(AİHS m. 6, 10, 11, 50)
Başvuru no: 6878/75
DAVANIN ESASI (Özet)
I. Dava Konusu Olaylar
Birinci başvurucu Belçika vatandaşı bir hekimdir. Bir gazetede, mesleğin şeref ve haysiyetiyle bağdaşmayan açıklamalarda bulunduğu gerekçesiyle, başvurucunun Tabipler Odası tarafından 28 Ekim 1970te altı hafta süreyle mesleği icradan yasaklanmasına karar verilmiştir. Başvurucunun karara itirazı, 23 Aralık 1970te kendisinin yokluğunda reddedilmiştir. Başvurucunun Üst Kurula yaptığı itiraz 10 Mayıs 1971de, bu karara karşı Temyiz Mahkemesine yaptığı başvuru ise bu mahkeme önünde kendisini temsil edebilecek bir avukat tarafından başvurulmadığı gerekçesiyle 7 Nisan 1972de reddedilmiştir.(9)
Mesleği icradan yasaklama kararı 20 Mayıs 1972de kesinleşmiş, ancak başvuru bu karara uymayıp mesleği icraya devam ettiğinden, Ceza Mahkemesi kendisine hapis ve para cezası vermiş, bu karar 12 Eylül 1973te Üst Mahkeme tarafından onanmış, başvurucunun bu kararı temyizi 25 Haziran 1974te reddedilmiştir.(9)
Mevcut davanın konusu olmayan söz konusu yargılamanın yanında, birinci başvurucu hakkında bir başka yargılama daha sürmüştür. Tabipler Odası, disiplin kurullarının yukarıdaki kararlarını başvurucunun basına duyurmasını ve kurulları eleştirmesini Tabipler Odasına saygısızlık olarak görerek, başvurucunun gıyabında, üç ay mesleği icradan yasaklanmasına karar vermiştir.(10)
Bu karara karşı Üst Kurula yaptığı itirazın reddedilmesi üzerine başvurucu Temyiz Mahkemesine yaptığı başvuruda, Tabipler Odasına zorunlu üyeliğin örgütlenme özgürlüğüne aykırı olduğunu iddia etmiştir. Temyiz Mahkemesi, zorunlu üyeliğin örgütlenme özgürlüğünü ihlal etmediği görüşüyle, başvurucunun iddiasını reddetmiştir.(11)
Başvurucu ayrıca, Anayasanın kişisel haklarla ilgili uyuşmazlık hakkında mahkemeler tarafından karar verilmesini öngörmesine ve olağanüstü yargı yerleri kurulmasını yasaklamasına rağmen, kendisinin kişisel hakları üzerindeki kararın mesleki disiplin organları tarafından verildiğini ileri sürmüştür. Temyiz Mahkemesi, disiplin yargılamasının mahkemelerin görev alanlarına müdahale etmediğini ve disiplin organlarının olağanüstü yargı yerleri olmadığını belirterek, başvurucunun iddiaları reddetmiştir.(11)
Başvurucunun, disiplin organları tarafından aleni yargılama yapılmadığı ve hekimlerden oluşan kurulun bağımsız olmadığı gerekçesiyle Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlal edildiği şeklindeki iddialarını, Temyiz Mahkemesi 3 Mayıs 1974te, Sözleşmenin 6. maddesinin disiplin yargılamasına uygulanabilir olmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.(11)
Temyiz Mahkemesinin kesinleşen bu kararlarına uymayan başvurucu hakkında, Ceza Mahkemesi tarafından 16 Eylül ve 15 Ekim 1974 tarihlerinde hapis ve para cezaları verilmiştir. Başvurucu bu kararlara itiraz etmiştir.(12)
Bu tarihten sonra başvurucu hakkında alenileştirme nedeniyle disiplin yargılamaları ve kararlara uymama nedeniyle ceza davaları açılmıştır. Bunlardan biri, başvurunun 26 Aralık 1975te meslekten ihraç kararıyla sonuçlanmıştır.(13)
İkinci başvurucu ile üçüncü başvurucu da, Belçika vatandaşı hekimlerdir. 20 Ocak 1973te, on üç hekim, başvurucuların, acil durumlarda dahi muayene ücretlerinin sosyal güvenlik kurumunun asgari tarifesiyle sınırlandırılmasının ve genel pratisyen hekimliğin gereksizliğini yazan ücretsiz bir dergiyi evlere dağıtmak suretiyle, meslek kurallarını ihlal ettikleri gerekçesiyle şikayette bulunmuşlardır. Başvurucular disiplin kurulu önünde yaptıkları savunmada, kendi hastalarına ilişkin ücretleri sınırlı tutuklarını ancak acil hastalar için bunun geçerli olmadığını savunmuşlardır. Ayrıca, dergiyi kendilerinin yayınlamadıklarını ve bu dergide meslektaşlarını aşağılayıcı yazılara yer verilmediğini belirtmişlerdir.(15)
19 Mart 1973te bir başka hekim tarafından yapılan şikayette, başvurucuların Tabipler Odasındaki savunmasından iki gün sonra, Tabipler Odasının bekleme salonuna, disiplin soruşturmasını alenileştiren bir yazıyı bıraktıkları belirtilmiştir. Tabipler Odası bu ikinci şikayet hakkında başvurucuları dinlemiş, başvurucular bu durum hakkında kamuyu bilgilendirme haklarının olduğunu söylemişlerdir.(16)
Tabipler Odası 24 Ekim 1973te, başvurucular hakkındaki şikayetlerle ilgili olarak birer aylık mesleği icradan yasaklama kararı vermiştir. İkinci başvurucuya ayrıca kınama cezası vermiştir. Bu kararlar, Kraliyet Kararnamesinin 6(2) ve 16. maddelerine dayandırılmıştır. Üst Kurul 25 Nisan 1975te, ücretler ve dergi dağıtımı konusundaki şikayetler bakımından kararı onamış, diğerleri bakımından reddetmiş ve böylece iki başvurucunun on beş günlük sürelerle mesleği icrada mahrumiyetlerine karar vermiştir. Temyiz Mahkemesi 25 Nisan 1975te başvurucuların temyizlerini reddetmiştir.(17-19)
II. Konuyla İlgili İç Hukuk
1938 yılında kurulan Tabipler Odası, 1967 tarihli kararnameyle yeniden düzenlenmiştir. Bu kararname bütün hekimler için Tabipler Odasına kayıt zorunluluğu getirmiştir. Askeri doktorların sadece askeri görevleri dışında mesleği icra etmeleri halinde kayıt zorunluluğu vardır.(20)
Belçikada Tabipler Odasının yanında, mesleki menfaatleri koruması amacıyla, Hükümetin bu meslekle ilgili kararlar alınması sürecine katılan özel bir dernek de bulunmaktadır.(22)
Tabipler Odası, kamu hukukunda özel kişi statüsüne sahiptir. İl Konseyi, Üst Konsey ve Milli Konsey olmak üzere üç Kuruldan oluşur.(23)
KOMİSYONDAKİ YARGILAMA (Özet)
Birinci başvurucu 28 Ekim 1974te, ikinci başvurucu ile üçüncü başvurucu ise, 21 Ekim 1975te İnsan Hakları Avrupa Komisyonuna başvurmuşlardır.(35)
Başvurucular, Tabipler Odasına üye olma zorunluluğunun ve disiplin organlarının yargı yetkisine tabi olmanın Sözleşmenin 11. maddesini tek başına ve 17. madde ile birlikte ihlal ettiğini, disiplin yargılamaları sırasında Sözleşmenin 6. maddesindeki güvencelerden yararlanamadıklarını, kendilerine verilen disiplin cezalarının Sözleşmenin 10. maddesindeki haber ve düşünceleri iletme özgürlüğünü kullanmaların önlediğini savunmuşlardır.(35)
Komisyon 6 Ekim 1976 ve 10 Mart 1977 tarihli kararlarında her üç başvuru bakımından 10. maddeyle ilgili şikayetlerini ile birinci başvurucunun 28 Ekim 1970 tarihli ilk karar hakkındaki şikayetini kabuledilemez bulmuş, diğerlerini kabuledilebilir bulmuştur.(36)
(Dava, süresi içinde Mahkemenin önüne getirilmiştir.)
KARAR GEREKÇESİ (Özet)
I. Sözleşmenin 10. maddesiyle ilgili şikayet
Başvurucuların 10. maddeyle ilgili şikayetleri, iç hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle Komisyon tarafından kabuledilemez bulunmuştur. Bu nedenle bu konudaki şikayet, Mahkemenin yargı yetkisinin dışında kalmaktadır.(38)
II. Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlali iddiası
Mahkeme öncelikle, bu maddenin uygulanabilirliği sorununu ele almıştır. Mahkeme, buradaki disiplin yargılamasının"suç" yargılaması olarak nitelendirilemeyeceğini tespit ettikten sonra, "kişisel haklar ve yükümlülükler" üzerinde bir "uyuşmazlık" bulunup bulunmadığını incelemiştir. Bu bağlamda Mahkeme, König davasında olduğu gibi, 6. maddenin uygulanabilir olduğu sonucuna varmıştır.(41-50)
Mahkeme daha sonra, iç hukukta uyuşmazlığın ele alındığı Tabipler Odasının değil ama, Üst Kurul ve Temyiz Mahkemesinin Sözleşmenin 6(1). fıkrasındaki şartları yerine getirip getirmediğini incelemesi gerektiğini tespit etmiştir.(51)
Mahkemeye göre, Üst Kurul kişisel bir hakkı etkileyen tedbirleri bütünüyle inceleyebildiği, Temyiz Mahkemesi de bu tedbirlerin hukukiliği hakkında nihai incelemeyi yaptığı için, bu organların "hukuken kurulmuş", "bağımsız" ve "tarafsız" bir "yargı yeri" olup olmadıklarını ve başvurucuya "aleni yargılama" sağlayıp sağlamadıklarını incelemek gereklidir.(54)
Temyiz Mahkemesinin yargı yeri niteliğine sahip olduğu açıktır; Üst Kurulun da bu niteliğe sahip olup olmadığı belirlenmelidir. Üst Kurulun yargısal fonksiyon icra etmesi yeterli değildir. Mahkemenin içtihatlarına göre, ancak yürütmeden ve davanın taraflarından bağımsız olma, üyelerinin atanma süresi, uyguladığı yargılama usulünde güvenceler sağlaması gibi, bir çok şartı yerine getiren bir organa "yargı yeri" denebilir.(55)
Mahkemeye göre, Temyiz Mahkemesi ve Üst Kurul, bu kriterlere uygundur. Bu nedenle Mahkeme, üyelerinin yarısı doktor diğer yarısı yargıçlardan oluşan Üst Kurul ile Temyiz Mahkemesi bakımından bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından yargılanma hakkı nın ihlal edilmediği sonucuna varmıştır.(56-58)
Öte yandan, 6 Şubat 1970 tarihli Kraliyet Kararnamesi, Üst Kurul önündeki hem duruşmaların ve hem de kararların aleniliğini kesin bir dille yasaklamıştır. Mahkemeye göre Sözleşmenin 6(1). fıkrası, aleni yargılamaya bazı istisnalar getirmiş, ancak bunları şarta bağlamıştır. Başvurucularla ilgili olayda bu şartlardan her hangi birinin bulunduğuna dair bir kanıt yoktur. Başvuruculara yöneltilen kötü davranışlar ve başvurucuların Tabipler Odasına karşı şikayetleri, hastaların tedavisiyle ilgili değildir. Mesleki gizlilikle veya hekimlerin ya da hastaların özel yaşamlarıyla ilgili bir durum yoktur. Başvurucuların aleni yargılanma hakları vardır. Başvurucuların bu haklarından açıkça veya zımnen vazgeçmelerini önleyen bir hüküm yoktur; ilgili kişinin rıza göstermesi halinde, bu tür bir disiplin yargılamasının gizli yapılması Sözleşmeye aykırı düşmez. Kaldı ki başvurucular aleni yargılanmayı açıkça talep etmişlerdir.(59)
Öte yandan, Temyiz Mahkemesi önündeki yargılamanın aleni yapılması, bu kusuru gidermeye yetmemektedir. Çünkü Temyiz Mahkemesinin davadaki olayları ele alamayacağı hükme bağlanmıştır. Kişisel haklarla ilgili bir çok uyuşmazlık konusu, Temyiz Mahkemesinin görevi dışında kalmaktadır. Bu nedenlerle Mahkeme, aleni yargılanma hakkı nın ihlal edildiği sonucuna varmıştır.(60)
III. Sözleşmenin 11. maddesinin ihlali iddiası
Başvurucular, Tabipler Odasına üye olma zorunluluğunun, örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğini iddia etmişlerdir. Komisyon ise oybirliğiyle, Tabipler Odasının hukuki niteliği ve kamusal fonksiyonu nedeniyle Sözleşmenin 11(1). fıkrasındaki örgütlerden olmadığını belirtmiştir.(62-63)
Mahkeme öncelikle, Belçika Tabipler Odasının bir kamu hukuku kurumu olduğunu, kişiler tarafından değil ama yasayla kurulduğunu kaydetmiştir. Devlet yapısına entegre olmuş olup, bir çok organında Kraliyet tarafından atanmış yargıçlar görev yapmaktadır. Sağlığın korunması gibi genel menfaati gerçekleştirme amacına hizmet etmektedir. Yasayla kendisine verilen yetkiyle tıbbın uygulanması üzerinde kamusal bir denetim yapmaktadır. Bu görevi çerçevesinde hekimlerin sicilini tutmaktadır. Devletin kendisine verdiği görev gereği, idari olduğu gibi kural koyucu ve disiplin yetkileri de bulunmaktadır.(64)
Mahkemeye göre bu etmenler dikkate alındığında, Tabipler Odası Sözleşmenin 11. maddesi anlamında bir örgüt olarak düşünülemez. Ancak bu maddenin ihlal edilmemesi için, Tabipler Odasının varlığının, hekimlerin başka mesleki örgütler kurmalarını veya bunlara girmelerini engellememesi gerekir. Mahkeme, Belçikada hekimlerin mesleki menfaatlerini korumak için bir çok kuruluş bulunduğunu kaydetmiştir. Bu nedenlerle Mahkeme, Tabipler Odasına üyelik zorunluluğunun örgütlenme özgürlüğüne müdahale oluşturmadığı gerekçesiyle, örgütlenme özgürlüğünün ihlal edilmediği sonucuna varmıştır.(65-66)
IV. Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması
Başvurucuların avukatı, olayda ihlal tespit edilmesi halinde, müvekkillerinin adil karşılık talep ettiklerini ancak, şu anda zararın miktarını belirtebilecek durumda olmadığını ifade etmiştir. Mahkeme, adil karşılık sorununun saklı tutulması gerektiği sonucuna varmıştır.(67)
Bu Gerekçelerle Mahkeme,
1. Beşe karşı on beş oyla, Sözleşmenin 6(1). fıkrasının olayda uygulanabilir olduğuna,
2. Dörde karşı on altı oyla, başvurucularla ilgili olayın davayı her yönüyle görme yetkisine sahip bir yargı yeri tarafından aleni olarak görülmemesi nedeniyle bu maddenin ihlaline,
3. Oybirliğiyle, başvurucuların diğer şikayetleri bakımından 6(1). fıkrasının ve 11. maddenin ihlal edilmediğine
4. Oybirliğiyle, Sözleşmenin 50. maddesi uygulanmaya hazır olmadığından,
a) bu sorunun saklı tutulmasına
b) Mahkeme İçtüzüğünün 50(4). fıkrasına göre bu sorun için dosyanın Daireye gönderilmesine
Karar Vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy