(AİHS m. 5, 41, 44, 46)
Başvuru no: 2614/65
DAVANIN ESASI (Özet)
Mahkeme, Esas hakkında verdiği 16 Temmuz 1971 tarihli kararında (bk. sıra no. 14) başvurucunun tutukluluk süresinin makul süreyi aştığı gerekçesiyle Sözleşme'nin 5(3). fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiş, adil karşılık konusunda 50. madde ile ilgili 22 Haziran 1972 tarihli kararında (bk. sıra no. 16), başvurucuya 20 bin Alman Markı ödenmesine hükmetmiştir.
Avusturya Hükümeti, bu karardan sonra söz konusu miktarı Avusturya para birimine çevirerek, buna eşdeğerde bir miktarı başvurucunun alacaklılarının açtığı davaların görüldü yerel mahkemeye depo etmiştir.
Başvurucu İnsan Hakları Komisyonuna başvurarak, Mahkeme'nin hükmettiği bu miktarın hiç bir şarta tabi olmaksızın Alman Markı olarak kendisine ödenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Komisyon da başvurucunun bu talebini Mahkeme'ye sevk etmiştir.
KARAR GEREKÇESİ (Özet)
I. Sözleşmenin 41, 44, 46 (Eski 50, 52 ve 54). maddeleri
Hükümet, Mahkeme'nin daha önce verdiği bir kararı yorumlama yetkisi bulunmadığını, aksi takdirde Mahkeme kararlarının kesinliğini öngören Sözleşme'nin 52. maddesinin ve kararların icrasını izleme yetkisini Bakanlar Komitesine veren 54. maddesinin bir anlamı kalmayacağını iddia etmiştir.
Mahkeme'ye göre, Bakanlar Komitesi'nin Sözleşmenin 52 (yeni 46). maddesindeki Mahkeme kararlarının kesinliğini öngören hüküm sadece, Mahkeme kararlarının temyize tabi olmadığını belirtmektedir. Mahkeme kararını yorum talebi ise bu tür bir temyiz değildir; çünkü yorum talebi Mahkeme'nin kendisine yöneltilmiştir. Mahkeme, bir yorum talebini ele alırken, yargılamanın doğasında varolan bir yetkiyi kullanmaktadır. Mahkeme bir kararını yorumlamakla, daha önce yaptığı müzakerelerden yola çıkarak, içinde bağlayıcı güce sahip nelerin yer alacağının belirtildiği önceki kararının anlamını ve kapsamını açıklığa kavuşturmaktan öteye gitmemektedir. Bu nedenle yorumlama yetkisinin Sözleşme'nin 52 ve 54. maddeleri ile uzlaşmaz bir tarafı yoktur. Mahkeme (eski) İçtüzüğünün 53. maddesi, yargılamanın doğasında varolan yetkinin tanınması ve bunun nasıl kullanılacağının belirtilmesi ile sınırlıdır. Kaldı ki Mahkeme İçtüzüğü 1959da kabul edildikten sonra Sözleşmeci Devletlerin dikkatine sunulmuş ve konuyla ilgili sorun çıkmamıştır. Bu nedenlerle Mahkeme, kararı yorumlama talebinin esasına girmemek için hiç bir sebep görmemektedir.
Mahkeme başvurucuya Alman markı olarak adil bir karşılık ödenmesine hükmederken, bu tazminatın başvurucunun kendisine, bu para birimi şeklinde ve Almanyada ödenmesini kastetmiştir; başka bir şeyi değil. Mahkeme bu şekilde karar verirken, başvurucunun Almanyada ikamet ediyor olmasını ve paraya acil ihtiyaç duymasını göz önünde tutmuştur.
Mahkeme tazminat terimiyle, manevi zararlarının karşılığı olarak başvurucunun şahsına belirli bir miktarın ödenmesini ifade etmek istemiştir. Mahkeme Hükümete bu konuda bir takdir yetkisi bırakmamıştır. Bu tazminat her hangi bir şekilde müsadereye tabi değildir. Bu nedenlerle Mahkeme, 50. maddeyle ilgili kararında hükmettiği 22 bin Alman Markının hiç bir şarta tabi olmaksızın Almanya'da başvurucunun kendisine ödenmesine karar vermiştir.
Bu Gerekçelerle Mahkeme,
1. Bire karşı altı oyla, 22 Haziran 1972 tarihli kararda başvurucuya ödenmesine hükmedilen 20 bin Alman Markının, bu para birimi üzerinden ve Almanya'da başvurucuya ödenmesi anlamına geldiğine;
2. İkiye karşı beş oyla, aynı kararda söz edilen tazminatın, Michael Ringeisen'in kendisine ve hiç bir şarta bağlı olmadan ödenmesi anlamına geldiğine,
Karar Vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy