(AİHS m. 1, 9, 10, 11, 13, 50)
DAVANIN ESASI (Özet)
I. Dava Konusu Olaylar
Başvurucular, eskiden Britanya Demiryollarında çalışan işçilerdir. Britanya Demiryolları ile üç sendika arasında 1975te bir "kapalı işyeri" sözleşmesi imzalamıştır. Buna göre demiryollarında istihdam edilmek için, bu üç sendikadan birine üyelik şarttır. Başvurucular bu şartı yerine getirmedikleri için, 1976da işten çıkarılmışlardır. Başvurucular, işten çıkarılmalarının, Sözleşmenin 9, 10, 11 ve 13. maddelerini ihlal ettiğini iddia etmişlerdir.(12)
II. Konuyla İlgili İç Hukuk
Kapalı işyeri sözleşmesi esas itibarıyla, sendikalar ile işverenler arasında, belirli sınıftaki işçilerin sendikalardan birine üye olmasını gerektiren bir sözleşmedir. İşveren, böyle bir sözleşmenin yürürlüğe girmesi için işçilerin rızasını almakla yükümlü değildir. Bu sözleşmeler biçim ve içerik olarak önemli farklılıklar gösterir. İşyerine girmeden önce işçilerin sendikaya üye olmalarını gerektiren sözleşmeler olduğu gibi, sıklıkla görüldüğü şekilde, işçilerin sözleşmeden sonra sendikaya üye olmasını gerektiren sözleşmeler bulunmaktadır. Birleşik Krallıkta kapalı işyeri sözleşmesinin uzun bir geçmişi bulunmaktadır. 1980li yıllarda bu sözleşmeler, yaklaşık 5 milyon işçiyi kapsamaktadır.(13)
1971 yılına kadar kapalı işyeri uygulamasına ilişkin mevzuat bulunmadığı halde, 1920den bu yana mahkemeler, sendikaların sendikasız işçilerinin işine son verme, işe alınmalarını engelleme gibi mesleki menfaatlerini tanımışlardır. Kraliyet Komisyonunun sendikalar konusunda 1968de verdiği raporda, kapalı işyeri sözleşmesi içinde bulunan kişilerin durumu ele alınmış ve böyle bir sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra sendikaya üye olmaması nedeniyle işine son verilen kişilerin, sendikaya girmemede haklı sebebi bulunduğunu göstermesi halinde, haksız işe son verme nedeniyle işverene karşı dava kazanıbileceği belirtmiştir.(14)
1971den önce, bir işçiye usulüne uygun şekilde ihbarda bulunulması şartıyla, kendisini sebep göstermeden dahi işten çıkarmak mümkündü. İşçi sadece ihbar tazminatı talep edebilirdi; mahkemeler kendisinin yeniden işe alınmasına hükmedemezlerdi. Bu prensipler, bir işçinin sendikaya girmesi veya girmemesi halinde de uygulanabilirdi.(15)
1971den itibaren yürürlükteki mevzuat değiştirilmiş ve 1971 tarihli Çalışma İlişkileri Yasası, eski common law yaklaşımını önemli ölçüde dönüştürmüştür. Bu yasa öncelikle işçilere, bazı haklı sebepler dışında, haksız yere işten çıkarılmama güvencesi sağlamıştır.(16-17)
Yine bu yasa, bir çok kapalı işyeri sözleşmesini hukuka aykırı kılan özel hükümler getirmiştir. Bu yasa, işe girmeden önce sendikaya üyelik zorunluluğunu hükümsüz kılmanın yanında, her işçiye sendikaya girme ve çıkma hakkı tanımıştır. Bu yasa, sendikaya girme nedeniyle işten çıkarmayı haksız işten çıkarma saymıştır. İngiliz Hükümeti tarafından 1981de hazırlanan bir rapora göre 1971 tarihli Yasa sendikaların önemli ölçüde tepkisiyle karşılaşmış, kapalı işyeri sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulamada işverenler ve sendikalar tarafından engellenmiş olup, eski durum devam etmektedir.(18-20)
Başvurucuların şikayetlerinin ortaya çıktığı dönemde yürürlükte yasal durum şöyledir: 1971 tarihli yasa 1974 tarihinde değiştirilmiş, bu değişiklik kapalı işyeri sözleşmesi yapma yasağını ve işçilerin bir sendikaya üye olmama haklarını mevzuattan çıkarmış, ancak bütünüyle 1971 öncesine döndürmemiştir. Çünkü 1974 değişikliği, haksız işten çıkarmaya karşı korumayı sürdürmüştür. Buna göre bir işçinin "dini inanç" veya "başka bir makul sebep" dışında bir sebeple sendikaya girmek istememesi halinde işine son verilmesi, haksız işten çıkarma sayılmaz.(21)
1974 tarihli yasa ayrıca, iş mahkemelerinin haksız işten çıkarma tazminatına hükmetme yetkisini yeniden düzenlemiş; 1975 tarihli yasayla, yeniden işe almayı tavsiye yerine, karara uyulmaması halinde haksız işten çıkarma tazminatı ödenmesi getirilmiştir.(22)
1976 tarihli yasa değişikliği, yukarıdaki "başka bir makul sebep" hükmünü kaldırmış, böylece sadece "dini inanç" sebebiyle sendikaya girmek istemeyen işçiyi işten çıkarma halinde, haksız işten çıkarma söz konusu olmuştur.(23)
Daha sonra 1978 tarihli İstihdamı Koruma Yasası, haksız işten çıkarma ile ilgili hükümleri yeniden düzenlemiş, 1980 tarihli değişiklik, kapalı işyeri sözleşmesi bulunan hallerde bir işçinin sendikaya üye olmaması halinde işten çıkarılmasını haksız işten çıkarma saymama şeklindeki genel prensip korunmuş, ancak bazı istisnalara tabi tutulmuştur.(24)
KOMİSYONDAKİ YARGILAMA (Özet)
Başvurucular, 26 Temmuz 1976 ve 18 Şubat 1977 tarihlerinde İnsan Hakları Avrupa Komisyonuna yaptıkları başvurucularda, birbirinin aynı şikayetlerde bulunmuşlar ve bir sendikaya üye olmayı makul sebeplerle reddetmelerine rağmen işten çıkarılmalarının, Sözleşmenin 9, 10, 11 ve 13. maddelerini ihlal ettiğini iddia etmişlerdir. Komisyon 11 Temmuz 1977 ve 3 Mart 1978 tarihlerinde kabuledilebilirlik kararı vermiş ve 14 Aralık 1979 tarihli raporunda, 11. maddenin ihlal edildiği, 9 ve 10. maddeler bakımından incelemenin gerekli olmadığı, 13. madde bakımından da bir ihlal bulunmadığı sonucuna varmıştır.(45)
(Dava, süresi içinde Mahkemenin önüne getirilmiştir.)
KARAR GEREKÇESİ (Özet)
I. Sözleşmenin 1. maddesi - Davalı Devletin sorumluluğu sorunu
Hükümet, Mahkemenin başvurucuların iş sözleşmelerinin sona erdirilmesinin Sözleşmenin 11. maddesindeki haklarla ilgili bir müdahale oluşturduğunu tespit etmesi ve müdahalenin ilgili yasaların doğrudan sonucu olarak görülmesi halinde, böyle bir yasayı çıkarmış olma nedeniyle davalı Devletin sorumlu tutulabileceğini belirtmiştir. Komisyon aynı görüşü kabul etmiştir.(48)
Mahkeme önce, Sözleşmenin 1. maddesine göre her Sözleşmeci Devletin, "Sözleşmede ... tanımlanan hak ve özgürlükleri, kendi egemenlik yetkisi içinde bulunan herkes için güvence altına aldıklarını" belirtmiştir. Mahkemeye göre, bu hak ve özgürlüklerden birinin ihlali, ulusal mevzuatın çıkarılmasında bu yükümlülüğe uymamanın bir sonucu olduğu takdirde, ihlalden ötürü Devletin sorumluluğu ortaya çıkar. Bu davaya yol açan olayların yakın sebebi Britanya Demiryolları ile sendikalar arasındaki 1975 tarihli sözleşme olmakla birlikte, başvurucuların şikayet ettikleri muameleyi hukuka uygun kılan şey, o tarihte yürürlükte bulunan iç hukuktur. Bu nedenle, Sözleşmenin ihlalinden ötürü davalı Devletin sorumluluğu bulunmaktadır. Buna göre, Devletin ayrıca işveren olarak da sorumlu tutulabileceğine veya Demiryollarının Devletin kontrolü altında olduğuna dair başvurucuların iddialarını incelemek gerekli değildir.(49)
I. Sözleşmenin 11. maddesinin ihlali iddiası
1. Bu maddedeki hakka bir müdahalenin varlığı sorunu
Mahkeme önündeki savunmaların büyük bölümü, Sözleşmenin 11. maddesinin sendika kurmayı ve üye olmayı da içeren sadece pozitif anlamda bir örgütlenme özgürlüğünü mü, yoksa bir örgüte veya bir sendikaya üye olmaya zorlanmama şeklinde bir "negatif hakkı" da mı güvence altına aldığı sorununa ayrılmıştır. Başvurucular, 11. madde metninde açıkça "negatif hak"ka da işaret edildiğini iddia etmişlerdir. Davalı Devlet ise, Sözleşmenin hazırlık çalışmalarından alıntı yaparak (cilt IV, s. 262), bir sendikaya veya bir örgüte üye olmaya zorlanmama hakkının 11. maddede bilinçli olarak tanınmadığını savunmuştur.(51)
Mahkeme önce, sendika kurma ve sendikaya üye olma hakkının, örgütlenme özgürlüğünün özel bir yönü olduğunu hatırlatmıştır (bk. Ulusal Polis Sendikası kararı, parag. 17, 38). Mahkemeye göre bir özgürlük kavramı, özgürlüğü kullanırken belirli bir ölçüde seçmeyi de içerir. Sendikaya girmeme özgürlüğüne Sözleşmede yer verilmemiş olması, örgütlenme özgürlüğünün negatif yönünün bütünüyle 11. maddenin dışında bırakıldığı ve belirli bir sendikaya üye olmaya her türlü zorlamanın bu maddenin amacına uygun olduğu anlamına gelmez. Sözleşmenin 11. maddesinin, sendika üyeliği alanında her türlü zorlamaya izin verecek şekilde yorumlanması, bu maddenin düzenlemeyi amaçladığı özgürlüğün özünü zedeler (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla beraber, Belçika Eğitim Dili Davası kararı, parag. 5; Golder kararı, parag. 38; Winterwerp kararı, parag. 60).(52)
Mahkeme bir kez daha, bireysel başvurudan kaynaklanan bir davada genel bağlamı yitirmeden, yapacağı incelemeyi, mümkün olduğu kadar önündeki somut olayla sınırlı tutması gerektiğini hatırlatmıştır (bk. Guzzardi kararı, parag. 88). Buna göre bu davada kendisinden kapalı işyeri sisteminin Sözleşme karşısındaki durumunu incelemesi veya yol açabileceği her türlü zorlama biçiminin sonuçları hakkında görüş belirtmesi istenmemiştir; Mahkeme yapacağı incelemeyi, bu sistemin başvurucular üzerindeki etkileriyle sınırlı tutacaktır.(53)
1975 tarihinde yapılan toplu sözleşmenin bir sonucu olarak, başvurucular bir ikilem ile karşılaşmışlardır: ya sendikalardan birine üye olacaklar ya da çalışmaya başladıkları tarihte sendikaya girme zorunluluğu bulunmadığı halde işlerini kaybedeceklerdir. Başvurucular üyelik şartını örgütlenme özgürlüğüne bir müdahale olarak görmüşler, birinci ve üçüncü başvurucu ayrıca sendikaların politikalarına ve faaliyetlerine, birinci başvurucu belirli sendikaların siyasal bağlantılarına karşı çıkmıştır. Başvurucular sendikaya üye olmayı reddettikten sonra işten çıkarılma ihbarı almışlardır. O tarihte yürürlükte olan mevzuata göre işten çıkarılmaları "haklı" sebebe dayanmakta olup, yeniden işe alınma bir yana, tazminat hakları dahi yoktur.(54)
Mahkemeye göre başvurucuların karşılaştıkları bu durum, örgütlenme özgürlüğünün negatif anlamıyla açıkça çelişmektedir. Sözleşmenin 11. maddesinin özgürlüğün negatif yönünü pozitif yönü ile aynı ölçüde güvence altına almadığı kabul edilecek olursa, belirli bir sendikaya üyeliğe zorlama her zaman Sözleşmeye aykırı düşmeyebilir. Ancak, geçim kaynağını kaybetmeyi kapsayan zorlamanın en ağır biçimi olan işten çıkarma tehdidi, bu olayda olduğu gibi, belirli bir sendikaya üye olma yükümlülüğünün başlamasından önce Britanya Demiryollarında çalışmaya başlamış olan kişilere uygulanmıştır. Mahkemenin görüşüne göre böyle bir zorlama, 11. maddede güvence altına alınmış özgürlüğün özüne temas eder. Sırf bu gerekçeyle, her üç başvurucunun bu özgürlüğüne müdahale vardır.(55)
Mahkemeye göre bu davanın bir başka yönü, başvurucuların kendilerinin seçtikleri sendikaya üyeliklerinin kısıtlanmasıdır. Sendikayı seçme ve faaliyette bulunma özgürlüğü fiiliyatta bulunmuyorsa veya pratik bir değeri kalmayacak şekilde azaltılmışsa, bir kimse örgütlenme özgürlüğünden yararlanıyor olmaz (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte Airey kararı, parag. 24).(56)
Mahkemeye göre, başvuruculara sendika seçme ve faaliyette bulunma imkanı tanınmış olduğu kabul edilse bile, kendilerinin tabi oldukları zorlamayı ortadan kaldırmayacaktır; çünkü belirtilen sendikalardan birine üye olmadıkları takdirde işten çıkarılacaklardır.(56)
Dahası, Sözleşmenin 11. maddesi bağımsız bir role ve özel bir uygulama alanına sahip olmasına rağmen, 9 ve 10. maddelerin ışığında ele alınmalıdır (bk. ayrıntılarda farklılıklarla birlikte, Kjeldsen, Busk Madsen ve Pedersen kararı, parag. 52). Başvuruculardan ikisi, sendikaların politikalarına ve faaliyetlerine, biri ise ayrıca iki sendikanın siyasal bağlarına itiraz etmiştir. Diğer başvurucunun itirazı farklı olmakla birlikte, seçme özgürlüğüne önem vermiş ve sendikaya üyeliğin kendisine hiçbir yarar getirmeyeceği sonucuna varmıştır.(57)
Mahkemeye göre 9 ve 10. maddelerin sağladığı kişisel görüşleri koruma, 11. maddede güvence altına alınan örgütlenme özgürlüğünün de hedefleri arasında yer alır. Buna göre, bir kimseyi kanaatleriyle çelişen bir örgüte girmeye zorlamak için başvuruculara yapıldığı türden baskı uygulaması, bu maddenin de özüne temas eder.(57)
II. Müdahalenin haklı olup olmadığı
Hükümet, Mahkemenin 9, 10 veya 11. maddelerden birine müdahale olduğu sonucuna varması halinde, bu müdahaleyi 2. fıkradaki sebeplerden birine göre haklı göstermeye çalışmayacağını açıkça beyan etmiştir. Buna rağmen Mahkeme, bu sorunu resen incelemeye karar vermiştir.(58)
Sözleşmenin 11. maddesindeki bir hakkın kullanılmasına müdahale, "hukuken öngörülmüş" olmadıkça, ikinci fıkradaki meşru amaçlardan birine sahip bulunmadıkça ve bu amaç için "demokratik toplumda gerekli" bulunmadıkça, 2. fıkraya uygun sayılmaz (bk. Sunday Times kararı, parag. 45).(59)
Mahkeme, ilk iki şartla ilgili tam bir savunma yapılmadığını belirtmiş, bu durumda müdahalenin, hukuken öngörülmüş olduğu ve "başkalarının haklarını ve özgürlüklerini" koruma amacı taşıdığı sonucuna varmış, ardından müdahalenin demokratik toplumda gerekliliği sorununu incelemiştir.(60)
Mahkeme, kapalı işyeri sözleşmelerinin çalışma yaşamındaki olumlu sonuçlarını sıraladıktan sonra bu konudaki argümanlar üzerinde yorumda bulunmayacağını, çünkü kapalı işyeri sözleşmesinin kendisini incelemediğini belirtmiştir.(61)
Mahkeme daha sonra, şikayet konusundaki müdahalenin "gerekliliğini" incelemiştir: Britanya Demiryollarıyla yaptıkları 1975 tarihli toplu sözleşmeye taraf olan sendikaların amaçlarını gerçekleştirmek üzere, istihdam için sendika üyeliğinin şart olmadığı dönemde çalışmaya başlayan başvurucuların işten çıkarılmalarını hukuka uygun kılmak, "demokratik toplumda gerekli" midir?(62)
Mahkeme, "gerekliliğin" değerlendirilmesi konusunda Handyside kararındaki prensipleri tekrarlamıştır (bk. Handyside kararı, parag. 49).(63)
Mahkeme yaptığı incelemede, başvurucuların katlandığı zararın izlenen meşru amaçla orantılı olmadığını tespit etmiştir. Mahkemeye göre müdahale, demokratik bir toplumda gerekli olmadığından sendika özgürlüğü bakımından örgütlenme özgürlüğü nün ihlal edildiği sonucuna varmıştır.(64-65)
Mahkeme 9 ve 10. maddeleri, 11. madde bağlamında ele aldığını belirterek, bu maddelerin ihlal edilip edilmediğinin belirlenmesini gerekli görmemiştir.(66)
Mahkeme 11. madde bakımından vardığı sonucu dikkate alarak, 13. maddenin de ihlal edilip edilmediği sorununu incelemeyi gerekli görmemiştir.
V. Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması
Başvurucuların avukatı, Mahkemenin ihlal tespit etmesi halinde başvurucuların adil karşılık talep ettiklerini belirtmiş, bu konudaki kararın ertelenmesini istemiştir.(68)
Mahkeme, sorunun karara hazır olmaması nedeniyle bu konuda karar vermesi için dosyayı Daireye göndermeye karar vermiştir.(69)
Bu Gerekçelerle Mahkeme,
1. Üçe karşı on sekiz oyla, Sözleşmenin 11. maddesinin ihlaline,
2. Oybirliğiyle, olayı 9 ve 10. maddeler bakımından incelemenin gerekli olmadığına,
3. Oybirliğiyle, 13. maddenin ihlal edilip edilmediğine karar vermenin gerekli olmadığına,
4. Oybirliğiyle, Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanmasının karara hazır olmadığına,
a) bu sorunun saklı tutulmasına
b) bu sorunu Daireye göndermeye
Karar Vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy