(AİHS m. 10, 50, 53)
Başvuru no: 6538/74
USUL VE ESAS (Özet)
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Esas hakkında verdiği kararda (bk. sıra no. 32) Sözleşmenin 10. maddesindeki ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini tespit etmişti. Geriye, Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması ile ilgili sorun hakkında karar verilmesi kalmıştır.(1-2)
Başvurucular esas hakkındaki yargılama sırasında, Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak her hangi bir miktar belirtmeden, İngiliz mahkemeleri, İnsan Hakları Avrupa Komisyonu ve Mahkemesi önündeki yargılamalar dolayısıyla yaptıkları harcamalar kadar bir miktarın, Birleşik Krallık Hükümeti tarafından kendilerine ödenmesine karar verilmesini istemişledir. Mahkeme esas hakkındaki kararda bu talepleri saklı tutmuştur. Daha sonra başvurucular, 50. maddenin uygulanması ile ilgili olan bu davada Mahkemeye taleplerini bildirmişlerdir. Mahkeme başvurucuların talepleri hakkında üç ay içinde tarafları görüş bildirmeye davet etmiştir.(2)
Başvurucuların talepleri şu şekilde özetlenebilir: a) İngiliz mahkemeleri önündeki yargılamalar için 15 bin 809 Pound; b) İnsan Hakları Avrupa Komisyonu ve Mahkemesi önündeki yargılamalar için 24 bin 760 Pound ve 50. maddenin uygulanması ile ilgili yargılama için ek bir miktar; c) Takdir edilen miktar üzerinden yıllık yüzde on faiz. Başvurucular 10 Ekim 1979 tarihli dilekçilerine 1972den bu yana yaptıkları ödemelerin bir listesini eklemişledir.(6)
Hükümet ilk olarak, adil karşılık hükmünün başvurucuların ulusal mahkemeler veya Komisyon ve Mahkeme önünde yaptıkları masrafların ödenmesini gerektirmediğine; eğer bu kabul edilmezse, İngiliz mahkemeleri önündeki yargılamalar bakımından masrafların Sözleşmenin 50. maddesine göre ödenmemesine ve Sözleşmenin 10. maddesinin ihlalini tespit bakımından yapılan harcamaların ise, ancak gerekli olanlarının ödenmesine karar verilmesini; ödenmesine karar verilen masrafların Komisyonun adli yardım tarifesini aşmayacak şekilde hesaplanmasını istemiştir.(11)
Komisyon temsilcileri esas hakkındaki davada ihlal tespit edilmiş olmasının kendiliğinden bir adil karşılık oluşturmadığını, başvurucuların uğradıkları manevi zararlar için mali bir karşılığa hükmedilmesini ve gerekli hukuki giderlerinin ödenmesine karar verilmesini istemişlerdir.(11)
KARAR GEREKÇESİ (Özet)
I. Genel olarak Sözleşmenin 50. maddesi
Mahkeme önünde Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanabilirliği konusunda bir itirazda bulunulmamıştır. Başvurucuların her biri (Times Newspapers Limited, The Sunday Times haftalık gazetesinin yayıncısı, gazetenin editörü Harold Evans, gazeteden bir grup yazar Harold Evans, Bruce Page, Phillip Kinghtley ve Elaine Potter) Sözleşmenin 25. maddesindeki mağdur kavramının anlamdaşı olan ve Mahkemenin 26 Nisan 1979 tarihli esas hakkında verdiği kararda tespit ettiği Sözleşmeye aykırılıktan doğrudan etkilenerek zarar gören taraflardır (bk. 10.03.1972 tarihli De Wilde, Ooms ve Versyp (50. Md) kararı, parag. 23). İngiliz hukukunun kararın sonuçlarının giderilmesine imkan verdiği de ileri sürülmemiştir. Komisyon temsilcilerinin de belirttiği gibi, ifade özgürlüğüne müdahale şeklindeki ihlalin niteliği bu tür bir giderime elverişli değildir (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte, 10.03.1980 König (50. Md) kararı, parag. 15).(13)
Komisyon temsilcileri, maddi zararların incelenmesine yer olmadığını, ancak başvurucuların uğradıkları manevi zararlar için bir tazminat ödenmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Hükümet buna karşı çıkmıştır. Başvurucuların yaptıkları sunuşlarda, maddi ve manevi zararlara atıfta bulunulmuştur. Ancak, 50. madde bakımından yapılan ilk talep sadece başvurucuların ödedikleri ücretler ve masraflarla sınırlı tutulduğu gibi, başvurucular Ekim 1979da verdikleri mütalaada adil karşılık taleplerini açıkça bu noktalarla sınırlamışlardır. Mahkeme, 50. madde bağlamında normal olarak sadece gerçekten talep edilen noktalara bakar; burada kamu düzeni söz konusu olmadığı için, Mahkeme kendiliğinden başvurucunun başka noktalardan zarar görüp görmediğini incelemez. Buna göre Mahkeme, bu davada sadece ücretler ve masraflar konusundaki talepleri karara bağlamak durumundadır.(14)
Başvurucular masraflar konusunda İngiliz iç hukukundaki kuralın uygulanmasını istemişlerdir. Mahkeme, masraflar için 50. maddeye göre yapılan talebi kabul edecek olursa, bir iç hukuk kuralını uygulayacak değildir. Zarar gören taraf, yaptığı masraflara karşılık hak sahibi değildir: Adil karşılık, gerekli görülürse verilecektir; Mahkeme, kendi takdirine giren bu konu hakkında neyin hakkaniyete uygun olduğuna bakarak karar verecektir.(15)
Hükümete göre 50. madde, başvurucuların İngiltere ve Strasbourg organları önünde yaptıkları masrafların ödenmesini gerektirmemektedir. Hükümet, Mahkemenin daha önce verdiği ihlal tespiti adil bir karşılık oluşturur diyen kararlarına atıfta bulunmuştur (bk. 21.02.1975 tarihli Golder kararı, parag. 46; 23.11.1976 tarihli Engel ve Diğerleri (50. Md) kararı, , parag. 11; 13.06.1979 tarihli Marckx kararı, parag. 68). Mahkeme, Neumeister kararında yaptığı gibi (bk. 07.05.1974 tarihli Neumeister (50. Md) kararı, parag. 43), bu davada da, Sözleşmenin ihlalinin sebep olduğu zararlar ile başvurucu tarafından yapılan masraflar arasında bir ayrım yapmanın gerekli olduğunu kabul eder. Hükümetin göndermede bulunduğu kararlar, birinci konuyla ilgilidir; Mahkemenin genel uygulaması ise, ikinci konuyla ilgili talepleri kabul etmek şeklindedir (bk. 07.05.1974 tarihli Neumeister (50. Md) kararı, parag. 43; Deweer kararı; König kararı (50. Md) kararı). Gerçekten de bir ihlal tespitinin kendiliğinden masraflar için adil bir karşılık oluşturabileceğini kabul etmek zordur.(16)
Hükümet görüşünü desteklemek amacıyla, bu davanın özel niteliklerini sıralamıştır. Bunlardan biri sadece İngilteredeki harcamalarla, öteki ise Strasbourgdaki harcamalarla ilgilidir. Mahkeme bu sorunları aşağıda 19-22 ile 27-28. paragraflarda inceleyecektir; bu aşamada sadece diğer argümanları ele alacaktır.(16)
İlk olarak, Hükümetin dediğine göre, İngiliz yargılaması ortak işbirliğinin bir sonucudur; başvuruculara sorunu ulusal mahkeme önüne getirme fırsatı verilmiştir. Eğer bununla başvurucuların, sonucu bilinmeyen bir sorun için yaptıkları masraflara katlanma riskini kabul ettikleri ifade ediliyorsa, çok miktarda uyuşmazlığın bu nitelikte olduğu ve bu durumun Sözleşmeci Devletlerin hukuk sistemlerinde davayı kazanan tarafın masrafları ödemesini engellemediği söylenebilir. Dahası, başvurucuların uyuşmazlığın tarafı olmayı ne denli istedikleri de kuşkuludur. İngilterede yargılamaya tek alternatif, tartışma konusu makaleyi yayınlamaktan vazgeçmenin dışında, makaleyi yayınlayıp mahkemeye saygısızlıkla ilgili ağır yaptırımlara muhatap olmaktır.(16)
Hükümet ikinci olarak, Lordlar Meclisi tarafından verilen tedbir kararının kapsam ve süre bakımından kısıtlı olduğunu ve 23 Haziran 1976da kaldırıldığını vurgulamıştır. Mahkemeye göre bu durum, başvurucuların Sözleşmenin 10. maddesindeki ifade özgürlüğünün bir kısmından yoksun bırakılmış olmaları gerçeğini değiştirmemiştir.(16)
Hükümet üçüncü olarak, mahkemeye saygısızlıkla ilgili mevzuatta Komisyon ve Mahkemenin küçük oy farkıyla vardığı sonuçlara uygun değişiklik yapma taahhüdüne atıfta bulunmuştur. Mahkemeye göre bu hususlar, bu davada başvurucuların talepleriyle ilgili değildir: İlgili Sözleşmeci Devlet, her halükarda, iç hukukunu Sözleşmenin gereklerine uydurmakla yükümlüdür; öte yandan Sözleşmenin 34 ve 51(2). maddeleriyle Mahkeme İçtüzüğünün 20(1). fıkrasında, Komisyon ve Mahkeme kararlarındaki çoğunluğun büyüklüğüne bir hukuki sonuç bağlanmamıştır.(16)
Mahkeme bu davada genel uygulamasından ayrılmayı gerektirecek şartların bulunmadığına ve buna göre Hükümetin temel görüşünü reddetmeye karar vermiştir.(16)
II. İngilteredeki masraflar
Hükümet İngilteredeki masraflar bakımından ödeme yapılmamasına karar verilmesini istemiştir. Hükümete göre ilk olarak, bu masraflar Sözleşmeye aykırılığın tespiti amacıyla yapılmış değildir; ikinci olarak, eğer masrafların ödenmesine karar verilecek olursa, bu durum başvurucular ile İngilteredeki savcılık arasında tarafların kendi masraflarını karşılamaları yönünde yapılan anlaşmaya da aykırı düşecektir.(17)
Birinci nokta bakımından Mahkemeye göre, başvurucular söz konusu masrafları, Sözleşmede güvence altına alınan ifade özgürlüklerini teyit etme çabası sırasında yapmışlardır. Ayrıca, İngilterede muhakeme yapılması bir bütün olarak, sorunun İnsan Hakları Avrupa Komisyonu önüne taşınabilmesi için bir ön şarttır (bk. 18.06.1971 tarihli De Wilde Ooms ve Versyp kararı, parag. 50; 09.10.1979 tarihli Airey kararı, parag. 18).(18)
İkinci nokta bakımından, İngilteredeki muhakeme masraflarının üstlenilmesi konusunda başvurucu ile Savcılık arasındaki yazışmalar, aralarında bağlayıcı bir anlaşma olduğunu kanıtlamasa da, tarafların daha sonraki tutumları böyle bir anlaşmanın yapılmış olduğunu göstermektedir. Başvurucular Mahkemeye verdikleri dilekçede, böyle bir anlaşmanın varlığını inkar etmemektedirler. Ancak anlaşmanın kapsamı üzerinde görüşler farklılaşmaktadır: Başvuruculara göre, sadece savcılığın giderleri konusunda bir anlaşma bulunmaktadır; Hükümete göre ise anlaşma, muhakemenin sonucu ne olursa olsun, Times Newspaper Limited şirketinin masraflarını da kapsamaktadır.(20)
Mahkemeye göre, bu noktada Hükümetin görüşü daha inandırıcıdır. Times Newspapers Limited, Lordlar Meclisinin savcılık lehine karar vermesi halinde tarafların kendi masraflarını karşılamalarını savcılığa önermiş; bu öneri karşılıklılık, yani davanın başvurucu lehine sonuçlanması halinde de tarafların kendi masraflarını karşılamaları şartıyla savcılık tarafından kabul edilmiştir. Savcılık daha sonra görüşünü değiştirmemiştir.(21)
Taraflar İngilteredeki yargılama masrafları konusunda tamamıyla anlaşmış olduklarından, İngilteredeki masrafları Sözleşmenin 50. maddesindeki adil karşılığa dahil etmek uygun değildir.(22)
II. Strasbourgdaki masraflar
Mahkemenin içtihatlarına göre gerçekten yapıldığı ve gerekli olduğu kanıtlanmayan ve miktar bakımından makul olmayan harcamalar, Sözleşmenin 50. maddesine göre tazmin edilmez (bk. 07.05.1974 Neumeister (50. Md) kararı, parag. 43; 10.03.1980 tarihli König (50. Md) kararı, parag. 24-26).
1. Masraflar gerçekten yapılmış mıdır?
Başvurucular Komisyon önündeki yargılama ve Komisyon temsilcileri ile ilişkileri için adli yardım almamışladır (bk. ve krş. 28.11.978 tarihli Luedicke, Belkacem ve Koç (50. Md) kararı, parag. 15; 13.05.1980 tarihli Artico, parag. 40). Hükümet ve Komisyon tek bir istisna dışında, başvurucuların yaptıkları harcamaların gerçekliğine itiraz etmemişlerdir. Mahkeme diğer harcama kalemleri bakımından fatura sunulmasına gerek görmemiştir.(24)
İtiraz konusu harcama, başvurucuların ve Times Newspaper Limited şirketinin temsilcisi olarak 1974 ile 1979 tarihleri arasında Bay Whitakere dilekçeleri hazırlama, Komisyon önündeki yargılamaya hazırlanma ve katılma ve ayrıca Mahkeme önündeki duruşma için avukata talimatlar verme işleri için ödendiği söylenen 7 bin 500 Pound ile ilgilidir. Komisyona göre, bu çalışmalar bir şirketin hukuk danışmanının normal çalışmaları olup, kendisinin aldığı maaş bunu da kapsamaktadır. Aksine bir delil bulunmadığından Mahkeme, Bay Whitakerin bu faaliyetlerinin, aldığı normal maaşı tarafından karşılandığını varsaymalıdır. Ancak, şirketin bir çalışanı zamanını belirli bir uyuşmazlığa ayırarak, bağımsız bir avukat tarafından yapılabilecek bir iş yapmış ise, aldığı maaşın bir bölümü, bu iş için işverenin yaptığı bir gider olarak kabul edilmesi makul olur. Hükümet ve Komisyon Bay Whitakerin bu davadaki hizmetlerinin, Times Newspaper Limited şirketi tarafından masrafı karşılanacak bağımsız bir avukatın yapabileceği işler olduğuna itiraz etmemiştir. Bu nedenle Mahkeme, 7 bin 500 Pound harcamanın gerçekten yapılmış olduğu sonucuna varmıştır.(25)
3. Masraflar gerekli olarak mı yapılmıştır?
Hem Hükümet ve hem de Komisyon, Strasbourg masraflarının gerekliliği üzerinde görüş belirtmişlerdir. Bunlar sırayla ele alınacaktır.(26)
a) Başarılı olamayan sunuşlar için yapılan masraflar
Hükümet, başvurucuların Komisyon ve Mahkeme tarafından reddedilen uzun sunuşları için yapılan masrafların ödenmemesini istemiştir. Başvurucular ise davalarını en iyi şekilde sunmaları gerektiği ve sunuşların niteliğini ve önemini sonradan değerlendirme yönteminin yanlış olduğunu belirtmişlerdir.(27)
Mahkeme Hükümetin yaklaşımını kabul edemez. Mahkeme Neumeister kararında (bk. 07.05.1974 tarihli Neumeister (50. Md) kararı, parag. 42), başarılı olmuş dilekçeler ile başarılı olmamış dilekçeleri masraf bakımından bir ayrıma tabi tutmamıştır. Adaletin hızlı dağıtılması için, Sözleşme organlarının davayla ilgisi olmayan dilekçelere boğulmaması gerekir ama, bu davadaki sunuşlar böyle değildir. Bu davadaki sunuşların hepsi Lordlar Meclisinin kararının başvurucular için yarattığı durumla ilgili olup Sözleşmenin 10. maddesinin kapsamına girmektedir. Dahası bir avukat, müvekkilinin davasını tam ve en iyi şekilde sunmakla yükümlüdür; açıkça temelsiz ve gereksiz olmadıkça, bir yargı yerinin şu veya bu dilekçeye ne kadar ağırlık ve önem vereceğini önceden kestirmek mümkün değildir.(28)
b) Üç avukata ücret olarak ödenen 12 bin Pound
Hükümet üç avukata ödenen 12 bin Pound ücretin gerekli olmadığını ileri sürmüş, Komisyon ise, bu ücretin ödenmesinin gerekliliğini kabul etmiştir.(29)
Başvurucuların Mahkeme önündeki yargılamada taraf olmadıkları ve avukatların hizmetleri Komisyona yardımcı olmakla sınırlı olduğu gerçek ise de, Komisyon başvurucuları temsil etmediğinden ve kamu yararının savunucusu sıfatıyla Mahkemeye yardımcı olduğundan, başvurucuların yargılamaya bu şekilde katılmalarının yararı açıktır. Avukatların hizmetleri sadece Mahkeme önündeki duruşmalara katılmakla sınırlı olmayıp, kısa bir süre içinde ayrıntılı bir inceleme yapıp sunuş hazırlamayı da içermektedir. Mahkeme bu amaç için kaç avukatın gerekli olduğu konusunda bir görüş belirtmemektedir; ama bir avukatın yeterli olmadığını kabul etmektedir. Bu faktörler dikkate alındığında Mahkeme, 10 bin Pound ödemenin gerekli olduğuna karar vermiştir.(30)
c) Yolculuk ve otel masrafları
Hükümet, başvurucu ve avukatlarının Komisyon ve Mahkeme önündeki yargılamada ve kararın okunmasında hazır bulunma için yaptıkları yolculuk ve otel masraflarının gerekliliğine itiraz etmiştir. Mahkeme bu masraflardan bir bölümünü gerekli görerek kabul etmiştir.(31-35)
d) Ödemeler
Mahkeme, başvurucuların mahkemeye saygısızlıkla ilgili olarak sekiz ülkeden topladıkları mütalaalar için yaptıkları 2 bin Pound ödemenin, Mahkemeye sundukları Thalidomide: Benim Kavgam adlı kitaba ödedikleri 52 Poundun gerekli ödemeler olduğunu kabul etmiştir.(36-38)
Mahkeme diğer masraflar başlığı altında, yukarıda 25. paragrafta tartışılan Bay Whitakere 7 bin 500 Pound, çeviri için 26 Pound, daktilo için 231 Pound, dokümanların taşınması için 40 Pound ve 20 Pound, telefon görüşmeleri için 250 Pound olmak üzere toplam 8 bin 074 Pound ödemenin gerekli olduğuna karar vermiştir.
3. Yapılan masraflar miktar olarak makul müdür?
Gerçekliği ve gerekliliği Mahkeme tarafından kabul edilen masrafların, miktar olarak makul olup olmadığı belirlenmelidir. Hükümet, özellikle avukatlara ödenen ücretlerin İngilteredeki avukatlık tarifesine göre yüksek olduğunu ileri sürmüştür. Ancak, Mahkeme bu sorunu tartışmayacaktır; çünkü Mahkeme Sözleşmenin 50. maddesi bağlamında yapılan hukuki giderler hakkında karar verirken, iç hukuktaki tarifelerle veya standartlarla bağlı değildir (bk. 10.03.1980 tarihli König (50. Md) kararı, parag. 2-23, 25). Mahkeme bu ücretlerin miktarının orantısız olmadığını kabul etmektedir.(41)
Hükümet ayrıca, hükmedilebilecek masrafların Komisyonun adli yardım tarifesindeki miktarları geçmemesi gerektiğini, aksinin kabulü halinde kurala aykırılıkların ortaya çıkacağını ileri sürmüştür. Komisyon temsilcileri de König kararındaki kuşkularını dile getirmişlerdir. König davasında Mahkeme, yapılan masrafların makul olduğunun kanıtlanması halinde tam olarak ödenmesini reddetmemiştir (bk. 10.03.1980 tarihli König (50. Md) kararı, parag. 24). Bu davada Mahkeme, bu çözümden farklı bir çözümü kabul etmesi gerektiğine ikna olmamıştır. Bu nedenle Hükümetin talebini reddetmiştir.(42)
4. Sözleşmenin 50. maddesiyle ile ilgili yargılama
Başvurucular 50. madde ile ilgili yargılama bakımından masraflara 3 bin Pound daha ilave edilmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular bu başlık altında bir ayrıntı vermemişlerdir. Anlaşılan bu konudaki çalışma, Bay Whitaker tarafından yapılmıştır. Yukarıda 25. paragraftaki gerekçelerle bu ödemenin gerçekten yapıldığı kabul edilebilir. Miktar bakımından da 3 bin Pound makuldür.(43)
5. Faiz
Başvurucuların esas hakkındaki kararın (26 Nisan 1979) ve 50. madde ile ilgili kararın verildikleri tarihten itibaren yıllık yüzde 10 faiz hesaplanması konusundaki talepleri hakkında Hükümet ve Komisyon bir görüş bildirmemiştir. 26 Nisan 1979 tarihinde her hangi bir tazminat hükmü yer almadığından bu talep sadece bu dava ile ilgilidir. Ayrıca Birleşik Krallık Hükümetinin Sözleşmenin 53. maddesine göre üstlendiği yükümlülükleri derhal yerine getireceği varsayılabilir. Bu nedenle, bu talebin kabul edilmesi gerekli değildir.(44)
Kararın 30, 31, 33, 35, 40 ve 43. paragraflarında kabul edilen miktarların toplamı 22 bin 626 Pound tutmaktadır.(45)
Bu Gerekçelerle Mahkeme,
1. Üçe karşı on üç oyla, Komisyon ve Mahkeme önündeki yargılamalardaki masraflar için Birleşik Krallık Hükümetinin başvuruculara 22,626.78 Pound ödemesine;
2. Oybirliğiyle, adil karşılıkla ilgili diğer taleplerin reddine
Karar Vermiştir.
SON KARARIN YERİNE GETİRİLMESİ
BAKANLAR KOMİTESİ: DH (81) 2; 02.04.1981
Hükümetin verdiği bilgiye göre: Mahkemenin 26 Nisan 1979 tarihli kararından sonra İngiliz Hükümeti, İngiliz hukukunda Sözleşmenin 10. maddesini ihlal ettiğine karar verilen mahkemeye saygısızlıkla ilgili hükümlerin kaldırılması için hazırlanan yasa tasarısını Parlamentoya sunmuştur. Bu yasa tasarısı, Mahkemenin bu davada yorumladığı İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi hükümleri ile bir çatışmanın meydana gelmesini önleyecek şekilde düzenlenmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy