(AİHS m. 6)
USUL (ÖZET)
Mahkeme, 29.05.1986 tarihli Esas hakkındaki kararında (bk. no. 109), sigortadan aylık alan kişinin çalışmaya elverişliliği konusundaki uyuşmazlıkta, kararın dayandığı resmi bilirkişi raporlarının başvurucuya iletilip itirazlarını bildirme fırsatı verilmemesi nedeniyle, Sözleşmenin 6(1). fıkrasındaki adil muhakeme hakkının ihlal edildiğini tespit etmişti. Geriye, başvurucunun talep ettiği adil karşılık nedeniyle, Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması meselesi kalmıştı. Bir dostane çözüme ulaşamayan başvurucu ile Hükümetin konuyla ilgili dilekçeleri Mahkemeye ulaşmıştır.(1-5)
KARAR GEREKÇESİ
6. Sözleşmenin 50. maddesi şöyledir:
"Mahkeme, Sözleşmeci Tarafların resmi makamları veya diğer makamları tarafından verilen bir kararın veya yapılan tasarrufun tamamen ya da kısmen bu Sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklere aykırı olduğu sonucuna varırsa, ve bu Sözleşmeci Tarafın iç hukuku, bu karar veya tasarrufun sonuçlarını kısmen onarmaya imkan veriyorsa ve gerekli gördüğü zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık ödenmesine hükmedebilir."
Başvurucu bu madde gereğince, zararlarına karşılık tazminat ile ücretler ve masrafların geri ödenmesini talep etmektedir.
I. Zararlar
7. Bayan Feldbrugge, Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlali nedeniyle gördüğünü iddia ettiği maddi ve manevi zararları için tazminat talep etmiştir.
A. Maddi zararlar
8. Başvurucu, Sağlık Sigortası Yasasına göre 1978 yılında çalışmaya elverişsiz sayılmış olsaydı veya iki yıl sonra Sanayi Malullüğü Yasasına göre malul sayılmış olsaydı, hak etmiş olacağı tazminatların kendisine ödenmesini istemiştir. 31 Aralık 1986 tarihi itibarıyla, hastalık tazminatları ile malullük aylığı olarak toplam 86,415.01 Gulden talep edilmiştir. Bu miktar, mesleki kuruluşların sosyal güvenlik hukukunun uygulanmasından doğan idari çalışmaları yaptırdığı "Ortak Büro" tarafından hesaplanmıştır (bk. 29.05.1986 tarihli karar, parag. 15).
Bayan Feldbrugge, 31 Aralık 1986 tarihinden sonrası için, çalışmaya tam elverişsizliği nedeniyle, Hollandada aldığı maaşın yüzde 70ini oluşturan malullük aylığını hak ettiğinin kabul edilmesini istemiştir.
Başvurucunun bu talebi esas itibarıyla, kendisinin isteği üzerine bir psikolojik danışmanlık bürosu tarafından yazılan bir rapora dayanmıştır.
9. Hükümet ise, Sözleşmenin ihlali ile iddia edilen zarar arasında bir nedensellik ilişkisi bulunmadığını savunmuştur. Özellikle, Haarlem Üst Kurul Başkanlığı çelişmeli bir usul izlemiş olsaydı, başvurucunun çalışmaya elverişsiz olduğunu ve bu nedenle tazminatları hak edeceğini gösteren hiçbir şey yoktur.
Komisyon, neden ile sonuç arasında bir ilişkinin bulunmadığını belirtmiştir.
10. Mahkeme, Sözleşme ihlal edilmemiş olsaydı, tartışma konusu yargılamanın sonucunun ne olacağı konusunda bir spekülasyonda bulunamaz.
İhlal nedeniyle kaybedilen fırsatlar konusunda ise, bayan Feldbrugge tarafından sunulan iki raporun, konuyu pek az aydınlattığı kaydedilmelidir. Bu raporlar, şikayet konusu olayların üzerinden sekiz yıldan fazla bir süre geçtikten sonra, psikoloji ve ortopedi olmak üzere iki farklı alanda uzman kişiler tarafından hazırlanmışlardır. Her şeyden öte, raporlar birbirleriyle çelişmektedir. Birinci rapora göre, başvurucunun özel yaşamında geçirdiği büyük sıkıntılar, 1978den itibaren, sürekli olarak bir mesleği yürütemeyecek kadar kendisinin sağlığını bozmuştur. Öte yandan ikinci rapora göre ise, 1978 yılında bir başka rapor alınmış olsaydı, Haarlem Üst Kuruluna bağlı iki daimi tıp uzmanı olan bir jinekolog ve bir ortopedik cerrahın vermiş olduğu görüşlerden farklı bir görüşe yol açmayacaktı (bk. 29.05.1986 tarihli karar, parag. 12).
Mahkeme ayrıca bu iki uzmanın, aralarında bayan Feldburggein doktorunun da bulunduğu biri jinekolog ve ikisi genel pratisyen olmak üzere danıştıkları üç meslektaşlarının, bu psikologun görüşünde olmadıkları anlaşılmaktadır.
Kısacası, Mahkemenin önündeki deliller bayan Feldbruggenin, tespit edilen ihlalin muhtemel sonuçları nedeniyle dikkate alınması gereken bir fırsat kaybına uğradığını kanıtlamamaktadır.
B. Manevi zararlar
11. Başvurucu manevi zararlarına karşılık 20,000 Gulden istemiştir. Başvurucu yıllarca, Sağlık Sigortası ve Malullük Yasalarına göre ödenen tazminatların kaybından doğan büyük bir psikolojik gerilim altında yaşadığını belirtmiştir. Başvurucu ayrıca, işsizlik sigortasına (welfare-insurance) göre yapılan ödemelerin sona ermesinden sonra, kendisinin ve ailesinin yaşam tarzını değiştirmeye ve daraltmaya zorlandığını söylemiştir.
12. Hükümete göre, Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlalinin tespiti, bayan Feldbrugge için yeterli bir karşılık oluşturduğundan, tazminat ödenmesi için bir sebep bulunmadığını belirtmiştir. Komisyon temsilcisi bu görüşe katılmıştır.
13. Mahkeme, 29 Mayıs 1986 tarihli kararından sonra yapılan işlemler konusunda Hükümetin verdiği bilgiyi kaydetmektedir. İlk olarak, üst kurul başkanları, bundan böyle her koşulda bireylerin, ilk derece organlarının kararlarına karşı itirazda bulunabileceklerini bildirmişlerdir. İkinci olarak, üst kurullar ile Merkez Üst Kurulunun, Sözleşmenin 6(1). fıkrasını ihlal etmelerini önleyecek bir yasa tasarısı hazırlanmıştır.
Ancak, Haarlem Üst Kurul Başkanlığı önündeki yargılamanın, en azından belirleyici olan nihai aşamada çelişmeli yapılmamış olması ve böylece yargısal usulün temel koruyucularından birini yeterli derecede sağlamamış olduğu gerçeği durmaktadır (bk. 29.05.1986 tarihli karar, parag. 44). Bu noktada bayan Feldbrugge, manevi bir zarara uğramış olmalıdır; bu zarar Strasbourg kararıyla veya davalı Devletin yetkili makamları tarafından alınmış olan veya alınması düşünülen tedbirlerle tam olarak karşılanmamış olmalıdır.
Mahkeme, zararı Sözleşmenin 50. maddesinin gerektirdiği gibi hakkaniyet esasına göre takdir ederek (bk. diğerler kararlar arasında, ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte, 12.02.1985 tarihli Colozza kararı, parag. 38), başvurucuya bu bakımdan 10,000 Gulden tazminat olarak ödenmesine hükmetmektedir.
II. Ücretler ve masraflar
A. Giriş
14. Başvurucu, çeşitli uzman görüşleri ve avukatların yardımıyla ilgili ücretlerin geri ödenmesini istemiştir.
Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, Sözleşmenin 50. maddesi gereğince ücretleri ve masrafları hak edebilmek için, zarar gören tarafın bu masrafları, daha sonra Komisyon ve Mahkeme tarafından tespit edilen bir ihlalin iç hukuk yoluyla önlenmesini veya düzeltilmesini sağlamak veya bundan dolayı bir giderim elde etmek için yapmış olması gerekir (bk. diğer kararlar arasında, 25.03.1983 tarihli Minelli kararı, parag. 45). Ayrıca, ücret ve masrafların gerçekten gerekli olduğu için yapılmış olduğu ve miktar bakımından da makul olduğu gösterilmelidir (aynı yer).
B. Hollandada ödenen ücretler
15. Bayan Feldbrugge, Haarlemm Üst Kurulu veya Merkez Üst Kurulu önündeki yargılamayla bağlantılı olarak masrafta bulunduğunu iddia etmemiştir.
Öte yandan başvurucu üç danışma için, yani kendi doktoruna (27 Gulden), ortopedi cerrahına (475 Gulden) ve psikolojik danışma bürosuna (1,000 Gulden) ödediği miktarların geri ödenmesinin istemiştir.
16. Hükümet temsilcisi veya Komisyon temsilcisi, görüş belirtmemişlerdir.
17. Mahkeme, söz konusu danışmaların hepsinin, Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması konusundaki yargılama bakımından maddi zararların kanıtlanması için yapılmış olduğunu kaydetmektedir; Hükümetin de bu konuda bir itirazı yoktur. Bu koşullarda başvurucunun, doktorlara ve psikologlara ödemiş olduğu 1,502 Guldenin kendisine geri ödenmesi gerekir.
C. Strasbourgda ödenen ücretler
18. Başvurucu, Komisyondan ve daha sonra Mahkemeden adli yardım olarak belirli miktar aldığını kabul etmektedir. Ancak başvurucu, adli yardım alan bir kimsenin mali durumu Strasbourgdaki dava veya başka bir sebeple iyileşmesi halinde, bu kimse adli yardım alabilecek durumu kalmaz; bu nedenle avukatının ücretini ödemek zorundadır. Buna göre bayan Feldbrugge, 48,855.25 Gulden talep etmiştir.
19. Hükümet bu talebin temelsiz olduğunu savunmuştur. Hükümete göre bayan Feldbrugge, avukata bundan fazla ücret ödediğini veya ödemesi gerektiğini kanıtlayamamıştır. Dahası, Mahkemenin içtihatlarına göre, avukat Schuitemaker, kendisi için adil karşılık talep etmek üzere Sözleşmenin 50. maddesine dayanamaz (bk. 10.03.1980 tarihli Luedicke, Belkacem ve Koç kararı ile 13.05.1980 tarihli Artico kararı); ayrıca, müvekkiline verilen adli yardım koşullarını (ücret tarifesi dahil) kendi iradesiyle kabul etmiştir.
Komisyon temsilcisi, başvurucunun Komisyon ve Mahkeme önündeki yargılama için üstlendiği ücret ve masraflarının geri ödenmesini hak ettiğini, fakat Komisyonun bayan Feldbruggea adli yardım verdiği 15 Ekim 1982 tarihli kararının dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.
20. Mahkeme, Hükümet gibi Feldbruggeun, Avrupa Konseyinden 12,627 Fransız Frangı alan avukatına, almaya hak kazandığı zaman, ek ücret ve masraflar için ödeme yaptığını veya yapmayı taahhüt ettiğini söylememişler veya bunu kanıtlamamışlardır (bk. diğerler kararlar arasında, ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte, 25.04.1983 tarihli Van Droogenbroeck kararı, parag. 15).
Öte yandan, geriye bakıp söylenecek olursa, başvurucunun avukatından ücretsiz hukuki yardım alma hakkını kaybettiği iddiasını kanıtlayacak bir delil yoktur. Ayrıca, başvurucunun mali durumunun, Strasbourgdaki dava sırasında veya bu bağlamla ilgili olmayan Mahkemenin manevi tazminata hükmetmesi nedeniyle (bk. yukarıda parag. 13) önemli ölçüde ilerlediğini gösteren her hangi bir şey yoktur.
Bu Gerekçelerle Mahkeme Oybirliğiyle,
1. Hollanda Krallığının başvurucuya manevi tazminat olarak 10,000 Hollanda Guldeni ve danışmanlık ücretleri için 1,502 Gulden ödemesine;
2. Adil karşılık bakımından diğer taleplerin reddine
Karar Vermiştir.
SONKARARIN YERİNE GETİRİLMESİ
BAKANLAR KOMİTESİ: DH (92) 8; 20.02.1992
Hükümetin verdiği bilgiye göre: Üst başvuruyla ilgili 1955 tarihli Yasa, 11 Eylül 1991de kabul edilen ve 1 Ekim 1991de yürürlüğe giren yeni yasayla değiştirilmiştir. 1955 tarihli yasanın 142(1). fıkrası, çalışmaya uygun olup olmama konusundaki uyuşmazlıklar hakkında Üst Kurul Başkanı tarafından verilen karara karşı Kurula yasada gösterilen dört sebepten birine dayanarak itiraz edilebileceğini öngörmekte idi. Eğer itiraz bu sebepten birine girmiyorsa, itiraz kabuledilemez bulunurdu. 1991 tarihli Yasayla değişik 142(2). fıkrasına göre ise, bundan böyle tarafların talebi üzerine, 30 günlük itiraz süresinin dolmasından önce dosyayı inceleme imkanı verilmiştir. Ayrıca değişik 142(5). fıkrasına göre, İtiraz Kurulu, başvuruculara aleni bir duruşmada dinlenme imkanı vermek zorundadır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy