(AİHS m. 6, 50)
Başvuru no: 8130/78
USUL VE ESAS (ÖZET)
Mahkeme, Esas hakkında verdiği 15 Temmuz 1982 tarihli kararda (bk. no. 54), başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini tespit etmişti. Geriye sadece, Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması sorunu kalmıştı. Başvurucuların avukatı 22 Mart 1982 tarihli duruşmada, Mahkemenin Sözleşmenin ihlal edildiği sonucuna varması halinde, müvekkillerinin yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle uğradıkları zarar ve hukuki giderler için Sözleşmenin 50. maddesine göre adil karşılık istediklerini söylemiş, ancak bir miktar belirtmemişti. Mahkemenin bu sorunu saklı tutmasından sonra, tarafların Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğüne gönderdikleri dilekçelerden, aralarında bir dostane çözüme varamadıkları anlaşılmıştır.(1-5)
Başvurucuların avukatı 6 Ekim 1982 tarihli dilekçesinde, artık başvurucuları temsil etmediğini Mahkemeye bildirmiş; başvurucular da 12 Ekim 1982de avukat von Stackelbergi ettiklerini belirtmişlerdir. Mahkeme, Sözleşmenin 50. maddesiyle ilgili duruşma yapma gereği görmemiştir.(6-7)
Başvurucuların talepleri
Başvurucu Eckle, Sözleşmenin 6(1). fıkrasına uyulmamasından kaynaklanan bütün zararlarını ödetmek amacıyla Rhineland Eyaleti aleyhine açtığı dava hakkında Federal Adalet Mahkemesi tarafından karar verilinceye kadar, bu davada Strasbourg Mahkemesinin karar vermeyi ertelemesini istemiştir. Bay Eckle ayrıca, Mahkemeden mesleki, ekonomik ve mali düzeyinde düşme nedeniyle maddi tazminat olarak 5,049,284 Mark ve 49,284 Mark faiz; manevi tazminat olarak 703,124 Mark; yargılama giderleri ve masraflar için geçici bir hesapla 241,482 Mark ödenmesini, mahkeme masrafı olarak yükletilen 17,193 Mark ödemekten kurtarılmasını ve 16,000 Mark faiz ödenmesini istemiştir. Bayan Eckle ise, maddi tazminat olarak 844,535 Mark, manevi tazminat olarak 421,875 Mark, yargılama giderleri ve masraflar için geçici olarak 93,691 Mark ödenmesini, mahkeme masrafı olarak yükletilen 17,193 Marktan vazgeçilmesini ve 26,007 Mark faiz ödenmesini istemiştir.(8)
KARAR GEREKÇESİ (ÖZET)
I. Kararın ertelenmesi talebi
Başvurucu, 1964 yılında Trier Mahkemesinde açtığı davanın sonuçlanmasına kadar, Mahkemeden karar vermeyi ertelemesini istemiştir. Başvurucuya göre Avrupa Mahkemesi, sadece ulusal mahkemelerin giderim konusunda kesin kararlarını vermelerinden sonra Sözleşmenin 50. maddesini uygulayabilir. Bu konuda Komisyon bir görüş bildirmemiş, Hükümet ise buna itiraz etmiştir.(11-12)
Mahkemeye göre Sözleşmenin 50. maddesi başvurucuya, Alman "iç hukukunun", 15 Temmuz 1982 tarihli kararda tespit edilen "ihlalin sonuçlarını ancak kısmen giderme imkanı vermesi" şartıyla uygulanabilir. Durum burada böyledir. Bir davanın Sözleşmenin 6(1). fıkrasındaki "makul süre"den fazla devam etmesi halinde, bu sorun, niteliği gereği bütünüyle düzeltmeyi (restitutio in integrum) engeller. Bu nedenle, ilgili kişinin talep edebileceği tek şey adil karşılıktır. Mahkeme, bir başvurucu davalı Devlette bir mahkemede dava açsa bile, kendisine yapılan adil karşılık talebini reddetmek zorunda değildir (bk. 10.03.1972 tarihli De Wilde, Ooms ve Versyp kararı, parag. 16 ve 20; 10.03.1980 tarihli König kararı, parag. 15).(13)
Bununla birlikte, Mahkeme tarafından tespit edilen bir ihlalin mağduru, ilk önce iç hukuk düzeninde tazminat almak isterse, ulusal mahkeme tarafından nihai karar verilinceye kadar, hele başvurucu da talep etmişse, Mahkemeyi karar vermeyi ertelemekten alıkoyan hiçbir şey yoktur. Adaletin gereği gibi dağıtılmasının gerekleri, belirli koşullarda böyle bir tutum için ağır basabilir. Ancak bay Eckle Almanyadaki davanın durumuyla ilgili ayrıntılı bilgi vermemiştir; davanın 16 Nisan 1964te, yani Strasbourga başvurduğu 15 Temmuz 1982 tarihinden yaklaşık 13 yıl önce, dolandırıcılık yaptığına dair temelsiz şüphelere rağmen Trier yetkililerinin alacaklıları daveti nedeniyle kendisinin uğradığı zarar için açıldığı belirtilmektedir. Hükümetin verdiği bilgiye göre, bay Ecklein bu davadaki temyizi 27 Nisan 1981de reddedilmiş, karar düzeltme talebini destekleyen dilekçesini 30 Eylül 1982de vermiştir. Mahkemeye göre bu koşullarda başvurucunun davasının, Mahkemenin 15 Temmuz 1982 tarihli kararında tespit edilen "makul süre" ihlalinden kaynaklanan zararı nasıl onaracağını anlamak güçtür. Böylece başvurucunun kararın ertelenmesi talebi, adalet dağıtımına katkıda bulunmayacak, tam tersine engelleyecektir. Dahası başvurucu Mahkemeden tazminat talebinde bulunurken, bu meseleyi tekrar dile getirmemiştir. Bu nedenle Mahkeme, başvurucunun erteleme talebini reddetmektedir.(14)
II. Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması
Başvurucu, maddi kayıpları, manevi zararları ve hukuki giderleri için adil karşılık talebinde bulunmuştur.(15)
A. Maddi zararlar
Bay Eckle, tahkikata uğradığı ve cezaevinde bulunduğu (18 Mart 1967den 11 Ocak 1974e kadar) ve iş yerinin faaliyette bulunmadığı bir dönemde, 250 tane arsasını serbestçe müzakere etmeden satmak zorunda kalmış olması nedeniyle 5 milyon Mark kaybettiğini iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca, 1956-1973 yılları ile 1981 yıllına ait emeklilik için Federal Sigorta Sandığına prim ödemek amacıyla borçlandığı 49,284 Markı yüzde 19 faizi ile birlikte kendisine ödenmesini istemiştir.(16)
Bayan Eckle, Trier yargılamasının gerekli özenle sürdürülmüş olsaydı, mesleki faaliyetlerine 1 Aralık 1974 yerine 1 Aralık 1964te başlamış olacağını ve 1967 yılından itibaren de, tıpkı 1980 yılında başladığı gibi, sigorta temsilcisi olarak kar elde etmeye başlamış olacağını iddia etmiştir. Başvurucu, eşinin ilk kez gözaltına alındığı 18 Mart 1967 tarihinden itibaren gelirden yoksun kaldığını ve maddi kayıplarının toplam 844,535 Mark olduğunu ileri sürmüştür. Hükümet, uğradığı iddia edilen maddi zarar ile Mahkeme tarafından tespit edilen ihlal arasında nedensellik ilişkisi bulunmadığı gerekçesiyle bütün bu taleplerin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Komisyon temsilcisi aynı görüşü ifade etmiştir.(17-19)
Mahkeme bu görüşe katılmaktadır. Mahkemenin 15 Temmuz 1982 tarihli kararı, başvurucuların aleyhinde açılan davaların makul olmayan ölçüde uzun sürdüğünü belirtmekle birlikte, başvurucuların soruşturulmalarının, mahkumiyet ve cezalarının da Sözleşmeyi ihlal ettiği konusunda her hangi bir ima içermemektedir. Bu nedenle dikkate alınacak tek sorun, iki davanın "makul süre"den fazla sürmüş olması nedeniyle vermiş olması muhtemel zarardır. Gerçi, bay ve bayan Eckleın iddia ettikleri maddi kayıplar haklarında açılan takibatın varlığından ve sonuçlarından kaynaklanmıştır. Ancak bu iddia edilen zararların Sözleşmenin 6. maddesine uyulmamasına atfedilebileceği görüşünü destekleyen bir delil yoktur. Buna göre maddi kayıplar için tazminat ödenmesi mümkün değildir.(20)
B. Manevi zararlar
Başvurucular, Trierdeki davanın 1963 sonlarına doğru bitebilecekken, makul olmayan yargılama süresinin 14 yıl üç hafta sürdüğünü belirtmişler, bay Eckle keyfi olarak tutuklu kalmış olmasını da vurgulayarak yıllığı 50,000 Mark olmak üzere toplam 703,421 Mark, bayan Eckle yıllığı 30,000 Mark olmak üzere toplam 421,875 Mark manevi tazminat istemişlerdir.(21)
Hükümet buna itiraz etmiştir. Komisyon temsilcisinin görüşüne göre, açılan cezai takibatlar bay ve bayan Eckleda bir gerilim yaratmış, böylece belirli bir ölçüde manevi zarar doğurmuş olmalıdır; ancak, başvurucuların talep ettikleri miktar çok orantısızdır; makul bir ölçüde tazminat ödenmelidir.(22-23)
Mahkemeye göre başvurucular, davanın makul olmayan ölçüde uzun sürmesinin kendilerinde endişe ve gerilim duyguları uyandırdığını iddia etmiş değillerdir. Dahası o tarihlerde, davaların mümkün olduğu kadar hızlı bir biçimde görülmesi için özel bir çaba göstermemişlerdir (bk. yukarıda geçen Eckle kararı (esas hk), parag. 82 ve 90). Ne var ki "makul süre"nin aşılmış olması, yine de kendileri için dezavantajlar ve uygunsuzluklar yaratmıştır. Trier Mahkemesinin karar gerekçesinde, davanın haddinden fazla sürdüğü için cezada indirime gidildiğinin belirtilmiş olması hatırlanmalıdır (bk. aynı karar, parag. 27, 33, 35, 36 ve 55). Bu durum bay ve bayan Ecklei, Sözleşmenin 25. maddesi bakımından "mağdur" olmaktan çıkarmamakla birlikte, uğrandığı iddia edilen zararın boyutu değerlendirilirken dikkate alınmalıdır (bk. aynı karar, parag. 66-70, 87, 88, 94 ve 95). Başvurucuların ağır hapis cezalarıyla aldıkları da gözden kaçırılmamalıdır (bk. aynı karar, parag. 17 ve 33). Bu etmenleri birlikte ele alan Mahkeme, 15 Temmuz 1982 tarihli esas hakkındaki kararında ihlal tespit etmiş olmasının, Sözleşmenin 50. maddesi bakımından manevi zararlar için yeterli bir adil karşılık oluşturduğu sonucuna varmıştır (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte, 10.121982 tarihli Corigliano kararı, parag. 53).
C. Yargılama giderleri ve masraflar
1. Giriş
Başvurucular, Trier davasının sona ermiş olabileceğini söyledikleri 1963 yılından bu yana, hukuk yollarını kullanmak ve savunma işlemlerinde bulunmak için yaptıkları bütün yargılama giderleri ile masrafların geri ödenmesini istemişlerdir. Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, Sözleşmenin 50. maddesine göre masrafları ve giderleri hak edebilmek için, zarar gören tarafın bu masrafları, daha sonra Komisyon ve Mahkeme tarafından tespit edilen bir ihlalin iç hukuk yoluyla önlenmesini veya düzeltilmesini sağlamak veya bundan dolayı bir giderim elde etmek için yapmış olması gerekir (bk. 25.03.1983 tarihli Minelli kararı, parag. 45). Ayrıca Mahkemenin, yargılama giderlerinin ve masrafların gerçekten, gerekli olarak ve makul miktarda yapılmış olduğuna kanaat getirmiş olması gerekir (bk. aynı yer).(25)
2. Almanyadaki yargılama giderleri ve masraflar
Mahkeme, her iki başvurucunun taleplerini sırasıyla incelemiştir.(26)
(a) Bay Eckle
Bay Eckle bu başlık altında 226,827 Mark ile birlikte 16,000 Mark faiz istemiş, ayrıca ödemekle yükümlü tutulduğu 17,193 Markı ödeme külfetinin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Başvurucu diğer talepleri hakkında miktar belirtmeyi saklı tutmuştur. Hükümete göre ise, başvurucuya sadece 495 Mark ödenmelidir; Komisyon ise, başvurucunun aradaki farkı kanıtlamasına göre 3,525 Mark veya 4,791 ödenmesi gerektiğini belirtmiştir.(27)
Mahkeme, çeşitli avukatlık işlemleri için istenen avukatlık ücretlerini, tespit edilen ihlalle veya hatta davadaki olaylarla ilgili olmadıkları gerekçesiyle reddetmiştir. Ayrıca, miktarı belirtilmeyen bazı yargılama giderlerini de yine bu davayla ilgili görmeyerek reddetmiştir.(28)
Bay Eckle ayrıca, Federal Anayasa Mahkemesine yapılan 7 Ocak 1972 tarihli başvuru için de avukatlık ücreti ve masrafı olarak 1,266 Mark istemiştir. Hükümet bu talebi davayla ilgili görmeyerek, reddedilmesini talep etmiştir. Komisyon temsilcisi ise, başvurucunun ödemeyle ilgili belge sunması halinde, bu talebin karşılanması gerektiğini belirtmiştir.(29)
Mahkeme Komisyonun görüşüne katılmamıştır. Mahkemeye göre başvurucu anayasa şikayetinde Sözleşmenin 6. maddesini ileri sürmüştür; ancak bu şikayetin amacı davayı hızlandırmak olmayıp, sadece tutukluluğu uzun süren bay Ecklenin salıverilmesini sağlamaktır.(30)
Bay Eckle ayrıca, Trier Mahkemenin 17 Mart 1972 tarihli kararına karşı temyiz için avukatlık ücreti ve masraflar için 10,866 Mark istemiştir. Hükümet, bu konuda başvurucunun atadığı avukatın hizmetine ihtiyaç olmadığını, çünkü kendisine adli yardımdan avukat atanmış olduğunu, üstelik verdikleri dilekçede davanın gecikmişliğinden söz etmediklerini belirterek, talebin reddedilmesini istemiştir.(31)
Başvurucunun Federal Adalet Mahkemesi önünde böyle bir itirazda bulunduğu gösteren bir şey olmadığı gibi, kendisi de böyle bir iddiada bulunmamıştır. Ancak Federal Adalet Mahkemesi bu konuya değinmiştir. Mahkeme, Komisyon temsilcisinin görüşüne katılarak 1,000 Mark ödenmesinin yeterli olduğunu kabul etmiştir.(32)
Bay Eckle ayrıca, Trier Mahkemesinin 17 Mart 1972 tarihli kararına ve 19 Şubat Adalet Mahkemesinin kararına karşı anayasa şikayeti için avukatlık ücreti ve masraflar için 10,866 Mark ile Anayasa Mahkemesine sunulan bilimsel mütalaa için 16,000 Mark istemiştir. Hükümet, dört başvuru sebebinden sadece birinin uzun yargılamayla ilgili olduğunu, bu başlık altında başvurucuya sadece 459 Mark ödenebileceğini, bilimsel mütalaanın ise konuyla ilgili olmadığını söylemiştir. Komisyon temsilcisi başvurucuya bu başlık altında 1,500 Mark ödenebileceğini belirtmiştir.(33)
Mahkeme, Hükümete ve Komisyon temsilcisinin görüşüne katılarak, avukatlık ücretlerinin sadece bir kısmının ödenmesine hükmetmiştir.(34)
Hükümet ayrıca, talep edilen avukatlık ücreti ve masraflarının Alman avukatlık ücret tarifesine uymadığını belirtmiştir. Mahkeme bu konuda iç hukuktaki tarifeler veya standartlarla bağlı olmadığını hatırlatmıştır (bk. yukarıda geçen König kararı, parag. 23; 06.11.1980 tarihli Sunday Times kararı, parag. 14). Ayrıca Alman hukuku, Almanyadaki ücret tarifesinin üstünde ücret anlaşması yapmayı engellememektedir. Müvekkili tarafından imzalanmış bir ücret anlaşması olmadıkça, avukat böyle bir anlaşmaya dayanan ücreti talep edemez; ancak Mahkeme, sırf Hükümet istedi diye, bu konuda böyle bir taahhüt için kanıt aramayı gerekli görmemektedir; çünkü avukat ile başvurucu arasında, söz konusu miktarın taahhüdü hakkında bir uyuşmazlık yoktur. Mahkeme bu bağlamda başvurucuya avukatlık ücreti ve masraflar için 1,500 Mark ödenmesini uygun görmektedir.(35)
Öte yandan Mahkeme, ceza davasının uzun sürmesinin hukuki sonuçlarıyla ilgili olarak alınan bilimsel görüş için yapılan ödemenin de başvurucuya ödenmesi talebini, bu konudaki masrafın gerekli olmadığı gerekçesiyle reddetmiştir (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte, yukarıda geçen Sunday Times kararı, parag. 37).(36)
Bay Eckle son olarak, cezaların içtima edilmesiyle ilgili yargılamada kendisini temsil eden iki avukat için 461 Mark ve 1,025 Mark talep etmiştir. Hükümet, bunun Mahkemenin ihlal tespitiyle bir nedensellik ilişkisi olmadığı gerekçesiyle reddedilmesini istemiştir. Komisyon 1,025 Markın ödenmesini uygun bulmuştur.(37)
Mahkeme, Komisyonun görüşüne katılarak, başvurucunun bu yargılamada temsil edilmesinde menfaati olduğunu kabul etmiştir. Bu konudaki 19 Şubat 1976 tarihli kararda Federal Adalet Mahkemesi cezaları içtima ederken, davanın uzun sürmüş olmasının dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir (bk. yukarıda parag. 33). Bu nedenle cezaların içtimaına karar verilmesi bay Eckle bakımından son derece önem taşımaktadır; çünkü bu, Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlaline yol açabilirdi.(39)
Mahkeme bu konuda talep edilen miktarları makul bulmuştur. Bu koşullarda Mahkeme fatura talep etmeyi gerekli görmemiştir.(40)
(b) Bayan Eckle
Bayan Eckle, toplam 89,036 Mark ile faiz olarak da 26,007 Mark istemiş, ayrıca kendisine yargılama gideri olarak yükletilen 17,193 Mark ödemekten kurtarılmasını istemiştir. Hükümet başvurucuya sadece 800 Mark ödenebileceğini, Komisyon temsilcisi ise 3,525 Mark ödenmesinin uygun olacağını söylemiştir.(41)
Mahkeme, ihlal tespitiyle ve hatta davadaki olaylarla bağlantılı olmadığı gerekçesiyle, bazı avukatlık ücret ve masraflarını reddetmiştir.(42)
Bayan Eckle, iki avukatın temyiz yargılamasındaki ücretleri için 10,866 ve 6,000 Mark istemiştir. Hükümet, başvurucunun bu avukatlarla temsilinin gerekli olmadığını, çünkü başvurucuyu uzun bir süre atanmış müdafinin savunduğunu belirterek, bu konudaki taleplerin reddedilmesini istemiştir. Mahkeme yukarıda 32. paragraftaki gerekçelerle, başvurucuya 1,000 Mark ödenmesine hükmetmiştir.(43-44)
Bayan Eckle, yine Federal Anayasa Mahkemesine yapılan anayasa şikayeti için avukatlık ücreti ve masraf olarak 3,000 Mark istemiştir. Hükümet buna 600 Mark ödenmesi gerektiği şeklinde yanıt vermiş, Komisyon temsilcisi ise, 1,500 Mark ödenmesini makul görmüştür.(45)
Mahkeme, yukarıda 35. paragrafta belirttiği gerekçelerle bayan Ecklee bu başlık altında 1,500 Mark ödenmesine karar vermiştir.(46)
Bayan Eckle son olarak, cezaların içtimaı yargılamasında kendisini temsil eden avukatlar için 461 Mark ve 1,025 Mark istemiştir. Mahkeme yukarıda 39 ve 40. paragraflardaki gerekçelerle başvurucunun talebini kabul etmiştir.(47-49)
3. Strasbourgdaki giderler
Strasbourg organlarından adli yardım almayan başvurucuların her biri, Komisyon ve Mahkeme önünde kendilerini temsil eden avukatın ücreti için ayrı ayrı 4,655 Mark talep etmişlerdir. Bayan Eckle ayrıca faiz istemiş, bay Eckleda Sözleşmenin 50. maddesiyle, ilgili yargılamada avukatlık ücreti olarak 10,000 Mark istemiştir. Hükümet, başvurucuların ihlal iddialarından üçünün kabuledilemez bulunması nedeniyle, bu miktarın indirilmesi gerektiğini savunmuştur. Komisyon, 50. maddeyle ilgili yargılama için miktarın 1,000 Marka indirilmesi şartıyla, başvurucuların diğer taleplerinin kabul edilmesini önermiştir.(50)
Mahkeme, Komisyon önündeki yargılama bakımından ücretin indirilmesi görüşüne katılmamıştır. Başvurucuların Saarbrücken yargılamasıyla ilgili olarak Sözleşmenin 6(2) ve 5(3). fıkralarıyla ilgili şikayetlerinin kabuledilebilir bulunmadığı doğrudur (bk. yukarıda geçen Eckle kararı, parag. 61). Bununla beraber ve Hükümetin dayandığı Le Compte, Van Leuven ve De Meyere davasından (bk. 18.10.1982 tarihli adı geçen karar, parag. 21) farklı olarak, mevcut davadaki şikayetler kabuledilebilirlik aşamasında reddedilmiştir. Dahası, Komisyon bu şikayetleri açıkça temelsiz oldukları gerekçesiyle ve esas hakkında bir ön inceleme yapmadan, 5(3). fıkra bakımından şikayetin süresi dışında yapıldığı ve 6(2). fıkra bakımından şikayetin iç hukuk yolları tüketilmeden yapıldığı gerekçesiyle reddetmiştir. Komisyonun kabuledilebilirlik kararından da açıkça anlaşıldığı üzere, bu iki kabuledilebilirlik sorunun incelenmesi, sonunda Hükümetin talep ettiği indirimi gerektirecek kadar karmaşık değildir. Mahkeme bu davanın özel koşulları bakımından, yargılama giderleri ve masrafların başvurucular tarafından önerilen tarzdan daha farklı bir biçimde bölümlendirilmesini de gerekli görmemektedir.(51/1-2)
Sözleşmenin 50. madde yargılamasıyla ilgili olarak talep edilen 10,000 Mark konusunda Mahkeme, bu konuda avukatın daha önce yapılmış bir çalışmayı üst yazıyla iletmekten öteye geçmediğini belirtmiş ve sonuç olarak Komisyonun görüşüne katılarak 1,000 Mark ödenmesine hükmetmiştir. Öte yandan Mahkeme, başvurucuları Komisyon ve Mahkeme önünde temsil eden Profesör Voglerin avukatlık ücreti için talep ettikleri 4,655 Markı makul bulmuş, bu ücret için fatura istemeyi gerekli görmemiştir.(51/3-4)
4. Faiz
Mahkeme bu davanın şartları bakımından Mahkeme, yargılama giderleri ve masraflar için hükmedilen miktarlara faiz uygulanmasını gerekli görmemiştir.(52)
5. Özet
Yukarıda 32, 35, 40, 44, 46, 49, 51. paragraflarda Mahkeme tarafından kabul edilen miktar, her bir başvurucu için 9,641 Marktır.
bu gerekçelerle mahkeme oybirliğiyle,
Davalı Devletin her bir başvurucuya toplam 9,641 Mark ödenmesine ve adil karşılık konusunda diğer taleplerin reddine
karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy