(AİHS m. 6, 50)
Başvuru no: 8658/79
USUL (ÖZET)
Mahkeme, 6 Mayıs 1985 tarihli Esas hakkındaki kararında (bk. no. 100), Avusturya mahkemelerinin Federal Gıda Kontrol Enstitüsü Müdürünü "bilirkişi" olarak dinlediği başvurucu hakkındaki ceza davasındaki şartlar nedeniyle, Sözleşmenin 6(1). fıkrasının ihlal edildiğini tespit etmişti. Geriye sadece Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması sorunu kalmıştı. Başvurucunun avukatı müvekkili adına çeşitli taleplerde bulunmuş, Hükümet temsilcisi bir görüş bildirmediğinden Mahkeme sorun hakkında karar vermeyi saklı tutmuştu. Dostane çözüm konusunda taraflar arasındaki müzakerelerin başarısız kalması nedeniyle, Mahkeme davayı ele almaya karar vermiştir.(1-5)
Başvurucunun avukatı tarafından Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğüne bir kopyası sunulan Avusturya Anayasa Mahkemesinin 28 Kasım 1985 tarihli bir kararında, 1975 tarihli Gıda Yasasının 48. maddesinin birinci cümlesi hükümlerini anayasaya aykırı bulmuştur. Bönisch hakkındaki davada uygulanmış olan bu cümle, Avrupa Mahkemesi tarafından Sözleşmenin 6(1). fıkrasının gerekleriyle bağdaşmaz görülmüştü (bk. yukarıda geçen 06.05.1985 tarihli kararı, parag. 11, 15, 21, 26-27, 31-32, 34).(6)
KARAR GEREKÇESİ
7. Sözleşmenin 50. maddesi şöyledir:
"Mahkeme, Sözleşmeci Tarafların resmi makamları veya diğer makamları tarafından verilen bir kararın veya yapılan tasarrufun tamamen ya da kısmen bu Sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklere aykırı olduğu sonucuna varırsa, ve bu Sözleşmeci Tarafın iç hukuku, bu karar veya tasarrufun sonuçlarını kısmen onarmaya imkan veriyorsa ve gerekli gördüğü zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık ödenmesine hükmedebilir."
Başvurucu Bönisch, maddi ve manevi zararları ile ücretler ve masraflar için adil karşılık istemiştir.
I. Zarar
8. Başvurucu 21 Ocak 1985 tarihli duruşmada, Mahkeme tarafından tespit edilen Sözleşme ihlalinin yol açtığı maddi zararlarının 34,757,214 Şilin olduğunu belirtmiştir. Bu toplam miktar içinde, Bönisch GmbH firmasının ayakta kalabilmesini sağlamak için gerekli finansman desteği, firmanın ticari kayıpları ile kar kaybı, firmanın değerindeki göreli düşüş ile ihraç planlarının iptal edilmesi yer almaktadır.
Başvurucu Bönisch, Yazı İşleri Müdürlüğüne gönderdiği çeşitli mektuplarda, manevi tazminat da istemiştir. Başvurucu, Sözleşmenin 6. maddesindeki koşullarla çelişkili olduğu tespit edilen mahkumiyetinin bir sonucu olarak ve ayrıca hapis cezasının para cezasına dönüştürülmesi talebi ile ceza infazının tecili taleplerinin incelenmesi için geçen zamanın bir sonucu olarak, maddi ve manevi acı çektiğini iddia etmiştir.
Başvurucuya göre, 6 Mayıs 1985 tarihli kararda tespit edilen ihlal, sebep olunan zararları gidermediği için, sadece maddi tazminat yeterli olacaktır. Aynı şekilde Avusturya Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan kişiye özel af (bk. aşağıda parag. 9), kendiliğinden, bir adil yargılama sonucu elde edilen beraatın yerine geçemez.
9. Hükümet, Avusturya makamlarının Anayasa ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde bütünüyle giderim (restitutio in integrum) sağlamaya çalıştıklarını ileri sürmüştür. Bu amaçla Cumhurbaşkanı başvurucunun cezasını af etmeyi uygun bulmuş; verilen cezalar silinmiş ve bay Bönischin adı adli sicilden çıkarılmıştır. Ayrıca, İnfaz Tüzüğünün (Eforcement Regulations) 39(6). fıkrası gereğince infaz süreci durdurulmuştur.
Hükümet, maddi tazminat talebini çok aşırı bulmuştur. Hükümet ayrıca, Mahkeme tarafından tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi ve manevi zarar arasında bir nedensellik ilişki bulunmadığını savunmuştur. Hükümet manevi tazminat ile ilgili olarak, bir ihlal tespitinin bazı durumlarda adil karşılık oluşturduğuna dair Mahkemenin içtihatlarına dayanmıştır. Bu konuda Hükümet, ayrıca yukarıda geçen affa da dayanmıştır.
10. Komisyon temsilcisi mevcut davada nedensellik ilişkisinin varlığını kanıtlamanın ve iç hukuktaki yargılamanın Sözleşmenin 6. maddesinin gereklerine uymuş olsaydı sonucunun ne olacağını söylemenin çok güç olduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte Komisyon temsilcinin görüşüne göre, başvurucunun karşılaştığı bazı ekonomik sonuçların söz konusu maddeye uymamaya atfedilmesinin makul olduğu söylenebilir. Son olarak temsilciye göre, maddi zararlar için bir miktar tazminata hükmedilmelidir; fakat bunun miktarı bay Bönischin talebinden az olmalıdır.
Komisyon temsilcisine göre, manevi zararlara karşı da tazminata hükmedilmelidir, çünkü Cumhurbaşkanının affı bu konuda yeterli değildir.
11. Mahkeme ilk olarak, mevcut olayda sadece, başvurucunun Avusturya mahkemeleri önünde Sözleşmenin 6(1). fıkrasının güvencelerinden yararlanamaması nedeniyle adil karşılığa hükmedilebileceğini not etmektedir (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte, 12.02.1985 tarihli Colozza kararı, parag. 38). Ne var ki eldeki deliler, Sözleşmenin ihlali ile Bönischin mali durumunun kötüleşmesi arasında bir nedensellik ilişkisi bulunduğunu ortaya koymamaktadır. Tabi ki Mahkeme, ihlal meydana gelmemiş olsaydı, iki davanın sonucunu ne olacağı konusunda bir spekülasyon yapamaz. Bununla birlikte Mahkeme, tespit edilen ihlalin potansiyel sonucu olarak başvurucunun zarara uğramış olduğu ihtimalini, gerçekleştirilme olasılığı kuşkulu olmakla birlikte, yine de dikkate alınması gereken fırsat kayıplarını göz ardı edemez (bk. ayrıntılardaki farklılıklarla birlikte 18.12.1984 tarihli Sporrong ve Lönnroth kararı, parag. 25).
Bay Bönisch hiç kuşkusuz manevi zarara da uğramıştır. Başvurucu uzun bir süre, aleyhinde açılmış olan ceza davasının yaratacağı tepkilerin belirsizliği içinde kalmıştır. Her şeyden öte, Federal Gıda Kontrol Enstitüsü Müdürünün bu davalarda oynadığı başat rol (bk. yukarıda geçen Bönisch kararı, parag. 33-34), başvurucuya eşitsiz bir muamelede bulunulduğu hissini vermiş olmalıdır.
12. Avusturya Anayasa Mahkemesinin 28 Kasım 1985 tarihinde, 1975 tarihli Gıda Yasasının 48. maddesinin birinci cümlesini iptal etmiş olması (bk. yukarıda parag. 6) bu hükmün uygulanmasının yarattığı sonuçlara Bönischin katlanmış olduğu gerçeğini değiştirmemektedir.
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin 6 Mayıs 1985 tarihli kararı ve başvurucuya sağlanan aftan her hangi biri, söz konusu zararı tam olarak karşılamamıştır.
13. Yukarıda sözü edilen zararın unsurları kesin bir hesaba imkan vermediğinden, Mahkeme bunları Sözleşmenin 50. maddesinin gerektirdiği gibi hakkaniyet esasına göre birlikte ele almıştır (bk. yukarıda geçen Colozza kararı, parag. 38 ve yukarıda geçen Sporrong ve Lönnroth kararı, parag. 32). Buna göre Mahkeme Bönische 700,000 Şilin ödenmesine hükmetmiştir.
II. Ücretler ve masraflar
14. Başvurucu ücretler ve masraflara karşılık, ulusal mahkemeler önündeki iki dava için 127,530 Şilin, Sözleşme organları önündeki yargılama için 374,861 Şilin talep etmiştir.
Hükümet, yeterli bir miktarı ödemeye hazır olduklarını belirtmiştir. Hükümet başvurucuyla bu konuda bir dostane çözüme ulaşmak için çaba göstermiş, fakat görüşmeler sonuçsuz kalmıştır. Hükümet, Bönishin avukatı bay Roesslerin istediği ücretin, idare tarafından izlenen ücret-etki ve masrafın kapsamı prensiplerine uygun olmadığını belirtmiştir. Buna rağmen Hükümet, avukat Roesslere 100,000 Şilin ön ödemede bulunmuştur.
Komisyon bu konuda bir görüş belirtmemiştir.
15. Mahkeme, kendi içtihatlarından çıkan prensipleri uygulayarak, ücretler ve masrafların gerçekten ve gerekli olarak yapılmış olup olmadığını ve miktar bakımından da makul olup olmadığını düşünmek durumundadır (bk. diğerler kararlar arasında 13.07.1983 tarihli Zimmermann ve Steiner kararı, parag. 36).
Başvurucu iç hukuktaki yargılamayla ilgili bir makbuz sunmamıştır. Bu nedenle, Mahkemenin tespit ettiği ihlalin Avusturyada önlenmesi veya giderilmesi için hangi giderlerin yapıldığını takdir etmek güçtür (bk. yukarıda geçen Zimmermann ve Steiner kararı, parag. 36). Bununla birlikte Enstitü Müdürü ile aynı koşullarda uzmanın mahkemede dinlenmesini sağlamak veya ihlalin etkilerini daraltmak amacıyla, bazı mahkeme giderleri ile uzman ücretleri ödenmiş olmalıdır (bk. yukarıda geçen Bönisch kararı, parag. 14 ve 18).
Sözleşme organları önünde yapılan masrafların gerçekten yapıldığı konusunda bir tereddüt yoktur; ancak bu giderlerin miktarının makul olup olmadığı ve hepsinin gerekli olarak yapılıp yapılmadığı konusunda tereddüt vardır. Aslında talep edilen ücretler çok yüksektir; bu tür taleplerin kendisi, insan haklarının etkili bir şekilde korunmasını ciddi bir surette zedeleyebilir (bk. 18.10.1982 tarihli Young, James ve Webster kararı, parag. 15). Ancak Sözleşme organlarının önündeki yargılamanın uzunluğu (altı yıldan fazla) da dikkate alınmalıdır.
Bu koşullarda Mahkeme, talep edilen miktarın tamamının ödenmesine hükmedememektedir. Mahkeme hakkaniyet esasına dayanarak, başvurucunun 300,000 Şilin ücret ve masrafının geri ödenmesini hak ettiğini düşünmektedir; bu miktardan Hükümet tarafından ödenmiş 100,000 Şilin düşülmelidir.
Bu Gerekçelerle Mahkeme Oybirliğiyle,
1. Davalı Devletin başvurucuya zararları için 700,000 Şilin ödemesine;
2. Davalı Devletin başvurucuya ücretler ve masraflar için 300,000 Şilinden Hükümet tarafından ödenen 100,000 Şilin düşülerek ödemesine
Karar Vermiştir.
SONKARARIN YERİNE GETİRİLMESİ
BAKANLAR KOMİTESİ: DH (87) 1; 16.01.1987
Hükümetin verdiği bilgiye göre: Bönisch davasına konu olan Gıda Yasasının hükümleri aynı içeriğe sahip bir başka davada Avusturya Anayasa mahkemesi tarafından Anayasa aykırı bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi bu kararına destek olarak İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin 6 Mayıs 1985 tarihli (Bönisch - Esas hk) kararını göstermiştir. Anayasa mahkemesinin kararıyla söz konusu yasa hükümleri 21 Ekim 1986 tarihinden itibaren yürürlükten kalkmıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy