(AİHS m. 11, 14)
Karar Tarihi: 06.02.1976
Başvuru no: 5589/72
DAVANIN ESASI (Özet)
Dava Konusu Olaylar - Konuyla İlgili İç Hukuk
Birinci başvurucu Stockholm Üniversitesinde hukuk profesörü, ikinci başvurucu İsveç ordusunda subay olup, her ikisi de İsveç vatandaşıdırlar. Başvurucular İsveç Devlet çalışanlarını temsil eden iki büyük federasyona bağlı sendikalara üyedirler.
Başvurucuların üyesi bulundukları sendika federasyonları, toplu sözleşme döneminin bitmesinden sonra ve yeni toplu sözleşmenin müzakereleri sırasında tercihli bir grev ilan etmişlerdir. Bu greve yaklaşık 4 bin kişi katılmıştır. Ancak bu grev başvurucuların çalıştıkları sektörleri etkilememiş, dolayısıyla başvurucular grev yapmamışlardır.
Diğer iki federasyonla imzalanan yeni toplu sözleşmede, geriye yürürlü bazı menfaatler sağlanmıştır. Ancak greve katılmış olup olmadıklarına bakılmaksızın, iki muhalif federasyona bağlı sendikaların tüm üyelerini, toplu sözleşmenin imzalanmasından yaklaşık iki buçuk ay kadar öncesi bir dönem için geriye yürürlü olarak sağlanan bazı menfaatlerden yoksun bırakan bir hüküm konulmuştur. Geriye yürürlü menfaatten yoksun bırakan hüküm, sendika üyesi olmayan kişilere ve greve yanaşmayan federasyonlara uygulanmamıştır.
Başvurucuların bağlı oldukları federasyonlar, sağlanan menfaatlerin geriye yürümezlikle ilgili hükmü nedeniyle toplu sözleşmeyi imzalamamışlar, ancak toplu sözleşmenin diğer hükümleri Kraliyet Kararnamesinin 4. maddesi gereğince bu sendikaların üyelerine de uygulanmıştır. Başvurucuların ilgili hükümden doğan zararları 300 kron ve 1.000 Kronu arasındadır.
Toplu sözleşmenin yapılmasından sonra birinci başvurucu Toplu Sözleşme Müdürlüğüne başvurarak, ücret konusundaki bu farklı muamelenin, kendisinin örgütlenme hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Öte yandan, başvurucuların bağlı oldukları iki federasyon, 1936 tarihli Teşkilatlanma ve Müzakere hakkını düzenleyen yasa hükümlerine dayanarak, başvurucular lehine ve Devlet aleyhine İş Mahkemesinde dava açmıştır. Davayı açan sendikalar İş Mahkemesinden, Müdürlüğün aldığı tedbirin, sendikal ilişkilere müdahale oluşturduğuna ve başvurucuların teşkilatlanma hakkını ihlal ettiğine; söz konusu hükmün başvurucular bakımından geçerli olmadığına; başvurucuların maddi kayıpları nedeniyle ve teşkilatlanma haklarının ihlal edilmiş olmasından dolayı Devlet tarafından kendilerine tazminat ödenmesine karar verilmesini istemişlerdir.
İş Mahkemesi verdiği kararda, federasyonların tüm taleplerini reddetmiştir. İş Mahkemesine göre teşkilatlanma hakkı, grev karşısında Devletin geriye yürürlü menfaatlerden yoksun bırakması ihtimalini önlememektedir. Böyle bir prensibin kabul edilmesi ve anlaşmazlıktan sonra uygulanması, kendiliğinden teşkilatlanma hakkına aykırı sayılamaz. İşverenin bu hakka saygı yükümlülüğü, sendikalı ve sendikasız işçilere veya değişik sendikaların üyelerine eşit ücret ödeme yükümlülüğünü içermez. Bu olay 1936 tarihli yasanın 3. maddesini ihlal etmemiştir. Ancak, diğer sendika üyelerine karşı 3. maddede belirtilen bir baskı uygulamak amacıyla sözleşme yapan bir teşkilatın veya sendikasız işçilerin lehine bir menfaat getirilmiş olsaydı, o zaman 3. madde ihlal edilmiş olurdu. İş Mahkemesi, uygulanan prensipte Devletin böyle bir amacının bulunmadığını tespit etmiştir. Devletin greve giden iki büyük federasyonu zayıflatıp diğer iki federasyonu güçlendirmek istediği şeklinde bir düşünce de temelsiz bulunmuştur. Çünkü, eğer bu federasyonlar da müzakereler sırasında grev faaliyetinde bulunmuş olsalardı, bu prensip kendilerine de uygulanacaktı. Öte yandan sendikasız işçilerin geriye yürürlü özel menfaatten yararlandırılmalarının da sendikasız olmaları ile bir ilgisi yoktur.
KOMİSYONDAKİ YARGILAMA (Özet)
Başvurucular İnsan Hakları Avrupa Komisyonu'na yaptıkları başvuruda, Hükümetin uyguladığı geriye yürürlü menfaatlerle ilgili politikasının özellikle sendikasız işçilerle karşılaştırıldığında tercihli bir muamele olduğunu, böylece Sözleşme'nin 11. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve esasın incelenmesi sırasında 11 ve 14. maddelere dayanmışlardır. Komisyon 17 Temmuz 1974 tarihli esas hakkındaki görüşünde, Sözleşme'nin ihlal edilmediğini belirtmiştir.
[Dava, süresi içinde Mahkemenin önüne getirilmiştir.]
KARAR GEREKÇESİ (Özet)
I. Sözleşmenin 11. maddesinin ihlali iddiası
Devletin işçilerle olan ilişkileri ister özel hukuk isterse kamu hukuku tarafından düzenlensin, Sözleşme'nin 11. maddesi işveren olarak Devleti bağlayıcıdır. Çünkü Sözleşme'de, Sözleşmeci Devletlerin kamu gücünü elinde bulundurmaktan doğan veya işveren olmaktan doğan görevleri diye açık bir ayrım yapılmamıştır. Ayrıca Sözleşme'nin 11(2). fıkrasında, Devletin belirli durumlarla ilgili yasal sınırlar içinde, işçilerinin toplanma ve örgütlenme haklarına saygı göstereceği belirtilmiştir. (33)
Mahkeme'ye göre, Sözleşme'nin 11(2). fıkrası sendika özgürlüğünü örgütlenme özgürlüğünün bir biçimi veya yönü olarak getirdiği halde, bu madde, yapılan bir toplu sözleşmeden doğan menfaatlerden geriye yürürlü olarak yararlanma hakkının Devlet tarafından işçilerine tanınmasını güvence altına almamıştır. (34) Geriye yürürlü menfaatlerden yararlanma hakkı Sözleşme'nin 11(2). fıkrasında öngörülmediği gibi, Avrupa Sosyal Şartında da bulunmamaktadır. Bu tür bir hak, sendika özgürlüğünün etkili bir biçimde kullanılması için kaçınılmaz bir hak değildir; Sözleşme'de güvence altına alınan bir hakka içkin bulunmamaktadır. (34)
Mahkeme'ye göre, başvurucular örgütlenme özgürlüklerini kullanmaya devam etmektedirler. (35)
Mahkeme'ye göre Sözleşme, sendika üyelerinin mesleki menfaatlerinin sendikal faaliyetler yoluyla korunmasını güvence altına aldığı halde, bunu gerçekleştirecek olan araçların seçiminde Devlete takdir yetkisi bırakmıştır. Grev hakkı bu araçların en önemlilerinden biridir, ancak grev hakkı bu araçlardan sadece biridir. Sözleşme'nin 11. maddesinde açıkça yer almayan grev hakkının bazı alanlarda kullanılması, iç hukuk tarafından kısıtlanabilir.[36]
Mahkeme'ye göre Sözleşme, sendika üyelerinin, kendilerinin mesleki menfaatlerini korumak için sendikalar aracılığıyla mücadele edebilmelerinin iç hukukta sağlanmasını gerektirmektedir. Başvurucuların bu olayda böyle bir imkandan yoksun bırakıldıklarını gösteren her hangi bir delil yoktur.[36]
Bu nedenlerle Mahkeme olayda, sendika özgürlüğü bakımından örgütlenme özgürlüğünün ihlal edilmediği sonucuna varmıştır.
II. Sözleşmenin 11. maddesiyle birlikte 14. maddesinin ihlali iddiası
Mahkeme'ye göre, geriye yürürlü menfaat verilmesi, tek başına Sözleşmenin 11(1). fıkrasının kapsamı dışında kalır. Ancak varolan şartlarda, geriye yürürlü menfaat verilmesi, sendika üyelerinin sendikal faaliyetler yoluyla mesleki çıkarlarının korunması hakkı ile bağlantılıdır. Buna göre Sözleşme'nin 14. maddesi konuyla ilgilidir. (39)
Mahkeme'ye göre, başvurucularla greve katılmayan meslektaşları arasındaki farklı muameleyi desteklemek amacıyla Hükümetin belirttiği grev, geriye yürürlü menfaatlerden yararlanmayı engeller ilkesinin uygulanması meşrudur. Devletin, başvurucuların üye oldukları sendikanın üyelerini, üyelikten çekilmeye teşvik etme gibi kötü niyetli veya başka şekilde bir yaklaşıma sahip olduğuna inanmak için hiç bir neden yoktur. Tersine Devlet, çalışanların büyük ve merkezileşmiş sendika federasyonları şeklinde teşkilatlanmaları yönünde bir politikaya sahiptir.[40]
Mahkeme'ye göre, başvurucuların üye oldukları sendikaların temsil edildiği sektörlerde bütün çalışanları geriye yürürlü menfaatlerden yararlandırmak veya yararlandırmamak için bir sebep yoktur.[41]
Mahkeme'ye göre bu olayda, kullanılan araçlarla gerçekleştirilmek istenen amaç arasında orantılı makul bir ilişki kurulması şartına aykırılık yoktur. (42) Buna göre, başvuruculara yapılan farklı muamele, ayrımcılık niteliğinde değildir ve bu nedenle, 14. madde ile birlikte ele alındığında 11. maddeye aykırılık oluşturmaz. Bu nedenlerle Mahkeme olayda sendika özgürlüğü bakımından ayrımcılık yasağının ihlal edilmediği sonucuna varmıştır.
Bu Gerekçelerle Mahkeme Oybirliğiyle,
Sözleşme'nin 11. maddesinin veya birlikte ele alındığında 11 ve 14. maddelerinin ihlal edilmediğine
Karar Vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy