(AİHS m. 11, 14)
Karar Tarihi: 27.10.1975
Başvuru no: 4464/70
DAVANIN ESASI (Özet)
I. Dava Konusu Olaylar
Başvurucu Belçika Ulusal Polis Sendikası kar amacı gütmeyen, özel hukuk hükümlerine tabi bir kuruluştur.
Başvurucu sendika, rütbeleri ne olursa olsun, kırsal alanda görev yapan polisler dahil bütün beldelerdeki polis mensuplarının üyeliğine açıktır. Başvurucu sendikanın çeşitli yöreleri temsil eden ve oy kullanma yetkisine sahip olan, aktif 99 delegesi vardır. Başvurucu sendikanın 1961de 7226 olan ve aidat ödeyen üye sayısı, 1974te 5748e düşmüştür. Başvurucu sendikaya göre üye oranındaki bu yüzde 20lik düşüşün nedeni, bu davanın konusu olan, Devletin sendikalarla müzakere politikasının bir sonucudur. Bütün beldelerde 12 bin kadar polis görev yapmakta, başvurucu sendika 1974 yılının sonunda bunlardan yaklaşık yarısını temsil etmektedir.(13)
Yerel polis mensupları, yerel memurlar kategorisine girer. Bu polislere idari görevlerle birlikte suçları önleme ve adli polis görevleri de verilmiştir. Bu polisler idari görevleri ve suçları önleme görevleri bakımından, belediye başkanlarının emirlerine tabi olan yerel makamlara bağlıdırlar. Öte yandan bu polisler adli polis görevleri bakımından sadece merkezi hükümete, daha açıkçası adli makamlara tabidir.(14)
İki merkezi polis kuvveti, yerel polisten ayrılmaktadır. Jandarmaya, düzeni sürdürme gibi idari polis görevi ile adli polis görevleri verilmiştir; jandarma, bazı şartlarda askeri görevler de yapar; askeri teşkilat içinde örgütlenmiştir. Öte yandan savcılık makamlarına bağlı olan adli polise sadece adli polislik görevi verilmiştir. Yerel polis mensuplarının sayısı, yerel memurların yaklaşık yüzde 13ünü ve bütün yerel ve bölge memurlarının yüzde 10undan daha az bir sayıyı oluşturmaktadır.(14)
Başvurucu sendikanın tüzüğüne göre sendikanın amacı, özellikle sendikal faaliyetler aracılığıyla, Belçika polisinin hakları ve mesleki çıkarları ile ilgili konularda çalışmalar yapmak, bunları korumak, iyileştirmek ve ilerletmek için doğrudan veya dolaylı olarak faaliyette bulunmak şeklinde belirtilmiştir.(15)
II. Konuyla İlgili İç Hukuk
Belçika Anayasasında örgütlenme özgürlüğü tanınmış ve 1921 tarihli bir yasayla her alanda güvence altına alınmıştır. Belçika ayrıca, Uluslararası Çalışma Teşkilatının Örgütlenme Özgürlüğü ve Teşkilatlanma Hakkının Korunması Hakkındaki 87 sayılı, Teşkilatlanma hakkı ve Toplu Müzakere Prensipleri ile ilgili 98 sayılı Sözleşmelerine taraftır. Bu hükümler serbestçe sendika kurma, sendikalara üye olma veya üye olmama, sendika üyelerinin sendika temsilcilerini serbestçe seçme ve sendikaların teşkilatlarını serbestçe oluşturma haklarını güvence altına almaktadır.(16)
Bu nedenlerle Belçikada sendikalar kuruluş, örgütlenme, üye kabul etme ve propaganda yapma konusunda kural olarak özgürlüğe sahiptirler. Ancak sendikalar, işveren sıfatıyla hareket eden kamu makamlarıyla müzakerede her zaman aynı özgürlüğe sahip değildirler. Kamu makamları, giderek artan sayıdaki sendikalarla istişare (consultation) yapmaktan kaçınmak amacıyla, istişare edilebilecek sendikaların seçiminde, sendikaların temsil kabiliyetlerine dayanan bazı kriterler getirmişlerdir. Bu kriterler, özel sektör alanında işçi - işveren ilişkileri ilgili bazı yasalarda da yer almıştır.(16)
Kamu sektöründe sendikalarla istişare konusunda yapılan ilk düzenleme 20 Haziran 1955 tarihli Kraliyet Kararnamesidir. Bu Kararname sadece Devlet memurlarına uygulanmaktadır. Kararname, istişare yapılacak sendikalar bakımından sınırlamalar getirmektedir. İstişareler, her Bakanlık teşkilatı içinde kurulan sendika danışma komitesinde ve Başbakanlığın himayesinde çalışan sendika genel danışma komitesinde temsilcisi bulunan sendikalarla yapılmaktadır. Bu komitelerle, Devlet memurlarının statüleri, hizmet ve iş örgütlenmesi, güvenlik, sağlık ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi konularında her türlü tasarı hakkında görüşülmektedir.(17)
Bu sendikaların temsil kabiliyetleri değişik bakanlık teşkilatları ve bir bütün olarak Devlet idaresindeki durumlarına göre değerlendirilmektedir. Sendikaların temsil kabiliyetleri ile ilgili tek kriter, kural olarak her dört yılda bir seçimlerle belirlenen üye sayısıdır. Son seçim 1959da yapılmış, 1963te yapılması beklenen seçim, 1959 seçimlerinde düşük bir oy yüzdesi alan büyük sendika federasyonlarının talebi üzerine ertelenmiştir.(17)
Savcılıklara bağlı olarak görev yapan adli polis bakımından Hükümet, bu kuvvetlerin mensupları ile sınırlı olan sendikaların istişare hakkını saklı tutmuştur. Hükümet bu sendikaların Belçikanın üç büyük federasyonu ile bağlantılı olduğunu belirtmiştir. 1975 tarihli Yasaya göre jandarmalar, sadece jandarmalardan oluşan meslek örgütlerine üye olabilirler. Jandarma Ulusal Çalışma Sendikası, bu topluluğu temsil eden tek örgüt olarak tanınmıştır.(17)
Belde ve bölge makamları ile sendikaların ilişkilerini düzenleyen genel kurallar bulunmamaktadır. Yerel makamlar sendikalarla ilişkilerini düzenlemekte serbesttirler. Bazı bölgelerde, milli düzeyde çalışan komiteler gibi, bölgesel düzeyde çalışan sendika danışma komiteleri kurulmuştur. Böyle komitelerin kurulmadığı bölgelerdeki sendikalar, ülkenin her yanında olduğu gibi, taleplerde bulunabilmekte, hiç bir temsil şartına bağlı olmaksızın bir üyeye temsil yetkisi verebilmektedirler.(18)
Yerel ve bölge makamlarının denetim amiri olan İçişleri Bakanlığı ile yerel ve bölge memurları arasındaki ilişki bakımından durum değişiktir. Bu düzeyle ilgili olarak sendikalarla istişare 27 Temmuz 1961 tarihli yasayla getirilmiştir. Bu yasanın 9. maddesi, Kraliyet tarafından konuyla ilgili olarak yapılacak genel düzenlemelerin, belde ve bölgelerde en fazla memuru temsil eden sendikaların temsilcileriyle görüşüldükten sonra çıkarılmasını öngörmekte ve istişare biçiminin Kraliyet tarafından belirleneceğini belirtmektedir. Yine bu yasaya göre tems il kabiliyetine sahip örgütlerle personel politikası, işe alma, personelin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, belde ve bölge memurlarının maaş cetvelleri ile özel tazminatları, belirli tazminatları ve hakları düzenleyen genel kurallar, bakanlık personelinin durumunda meydana gelen değişikliklere göre uyumlaştırma, polis müdürlüğüne ve müdür yardımcılığına atanma ve yükselme ölçüleri konusunda istişare edilmektedir.(19)
İstişare iki açıdan önemlidir. Birincisi Hükümet, temsil edilen örgüte görüşünü sormak zorundadır. İkincisi istişare yapılırken, Hükümet hazırladığı tasarılar hakkında temsil edilen örgütleri bilgilendirmekte ve her hangi bir karar alınmadan önce bu örgütlerin görüşlerinin bilinmesini sağlamaktadır. İstişare mekanizması, yukarıda belirtilen konularda Yasa, Kraliyet Kararnamesi, Bakanlık talimatı ve genelgesi gibi her türlü hukuki düzenlemenin hazırlanmasında çalıştırılmaktadır. Eğer bir örgüte temsil yeteneği tanınmamış ise, bu örgüt istişare sürecine katılamaz; ancak yine de taleplerini üst makamlara iletebilir ve kendisinin de bu konuda dinlenmesini isteyebilir.(21)
Temsilci gönderme yetkisine sahip sendikalarla istişare tarzı ilk kez 23 Ekim 1961 tarihli Kraliyet Kararnamesi ile düzenlenmiştir. Kararname İçişlerine bağlı bir istişare komitesi kurulmasını ve sadece adı belirtilen dört büyük sendika federasyonunun temsilcilerinin yer almasını öngörmüştür. Ancak 2 Ağustos 1966 tarihli Kararname ile bu komitelere üyelik konusunda köklü bir değişiklik yapılmıştır. Bundan sonra belirli sendikaların temsilcilerinin komitelere atanması yerine, bölgelerde ve beldelerde personeli en fazla temsil kabiliyetine sahip sendikalardan temsilcilerinin atanması yöntemi getirilmiştir. Kararnamenin 2(2) fıkrası, en fazla temsil kabiliyetine sahip olmaktan ne anlaşılması gerektiğini açıklamaktadır. Buna göre, en fazla temsil kabiliyetine sahip örgüt terimi, bulundukları belde ve bölgelerde bütün memurların üyeliğine açık olan ve personelin mesleki çıkarlarını korumak için faaliyette bulunan örgüt şeklinde anlaşılacaktır. Kararname, sendikaların göndereceği bilgiler doğrultusunda o sendikanın en fazla temsil kabiliyetine sahip örgüt olup olmadığını belirleme yetkisini İçişleri Bakanlığına vermektedir.(22-24)
Dört büyük sendikanın bu ölçülere uydukları tespit edilmiştir. Başvurucu sendikaya mensup yaklaşık 1500 kadar polis, istişare yetkisine sahip bu sendikaların da üyesidirler.(24)
Başvurucu sendikanın taleplerinin reddi: Başvurucu sendika, 22 Eylül 1966 tarihinde İçişleri Bakanlığından en fazla temsil kabiliyeti bulunan sendika statüsünün tanınmasını istemiştir. 14 Şubat 1967 tarihli Bakanlık yazısına göre, başvurucu sendikanın yukarıdaki ölçüleri taşımadığı gerekçesiyle bu statü tanınmamıştır. Başvurucu sendika ayrıca 25 Ekim 1966da Yüksek İdare Mahkemesine başvurarak, bu şartların Yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptalini istemiştir. Bu mahkeme söz konusu talebi 6 Kasım 1969 tarihli kararıyla reddetmiştir.(26-28)
19 Aralık 1974 tarihli bir yasa, kamu makamları ile bu kamu kuruluşlarında çalışanların üye oldukları sendikalarla ilişkilerini yeniden düzenlemiş ve kamu makamları ile sendikalar arasında müzakere (negotiation) yetkisini, konularını ve usulünü belirlemiştir. Bu yasanın uygulanmasında, askeri kuvvetler mensupları istisna edilmiştir; ancak bu yeni yasa sadece idari personele, diğer kamu kuruluşlarına ve özellikle adli makamlara yardımcı olan hizmet mensuplarına değil, ama ayrıca belde ve bölgede görev yapan polislere de uygulanabilecektir. Müzakere usulü bakımından Kraliyet, Milli Kamu Hizmetleri Komitesi, Yerel ve Bölgesel Kamu Hizmetleri Komitesi, Bütün Kamu Hizmetleri Ortak Komitesi ve ayrıca özel komiteler kurmuştur. Kraliyet bu komitelerin kompozisyonunu ve işleyişini, sadece temsil kabiliyetine sahip sendikaların yer alabileceği şekilde düzenleyecektir.(30)
Başvurucu sendikanın yeni yasayla temsil kabiliyetini kazanamayacağı da anlaşılmıştır.(30)
KOMİSYONDAKİ YARGILAMA (Özet)
Başvurucu sendika, İnsan Hakları Avrupa Komisyonu'na başvurarak, Sözleşme'nin 11 ve 14. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru 8 Şubat 1972de Komisyon tarafından kabuledilebilir bulunmuş ve Komisyon 27 Mayıs 1974 tarihli raporunda Sözleşme'ye aykırılık görmemiştir.(31)
(Dava, süresi içinde Mahkemenin önüne getirilmiştir.)
KARAR GEREKÇESİ (Özet)
I. Sözleşmenin 11. maddesinin ihlali iddiası
Başvurucunun şikayetleri şu şekilde özetlenebilir: Başvurucu Belçika Ulusal Polis Sendikası, bölge ve belde memurları bakımından kadrolaşmanın yapısı, işe alma şartları ve meslekte ilerleme, maddi tazminat ve maaş çizelgesi konularında İçişleri Bakanlığı ile istişare edebilmek için, en fazla temsil kabiliyetine sahip örgüt olarak tanınmak gerektiğini, ancak kendisine bu statüsünün Hükümet tarafından tanınmadığından şikayet etmektedir. Bu istişare sürecinden dışlanan sendika, bu tür memurların menfaatleri ve yerel polise özgü sorunlar bakımından, sonuç olarak diğer üç sendika ile karşılaştırıldığında dezavantajlı duruma sokulduğunu ileri sürmektedir. Başvurucuya göre, 2 Ağustos 1966 tarihli Kraliyet Kararnamesinin 2(2) fıkrası, sendikanın faaliyet alanını önemli ölçüde sınırlamakta ve bu suretle yerel polis mensuplarını, polisliğin özel konumu ile siyasal niteliği bağdaşmayan en fazla temsil kabiliyetine sahip diğer sendikalara girmeye zorlamaktadır. Başvurucuya göre ayrıca, Hükümet, Devlete tabi diğer polis kuvvetlerine, yani savcılığa bağlı adli polise ve jandarmaya istişare sürecinde özel bir yer ayırmaktadır.(32)
Mahkeme'ye göre, Sözleşme'nin 11(1). fıkrasındaki sendika özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğünün bir şekli ve özel bir yönüdür. Ancak bu madde Devletin sendikalara veya onların üyelerine belirli bir biçimde davranmasını (istişare etmesini) güvence altına almamaktadır. Bu maddede, sendikaların Devletten belirli bir biçimde muamele görme (istişare edilme) hakkı belirtilmediği gibi, bütün Sözleşmeci Devletlerin iç hukuklarında ve uygulamalarında bu tür bir hakkı içselleştirdikleri veya böyle bir hakkı sendika özgürlüğü bakımından vazgeçilmez kıldıkları da söylenemez. Sendikalarla ilgili konular, Avrupa Konseyi çerçevesinde yer alan 18 Ekim 1961 tarihli Avrupa Sosyal Şartında ayrıntılı olarak işlenmektedir. Bu Şartın 6(1). fıkrası, Sözleşmeci Devletleri işçi ve işveren arasında bileşik bir istişare geliştirme ile yükümlendirmektedir. Ancak bu fıkrada kullanılan dikkatli ifade tarzı, Şartın gerçek bir istişare hakkı sağlamadığını göstermektedir. Yine Şartın 20. maddesi, Şartı onaylayan Devletlere istişare ile ilgili Şartın 6(1). fıkrasını kabul etmeme imkanı vermektedir. Bu nedenle, sendikaların devletle istişare hakkının üstü örtülü olarak İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 11(1). fıkrasında yer aldığı düşünülemez. ( 38 )
Mahkeme'ye göre, Sözleşme'nin 11(1). fıkrasında geçen çıkarlarını korumak için deyimi, Sözleşme'nin, sendikal faaliyetler yoluyla sendika üyelerinin mesleki menfaatlerini koruma özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Sözleşmeci Devletler bu sendikal faaliyetlere hem izin vermeli hem de imkan tanımalıdır. Bu nedenle menfaatlerini korunması için sendika üyeleri sendikanın görüşünün dinlenmesi hakkına sahiptir. ( 39 )
Mahkeme'ye göre, Sözleşme'nin 11(1). fıkrası, sendikanın görüşünün dinlenmesini sağlayan usullerin seçiminde Sözleşmeci Devletleri serbest bırakmıştır. Sendikalarla istişare etmek bu usullerden sadece biridir; ancak başka usuller de vardır. Sözleşme sadece, ulusal hukukta sendikalara kendi üyelerinin çıkarlarını korumaları için, Sözleşmenin 11. maddesine aykırı düşmeyecek şartlarda çalışma imkanı verilmesini gerektirmektedir. Olayda başvurucu sendikanın Hükümet ile yüz yüze gelerek çeşitli faaliyetlerde bulunabileceği tartışmasızdır. Başvurucu sendika, taleplerde bulunabilir ve kendi üyelerinin çıkarlarını korumak için onları temsil edebilir. Başvurucu sendika, taleplerinin Hükümet tarafından ihmal edildiğinden her hangi bir biçimde şikayetçi de olmamıştır. Bu çerçevede İçişleri Bakanlığının 27 Temmuz 1961 tarihli Yasaya göre, Başvurucu sendika ile istişare etmemesi, tek başına ele alındığında Sözleşme'nin 11(1). fıkrasındaki sendika özgürlüğünü ihlal etmez.(40)
Başvurucu, sendikaya üye olma ve üye kalma bireysel özgürlüğünün de ihlal edildiğini iddia etmiştir.
Mahkeme'ye göre, 2 Ağustos 1966 tarihli Kraliyet Kararnamesine rağmen, her bir belde polisi bu özgürlüğe sahiptir. Başvurucu sendikanın üye sayısının düşmesi, başvurucu sendikanın da ileri sürdüğü gibi, diğer sendikalara göre dezavantajlı duruma sokulmuş olmasıyla kısmen açıklanabilir. Sendikanın bu durumu, başvurucu sendikaya üye olmanın pratik değerini ve yararlılığını zayıflatabilir. Ancak bu durum, Belçika Hükümetinin istişare edilebilecek örgütlerin sayısını kısıtlama politikasının bir sonucudur. Bu politika kendi başına sendika özgürlüğüne aykırı düşmez. Bu politikanın uygulanması için alınan tedbirler Sözleşme'nin birlikte ele alınan 11 ve 14. maddelerine aykırı düşmedikçe, Mahkeme'nin denetimi dışındadır. Bu nedenlerle Mahkeme, Sözleşme'nin 11(1). fıkrasındaki sendika özgürlüğünün ihlal edilmediği sonucuna varmıştır. İkinci fıkraya göre Mahkeme'den inceleme yapması da istenmemiştir.(41-42)
II. Sözleşmenin 11. maddesiyle birlikte 14. maddesinin ihlali iddiası
Mahkeme, başvurucu sendikanın şikayetçi olduğu farklı muamelenin, birlikte ele alınmaları halinde 11 ve 14. maddelere aykırı olup olmadığı hakkında karar vermek durumundadır. Sözleşme'nin 14. maddesinin bağımsız bir varlığı yoktur; bu madde, Sözleşme ve Protokollerdeki normatif hükümleri tamamlayıcı niteliktedir. Sözleşme'nin 14. maddesi, birbirleriyle karşılaştırılabilir durumda bulunan bireyleri ve birey gruplarını, Sözleşme ve Protokollerde belirtilen hak ve özgürlüklerin kullanılmasında her türlü ayrımcılığa karşı korumaktadır. Tek başına ele alındığında, bir hak ve özgürlüğü içeren bir maddenin şartlarına uygun bulunan bir tasarruf, 14. madde ile birlikte ele alındığında ayrımcı bir niteliğine sahip olması nedeniyle normatif hükümlere aykırı olabilir. Bu nedenle 14. madde, hak ve özgürlükleri düzenleyen her bir maddenin bütünleyici bir parçasıdır. Bu tespitler, bir hakkın Sözleşme'de yer aldığı ancak Devletin yükümlülüğünün açıkça tanımlanmadığı hallerde özellikle uygulanır; bu durumun sonucunda Devlet, bu hakkın kullanılmasını mümkün ve etkili kılacak araçları daha fazla seçme imkanına sahip olur. Sözleşme'nin 11(1). fıkrasındaki hak, bu türden bir haktır.(44)
Mahkeme, daha önce başvurucu sendikanın diğer sendikalara göre istişare konusunda dezavantajlı bir durumda olduğunu tespit etmiştir. Sendikalarla istişare konusu, 11(1). fıkrası tarafından Sözleşmeci Devletlerin takdir alanına bırakılmıştır. İstişare, bu hükümle güvence altına alınan hakkı kullanma usullerinden biridir. Güvence altına alınan hak ise sendikaların görüşlerinin Devlet tarafından dinlenmesidir. İstişare usulü, Belçika Devleti tarafından sendika üyelerinin mesleki çıkarlarının sendikal faaliyetler yoluyla korunması için seçilen bir usuldür. Bu nedenle Sözleşme'nin 14. maddesi bu bağlamla ilgilidir. ( 45 )
Mahkeme'ye göre, farklılık yaratan her muamele ayrımcılık sonucunu doğurmaz. Eğer farklılaştırma, hiç bir objektif ve makul sebebe dayanmıyorsa, eşit muamele ilkesi ihlal edilmiş olur. Haklı sebebin var olup olmadığı, alınan tedbirin amacı ile doğuracağı sonuç arasındaki ilişkiye göre değerlendirilir; bu değerlendirme sırasında demokratik bir toplumda hüküm süren ilkelere dikkat edilir. Farklı muamelenin, sadece meşru bir amaca sahip olması yetmez; gerçekleştirilmek istenen amaç ile kullanılan araçlar arasında makul bir orantının bulunmadığının açıkça ortaya konması halinde, 14. madde yine ihlal edilmiş olur.(46)
Mahkeme'nin buradaki görevi ele alınan farklı muamelenin ayrımcılık niteliğine sahip olup olmadığını değerlendirmektir. Mahkeme bu değerlendirmeyi yaparken, Sözleşme'yle düzenlenen konularda alacağı tedbirleri serbestçe seçme hakkına sahip olan yetkili kamu makamlarının işlevini üstlenemez. Mahkeme'nin denetimi, bu tedbirlerin Sözleşme'ye uygunluğunu denetim ile ilgilidir.(47)
Başvurucu sendika, belde ve bölgelerdeki bütün memurların üyeliğine açık diğer üç sendikadan farklı olarak, kendisinin İçişleri Bakanlığı tarafından istişareye kabul edilmemesinden şikayet etmektedir. 2 Ağustos 1966 tarihli Kraliyet Kararnamesi, başvurucu sendika gibi meslek kategorisine dayanan sendikaların zararına eşitsiz bir muameleye sebep olduğu daha önce tespit edilmiştir. Ancak Hükümet, sendika anarşisinden kaçınmak istediğini, belde ve bölgelerdeki bütün memurların mesleki yararlarını dikkate alan, somut ve dengeli bir memur politikasını gerçekleştirmenin gerekliliğini düşündüğünü belirtmiştir.(48)
Mahkeme'ye göre, Hükümetin bu amacının kendisi, Hükümetin kötü niyetli olduğunu düşündürtmeyecek kadar meşru bir amaçtır. Ayrıca, Hükümetin diğer üç sendikaya siyasal bağlantılarından dolayı ayrıcalık sağlamak istediğini gösteren bir delil yoktur. Tartışma konusu hükümler, bunun dışında, belde ve bölgelerdeki bütün memurların üyeliğine açık bulunan bir sendikanın bulunması halinde, İçişleri Bakanlığını böyle bir sendika ile istişarede bulunmaya zorlamaktadır.(48)
Mahkeme'ye göre, Sözleşmenin 11 ve 14. maddeleri Belçika Hükümetini, adli polisi ve jandarmayı kapsayan merkez memurları bakımından yürürlükteki istişare usulüne benzer bir usulü belde ve bölge memurları ve özellikle belde polisleri için de kurmaya zorlamamaktadır.(48)
Başvuru sendika üyelerinin karşılaştıkları dezavantajlı durum, istişare edilen sendikaların üyelerinin durumu ile karşılaştırıldığında, haklı görülebilir mi? İstişare, belde ve bölgelerdeki bütün memurların genel sorunları ile ilgili olduğu ölçüde, 2 Ağustos 1966 tarihli Kraliyet Kararnamesinin 2(2). fıkrasındaki tedbir, amacın gerçekleştirilmesi için uygun bir araçtır. Münhasıran belde polisini ilgilendiren konularda, örneğin polis müdürünün veya müdür yardımcısının atanması konularında istişare edilmemesinin 11 ve 14. maddelere aykırı olup olmadığı da incelenmiştir. Bu özel konular, zorunlu istişareye tabi olan konuların sadece bir kısmını oluştur. Benzer sorunlar, diğer kategorideki memurlar bakımından da ortaya çıkabilir. Bu nedenle Hükümetin, Kraliyet Kararnamesinin ilgili hükmüne istisna getirmek istememesi anlaşılabilir bir durumdur.(49)
Mahkeme, getirilen kuralın tekbiçimci niteliği nedeniyle Hükümetin sendikalarla ilgili tedbir alma yetkisini aştığı sonucuna varılamayacağı görüşündedir. Mahkeme, başvurucu sendikanın karşılaştığı dezavantajlı durumun Hükümet tarafından izlenen meşru amaç karşısında aşırı olmadığı sonucuna varmaktadır. Orantılılık prensibi ihlal edilmemiştir.(49) Bu nedenlerle Mahkeme olayda, sendika özgürlüğü bakımından ayrımcılık yasağının ihlal edilmediği sonucuna varmıştır.
Bu Gerekçelerle Mahkeme,
1. Oybirliğiyle, Sözleşme'nin 11. maddesinin ihlal edilmediğine;
2. Dörde karşı on bir oyla, birlikte ele alındığında Sözleşme'nin 11 ve 14. maddelerinin ihlal edilmediğine;
Karar Vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy