çok dil ölçüsü üzerine kurulan ayrımcılık niteliğinde bir muameledir. Bu konudaki mevzuatın Felemenk ve Fransızca konuşan ailelere aynı şekilde uygulanmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca bu tedbirde, gerçekleştirilmek istenen amaç ile kullanılan araç arasında orantılılık bulunmamaktadır. Bu nedenlerle Mahkeme olayda, ayrımcılık yasağının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
6) Başvurucular, dil ile ilgili eğitim şartlarına uymayan ortaöğretim okullarından alınan bitirme belgelerine eşdeğerlik tanımayan ve bu belgeleri alanların hukuken tanınmış bir diplomaya hak kazanabilmeleri için sınava girmelerini öngören mevzuatın Sözleşme'ye aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Mahkeme'ye göre, söz konusu mevzuat hükümleri, her Devlette yürürlükte olan kurallara uygun olarak tamamlanan öğretim çalışmalarının resmen tanınmasını engellememekte, sadece merkezi bir heyet tarafından yapılacak sınava tabi tutmaktadır. Tedbirin amacı kamu yararına dayanan objektif bir amaçtır; kullanılan araç ile gerçekleştirilmek istenen amaç arasındaki orantı makuldür. Mahkeme bu durumda ayrımcılık yasağının ihlal edilmediği sonucuna varmıştır.
Bu Gerekçelerle Mahkeme,
1. Yediye karşı sekiz oyla, bazı çocukların sadece anne-babalarının ikamet yerleri nedeniyle Kraainem'in de dahil olduğu Brüksel çevresinin özel statüdeki altı beldesinde bulunan Fransızca eğitim veren okullara alınmamaları nedeniyle 2 Ağustos 1963 tarihli Yasanın 7(3). fıkrasının, Birinci Protokolün 2. maddesinin birinci cümlesiyle bağlantılı olarak okunan Sözleşme'nin 14. maddesine aykırı olduğuna;
durumun gerektirmesi halinde başvurucunun bu özel nokta bakımından adil karşılık için başvurma hakkını saklı tutmaya;
2. Oybirliğiyle, başvurucular tarafından ileri sürülen diğer noktalar bakımından Sözleşme veya Protokol maddelerine her hangi bir aykırılık bulunmadığına
Karar vermiştir.
SON KARARIN YERİNE GETİRİLMESİ
BAKANLAR KOMİTESİ: Doc. 3170; 03.10.1972 XXX
Hükümetin verdiği bilgiye göre: İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi tarafından Sözleşme'ye aykırı bulunan noktaları giderecek bir yasa değişikliği yapılmıştır. Hükümet, Belçika Anayasasının revizyonuna ve kamu kurumlarında yapılan reforma dair hükümlerin bir özetini eklemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy