(AİHS m. 5, 50)
Başvuru no: 7215/75
USUL VE ESAS (ÖZET)
Mahkeme, 05 Kasım 1981 tarihli Esas hakkındaki kararında (bk. no. 49), Sözleşmenin 5(4). fıkrasının ihlali edildiğini tespit etmiş, adil karşılık sorununu saklı tutmuştu. Dostane çözüm amacıyla üç konuda görüşmeler yapılmıştır: a) iç hukukun Sözleşmenin gereklerine uygun hale getirilmesi için reform yapılması; b) Sözleşmenin 5(4). fıkrasının ihlali nedeniyle uğranılan zararlar için tazminat ödenmesi; c) yapılan masrafların geri ödemesi. Ancak dostane görüşmeleri olumlu sonuç vermemiştir.(1-10)
KARAR GEREKÇESİ (ÖZET)
I. Giriş
Adil karşılık hükmünün yer aldığı Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanabilirliği konusunda bir itiraz yoktur. Mahkeme, ölen bir kimsenin adil karşılık talebinin, kural olarak en azından maddi zararlar ve masraflar bakımından mirasçıları için sürdüğünü kabul etmiştir (bk. 27.02.1980 tarihli Deweer kararı, parag. 37). Bu bağlamda Mahkeme, başvurucunun ölümünden sonra yakın akrabalarının davaya devam etmek istemelerine rağmen, masraflar dışında, kendi haklarının zarar gördüğünü iddia etmediklerini not etmiştir. Başvurucuların mirasçıları, konuyla ilgili hukuk reformu, zararlara karşı tazminat ödenmesi ve masrafların geri ödenmesi şeklinde adil karşılık talebinde bulunmuşlardır.(10-13)
II. Hukuk reformu
Hükümet bu olayda oluştuğu gibi, Sözleşmeye aykırılığın oluşmasını engelleyen bazı tedbirlerin alınmasının gerekli olduğunu kabul etmiştir. Bu düşünceyle Hükümet, Akıl Sağlığı Yasasında değişikleri içeren yasa tasarısını Parlamentoya sunmuştur. Hükümete göre bu değişiklikler, Mahkemenin 5 Kasım 1981 tarihli kararında bulduğu kusurları giderecektir. Başvurucuların mirasçıları, yasa değişikliğinin ileri bir tarihte yürürlüğe girecek olmasının dışında, bu görüşe katılmışlardır. Görevinin sınırlarını dikkate alan Mahkeme (bk. 18.01.1978 tarihli İrlanda -- Birleşik Krallık kararı, parag. 187 ve 13.06.1979 tarihli Marckx kararı, parag. 58), Sözleşmenin gereklerinin yerinin getirilme amacıyla, Hükümet tarafından bu konuya özgü bir yasa tasarısının hazırlanmış olmasını not etmeyi yeterli görmüştür.(14-15)
III. İhlalin neden olduğu zararların tazmini
Başvurucunun mirasçıları, maddi zararlara karşılık bir talepte bulunmamışlardır. Başvurucunun mirasçıları, "tutulmanın hukukilik denetimine karşı itiraz yolu bulunmamasının farkında olan Xte yarattığı sıkıntı için önemli miktarda tazminat" ödenmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Belirli bir miktar telaffuz etmemekle birlikte, İngiliz Hükümetinin başka davalarda haksız tutma nedeniyle zararlara, ödemelere veya tazminat taleplerine karşı 12 binden 25 bin Sterline kadar değişen miktarlarda ödeme yapmış olmasına dikkat çekmişlerdir. Hükümet ise tazminat taleplerinin yersiz olduğunu belirtmiştir. Hükümete göre Xe sözü edilen sıkıntı verilmiş olsa bile, Xin mirasçılarına tazminat ödemek "gerekli" değildir. Komisyon bir görüş bildirmemiştir.(16)
Mahkeme, 5 Kasım 1981 tarihli Esas hakkındaki kararında, Sözleşmenin 5(1). fıkrasına aykırılık görmediğini ve Xin özgürlükten yoksun bırakılmasının her zaman (e) bendine uygun olduğunu hatırlatmıştır (bk. 05.10.1981 tarihli X. -- Birleşik Krallık kararı, parag. 15-21). Mahkemeye göre, Esas hakkındaki kararda 5(4). fıkrasına ilişkin tespit edilen ihlal de nitelikli bir ihlaldir: Mahkemenin bu karardaki görüşüne göre, "başvurucu tarafından kullanılan habeas corpus usulünün Sözleşmenin 5(4). fıkrasıyla güvence altına alınan hakkın kullanılmasını sağlayacak nitelikte olmadığı" halde, habeas corpus hukuk yolu "acil durumlar için yeterli görülebilir" (bk. aynı karar parag. 58) Bu nedenle, Mahkemenin ihlal tespitiyle bir nedensellik ilişkisi bulunmamaktadır; kişi özgürlüğünden yoksun bırakmadan veya Xin acil bir tedbir olarak hastaneye zorunlu yatırılmasından doğduğu söylenebilecek bir sıkıntı için tazminat verilmesi söz konusu olamaz; adil karşılık gerektirebilecek tek sıkıntı, başvurucunun 1976 Şubat ayına kadar tutulmasının devamı konusunda yeterli hukuk yoluna sahip olmuş olsaydı, çekmemiş olabileceği sıkıntıdır.(17)
Bununla beraber, Xin böyle bir sıkıntıyı çekmiş olduğu kabul edilse bile, sorun çözümlenmiş olmaz. Adil karşılık sadece "gerekli ise" verilebilir ve bu konu, hakkaniyeti dikkate alan Mahkemenin takdirine giren bir konudur (bk. 06.11.1980 Sunday Times kararı, parag. 15).(18)
Bu olayın şartları biraz özeldir. X, başvurusu Komisyon önündeyken Ocak 1979da ölmüştür. Görüldüğü iddia edilen zarar mirasçıları etkilemiş olmayıp, kişisel nitelikte bir zarardır. Mirasçılar, kendilerine verilmiş bir sıkıntı nedeniyle kendi hakları "zarar gören taraf" olarak tazminat talep etmiş değillerdir. Mahkeme tarafından tespit edilen aykırılık söz konusu hastalar için denetim usulüne ilişkindir; mirasçılar akıl sağlığı mevzuatında hızla yapılan değişiklikler nedeniyle memnuniyetlerini belirtmişlerdir. Mahkemeye göre Sözleşmenin 5(4). fıkrasının ihlali suretiyle Xin çektiği bir sıkıntı nedeniyle, Xin mirasçılarına tazminat ödenmesi için bir sebep yoktur. Bu nedenle Sözleşmenin 50. maddesi bakımından adil karşılık olarak tazminata hükmedilmesine gerek yoktur.(19)
IV. Masraflar
Sözleşmenin 50. maddesine göre masraflar, zarar gören tarafça veya onun namına Mahkeme tarafından tespit edilmiş bir ihlali önlemek veya ihlale karşılık bir giderim elde etmek için yapıldıkları takdirde geri ödenebilir (bk. diğerleri arasında yukarıda geçen Neumeister kararı, parag. 43). Ayrıca, masrafların gerçekten ve gerekli olarak yapılmış bulunduğu ve miktar bakımından makul olduğu ortaya konmalıdır (bk. diğerleri arasında yukarıda geçen Sunday Times kararı, parag. 23-42).(20)
Mirasçılar hem iç hukukta yapılan masrafların ve hem de Strasbourg yargılaması bakımından yapılan masrafların geri ödenmesini istemişlerdir.(21)
A. İç hukuktaki masraflar
Mirasçılar, habeas corpus yargılaması için adli yardımdan ödenen miktarın ödenmesini istemişler, ancak Hükümetin bunun bir yararı olmadığını, çünkü bunun bir kamu fonundan bir diğerine gireceğini belirtmesi üzerine, başvurucular bu konudaki taleplerinden vazgeçmişlerdir.(22)
Mirasçılar, Xi Akıl Sağlığı Kurulu önünde ve İçişleri Bakanlığında yapılan toplantıda temsil eden avukat için ödenmesi gereken ücreti istemişlerdir. Hükümete göre Xten avukat tarafından ücret istenmemiş olduğu için, Xin gerçekten avukata ücret ödediği söylenemez.(23)
Mahkeme, Hükümetin görüşüne katılmamıştır. Adli yardım verilmeyen Akıl Sağlığı Kurulu ve İçişleri Bakanlığındaki temsil için avukat, müvekkilinden talimat almış olup, bunlar aynı amaç için yapılmış işlerdir. Avukatın müvekkilinin mali durumunu bilerek ücret talep etmemiş olması anlaşılabilir bir durumdur. Ancak bir alacağın takip edilmemesi, alacağın bulunmadığı anlamına gelmez. Bu nedenle Mahkeme, bu konudaki masrafların X tarafından gerçekten yapıldığına, gerekli olduğuna ve miktar bakımından makul olduğuna kanaat getirmiştir.(24)
B. Strasbourg masrafları
Strasbourg yargılaması için adli yardım olarak 21,160 Fransız Frangı adli yardım olarak ödenmiştir. Hükümet 7,000 Sterlinden adli yardım düşülerek ödenmesini önermiş, mirasçılar bunu kabul etmişlerdir. Mahkeme bu konuda dostane çözüme varıldığını kaydetmiştir.(25-26)
bu gerekçelerle mahkeme,
1. Oybirliğiyle, Strasbourg masraflarıyla ilgili olarak başvurunun mirasçılarıyla Hükümet arasında varılan dostane çözümünün kaydedilmesine;
2. Oybirliğiyle, iç hukuktaki masraflar için Birleşik Krallık Hükümetinin başvurucuların mirasçılarına 324 Sterlin ödenmesine;
3. Bire karşı altı oyla diğer adil karşılık taleplerinin reddine
karar vermiştir.
SON KARARIN YERİNE GETİRİLMESİ
BAKANLAR KOMİTESİ: DH (83) 2; 18.10.1982
Hükümetin verdiği bilgiye göre: İnsan Hakları Mahkemesinin 5 Kasım 1981 tarihli kararından sonra Akıl Hastalığı Yasası ilgili yasada değişiklik yapan tasarı Meclise sunulmuştur.
Değişikliğin amacı Mahkeme tarafından iç hukukta var olduğu tespit edilen kusuru gidermektir. Mahkemenin 18 Ekim 1982 tarihli kararından sonra bu tasarı Meclis tarafından kabul edilmiş olup 30 Eylül 1983te yürürlüğe girecektir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy