(AİHS m. 5)
Başvuru no: 7906/77
USUL VE ESAS (ÖZET)
Mahkeme, Esas hakkında verdiği 24 Haziran 1982 tarihli kararda (bk. no. 53), Sözleşmenin 5(4). fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varmış, 50. maddenin uygulanmasıyla ilgili sorunu saklı tutmuştu. Başvurucunun avukatı 20 Ekim 1981 tarihli duruşmada Mahkemeden, Sözleşmenin ihlal edildiğinin tespit edilmesi halinde adil karşılık talep etmiş, "maddi ve manevi zararlar" bakımından hükmedilecek tazminat miktarını Mahkemenin takdirine bırakmış, "ücretler ve masraflar" için daha sonra ayrıntılı bir liste sunmuştu. Başvurucu Mahkemeye gönderdiği dilekçelerde, avukatlar Van Damme ve Beuselincikin kendisi adına hareket etme hakları bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucunun dilekçelerinden ve Hükümetin cevaplarından, taraflar arasında dostane çözüme ulaşılmadığı anlaşılmıştır.(1-7)
KARAR GEREKÇESİ (ÖZET)
Başvurucu, Sözleşmenin 5(4). fıkrasına aykırı koşullarda geçirdiğini iddia ettiği 1,899 gün için, her bir güne 6,000 Belçika Frangı olmak üzere, maddi ve manevi zararları için toplam 11,394,000 Belçika Frangı istemiştir. Başvurucu ayrıca, "hukuka aykırı olarak uzun süre tutulması"nın yol açtığını iddia ettiği "sinir bozukluğu" nedeniyle yüzde 20 oranında sürekli işgöremezliğe uğradığını belirterek, kendisinin sürekli işgöremezliğini değerlendirecek bir doktor tayin edilmesini ve bu başlık altında geçici olarak 100,000 Belçika Frangı ödenmesini istemiştir.(8-10)
Mahkeme 24 Haziran 1982 tarihli kararında, başvurucunun sadece 21 Ocak 1976 - 1 Haziran 1977 ile 21 Aralık 1977 - 18 Mart 1980 tarihleri arasındaki tutulması ele alınmıştır (bk. aynı karar, parag. 34/son). Kararda ayrıca ve her şeyden önce, bu tutma dönemlerinin Sözleşmenin 5(1). fıkrasına uygun olduğu, çünkü bunların "yetkili bir mahkemenin mahkumiyet kararından sonra", "hukuka uygun olarak" ve "hukukun öngördüğü usule göre" gerçekleştirildiği sonucuna varılmıştır (bk. aynı karar, parag. 34-42). Mahkeme tarafından tespit edilen tek ihlal, Sözleşmenin 5(4). fıkrasının gerektirdiği başvurma hakkının bulunmamasından kaynaklanmıştır. Buna göre, bu ihlalin yaratmadığı zararlar dikkate alınamaz.(11)
Mahkemenin 24 Haziran 1982 tarihli kararında tespit edilen tek ihlal bakımından ise, başvurucu Sözleşmenin 5(4). fıkrasında yere alan güvencelerden yararlanmış olsaydı, başvurucunun daha önce salıverilebileceğine işaret eden bir şey yoktur (bk. 10.03.1972 tarihli De Wilde, Ooms ve Versyp kararı, parag. 24). Bu nedenle, başvurucunun maddi tazminat talepleri reddedilmelidir. Öte yandan Mahkeme, başvurucunun bu güvencelerden yararlanamaması nedeniyle, esas hakkındaki kararda saptanan ihlal tespitiyle karşılanamayan manevi zararlara uğradığını kabul etmektedir (bk. ayrıntılarda farklılıklarla birlikte, 18.10.1982 tarihli X. - Birleşik Krallık kararı, parag. 17-19). Mahkeme hakkaniyet esasına göre başvurucuya 20,000 Belçika Frangı ödenmesine karar vermektedir. Başvurucunun avukatı Van Damme, Belçikada başvurucunun salıverilmesi için yaptığı iki başvuru için 186,750 Belçika Frangı ile Komisyon ve Mahkeme önündeki yargılama için 195,000 Belçika Frangı ödenmesini talep etmiştir.(12-14)
Mahkemeye göre, Hükümetin de işaret ettiği gibi bu talepler, Sözleşmenin 50. maddesi bakımından "zarar gören taraf" statüsüne tek başına sahip olan başvurucu (bk. 06.02.1981 tarihli Airey kararı, parag. 13) tarafından değil, bir yıldan fazla bir süredir başvurucu namına hareket etme hakkı bulunmadığı belirtilen avukat tarafından ileri sürülmüştür. Başvurucu dilekçelerinde, söz konusu taleplere yer vermemiş, avukatlarını azledip etmediğini veya onlarla devam edip edemediğini söylememiştir. Hükümetin sağladığı bilgiye göre, başvurucu Belçikadaki işler için avukata ödeme yapmakla yükümlü değildir. Strasbourg yargılaması için başvurucu ücretsiz adli yardım almıştır. Başvurucu ek avukatlık ücreti veya masraf talep etmemiştir (bk. yukarıda geçen Airey kararı, parag. 13). Bu nedenle, avukatın 11 Kasım 1981 tarihli dilekçeyle talep ettiği ödemeler, reddedilmelidir.(15-16)
bu gerekçelerle mahkeme oybirliğiyle,
1. Belçikanın başvurucuya manevi zarar için 20,000 Belçika Frangı ödemesine;
2. Adil karşılık için diğer taleplerin reddine
karar vermiştir.
SON KARARIN YERİNE GETİRİLMESİ
BAKANLAR KOMİTESİ: DH (90) 31; 16.11.1990
Hükümetin verdiği bilgiye göre: 17 Temmuz 1990 tarihinde kabul edilen ve 9 Ağustos 1990 tarihinde yayınlanan Yasa, 1964 tarihli Akıl Kusuru Bulunan ve Suç İşlemeyi Alışkanlık Haline Getiren Faillere dair Sosyal Koruma Yasasının 25 ve 26. maddelerini değiştirmiştir. 17 Temmuz 1990 tarihli yasayla değişik 24. maddeye göre, suça eğilimli olan veya suç işlemeyi alışkanlık haline getiren failler, kamu gözetimine konulmaları ve Adalet Bakanlığının gerekçeli kararıyla tutulmaları halinde, bu karara karşı kendisinin kamu gözetimine konulmasına karar veren mahkemenin bağlı olduğu daireye itirazda bulunabilirler. Bu Daire, bakanlık kararının ya hukuki olduğuna veya hukuki değilse ilgili kişinin salıverilmesine karar verir. Aynı yasanın 25. maddesine göre, bakanlık tarafından kişinin tutulmasına karar verilmesinden itibaren bir yıl geçtikten sonra, bu failler salıverilme talebiyle Adalet Bakanlığına başvurabilir. Bu talep her yıl yenilenebilir. Bakanlığın salıverilme talebini red kararı aleyhine, Yasanın 25. maddesinde öngörülen usul izlenerek mahkemeye başvurulabilir. 17 Temmuz tarihli Yasanın 26. maddesine göre, kamu gözetimine alınan bu failler, Kraliyet Savcılığından bu kararın uygulanmasını son erdirmesini talep edebilirler. Bu talep, cezanın bitmesinden üç veya beş yıl sonra yapılabilir. Her üç veya beş yılda bir bu talep yenilenebilir. Bu talepler, Daire tarafından incelenir. Bu Dairenin kararlarına karşı, 17 Temmuz 1990 tarihli Yasanın 26. maddesini izleyen hükümler gereğince, bir Üst Dairede itiraz edilebilir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy