(AİHS m. 10, 50)
Başvuru no: 8734/79
USUL VE ESAS (ÖZET)
Mahkeme, Esas hakkında verdiği 25 Mart 1985 tarihli kararda (bk. no. 97), başvurucunun mesleki konulardaki bazı beyanlarını genel basında tekrarlamasını kısıtlayan ulusal mahkeme kararı nedeniyle, Sözleşmenin 10. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmişti. Geriye, Sözleşmenin 50. maddesinin uygulanması sorunu kalmıştı. Taraflar konuyla ilgili taleplerini ve görüşlerini Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğüne iletmişlerdir.(1-4)
Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğü 16 Aralık 1985te, "kısmi dostane çözüm"e ulaşıldığına dair başvurucunun avukatından bir yazı almıştır. Buna göre davalı Devlet, başvurucunun 25 Temmuz 1985 tarihli dilekçesindeki tazminat talebine karşılık olarak 28,000 Alman Markı ödeyecektir. Ancak bu kısmi dostane çözüm, başvurucunun 26 Ağustos ve 1 Ekim 1985 tarihli dilekçelerindeki tazminat talebini kapsamamaktadır. Bu konuda Mahkemenin karar vermesi istenmiştir.(5-6)
KARAR GEREKÇESİ
07. Sözleşmenin 50. maddesine göre:
"Mahkeme, Sözleşmeci Tarafların resmi makamları veya diğer makamları tarafından verilen bir kararın veya yapılan tasarrufun tamamen ya da kısmen bu Sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklere aykırı olduğu sonucuna varırsa, ve bu Sözleşmeci Tarafın iç hukuku, bu karar veya tasarrufun sonuçlarını kısmen onarmaya imkan veriyorsa ve gerekli gördüğü taktirde zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık ödenmesine hükmedebilir."
08. Mahkeme esas hakkında karar verdiği 25 Mart 1985 tarihinden sonra, Hükümet ile başvurucu arasında kısmi bir dostane çözüme varıldığına dair kendisine bilgi verilmiştir. Bu çözüm, başvurucunun 25 Temmuz 1985 tarihli dilekçesinde ileri sürdüğü ücretler ve masraflar ile kazanç kayıplarıyla ilgili olup (bk. yukarıda parag. 5), toplam 27,491.96 Alman Markı ve faizdir. Varılan dostane çözümün hükümlerini ve Komisyon temsilciliğinin her hangi bir itirazının bulunmaması dikkate alan Mahkeme, bu anlaşmanın Mahkeme İçtüzüğünün 53(4). fıkrasındaki "hakkaniyete uygun nitelikte" olduğu sonucuna varmaktadır. Buna göre Mahkeme, anlaşmayı kayda geçer ve bu taleplerle ilgili kısmı bakımından, davanın düşmesine karar verir.
09. Başvurucu ayrıca, ulusal mahkemelerde kendisine karşı açılmış davaların, bu davanın kamuoyunda tartışılmış olmasının, bu koşullarda bir kalp krizi geçirmiş bulunmasının ve bu davanın Sözleşme organları önünde görülme tarzının bir sonucu olarak, uğradığını iddia ettiği manevi zararlar nedeniyle de tazminat istemiştir. Başvurucu 28 Ağustosta, tazminat miktarının tespitini Mahkemenin takdirine bıraktığını söylemiş, fakat bu miktarın 1 Marktan daha az olmamasını istemiştir. Başvurucu 7 Ekim tarihli dilekçesinde ise, sembolik bir tazminat istemediğini belirtmiş, uğradığı manevi zararı 50,000 Mark olarak değerlendirmiştir.
Hükümet, bu talepleri temelsiz görerek reddedilmesini istemekle birlikte, önce bu taleplerin kabuledilebilirliği sorununu ortaya atmıştır. Hükümete göre Barthold bu taleplerini, Mahkeme Başkanının belirlediği süreden sonra, yani 25 Temmuz 1985ten sonra ileri sürmüştür; ayrıca başvurucu ne sürenin uzatılması talebinde bulunmuş ve ne de bu konudaki dilekçesine eklemede bulunma hakkını saklı tutmuştur.
Komisyon Temsilcisi bu konuda bir görüş belirtmemiştir.
10. Mahkeme, başvurucunun taleplerinin kabuledilebilirliği sorunu üzerinde karar vermeyi gerekli görmemektedir. Her halükarda başvurucunun geçirdiği kalp krizi, Mahkemenin 25 Mart 1985 tarihli kararında tespit ettiği Sözleşmenin 10. maddesinin ihlaline bağlanamaz; ulusal mahkemeler ile daha sonra Komisyon ve Mahkeme önünde yürütülen yargılama, kendisine belirli bir ölçüde manevi zarar vermiş olmuş olsa da, olayın özel koşulları içinde yukarıda geçen karar, kendisine bu başlık altında Sözleşmenin 50. maddesi bakımında yeterli bir adil karşılık sağlamış durumdadır (bk. ayrıntılarda farklılıklarla birlikte, 28.05.1985 tarihli Abdulaziz, Cabales ve Balkandali kararı, parag. 96).
Bu gerekçelerle mahkeme oybirliğiyle,
1. Başvurucunun 25 Temmuz 1985 tarihli dilekçesindeki talepleri bakımından davanın düşmesine;
2. Başvurucunun diğer talepleri konusunda ise, 25 Mart 1985 tarihli kararın, Sözleşmenin 50. maddesi bakımından yeterli bir adil karşılık oluşturduğuna
Karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy